5 Ağustos 2012

Kötünün İyisi


 Tenisi göz ucuyla takip eden birine dahi ''Sharapova'nın en önemli özelliği nedir ?'' diye sorsanız size ''Güçlü vuruşları iyi kontrol edebilen, agresif bir oyuncu olmasıdır.'' cevabını hiç zorlanmadan verecektir. Bunu bilmek için bu sporun azılı takipçisi olmaya gerek yok. Tıpkı güç tenisi konusunda hemcinsleriyle kıyaslanmayacak düzeyde iyi olan Serena Williams karşısında dün Sharapova'nın hiçbir şansının olmadığını kestirebilmek için kahin olmaya gerek olmadığı gibi.

 Hâlihazırdaki antrenörüyle birlikte oyun stratejisini yukarıda bahsettiğimiz özelliğinden azami ölçüde faydalanmak üzerine kuran ve bunun doğal sonucu olarak son derece düz olan oyununda bir de servis istikrarsızlığı gibi önemli bir sıkıntı yaşayan Masha'nın aynı isme karşı üst üste üçüncü kez onur kırıcı bir mağlubiyet alacağı, daha puan bile kazanamadan kaybettiği ilk iki oyunun ardından belli olmuştu. Zaten gerisi de çorap söküğü gibi geldi.

 Skor tabelasına girebilmek için servis kullandığı açılış setinin son oyununu 40-0'dan hediye eden Rus yıldız, ilk defa rakibine karşı bir seti oyun dahi alamadan kaybetti. Birleşik Amerikalıya karşı son galibiyetini sekiz yıl öncesinin sezon sonu turnuvasında elde edebilen Maria, aynı Stanford ve Madrid turnuvalarında olduğu gibi maç ilerledikçe oyun disiplininden iyice uzaklaştı ve böylesine büyük bir finalden yalnızca bir oyun kazanarak boynu bükük ayrılıp zaten bu maça çıkmadan önce garantilemiş olduğu gümüş madalyayla yetinmek zorunda kaldı.

 Karşı tarafta ise uzun süredir arzulanan bir başarıya ulaşmanın yarattığı haz hakimdi. Kazananın ''Kariyer Altın Slam''i tamamlayacağı maçta rakibini adeta korttan silen bir nevi oyun hilesi Serena Williams, bu başarıya Steffi Graf'tan sonra nail olan ilk isim olarak tarihteki yerini aldı. 63 dakika gibi kısa bir sürede 6-0 / 6-1'le kazandığı final, akıllara 2007 Avustralya Açık'taki benzer zaferini getirdi.

 ***

 Tenis kariyerindeki en başarısız sezon olan 2010'da Grand Slam turnuvalarında dördüncü turdan öteye gidemeyen Sharapova, o yıl Wimbledon'ı set bile vermeden kazanıp ace rekoru kıran Serena'yı hiç kuşkusuz en çok zorlayan isimdi. O zamanlarda iyinin kötüsünü oynamakla tenkit ettiğimiz Rus yıldız, şimdilerde ise İsveçli antrenörüyle kötünün iyisi diyebileceğimiz bir oyun oynuyor ve bu durum alınan sonuçlara da fazlasıyla yansıyor. Aynı yıl içinde hem bir Grand Slam finalini hem de bir olimpiyat finalini yokları oynayarak kaybetmek ''Kariyer Slam'' etiketine sahip bir raket için kabul edilebilir şeyler olmasa gerek.

 WTA'nın şu anki durumuna bakıldığında büyük zaferler elde etmemesi için hiçbir sebep bulunmayan Rus fenomenin daha da ilerilere gidebileceği büyük resme bakıldığında aşikar olsa da bu oyun tarzı devam ettiği müddetçe fazlasından ümidi kesmek ve bu tip sevimsiz sonuçlara da alışmak gerekiyor.

Hiç yorum yok: