4 Mart 2012

Usta İşi Şampiyonluk


 Erkekler tenisinde dünya klasmanının ilk dört basamağında bulunan üç raketin boy gösterdiği Dubai Tenis Şampiyonası'nda mutlu sona İsviçreli yaşayan efsane Roger Federer ulaştı. Ekselansları, set dahi kaybetmediği hatta sadece bir kez servis kırdırdığı turnuvada özellikle kritik puanları oynayabilme becerisiyle ön plana çıktı. Bunun üstüne final mücadelesindeki üst seviye oyununu da eklediğimiz zaman Federer'in klasına yakışır bir şekilde usta işi bir şampiyonluk elde ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 Turnuvayı değerlendirmeye dünya 1 numarası Novak Djokovic'ten başlayalım. Sırp raket, Dubai'nin son üç yıldaki emiriydi ve geçtiğimiz yılki finalde de Roger Federer'i mağlup etmişti. Tenis tarihinin en uzun süren grand slam finalini kazandıktan sonra ilk kez bu turnuvayla korta çıkan Djokovic, son şampiyon unvanını koruyabilecek performansı gösteremedi. İlk turu sıkıntı yaşamadan geçen dünya 1 numarası, ikinci turda Sergiy Stakhovsky'i son derece yakın geçen bir mücadelenin ardından eleyebildi. Çeyrek finalde vatandaşı Janko Tipsarevic karşısında ilk seti farklı kazanan Sırp tenisçi, ikinci setin tie-break oyununda rakibine set puanı şansı tanıdı; fakat Tipsarevic yaptığı çift hata sonrası maçı final setine uzatma fırsatını elinden kaçırdı. Mücadeleyi 6-1 ve 7-6(6)'lık set skorlarıyla kazanan Nole, son Avustralya Açık turnuvasının yarı finalinde destansı bir maç oynadığı Andy Murray ile yine finale kalabilme mücadelesi verecekti.


 İskoç raket Andy Murray'nin dönüşü ise sancılı oldu. İlk turda elemelerden gelen Michael Berrer ile karşılaşan İskoç tenisçi, dünya sıralamasının 116. basamağında bulunan rakibi karşısında zor anlar yaşadığı mücadeleyi 6-3, 4-6 ve 6-4'lük setler sonucunda kazanarak sürprize mahal vermedi. İkinci turda İsviçreli Marco Chiudinelli'yi set vermeden geçen Murray, Tomas Berdych ile karşı karşıya geldiği çeyrek final mücadelesini ise yedinci maç puanında bitirerek adını son dörde yazdırdı.


 Djokovic-Murray eşleşmesi bu yılki Avustralya Açık yarı finaliyle geçtiğimiz yıl yine aynı turda oynanan Roma Masters karşılaşmasını düşündüğümüzde büyük bir heyecan vaad ediyordu; fakat maçın akışı farklı seyretti. Açılış setinde skor 2-2'ye geldikten sonra üst üste yedi oyun birden kazanan Murray, hem ilk seti kazandı hem de ikinci sette 3-0'ı yakaladı. Oyunun bu zamana kadarki bölümünde kortun tek hakimi olan rakibi karşısında alışılmadık şekilde arka arkaya basit hatalar yapan bir Djokovic vardı. İkinci sette skor 5-2'ye geldiğinde maç bitmiş gibiydi. Dünya 1 numarası, onuncu oyunun sonunda eşitliği yakalayarak sete geri dönse de Murray, daha fazlasına müsaade etmedi ve son iki oyunu kazanarak finale yükseldi.


 Federer ise şampiyonlukla neticelenecek olan yoluna Michael Llodra maçıyla başladı. Federer, ilk seti 17 dakikada oyun dahi vermeden bitirdiğinde Steffi Graf'ın 1988 Fransa Açık finalinde yaptığının (*) bir benzeri gerçekleşebilir mi sorusu akıllara gelmişti. Ancak maça fırtına gibi giren İsviçreli yıldız, daha sonra hız kesti ve ikinci seti de tie-break oyunuyla kazanarak bir üst tura yükseldi. Yaşayan efsanenin ikinci tur ve çeyrek finaldeki rakipleriyse daha önce hiç yenilmediği isimlerdi. Feliciano Lopez'i onuncu, Mikhail Youzhny'i de on ikinci kez yenen İsviçreli raket, geleneği bozmadı. Yarı finalde son dönemlerde sıklıkla karşılaştığı Juan Martin Del Potro ile finale kalabilme mücadelesi veren Federer, ciddi bir testten geçti. Maçı 7-6(5) ve 7-6(6)'lık iki tie-break setiyle kazanan Fedex, ikinci setin tie-break oyununu 2-6'dan, yani üst üste dört set puanını bertaraf ederek çevirdi ve finale yükseldi.


 Erkekler tenisinin üç ve dört numarasını karşı karşıya getiren finalde ise Ekselansları Roger Federer, tenis tarihinin en zengin vuruş repertuvarından demetler sundu. Güçlü forehand vuruşları, kısa topları ve zaman zaman uyguladığı servis voleleriyle hızlı zeminlerdeki üstün performansını bir kez daha gözler önüne seren Federer, kritik oyunlarda da vitesi yükseltmeyi başardı. Hem ilk seti bitirdiği oyunun hem de mücadeleye nokta koyduğu oyunun hemen arefesinde rakibinin servisini kıran Ekselansları, sahadan 7-5 ve 6-4'lük setlerle galip ayrılarak tekler kariyerinin 72. şampiyonluğunu elde etti. Dubai Tenis Şampiyonası'nda da beşinci kez ipi göğüsleyen Fedex, kariyerinin 50. sert zemin kupasını kaldırdı.


 Maçtan sonra verilen demeçlerde ise Andy Murray, altı çizilmesi gereken sözler söyledi. İskoç raket, Federer'in bu tip hızlı zeminlere son derece uygun bir oyuna sahip olduğunu söyledi ve ekledi: ''Eğer bu turnuvadakine benzer zeminde daha fazla turnuva oynanıyor olsaydı bence Federer, kesinlikle önümüzdeki birkaç yılda da klasmanın en tepesinde bulunuyor olacaktı.'' 

 Yazının sonuna gelirken turnuvayı hafta boyunca canlı yayınlayıp final mücadelesinin olduğu saate voleybol maçı koyan Sports TV kanalına sitem etmeden geçemeyeceğim. Olayın saçmalığı şekil A'da görülüyorken kafa ütülemeye gerek var mı bilmiyorum. Kaldı ki tenis yayını yapması kamu görevi olan devlet televizyonunun her sene Fransa Açık'ı yayınlama konusunda gösterdiği performans hepimizin malumu. Hâl böyleyken bu ülkede özel bir televizyon kanalından kitaba uygun bir turnuva yayını beklemek şu an için iyimserlik. Yine de spor kanallarından tenisi lüks olarak görmemelerini ve biraz daha ciddi olmalarını önemle rica ediyoruz. Bu konu, kabak tadı vermeye başladı çünkü.
 
  Haftalık değerlendirmemizi burada bitiriyor ve herkese bol tenisli günler diliyoruz. Hoşça kalın.
 
  *1988 Fransa Açık finalinde Steffi Graf, Natasha Zvereva'yı 6-0 ve 6-0'lık setlerle sadece 32 dakika sonunda yenmiş ve şampiyonluğa ulaşmıştı.

 Yunus Dilber
 Spor7.com       

Hiç yorum yok: