19 Mart 2012

Şampiyonluğun Müdavimleri



 Sezonun ilk masters turnuvası olan Indian Wells, dün oynanan final mücadeleleriyle son buldu. Hem erkek hem de kadın raketlerin boy gösterdiği bu prestijli turnuvada mutlu sona ulaşan isimler, Rotterdam ve Dubai'den sonra üst üste üçüncü şampiyonluğunu elde eden Roger Federer ile kadınlar tenisinde bu yılın yenilgisiz ismi olan dünya 1 numarası Victoria Azarenka oldu.

 Turnuvanın erkekler kanadındaki en büyük sürpriz dünya 4 numarası Andy Murray'den geldi. Bir önceki hafta 500 puan değerindeki Dubai turnuvasının finalini Federer'e karşı yitiren İskoç raket, henüz ilk maçında İspanyol Guillermo-Garcia Lopez'e set dahi alamadan yenildi ve turnuvaya veda etti. Dünya klasmanının 92 numaralı basamağında bulunan rakibi karşısında kendi standartlarının çok çok altında kalan bir performans sergileyen Murray, böylelikle sezonun ilk masters turnuvası olan Indian Wells'e geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da ikinci turda veda etmiş oldu.
 
 Dünya 1 numarası Novak Djokovic ise Dubai'den sonra bu turnuvada da son şampiyon unvanını koruyamadı. Sırp raketin turnuvaya veda ettiği yarı final karşılaşması, uzun boylu ve oyunun belli bölümlerinde uzmanlaşmış olan bir oyuncunun kendisinden genel anlamda daha usta olan bir tenisçiye karşı kazandığı tipik maçlardan birine sahne oldu diyebiliriz. Üç set süren karşılaşmada Djokovic gibi çok iyi servis karşılayan bir rakibe karşı tamı tamına 20 ace kaydedip hiç çift hata yapmayan Isner, toplam puanlarda Nole'nin 11 sayı gerisinde olduğu mücadeleyi iki tie-break seti sonucunda kazanarak tenis kariyerinin ilk masters turnuvası finaline yükseldi: 7-6(7), 3-6 ve 7-6(5).


 Ana tablonun alt kısmında ise yarı finale kadar herhangi bir sürpriz yaşanmadı ve tenisseverlerin her turnuvada merakla beklediği Roger Federer-Rafael Nadal eşleşmesi gerçekleşti. Henüz üçüncü turda Milos Raonic ile karşılaşan ve ciddi bir testi başarıyla geçen Federer, Bellucci karşısında set kaybederek kafaları karıştırdı. Kaliforniya'da birçok oyuncunun turnuvadan çekilmesine sebebiyet veren virüsten İsviçreli raketin de nasibini aldığı ve çeyrek finalde bu yıl dördüncü kez karşılaşacağı Del Potro karşısında alabileceği olası bir mağlubiyetin sürpriz olmayacağı şeklinde yorumlar dönüyordu; fakat hepsi boşa çıktı. Majesteleri, Tandil Kulesi'ne yine aynı tarifeyi uygulayarak yarı finalin yolunu tuttu.


 Diğer taraftan dünya 2 numarası Rafael Nadal da yarı finale kadarki tek set kaybını çeyrek finalde David Nalbandian karşısında yaşadı. Bu turnuvada ilk ondan iki oyuncuyu dize getirerek dört yıl sonra bir ilki gerçekleştiren Nalbandian, Nadal'ın karşısına oldukça formda bir şekilde çıktı. İkilinin daha önce oynadığı mücadelelerde Nalby'nin backhand kanadındaki sağlam görüntüsünün Rafa için sıkıntı oluşturduğu hafızalardaydı. Üç yıl önce yine bu turnuvada oynadıkları bir maçta Rafael Nadal beş maç puanı çevirerek üç sette galip gelmiş ve daha önceki iki karşılaşmasında set dahi alamadığı rakibinin bileğini ilk kez bükmüştü. Bu mücadelede de ilk seti kaybeden Rafa, rakibini oldukça yakın geçen bir maçın ardından 2 saat 39 dakika sonunda 4-6, 7-5 ve 6-4'lük setlerle eledi ve Federer'in rakibi oldu.


 Kaliforniya'daki yağmur nedeniyle bir hayli geciken tenis klasiğinde ise gülen taraf Ekselansları oldu. Maçın başından sonuna dek son derece agresif bir görüntü sergileyen ve kendi oyununu tam anlamıyla korta yansıtan Federer, üçer oyunlu seriler hâlinde geçen ilk seti kazandıktan sonra ikinci sette de 5-2'yi yakalamıştı. Maç için servis attığı ilk oyunda başarılı olamayan Federer, son derece gerilimli geçen ikinci denemesinde başarılı olarak 6-3 ve 6-4'lük setler sonucunda adını finale yazdırdı. İsviçreli yaşayan efsane, maçtan sonra yaptığı açıklamada ise ''Zorlu bir haftada turnuvayı kazanma şansım olması çok sevindirici. Açıkçası böyle olmasını beklemiyordum. Yarın şampiyon olarak bunu daha özel hale getirebilirim.'' diyerek adeta bütün bir turnuvanın özetini çıkarıyordu.


 John Isner ile karşılaştığı final mücadelesinde ise Federer, fevkaladenin fevkinde bir performans gösterdi. Açılış setinde ilk üç set puanını değerlendiremeyen İsviçreli raket, tie-break oyununda skor 7-7 iken cebinden sihirli bir puan çıkardı ve hemen akabinde de seti bitirdi. Mücadelenin ikinci setinde oyununu kelimelerle tarif edilemeyecek bir seviyeye taşıyan tenisin yaşayan efsanesi, korttan 7-6(7) ve 6-3'lük setlerle galip ayrılarak tekler kariyerinin 73. şampiyonluğuna ulaştı. Tenis tarihinin eskitemediği efsane, kariyerindeki başyapıtlara bir yenisini daha ekleyerek Kaliforniya'daki altı yıllık kupa özlemini de dindirmiş oldu.


 Kadınlar kanadında ise kazanan değişmedi: Victoria Azarenka. Bu yılın yenilgisiz ismi olan Belaruslu raket, turnuvaya ecel terleri dökerek başladı desek yanlış yapmış olmayız. 2012 sezonunun en dikkat çekici isimlerinden biri olan Mona Barthel karşısında 6-4, 5-1 önde olan Azarenka için her şey normal gidiyordu; fakat bu noktadan sonra genç Alman'dan muhteşem bir geri dönüş izledik. Maçı final setine uzanan Barthel, Azarenka'nın kendi servisinde üst üste üç çift hata yapmasıyla 4-1'i buldu. Vika'yı bu yıl mağlubiyetle tanıştırmaya çok yaklaşan Alman raket, ne var ki bu avantajları bir türlü sonuca çeviremedi ve Victoria Azarenka, korttan 6-4, 6-7(4) ve 7-6(6)'lık setlerle galip ayrıldı.


 İlk turda adeta ipten dönen Azarenka için turnuvanın geri kalanı zor olmadı. Finalde Maria Sharapova'yı karşısında bulan Belaruslu için bu maç da oldukça rahat bir şekilde seyretti. Bunun yegane sebebiyse Sharapova'nın basit hatalarından başka bir şey değildi. Maç öncesinde Avustralya Açık finalinde daha çok koşan tarafın kendisi olduğunu söyleyen Rus fenomen, kort içi hareketlilik konusunda yine sınıfta kalınca bahsettiği durumu tersine çeviremedi. Rus raket, rakibinin kazandığı 67 puanın 37'sinde basit hata yapınca Azarenka'nın fazla bir şey yapmasına gerek kalmadı. Mücadeleden 6-2 ve 6-3'lük setler sonucunda galip ayrılan Belaruslu raket, bu yılki maç kaydını 23-0'a taşıyarak yenilmezlik serisini de sürdürmüş oldu.


 Sezonun ilk masters turnuvası olan Indian Wells'i değerlendirdiğimiz yazının sonuna geldik. Bizden bu haftalık da bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın. 

 Yunus Dilber
 Spor7.com  

Hiç yorum yok: