13 Eylül 2012

Ağaç Yaşken Eğilir


 Erkekler tenisinin patronu ATP, önümüzdeki sezon için oyun kurallarında birtakım düzenlemelere gitmeye hazırlanıyor. Bunlardan ilki fileye çarpıp doğru servis karesine düşen servisin tekrar edilmesini uygun gören kuralla ilgili olacak. Yeni düzenlemeye göre eğer fileden seken top doğru servis karesine düşerse voleyboldaki gibi servis nizami sayılacak ve tekrar edilmeyecek. Dolayısıyla puan büyük ihtimalle servisi kullanan oyuncunun olacak.

 ATP bunu yaparken voleybolun kanun koyucuları tam tersi bir uygulamaya gitmenin çalışmalarını yapıyor. Servisin fileye çarpıp rakip sahaya düşmesinde hiçbir beis görmeyen düzenden teniste hâlihazırda bulunan servis tekrarı kuralına geçmeye çalışıyorlar. Burada hangi uygulamanın daha adaletli olduğunu anlamak için fazla çaba sarf etmeye gerek yok. Zira şu an voleybolda bulunan ve önümüzdeki sene erkekler tenisinde uygulanacağı söylenen düzen, oyunun içine şans unsurunu daha fazla sokmaktan başka bir işe yaramıyor. Üstelik voleybolda servis karşılayan takımın fileden seken topu karşılaması bir nebze de olsa mümkünken hemen her oyunucunun gelen topu karşılayabilmek için geri çizginin de gerisinde servis beklediği teniste böyle bir ihtimal de yok.

 İkinci değişiklik ise zaman ihlâlleri konusunda. ATP'nin yeni önerisine göre iki puan arasında 25 saniyeden fazla süre geçirilmesi hâlinde kuralı ihlâl eden oyuncuya ilk olarak uyarı verilecek, ikinci seferde ise oyuncunun bir servisi hatalı sayılacak. İkiden sonraki tekrarlarda ise puan cezası öngörülüyor. Bu, zaten mevcut düzende de yer alan ve yıllardan beri olan fakat uygulama aşamasında sıkıntı yaşanan bir kural. Hatta şu anki düzenlemede ikinci ihlâlden itibaren puan cezası verildiğini düşünürsek kuralın esnetildiğini bile söyleyebiliriz. Fakat söylenenlerden anlaşıldığına göre bu konuda hakemler gelecek yıldan itibaren daha hassas olacaklar.

 Tabii mevzu süre ihlâli olunca akla ilk gelen isimlerin Rafael Nadal ve Novak Djokovic olması tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bu kuralın günümüz erkekler tenisinde taviz verilmeden uygulanmasının ütopik olduğu dile getiriliyor ki zaten böylesine bir işe kalkışacağınız zaman erkekler tenisinin iki büyük topu olan Rafa ve Nole'den alacağınız tepkinin büyüklüğünü kestirebilmeniz için de kahin olmanız gerekmiyor.

 Burada olaya kadın tenisinden örnek vererek bir parantez açmak istiyorum. Malumunuz, söz konusu Sharapova ve çığlıkları olunca tenisle hiç alakası olmayan bir vatandaş bile çığlıkların yasaklanması gerektiğinden dem vuruyor. Şu sıralarda Sharapova'ya dahi rahmet okutan çığlıklarıyla kortlarda arzıendam eden Victoria Azarenka ise kendisini şu sözlerle savunuyor: '' Çığlıklar benim oyunumun bir parçası ve çığlık atmadan kendi oyunumu oynamam imkansız. '' Belaruslu tenisçiyi destekleyen bir açıklama da Boris Becker'den geliyor: '' Sharapova’ya gidip bir anda çığlık atmayı bırak diyemezsiniz. O yıllardır başarıları böyle kazanıyor. Bunu durdurmaya gençlerle başlamalısınız. ''

 İşte tüm bunlardan hareketle WTA, '' Ağaç yaşken eğilir. '' sözünü referans alarak meseleye genç tenisçiler üzerinden yaklaştı ve çığlık yasağını ilk olarak küçük yaştaki tenisçilerin katıldıkları turnuvalarda geçerli kılmaya karar verdi. Kadınlar tenisinin en önemli görev organı, çığlık sorununun önüne geçmenin tek ve en etkili yolunun gençler seviyesindeki maçlarda çığlığa yasak getirip gerektiğinde de oyunculara yaptırım uygulamak olduğunu düşünüyor ve bunu gören antrenörlerin çalıştırdıkları oyunculara çığlık atmamayı telkin edeceğine inanıyor.

 Sonuç olarak, yeni sezonun ilk üç ayında ilk olarak Challenger seviyesindeki turnuvalarda denenecek olan bu uygulamaların tenis dünyasında büyük bir keşmekeşe yol açabileceği kuvvetle muhtemel olarak görünüyor. Tenis hayranları ise önce şu soruya yanıt vermeliler: Maksat üzümü yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi ?

Hiç yorum yok: