5 Ocak 2013

Avustralya Açık 2004


 Bir önceki yıl Melbourne’deki ilk zaferini elde eden Serena Williams, 2004 Avustralya Açık’a sakatlığı nedeniyle katılamamıştı. Serena’nın kardeşi Venus de turnuvaya daha üçüncü turda veda edince ortalık Belçikalılara kalmıştı. O Belçikalılardan Justine Henin 1 numaralı seri başıyken Kim Clijsters ise onun hemen altındaydı. Bu ikili beklendiği gibi final oynayacaktı fakat turnuvaya damgasını vuran isim teniste esamesi bile okunmayan bir ülkedendi.

 Aynı kıtada yer alan Şili, Arjantin ve Brezilya gibi ülkelerin aksine tenis kültürü pek olmayan Kolombiya’nın bu sporla ilgili bir hayli dar olan mazisindeki en kayda değer isimdi Fabiola Zuluaga. 32 numaralı seri başı olarak katıldığı turnuvada ilk dört turu kura şansıyla olsa da geçmiş, çeyrek finaldeki rakibi Amélie Mauresmo’nun da maçtan çekilmesiyle kendisini bir anda yarı finalde bulmuştu. Peri masalı Justine Henin karşısında bitmişti belki ama Zuluaga, bu başarısıyla bir Grand Slam’de yarı final görebilen ilk ve tek Kolombiyalı olarak tenis tarihindeki yerini almıştı.

 Set dahi kaybetmeden finale kalan iki Belçikalının kapışmasında ise gülen taraf yine Henin oluyordu. Şampiyonluk maçında karşı karşıya geldiği Kimmy’i 6-3 / 4-6 ve 6-3’lük setlerle deviren Juju, kariyerinin ilk ve tek Avustralya Açık şampiyonluğuna ulaşıyordu. Clijsters ise dördüncü denemesinden de eli boş dönüyor, üstelik bu finallerin üçünü vatandaşı ve çocukluk arkadaşı olan Henin’e kaybediyordu. Kim, ilk büyük turnuvasını kazanabilmek içinse bir sonraki yılın Amerika Açık’ına kadar bekleyecekti.

 Erkekler kanadına gelindiğindeyse katıldığı son üç Avustralya Açık’ı da kazanma başarısı gösteren Andre Agassi yine önemli favorilerden biriydi. Fakat Andre’nin Melbourne’deki 26 maçlık galibiyet serisini bitiren isim yarı finalde Marat Safin olacaktı. Birleşik Amerikalı rakibi karşısında ilk iki seti tie-break ile alan Safin, sonraki iki seti kaybetse de final setiyle gülen taraf oluyor ve adını finale yazdırıyordu. Zaten inatçı Tatar için o yılki turnuva ilginçliklerle doluydu. Zira açık tenis tarihinde 27 set oynayıp 129 oyun kaybeden birinin Grand Slam finali oynadığı o zamana kadar görülmemiş bir şeydi. Safin, imkansızı başarmıştı.

 Yaşadığı sakatlıklar nedeniyle en formda olması gereken dönemleri boş geçiren Marat, zaten ana tablolar belli olduğunda seri başı raketler arasında değildi. İşte bu durum, finale gelene kadar oynadığı altı maçın üçünü 4, diğer üçünü ise 5 set sonunda kazanabilen Safin’e pahalıya patlamıştı. Finale geldiğinde pili bitmiş bir görüntü çizen Rus tenisçi, İsviçreli yaşayan efsane Roger Federer karşısında 7-6(2) / 6-4 ve 6-2’lik setlerle teslim bayrağını çekiyordu. 

 Melbourne Park’taki ilk zaferini kutlayan Ekselansları için bu şampiyonluğun başka bir anlamı daha vardı. Zira bir sonraki gün açıklanan 2 Şubat 2004 tarihli dünya sıralamasında zirvenin yeni sahibi kendisiydi. Kariyerinde ilk kez 1 numaraya çıkan Fedex, bu koltuğa öyle bir alışacaktı ki kaldırabilene aşk olsundu. O tarihten itibaren aralıksız 237 hafta tahtını kimselere kaptırmayan Federer, bu süre zarfında başarıdan başarıya koşacaktı. Tenis dünyası, 1 numaranın el değişmesi için 18 Ağustos 2008’e kadar beklemek zorunda kalacaktı.

2 yorum:

alicandogantenis dedi ki...

ben türkiye tenis federasyonu antrenörlerinden Alican Doğan beni okunası bloglar kısmına eklerseniz çok memnun olurum yunus bey http://tenisteknik.blogspot.com/

Yunus Dilber dedi ki...

Hay hay ekleyelim hemen. :)