20 Şubat 2012

Bir Siftah Bir de Klasik



 ATP turunda geride kalan haftanın en önemli organizasyonu Hollanda'nın Rotterdam kentinde düzenlenen 500 puan değerindeki ABN Amro Dünya Tenis Turnuvası idi. Bir evvelki yazımızda halkaların peşindeki adam olarak nitelediğimiz Ekselansları Roger Federer, sürprize mahal vermeyerek kariyerinin 71. tekler şampiyonluğunu elde etti ve 12 yıldır süregelen her sezon en az bir kupa kazanma istatistiğini de devam ettirmiş oldu.

 Türkiye'deki tenisseverlerin de yarı finalden itibaren televizyondan takip etme olanağı bulduğu turnuvayı şampiyonlukla tamamlayan Federer, çok da formda olmadığı bir haftadan kupayla çıkarak hem tecrübesini konuşturdu hem de klasını gösterdi. İlk turda Mahut'yü eledikten sonra Youzhny'nin çekilmesiyle direkt olarak çeyrek finale kalan Federer, Finlandiyalı Jarkko Nieminen'i de oldukça yakın geçen bir mücadelenin ardından 7-5 ve 7-6(2)'lık setlerle eleyebilmişti. Ana tabloda İsviçreli raketin bulunduğu bölümün diğer yarı finalisti ise son birkaç yıldır eski günlerini mumla aratan Rus Nikolay Davydenko olmuştu. Rus raket, on dokuzuncu kez karşısına çıkacağı Federer'den daha önce yalnızca iki galibiyet koparabilmişti.


 Mücadeleye iyi başlayan taraf Davydenko oldu. Oyunu rakibinin backhand kanadına yıkan Kolya, derin ve agresif vuruşlarıyla da Federer üzerinde gerekli baskıyı oluşturup ilk seti 6-4'le hanesine yazdırdı ve ikinci sette de servis kırarak 3-1 öne geçti. Oyunun bu bölümüne kadar oldukça pasif bir görüntü sergileyen ve dolayısıyla rakibinin geri çizginin içinden yaptığı agresif vuruşlara davetiye çıkaran Federer için maç, servis attığı beşinci oyunda başladı. Vuruşlarında daha agresif bir görüntü sergilemeye başlayan ve daha derine oynamayı başaran Federer, kritik puanlarda da yaptığı müthiş savunmayla ön plana çıktı ve üst üste beş oyun kazanıp hem skoru dengeledi hem de rakibinin oyun içindeki akıcılığını keserek momentumu arkasına aldı.


 Final setinde ise maç iki tarafa da gitti geldi. Federer, setin başında yakaladığı şansları kullanabilseydi muhtemelen Davydenko'nun direnci de kırılmış olacaktı; fakat öyle olmadı. Servis kullandığı oyunlara bir şekilde tutunmayı başaran Rus raket, 4-3 öndeyken Federer'in servisinde 0-40'ı buldu. Servis kırdırması hâlinde rakibinin maç için servis atacağının bilincinde olan Federer, bu oyunu üst üste beş puan kazanarak kurtardı ve hemen arkasından da 0'a karşı servis kırarak anahtarı eline aldı. Onuncu oyunda servislerini maç için kullanan İsviçreli raket, hata yapmayarak kendisi için bir nevi erken final niteliğinde olan bu zorlu mücadeleden galibiyetle ayrıldı.


 Ekselanslarının finaldeki rakibiyse son Avustralya Açık çeyrek finalinde rahat bir şekilde elediği Arjantinli Juan Martin Del Potro'ydu. El bileğindeki sakatlığın ardından eski günlerine dönmeye çalışan ve Avustralya Açık sonrası ilk 10'a yeniden merhaba diyen Arjantinli, final mücadelesinde beklentilerin altında kalan bir performans gösterdi. 'Tandil Kulesi', arka arkaya çok sayıda basit hata yapınca skorun bir anda 5-0'a gelmesine engel olamadı ve açılış setini kazanan taraf 6-1'lik skorla Roger Federer oldu. İkinci sette ilk sete oranla daha iyi bir oyun ortaya koyan Delpo karşısında servis kırarak 3-2 öne geçen Federer, bu avantajını setin sonuna dek korudu ve 6-4'lük skorla mutlu sona ulaşan taraf oldu. Federer'in 1 saat 26 dakikada tamamladığı final mücadelesinin kilit istatistiği ise İsviçreli efsanenin maç boyunca rakibine tanıdığı yedi servis kırma şansının tamamını bertaraf etmesi oldu.


 ATP takviminde bu hafta yer alan diğer turnuvalarda ise ipi göğüsleyen isimler, Nicolas Almagro ile Kanadalı genç yetenek Milos Raonic oldu. Toprak kortta düzenlenen Brezilya Açık turnuvasının finalinde Filippo Volandri'yi 6-3, 4-6 ve 6-4'lük setlerle yenen Almagro, kariyerinin -tamamı toprak kortta olmak üzere- 11. tekler şampiyonluğunu elde etti. San Jose'de düzenlenen Güney Afrika Açık'ta ipi göğüsleyen Milos Raonic ise hafta boyunca yalnızca bir kez servis kırdırdığı turnuvanın finalinde Özbek Denis Istomin'i 7-6(3) ve 6-2'lik setlerle yenip zafere ulaştı. Kanadalı raket, hatırlanacağı gibi profesyonel kariyerindeki ilk tekler şampiyonluğuna da geçtiğimiz yıl yine bu turnuvada ulaşmış ve 1995'te Güney Kore'de ATP turnuvası kazanan Greg Rusedski'nin ardından bu başarıya ulaşan ilk Kanadalı tenisçi olmuştu.


 Kadınlar kanadında ise haftanın en önemli turnuvası hiç kuşkusuz Doha'da düzenlenen Katar Açık'tı. WTA turundaki birçok elit raketin katıldığı turnuvaya damgasını vuran isimse yine Victoria Azarenka oldu. Aynı zamanda dünya 1 numarası olan Belaruslu raket, Samantha Stosur'u 6-1 ve 6-2'lik setlerle adeta korttan sildiği final maçının ardından 2012'de katıldığı üçüncü turnuvada da mutlu sonu görerek bu yılki maç kaydını 17-0'a taşıdı. Sezonun şu ana kadarki bölümünde yenilgi yüzü görmeyen Vika, son mağlubiyetini ise ülkemizin ev sahipliği yaptığı sezon sonu turnuvasının finalinde Petra Kvitova'ya yenilerek almıştı. Öte yandan turnuvanın en büyük sürprizi ise Azarenka'dan önceki dünya 1 numarası Caroline Wozniacki'nin ilk turda elenmesi oldu. Çek Lucie Safarova karşısında final setinde 5-4 öndeyken üst üste üç maç puanından yararlanamayan Danimarkalı, 4-6, 6-4 ve 7-6(3)'lık setler sonrası mücadeleden boynu bükük ayrıldı.


 Son olarak WTA'da geçtiğimiz hafta oynanan diğer turnuvada ise ipi göğüsleyen isim 19 yaşındaki genç İspanyol Lara Arruabarrena Vecino oldu. Kadınlar turunun toprak kort sezonuna merhaba dediği Bogota turnuvasında Rus Alexandra Panova'yı 6-2 ve 7-5'lik setlerle yenerek şampiyonluğa ulaşan İspanyol tenisçi, tekler kariyerinin ilk kupasını kazanmış oldu.


 Geçtiğimiz hafta oynanan turnuvalarla ilgili analizlere ve önemli anekdotlara yer verdiğimiz yazının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Tenisiniz bol olsun !

 Yunus Dilber
 Spor7.com 

Hiç yorum yok: