1 Ocak 2012

Hakemin Elini Sıkmadan Maç Bitmez


 http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=17 

 Kendine özgü bir skor sistemine sahip olan tenis, bir anlık rehavetin bile affının olmadığı bir spor dalı. Zira maç devam ettiği sürece bir evvelki seti 6-0 kazanmanızın ya da kaybetmenizin hiçbir önemi yok. Set üstünlüğünün esas olduğu voleybol ve tenis gibi sporlarda biten bir setin ardından her şey sıfırdan başlaması, hiç kuşku yok ki bu sporların izlenilirliğine büyük bir katkıda bulunuyor. Muhtemelen tenisi takip eden hemen herkesin aklında en az bir tane efsane geri dönüş hikayesi vardır. Lakin bu yazıda değineceğimiz maçlarda yapılan geri dönüşleri önceden tahmin etmeyi müneccimler bile göze alamazdı herhalde.

 Bu yazıda madalyonun şoklardan oluşan yüzündeki iki tenisçiye değineceğiz. Bunlardan ilki Arjantinli eski tenisçi Gabriela Sabatini. Sabatini, 1993 Roland Garros çeyrek finalinde karşılaştığı Mary Joe Fernandez'e oranla daha başarılı bir isimdi hiç şüphesiz. 27 tekler kupası kaldırdığı kariyerinin tek Grand Slam şampiyonluğuna 1990 Amerika Açık finalinde Steffi Graf'ı yenerek ulaşan Arjantinli için bu maç, sıradan ilk tur maçı havasında geçiyordu. Öyle ki skor 6-1 ve 5-1 Sabatini lehine gelmişti ve maç bitmek üzereydi. Ancak tenis tanrıları son sözünü bitti denen bu maç için henüz söylememişti. Toparlanmayı başaran Mary Joe Fernandez, rakibinin yakaladığı beş maç puanının tamamını bertaraf etti ve bir anda momentumu kendi lehine çevirdi. Fernandez'in agresif oyununa cevap üretmekte zorlanan Sabatini, kazandım dediği maçın son iki setini 7-6(4) ve 10-8'lik skorlarla kaybederek büyük bir şok yaşadı. Bu şok, aynı zamanda Sabatini'nin Grand Slam turnuvalarındaki favorilerden biri olma özelliğinin bitişinin habercisiydi.


 İki yıl sonraki Miami turnuvasının yarı finalinde ise tarih, Gabriela Sabatini için acı bir şekilde tekerrür etti. Yarı finalde, tenisseverlerin son yıllarda adını sansasyonel başarıları sayesinde sıklıkla duyduğu Kimiko Date Krumm'la karşılaşan Gaby, bir büyük şok daha yaşadı. Aynı iki yıl evvelki Roland Garros çeyrek finalinde olduğu gibi bu maçta da 6-1 ve 5-1'lik skorlarla önde bulunan Arjantinli raket, mücadeleyi 1-6, 7-6(2) ve 7-6(4)'lık setlerle kaybetti. Üstüne üstlük Kimiko Date Krumm, maç boyu omzundaki ağrılarla uğraşmasına rağmen bunu başardı.


 Şok yaşayanlar kanadındaki diğer isimse Petra Kvitova'nın bu yılki Wimbledon zaferine kadar teklerde Grand Slam kazanma başarısı gösteren son Çek tenisçi unvanına sahip olan Jana Novotna. Tek Grand Slam zaferini 98 Wimbledon'ı kazanarak elde eden Novotna, bunun öncesinde çıktığı üç büyük turnuva finalinden de boynu bükük ayrılmıştı. İşte bunlardan bir tanesi de 1993 Wimbledon finaliydi. Kadın tenisinin efsane ismi Steffi Graf'ı karşısında bulan Novotna, 7–6(6) ve 1–6'lık setlerin ardından final setinde 4-1 ve 40-15 önde bulunuyordu. Büyük zafere 1 oyun artı 1 puan uzaklıkta olan Novotna karşısında soğukkanlılığını koruyan Graf, son beş oyunun tamamını kazanarak şampiyonluğa ulaşan isim oldu. Büyük bir şok yaşayan Jana Novotna ise kupa seremonisinde kent düşesinin omzunda ağlamıştı.


 Sonuncu hikaye ise yine Novotna'ya ait ama bu seferki diğerlerinden biraz farklı. 1995 Roland Garros üçüncü turundayız bu sefer. Novotna'nın rakibi çok enteresan bir isim: Chanda Rubin. Tenis maçlarını efsane spiker Fahri İkiler'den dinleyenler, bu hikayeyi büyük ihtimalle biliyorlardır. Zira üstad, yaptığı yorumlarda bu maçtan çok bahsederdi. Mücadelenin ilk iki seti 7-6(8) ve 4-6'lık skorlarla paylaşılmıştı. İkinci seti kazanıp maçı final setine taşımayı başaran Chanda Rubin, son sette adeta yokları oynuyordu ve Jana Novotna 5-0, 40-0 öne geçtiğinde Çek raketin maçı kazanamaması için çok büyük bir mucize gerekiyordu. İşte o mucize gerçekleşti. 9 maç sayısı kurtaran Rubin, 5-0 ve 40-0'dan geri dönüp final setini 8-6, maçı da 2-1 kazanarak tenis tarihinin en unutulmaz geri dönüşüne imza attı.


 Fahri İkiler üstad, Rubin'in bu efsane geri dönüşünü çokça tekrarlardı dedik; çünkü bu hikaye herkes için büyük bir ilham kaynağı. Tenis, içinde birçok dinamiği barındıran bir spor. O yüzden başlıkta da belirttiğimiz gibi hakemin elini sıkmadan maç bitmiyor.

 Yunus Dilber
 Spor7.com

Hiç yorum yok: