10 Ocak 2013

Avustralya Açık 2009


 Avustralya Açık'ın 2009 ayağı, kadınlar tenisinin deyim yerindeyse dibi gördüğü turnuvaydı. Bir önceki yıl muhteşem bir performans göstererek şampiyonluğa ulaşan Sharapova'nın omzundan geçirdiği ağır sakatlıktan mütevellit kortlarda olamayışına bir de Justine Henin ve Kim Clijsters gibi yıldızların hesapta olmayan emeklilikleri eklenince tenis kariyeri zaten ortada olan Serena Williams için ufukta yeni bir Grand Slam şampiyonluğu görünüyordu. Birleşik Amerikalı yıldız da turnuvanın sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyerek bu beklentileri boşa çıkarmayacaktı.

 Kardeş Williams'ı kupa yolunda belki de en çok terleten maç Victoria Azarenka'nın ilk setini kazandığı, ikinci setinde ise gerideyken gözyaşları içinde çekilmek zorunda kaldığı dördüncü tur mücadelesiydi. Bu tehlikeyi muhtemelen hiç de istemeyeceği bir şekilde atlatan Serena, daha sonra sırasıyla Kuznetsova ve Dementieva'yı eleyip adını finale yazdırıyordu. Finalde de bir başka Rus tenisçi Dinara Safina'yla eşleşen Williams, göz açıp kapayıncaya kadar biten bir başka şampiyonluk maçına imza atıyor ve 6-0 / 6-3'le Melbourne Park'taki dördüncü şampiyonluğunu kucaklıyordu.

 Kadınlar tenisi açısından bir hayli sönük geçen turnuva erkekler tenisi içinse bir o kadar parlaktı. Bir önceki sezon Federer'i 237 hafta aralıksız oturduğu tahtından indirmeyi başaran Rafael Nadal, daha önce sert zeminde düzenlenen Grand Slam turnuvalarında yarı finalden öteye gidememiş olması hasebiyle 1 numaralı seri başı olarak geldiği turnuvada en büyük favori olarak gösterilmiyordu. Ancak yarı finale kadar set dahi kaybetmeden gelen İspanyol raket, bu formuyla bir ezberi daha bozacak gibi görünüyordu. Nitekim öyle de oldu.

 Yarı finalde vatandaşı Fernando Verdasco'yla uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir maç çıkaran Nadal, Verdasco'nun çift hatasıyla sonuçlanan olağanüstü mücadeleden 6-7(4) / 6-4 / 7-6(2) / 6-7(1) ve 6-4'lük setlerle galip ayrılıyor ve kariyerinde ilk kez bir sert kort Grand Slam'inde finale yükseliyordu. Tam 5 saat 14 dakika süren bu müsabaka, aynı zamanda Avustralya Açık tarihinin o güne kadarki en uzun karşılaşması olarak kayıtlara geçiyordu.

 Ana tablonun en altında konuşlanan Roger Federer ise henüz dördüncü turda elenmekten yaptığı müthiş geri dönüş sayesinde kurtuluyordu. Tomas Berdych önünde ilk iki seti kaybeden İsviçreli, sonraki üç seti alıp çeyrek finale kalsa da oynadığı oyunla kafalarda soru işareti bırakmıştı. Bu turdaki rakibinin de Juan Martin Del Potro olması akıllara Ekselanslarının elenme ihtimalini dahi getirmişti. Ancak tenisin yaşayan efsanesi, kusursuz bir performans sergilediği mücadeleyi 6-3 / 6-0 / 6-0'la kazanarak rakibini yerle yeksan ediyordu. Yarı finalde de Roddick'i aşan İsviçre çikolatası, finaldeki yerini ezeli rakibinden önce ayırtmıştı.

 Modern tenisin en büyük rekabetini oluşturan ikiliyi Rod Laver Arena'da ilk kez buluşturan final mücadelesinde ise gülen taraf yine Rafa olacaktı. 7-5 / 3-6 / 7-6(3) / 3-6 ve 6-2'yle şampiyonluk ipini göğüsleyen Nadal, hem kariyerinde ilk kez bu turnuvayı kazanıyor hem de Federer'i Roland Garros ve Wimbledon'ın ardından Avustralya Açık finalinde de devirerek rakibi üzerindeki psikolojik üstünlüğünü pekiştiriyordu. Kazanılan puanlarda önde olduğu mücadeleyi son sette yokları oynayarak kaybeden Maestro ise kupa seremonisinde gözyaşlarına hakim olamamıştı. Fakat o gözyaşları yalnızca birkaç ay sonra bittiği söylenen efsanenin yeniden doğuşunu simgeleyecekti.

 Rafael Nadal ve Serena Williams'ın galibiyetleriyle sonuçlanan turnuvada atlanmaması gereken başka bir detay da Jelena Dokic'in çeyrek finale yükselerek yazdığı peri masalıydı. Turnuvaya özel davetle katılan ev sahibi raket, akli dengesi yerinde olmayan babası biraz müsaade etseydi belki de şu an çok ama çok farklı bir noktada olacaktı.

Hiç yorum yok: