10 Eylül 2012

Şampiyon Ruhu Yeniden Canlandı


 Kadınlar tenisinin sırasıyla resmi ve gayrıresmi 1 numaraları olan Victoria Azarenka ile Serena Williams'ı buluşturdu Flushing Meadows'taki Amerika Açık tek bayanlar finali. Mücadele öncesinde birçok otoritenin genel kanısı, Birleşik Amerikalının finale gelene kadarki performansından da hareketle fazla zorlanmadan zafere yürüyeceği yönündeydi. Ne var ki final arifesinde alınan sonuçların aldatıcı olabileceği gerçeği, geçtiğimiz yıl Samantha Stosur'un elde ettiği şampiyonlukla tecrübe edilmişti. Bu maçta da o sonuçların fazlasıyla aldatıcı olduğu görüldü; fakat günün sonunda kazanan taraf üç setlik bir mücadelenin ardından kardeş Williams oldu.

 Mücadeleye ilk üç oyunu kazanarak başlayan Serena, final öncesindeki beklentileri birebir karşılayabilecek bir hüviyette gibiydi. Güç tenisi dendiğinde akla gelen ilk isim olan 30 yaşındaki Birleşik Amerikalı tenisçi, inanılmaz açılara gönderdiği toplarla birer birer puanları topluyor ve rakipleriyle arasında çok büyük bir kalibre farkı olduğunu kim bilir bilmem kaçıncı kez ispat ediyordu. Setin son oyununda rakibinin servisini bir kez daha kırmayı başaran Williamsların küçüğü, 6-2'lik skorla açılış setini hanesine yazdırıyordu.

 İkinci setin ilk oyunu ise işin şeklinin iyiden iyiye değişmeye başladığı nokta oldu. İlk setteki silik görüntüsünü üzerinden atan ve ritim bularak maça girmeyi başaran Vika, rakibinin de hücum oyunundaki dengesiz performansından çok iyi istifade etti ve çifte servis kırma avantajı yakaladığı ikinci seti, ilk seti kaybettiği skorla kazanıp maçı final setine uzattı. Belaruslu raketin set boyunda rakibinin ikinci servislerinden %77 gibi son derece yüksek bir oranla puan çıkarması ise altı çizilmesi gereken başka bir detaydı.

 Karar setine uzayan şampiyonluk müsabakası, aynı zamanda 17 yıl sonra yaşanan bir ilkin de habercisiydi. Birleşik Devletlerdeki tenis fiestasında üç sette tamamlanan son final maçını bulabilmek için 1995 yılındaki Steffi Graf-Monica Seles finaline gitmek gerekiyordu. Öte yandan kendi çöplüğünde kupa kaldırmak isteyen Serena ise bu kortlardaki son üç setlik maçını 2006'da Amélie Mauresmo karşısında oynamış ve mücadeleden mağlubiyetle ayrılarak dördüncü turda elenmişti.

 Tenisseverlerin yıllar sonra bir ilki yaşamasına vesile olan final setine iyi başlayan taraf Azarenka oldu. Servis kırarak 2-1'i bulan Belarus tarihinin ilk ve tek Grand Slam şampiyonu, ne var ki bu avantajını sandalye molasının ardından kaybetti. Aynı durum, Belaruslunun 4-3 öndeyken servis kullandığı sekizinci oyunda da tezahür edebilirdi. Nitekim istediği oyunu tam olarak korta yansıtamayan Williams, servisini yitirdikten sonra yine büyük bir direnç göstermişti. Papaz belki o oyunda pilavı yiyemedi; ancak o direnişin en büyük sebebi olan mental olgunluk farkı kupayı Birleşik Amerikalı tenis yıldızına getirecekti.

 Rakibinin şampiyonluk için servis attığı oyunda gerekli baskıyı oluşturmayı başaran Serena, dünya 1 numarasını çok zor vuruşlar yapmaya zorladı ve bunun sonucunda Vika'nın basit hata hanesi maç sonuna doğru şişmeye başladı. Son dört oyunun tamamını alan dünya 4 numarası, kendi seyircisi önünde bu kez kazanan tarafta yer aldı ve tekler kariyerinin 15. Grand Slam zaferini elde etti.

 Amerika Açık'ta dördüncü kez tahta çıkan bir nevi oyun hilesi, mükemmel bir yaz sezonunu da geride bırakmış oldu. Roland Garros ilk turundaki tarihi yenilgiden sonra silkelenip kendine gelen Serena Williams, o mücadeleden sonra oynadığı 27 maçın yalnızca birini kaybederken kupa müzesine 2 Grand Slam şampiyonluğu ile 1 olimpiyat altını ekledi.

 DNA'sında bulunan şampiyonluk genlerinin siyahi tenis kraliçesine önümüzdeki dönemde daha neler kazandırabileceğini ise zaman gösterecek.

Hiç yorum yok: