10 Şubat 2011

Mükemmelin Monotonluğu

Çok kolay ve faydalı bir iştir aslında klişe olmak. Çünkü moda söylemleri tekrarlamak hem kolaydır hem de bu tip söylemler karizmayı çizmez. Aksine durup dururken herkesin konuştuğu bir isim yapar sizi. Aynı son yıllarda ATP Tour'un veteranından faaline hemen her oyuncusunun ''Federer ve Nadal devri'' hakkında fikir beyan etmesi gibi.

Kervana Tsonga da katılmış. Tenisin Muhammed Ali'si ''Federer ve Nadal devri bitmiştir.'' diyor ve ekliyor: ''Federer ve Nadal artık tek başlarına değiller.''

Federer ve Nadal devrinin bittiğini söyleyen çok olmasına çok da yeni devrin adını koyabilenine henüz rastlayamadık. Rastlayamadık çünkü erkek tenisinde yeni bir devrin altına imzasını atabilecek kapasitede genç bir raket yok. Tüm meselenin ana kaynağı da aslında tam olarak burası. Çünkü tenisin doğal sürecinde gerçekleşen birtakım olaylar neticesinde yapılan yorumlar bunlar. Yoksa çığır açan bir gelişme halihazırda mevcut değil.

Arkadaşlar öyle bir seviye yakalamışlar ki yani sormayın gitsin. Şöyle söyleyelim: 2004 Avustralya Açık'tan itibaren bugüne kadar oynanan 29 Grand Slam'in 24'ü bu ikili arasında paylaşılmış. Bu yılki Avustralya Açık'ta Djokovic ile Murray final oynamış ki, bu maça gelene kadarki en yakın hem Federersiz hem de Nadalsız bir final 3 yıl öncesine tekabül ediyor! Hal böyle olunca da insanlar bu iki raketten birinin en ufak bir sendelemesinde yaygara koparmaya başlıyor. Çünkü öbür türlüsü, yani yeni nesil bir raketin bu devrin sonunu başlatması düşüncesi daha önceki tecrübeler neticesinde pek mümkün görünmüyor, ütopik geliyor.

Kimse kimseyi kandırmasın. Şu turda Del Potro'yu tenzih etmek gerekirse üst düzey oyunculardan hiçbiri bunu başarabilecek minimum yetenek, mental güç, devamlılık ve geleceğe sahip değil. Ne yetenekli olmalarına rağmen bir türlü istenen randımanı veremeyen Djokovic ve Murray'nin ne de Soderling ve Berdych gibi 25 yaş üstü adamların becerebileceği bir iş Federer ve Nadal devrini bitirmek. Del Potro toparlanma sürecini hızlı geçirmeyi bir şekilde başarıp kaldığı yerden devam edebilir mi bilemem; ama öbür türlü bu devirden sıkılanlar için yeni bir raket çıksın diye dua etmekten başka çare görünmüyor.

Daha 2,5 ay evvel ATP Dünya Turu Finallerinin en yaşlı oyuncusu Federer'e sordular yeni tenisçilerden kim Grand Slam kazanabilir diye. Ustanın verdiği yanıt aynen şu şekilde: ''Ben de kendime bunu sorup duruyorum.'' Federer bunu derken bu oyunculardan hangisi ''Ben varım işte.'' diyebildi acaba içinden? Veya şöyle sorayım: devri bittiği söylenen adam sezon sonu turnuvasında Djokovic ile Murray'i terlemeden yenip şampiyon oluyorsa hangi devrin başladığından nasıl söz edilebiliyor?

Şu an için erkek tenisinde Federer ve Nadal'dan sonrasının görünmediği her aklı selim insanın bildiği bir gerçek. O yüzden suni gündem yaratmanın alemi yok. Az laf, çok iş!

Hiç yorum yok: