23 Nisan 2012

Geç Oldu; Güç Olmadı


 Spor dünyasından birçok tanıdık simanın ikamet yeri olan Monte Carlo'da, Akdeniz'in kıyısında konuşlanmış bir merkez korttaydı bu haftaki tenis heyecanı. Toprak kort sezonunun ilk Masters turnuvasında şampiyonluk ipini göğüsleyen taraf, üst üste sekizinci kez Rafael Nadal oldu. İspanyol raket, Djokovic karşısında zorlanmadan kazandığı final mücadelesiyle 11 aydır kupa kazanamama ve yaklaşık 17 aydır da Novak Djokovic'i yenememe gibi sevimsiz istatistiklerin üstüne set çekmiş oldu. Açık dönemde bir turnuvayı üst üste en fazla kazanma rekorunu daha önceden ele geçiren Rafa, bu kaydını da bir ileri seviyeye taşırarak tekrarlanması neredeyse imkansız bir başarının altına imzasını attı.

 Roger Federer'in yer almadığı turnuvada klasmanın zirvesindeki diğer üç isim olan Djokovic, Nadal ve Murray boy gösterdi. Bu üçlü arasından teslim bayrağını çeken ilk isimse İskoç Andy Murray oldu. Viktor Trociki karşısında aldığı farklı galibiyetle toprak kort sezonuna çok hızlı bir başlangıç yapan ve maçın ardından Roland Garros'un kendisi için büyük önem arz ettiğini deklare eden Murray, kelimenin tam anlamıyla hızlı girip çabuk kesti. Benneteau'nun maçtan çekilmesi sonucunda çeyrek finale kalan dünya 4 numarası, dördü set puanı olmak üzere servis oyunlarında yüzleştiği yedi servis kırma puanının tamamını bertaraf ettiği Berdych maçının ilk setini tie-break oyunuyla kazansa da oyunun kalan bölümünde rakibine daha fazla direnemeyerek turnuvadan elendi: 6-7(4), 6-2 ve 6-3.


 Dünya 1 numarası Novak Djokovic ise turnuva esnasında aldığı üzücü bir haber neticesinde gerçek oyununu bir türlü korta yansıtamadığı bir haftayı geride bıraktı. Alexandr Dolgopolov ile karşı karşıya geldiği üçüncü tur maçından hemen önce dedesinin ölüm haberini alan Sırp tenisçinin bu mücadeleden çekilebileceği konuşuluyordu. Bu sarsıcı duruma rağmen korta çıkma olgunluğunu gösteren Djokovic, ilk seti kaybetse de maçı üç set sonunda kazanarak adını son sekiz raket arasına yazdırdı. Bir sonraki turda kariyerinin ilk Masters turnuvası çeyrek finalini oynayan Robin Haase karşısında mücadele boyunca dört kez servisini kırdıran Nole'nin maçı set vermeden kazanmasına rağmen iyi bir görüntü çizemediği aşikardı.


 Erkekler tenisinin 1 numaralı ismi, yarı finalde ise Tomas Berdych ile karşı karşıya geldi. Açılış setinde servis kırarak 4-2 öne geçen Nole, bu noktadan sonra dört oyun süren son derece pasif bir performans sergiledi. Rakibinin çıkardığı davetiyeyi iyi değerlendiren Berdych, arka arkaya puan vuruşları üretmeye başladı ve seti de 6-4'lük skorla hanesine yazdırdı. Puan aralarında verdiği reaksiyonlardan da anlaşılabileceği üzere odaklanma sıkıntısı yaşayan Djokovic, ikinci set itibarı ile farklı bir kimliğe büründü. Rakibinin, maçın tamamında ürettiği puan vuruşlarının yarısından fazlasını ilk sette gerçekleştirmesine müsaade eden Novak, daha sonra üstündeki ölü toprağını attı ve 6-3, 6-2'lik setler sonucunda bu yılki Monte Carlo Masters'ın ilk finalisti oldu.


 Toprak kortların kralı Rafael Nadal ise hemen hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da dolu dizgin bir şekilde yoluna devam etti. İspanyol tenisçi, en ciddi testini yarı finalde oynadığı Gilles Simon maçında verdi. Açılış setinde skor 3-3 iken üst üste iki servis kırma şansı yakalayan Simon, bu fırsatlardan faydalanamadığı gibi oyundan da düştü ve Nadal, ilk seti üst üste üç oyun kazanarak noktaladı. İkinci sete de servis kırarak başlayan Rafa, servis attığı birkaç oyunda sıkıntı yaşasa da avantajını korumayı bildi ve 6-3, 6-4'le finalin yolunu tuttu. Fransız Gilles Simon'un belli puanları çok iyi oynamasına rağmen bunu maçın tamamına yayacak kalitede bir tenisçi olmayışı ve Nadal'ın maç boyunca yüzleştiği yedi servis kırma puanın tamamında başarılı olması, maçın genel kritiği olduğu gibi iki tenisçi arasındaki en temel farktı aynı zamanda.


 Bu sonuçlar neticesinde sezonun toprak korttaki ilk büyük turnuvasının finali, Rafael Nadal ile Novak Djokovic'i karşı karşıya getirdi. Rafa kazanırsa üst üste sekizinci Monte Carlo zaferini yaşayacaktı; Nole kazanırsa rakibini üst üste sekizinci kez yenmiş olacaktı. Fakat şanslı sekiz, Rafa'nınki oldu. Maçın başından sonuna dek oyunu domine eden Nadal, rakibine oranla çok daha konsantre gözüktüğü mücadeleden Djokovic'in de berbat performansı neticesinde 6-3, 6-1'lik setlerle galip ayrıldı ve kariyerinin 47. tekler zaferini elde etti. Dünya 2 numarası, bu sonuçla sadece şampiyon olmadı, ilk paragrafta belirttiğimiz kötü istatistiklerin devam etmesine de izin vermeyerek ciddi anlamda moral depoladı. Bu yıl daha çok Roland Garros'a kanalize olduğunu hemen hemen her röportajında belirten ve dolayısıyla geçtiğimiz yılki dominantlığına nazaran biraz daha ağırdan alan Novak Djokovic'inse kendisi adına oldukça zor geçen bir haftada finale kadar yükselerek üstüne düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini söylersek yanlış yapmış olmayız.


 Bizden bu haftalık bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın.

 Yunus Dilber
 Spor7.com  

Hiç yorum yok: