4 Aralık 2011

Çıkmaz Sokaktan Mutlu Sona

 ,
 Grand slamler, hiç kuşku yok ki tenisin önem derecesi en yüksek turnuvaları. Zira profesyonel bir tenisçinin en büyük hayalidir bu dört turnuvanın en az birinde şampiyon olmak. Teniste hiçbir başarı, bir grand slam şampiyonluğunun yerini dolduramaz. Dört yılda bir düzenlenen olimpiyatlar ve dünya kupalarının aksine tenisin en büyük organizasyonları olan bu turnuvalardan her yıl dört tane var. Böylesine büyük turnuvalarda şampiyonluk elde etmek ve o yüce makama kurulmak her baba yiğidin harcı değil elbette. Aksine bu, çok özel, zor ve farklı bir iş. Evvela iki hafta gibi uzun bir süreye performansınızı yaymanız ve kendinizi bu farklı motivasyona alıştırmanız gerekiyor. Hâl böyle olunca da birtakım psikolojik ve mental eşiklerin oluşması da kaçınılmaz. Bu yazıdan da anlayabileceğiniz gibi 2000 yılından sonra elde edilen grand slam şampiyonluklarında üç kritik eşik var: 4. turlar, yarı finaller ve tabii ki finaller.

 GUSTAVO KUERTEN

 Kariyerinde elde ettiği üç grand slam şampiyonluğunun tamamına Roland Garros'ta ulaşan ve 2001'deki son şampiyonluğunun ardından Fransa Açık aşkını toprağa kazıyan Guga'nın aynı turnuvanın 4. turundaki muhteşem geri dönüşü... Efsane raket Kuerten'in 4. turdaki rakibi, kariyerinde şu ana kadarki en iyi grand slam derecesine o turnuvada ulaşan Birleşik Amerikalı raket Michael Russell'dır. Herkesin Guga'dan rahat bir galibiyet beklediği maçta Russell, son şampiyon karşısında ilk iki seti 3-6 ve 4-6'lık skorlarla kazanmayı başarır. Üçüncü sette de skor 5-3 Russell'ın lehine geldiğinde büyük bir sürpriz gerçekleşmek üzeredir. Bu noktada bir maç puanı çeviren Brezilyalı Kuerten, adeta yeniden hayat bulur ve 7–6(3), 6–3 ve 6–1'lik setlerin ardından bu maçı kazanıp şampiyonlukla sonuçlanacak yürüyüşüne devam eder.

 JENNIFER CAPRIATI

 2002 Avustralya Açık'ta Jennifer Capriati ile Martina Hingis'i karşı karşıya getiren mücadele, tek bayanlarda en çok maç puanının harcandığı grand slam finali olarak tarihe geçecekti. İlk seti 6-4 kazanan Hingis, ikinci sette 5-3 ve 6-5 öndeyken üç, 9-7 kaybettiği tie-breakte de bir kez olmak üzere toplam 4 şampiyonluk puanını değerlendiremediği maçı Capriati'ye 7-6(7) ve 6-2'lik setlerle kaybetti ve grand slam şampiyonluğundan oldu. Kariyerinin ilk grand slam zaferine bir önceki yıl yine burada ve yine finalde Hingis'i yenerek ulaşan Capriati bu başarısını yine tekrarlarken bu epik finali kaybeden Hingis, kariyerindeki dramatik mağlubiyetler serisine bir yenisini daha ekledi.

 ANDY RODDICK

 Kariyerinde şu ana kadar çıktığı 5 grand slam finalinin 4'ünü aynı kişiye, Roger Federer'e, kaybeden Roddick'in makus talihine nispet yaparcasına yarı finalde maç puanı çevirip şampiyonlukla tamamladığı bir grand slam turnuvasıydı 2003 Amerika Açık. Kendi evinde düzenlenen sezonun son grand slam turnuvasında yarı finale yükselen Roddick'in karşısında bir önceki yıl Wimbledon'da final oynayarak Arjantin halkının kendisinden beklentisini bir hayli artırmış olan David Nalbandian vardı. Mücadelenin ilk iki setini kazanan taraf 7-6(4) ve 6-3'lük setlerle David Nalbandian'dı. Üçüncü sette skor 6-5 Nalbandian lehine iken kendi servisinde maç puanıyla yüzleşmek zorunda kalan Roddick, 138 millik bir servisle 27. kez ace attı ve bu puanı bertaraf etti. Tie-breake uzayan seti 7-6(7) kazanan Roddick, sonraki iki seti rakibinin oyundan düşmesiyle 6-1 ve 6-3'lük setler sonucunda kazanarak finale yükseldi ve daha sonra da kariyerinin ilk grand slam şampiyonluğunu elde etti.

 ANASTASIA MYSKINA

 2004 yılı, Rus tenisi açısından tarihi bir yıldı hiç şüphesiz. Fransa Açık'ta şampiyon olan vatandaşlarıyla kadınlarda ilk kez grand slam zaferi yaşayan Ruslar, kısa bir süre sonra 17 yaşındaki Maria Sharapova'nın spektaküler başarısıyla coşacak ve hızını alamayıp Amerika Açık'taki Rus finaliyle de adeta mest olacaktı. Kendileri açısından böylesine mükemmel gerçekleşecek senaryonun ilk ayağı o yılki Roland Garros'taydı. İşin enteresan tarafı, 4. turda Myskina'nın karşısına dikilen ismin vatandaşı Svetlana Kuznetsova olmasıydı. Mücadelenin ilk seti 6-1'le Myskina'nındı. Fakat ikinci set 6-4'lük skorla Kuznetsova'ya gitmişti. Epik bir mücadeleye sahne olan final setinde skor 6-5 Kuznetsova'nın lehineyken maç puanı kurtaran Myskina, bu seti 8-6 kazandı ve turnuva sonunda da şampiyonluğa ulaştı. Tarihte iki Rus raketi karşı karşıya getiren ilk grand slam finalinde Elena Dementieva'yı 6-1 ve 6-2'lik setlerle korttan silen Myskina, grand slam kazanan ilk Rus bayan tenisçi olarak da tarihe geçti.

 GASTON GAUDIO

 Roland Garros bayanlar finalinde iki Rus tenisçiyi karşı karşıya getiren 2004 yılı, erkekler finalinde de iki Arjantinliyi buluşturmuştu. Seribaşı olmadığı turnuvada finale kadar yükselen Gaudio, ilk iki setin 6-0 ve 6-3'le vatandaşı Guillermo Coria'ya gitmesine engel olamadı. Ancak Coria'nın kontrolünde giden maçta üçüncü sette skor 4-4, 40-0'ken her şey değişti. Tribünlerin Meksika dalgası yaptığı sırada ateşlenen Gaudio, oyunu çevirip rakibinin servisini kırdı ve seti 6-4 kazandı. Dördüncü setteyse Coria'nın ayağına giren kramp, mücadelenin tek taraflı geçmesine sebebiyet verdi ve 6-1'lik set sonrası maç final setine uzadı. Final setinde skor 6-5 rakibinin lehineyken iki maç puanı çeviren Gaudio, bu seti 8-6 kazandı ve açık dönemde finalde maç puanı çevirerek grand slam kazanan ilk erkek tenisçi olarak tarihe geçti.

 MARAT SAFIN

 Daha sonradan Marat Safin'in 'beyin kavgası' yakıştırmasını yaptığı maç, 2005 Avustralya Açık yarı finalinde Federer'e karşı verdiği mücadeleydi. Roger Federer, 7-5, 4-6 ve 7-5'lik ilk üç set sonrası finalden sadece bir set uzaklıktaydı. Dördüncü sette de maç puanı yakalayan Federer, bu puanda filedeki Safin'i bacak arasından yaptığı vuruşla geçmeye çalıştı; ancak top dışarı gitti. Bu noktadan maça dönen Safin, dördüncü seti 8-6'lık tie-break ile 7-6 kazandı ve tenis tarihine geçen bu müthiş mücadeleyi final setine uzattı. Final setinde skor 5-2'ye geldiğinde Safin, finale yükselmiş gibiydi; ancak bu hemen olmadı. Bu noktadan sonra üst üste altı maç puanı çeviren Federer, maça ortak olsa da Safin, 4 saat 28 dakika süren mücadeleyi 9-7'lik final setiyle kazanmayı başardı ve daha sonra da ev sahibi ülkeden Lleyton Hewitt'i yenerek kariyerinin ikinci ve son grand slam şampiyonluğuna ulaştı.

 JUSTINE HENIN-HARDENNE

 2004 Roland Garros'ta o yılın şampiyonu Anastasia Myskina'ya 4. turda maç puanı kullandığı hâlde yenilen Svetlana Kuznetsova'nın sonu, ertesi yılki turnuvada yine aynıydı. Turnuvanın 4. turunda Justine Henin-Hardenne ile karşı karşıya gelen Kuznetsova, final setinde 5-3 öndeyken iki maç puanından yararlanamadı ve Justine Henin-Hardenne, 7–6(6), 4–6 ve 7–5'lik setler sonunda kazandığı mücadelenin ardından şampiyonlukla noktalayacağı turnuvaya devam etti.

 VENUS WILLIAMS

 Wimbledon 2005'te finale yükselen Venus Williams, bundan önceki son grand slam zaferini elde ettiğinde takvimler 2001 yılının eylül ayını gösteriyordu. Abla Williams'ın finaldeki rakibiyse bu turnuvayı daha önce efsanevi raket Steffi Graf'ı yenerek kazanmayı başarmış Lindsay Davenport'tu. Finalin açılış setini 6-4'lük skorla Davenport kazanmıştı. Ancak Venus Williams 7–6(4)'lık ikinci set sonrası oyunu dengeledi. İkinci sette skor 6-5'ken şampiyonluk için servis attığı oyunda maç puanına ulaşamayan Davenport, final setinde de 4-2, 40-15 öndeyken sakatlık nedeniyle doktor yardımı aldı. Davenport 5-4 öndeyken maç puanı çevirerek olağanüstü geri dönüşünü sürdüren Venus Williams, 9-7'lik final seti sonunda şampiyonluğa ulaşan taraf oldu ve kariyerinin 5. grand slam zaferini elde etti.

 NOVAK DJOKOVIC

 Roger Federer'in muhteşem bir sonla kapattığı geride kalan sezonda kaybettiği en dramatik maçtı hiç şüphesiz Amerika Açık yarı finali. Wimbledon çeyrek finalinde 2-0 öne geçtiği maçı Tsonga'ya kaybederek 178 maçlık ezberi bozan Federer, Amerika Açık yarı finalinde karşılaştığı dünya 1 numarası Djokovic önünde ilk iki seti 7-6(7) ve 6-4'lük skorlarla kazanmayı başarmıştı. Ne var ki Federer, yaşının getirdiği bazı olumsuzlukların birinden olsa gerek sonraki iki sette büyük bir düşüş yaşadı ve Djokovic 6-2 ve 6-3'lük setler sonrası bu epik mücadeleyi final setine uzattı. Final setinde Federer, 5-3, 40-15 öndeyken kendi servisinde iki maç puanı yakaladı. Bu puanların ilkini inanılması güç bir servis çevirmeyle bertaraf eden Djokovic, seyirciye dönüp iki elini yana açtı ve tartışmalara gebe olan bu hareketi sonrası ikinci maç puanını da çevirip final setini 7-5 kazanarak finale yükselen taraf oldu.

 SERENA WILLIAMS

 Serena Williams, nam-ı diğer geri dönüş kraliçesi, bu yazının sonuna saklanmıştı ve sıra ona geldi. 13 grand slam şampiyonu Birleşik Amerikalı raket, 2003 ve 2005 Avustralya Açık ile 2009 Wimbledon'ın yarı finallerinde toplamda altı maç puanı kurtararak koleksiyonuna üç grand slam şampiyonluğu ekledi. Birleşik Amerikalı tenis yıldızının maç puanı kurtararak şampiyon olduğu ilk grand slam turnuvası 2003 Avustralya Açık'tı. Yarı finalde Kim Clijsters'la karşılaşan Williams, 4-6 ve 6-3'lük skorlarla paylaşılan ilk iki setin ardından final setinde 2-5 geriye düşmüştü. Bu noktadan sonra iki maç puanı kurtarıp geri dönen Williams, 7-5'lik final seti sonrası şampiyonluğa giden yürüyüşüne devam etti.

 Williams'ın bir diğer destansı zaferi de iki yıl sonra yine aynı turnuvada ve yine yarı finalde; bu sefer Rus fenomen Maria Sharapova'ya karşıydı. Yakın tarihin en unutulmaz tenis maçlarından birine sahne olan mücadeleyi 2–6, 7–5 ve 8–6'lık setlerle kazanan Serena Williams, bu maçta tam üç kez maç puanı çevirdi ve daha sonra da Lindsay Davenport'u finalde yenerek şampiyonluğa ulaştı. Williams, son olarak da 2009 Wimbledon yarı finalinde Elena Dementieva'ya karşı destansı bir maç oynamış ve final setinde 4-5 gerideyken maç puanı çevirdiği mücadeleyi 6–7(4), 7–5 ve 8–6'lık setlerle kazanarak finale yükselmişti. Bu maç, aynı zamanda Wimbledon tarihinin en uzun kadınlar yarı finali olarak da kayıtlara geçmişti.

Hiç yorum yok: