18 Aralık 2011

Karizma ve Zarafet: Becker-Edberg


 Ekselansları Roger Federer, şampiyonlukla noktaladığı 2009 Wimbledon finalinin ardından yaptığı basın toplantısında Wimbledon'daki Boris Becker-Stefan Edberg finallerinin kendisine ilham kaynağı olduğunu ve bu yüzden futbol yerine tenisi seçtiğini ifade etmişti. İkili arasındaki rekabet gerçekten de çok özeldi. Birlikte oynadıkları dönemde yaptıkları 35 maçta Becker'in 25'e 10 gibi ezici bir üstünlüğü vardı; lakin grand slamlerde karşılaştıkları dört maçın üçünü Edberg kazanmıştı. Wimbledon'da 1988-1990 yılları arasında oynadıkları üst üste üç final, ikili arasındaki rekabetin en özel anlarıydı hiç kuşkusuz. Özel hayatlarında tamamı ile birbirine zıt iki karakter olduklarını rahatlıkla söyleyebileceğimiz Edberg ile Becker'in mücadelesi, bu açıdan düşünüldüğünde de çok farklı bir anlam ifade ediyordu.

 Henüz 17 yaşındayken seribaşı olmadan katıldığı Wimbledon'ı kazanarak erkekler tenis tarihinin en genç grand slam tekler şampiyonu olmayı başaran Becker, Edberg'e oranla magazinelliğiyle ön plandaydı. Özellikle daha sonradan boşandığı siyahi eşi Barbara Feltus ile olan ilişkisi çok konuşuldu ve Becker bu yüzden Almanya'daki ırkçı kesmin büyük tepkisine ve hakaretlerine maruz kaldı. Bunca zorluğa göğüs gererek evlendiği eşine boşanmak için servet ödemesi de ironikti tabii; fakat buna sebep olan da kendisiydi. Zira gayrimeşru ilişkisi ortaya çıkmış ve bunu kendisi de kabul etmek zorunda kalmıştı. Boşandıktan sonra da başı dertten kurtulmayan Becker, bu sefer de vergi kaçırmakla suçlandı ve Alman raketin hapsi istendi. Ancak daha sonra verilen karar neticesinde gözetim altında tutulmasına karar verildi.

 Rekabetin diğer tarafındaysa buz gibi bir İsveçli vardı; ama bu sıfat olumsuz manada değil tabii ki. Öyle ki bugün Atp tarafından her yıl verilen sportmenlik ödülünde kendisinin ismi bulunuyor.

 Özel hayatlarında zıtları oynayan bu ikilinin oyun tarzlarında da farklılıklar vardı aslında. Becker, Sampras gibi güçlü servisleriyle bilinen bir raketti. O dönemdeki hemen her raket gibi Becker de servis voleciydi ve bu işin ehli olan bir isimdi. Zaten file önündeyken yetişilmesi çok zor olan toplara yaptığı plonjonlar hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor. Edberg ise farklı bir servis stiline sahipti. Onun servisleri güç bakımından gerideydi; fakat yere değdiği andan itibaren yükselerek dışarı doğru kaçan bu servisler, tarihin en efektif servislerinden biriydi hiç kuşkusuz. Servislerindeki bu özellik, kendisine fileye gelmek için zaman kazandırıyordu ve İsveçli raket bu oyunuyla, servis-vole stilinin güçlü servisler olmadan da çok başarılı bir şekilde uygulanabileceğini tüm dünyaya ispatlamıştı.

 İkili arasında oynanan ilk Wimbledon finalinin yılı 1988'di ve Becker ağır favoriydi; fakat beklenenin tersi gerçekleşti. Açılış setini 6-4'le kazanan taraf Becker olsa da bu rekabetin en unutulmaz setlerinden biri olan ikinci seti 7-6(2)'yla kazanan Edberg, diğer setleri de 6-4 ve 6-2'lik skorlarla hanesine yazdırıp şampiyonluğa ulaştı. 89 yılındaki ilk buluşmaları ise Roland Garros'taydı ve o epik mücadeleyi 5 set sonunda Edberg kazanmıştı. İlk kez yükseldiği Roland Garros finalinde Michael Chang'e kaybeden Edberg, bu yenilginin ardından bir daha da Fransa Açık'ta final göremedi ve Chang bu başarısıyla, Becker'e ait olan tarihin en genç grand slam tek erkekler şampiyonu ünvanının yeni sahibi oldu. Becker, Roland Garros'un rövanşını Wimbledon finalinde Edberg'i set vermeden yenerek aldı. Rakibini 6-0, 7-6(1) ve 6-4'lük setlerle geçen Becker, Wimbledon'daki üçüncü ve son şampiyonluğunu elde etti.

Stefan Edberg ile Boris Becker'i bir grand slam finalinde son kez karşı karşıya getiren 1990 Wimbledon tek erkekler finaliyse tenis tarihinin efsane maçlarından biriydi. Finalin ilk iki setinde Becker hiçbir varlık gösterememiş ve Edberg, 6-2'lik skorlarla kendisini kupanın bir set uzağına taşımıştı. Ancak Becker toparlandı. Servislerinde istediği ritmi biraz geç de olsa bulmayı başaran Becker, 6-3'lük iki setle mücadeleyi final setine taşımayı başardı. Becker'in momentumu final setinde de devam ediyordu ve Alman raket servis kırma avantajıyla 3-1 önde bulunuyordu. Bu noktada maçı kazanmaya çok yaklaşan Becker, eğer bunu gerçekleştirebilmiş olsaydı açık dönemde Wimbledon finalini iki set geriden gelip kazanma başarısı gösteren ilk tenisçi olacaktı; fakat olmadı. Toparlanmayı başaran Edberg, final setini 6-4 kazanarak bu destansı mücadelenin galibi oldu ve kariyerinin dördüncü grand slam şampiyonluğunu elde etti.

 Kaybettiği epik finalin ardından ilk iki setteki silik görüntüsünü maçtan bir önceki gece aldığı uyku ilaçlarına bağlayan Becker, bir sonraki sene de ağır favori olarak çıktığı Wimbledon finalini vatandaşı Michael Stich'e karşı set bile kazanamadan kaybederek hayal kırıklığı yarattı ve kariyeri beklenenden erken düşüşe geçti. Buna rağmen kariyerinin son grand slam zaferine 28 yaşındayken ulaşan Becker'in Edberg'e oranla daha kalıcı olduğunu söylemek mümkün.

 Son olarak Boris Becker-Stefan Edberg rekabeti, her ne kadar 1989'da milat bulan Pete Sampras-Andre Agassi rekabetinin gölgesinde kalmış olsa da, tenis çevreleri tarafından tarihin en büyük rekabetlerinden biri olarak kabul görmeye devam ediyor.

Hiç yorum yok: