13 Ocak 2013

Avustralya Açık 2012


 Bir önceki yıl kortlarda fırtına gibi esen Novak Djokovic'in hem 1 numaralı seri başı hem de son şampiyon unvanıyla geldiği turnuvaydı Avustralya Açık'ın 2012 ayağı. Tenis kariyerinin ilk büyük turnuva zaferine Melbourne'de ulaşan Djoko'nun 2011'deki performansını devam edip ettiremeyeceği en büyük merak konusuydu ki turlar ilerledikçe Nole'nin o seviyenin biraz uzağında olduğu fakat maç kazanma alışkanlığından hiçbir şey kaybetmediği görülecekti.

 İlk üç turda zorlanmak şöyle dursun, kaybettiği oyunları saydıran Sırp tenisçi, son 16 turunda ev sahibi ülkeden eski toprak Hewitt'e karşı bir set yitiriyordu. Çeyrek finalde Ferrer'e karşı son derece yakın geçen üç setle kazandığı maç ise rakibinin savaştığı ama kendisinin kazandığı bir müsabakaydı. Dünya sıralamasının ilk 4'ünü bir araya getiren yarı finallerde Andy Murray ile karşılaşan Djoker, yeni antrenörü Ivan Lendl'la birlikte çıkışa geçtiğinin emarelerini gösteren rakibiyle epik bir mücadeleye imza atıyor ve setlerde 2-1 geriye düştüğü maçtan final seti sonucunda muzaffer ayrılarak finale yükseliyordu.

 Ana tablonun alt tarafında ise Federer-Nadal ikilisi, hiçbir sürprize mahal vermeden adlarını son dörde yazdırmışlardı. Çeyrek finalde Federer, Del Potro önünde resital verirken Nadal da ilk setini kaybettiği maçta Berdych'i dört sette eleyince Tenis tarihinin en büyük rekabetine imza atan iki tenisçi, 2005 Roland Garros'tan bu yana ilk kez bir Grand Slam yarı finalinde eşleşiyordu. Rüya yarı finalin senaryosu ise bir hayli tanıdıktı. Tipik bir Federer-Nadal maçı hüviyetindeki mücadeleden dört sette galip çıkmayı başaran Rafa, adını finale yazdıran taraf oluyordu.

 Yeni yılın ilk majör turnuvasının finalinde sahnede olan isimler, son iki büyük turnuvadakiyle aynıydı. Evvelki sezon tam altı kez finalde yendiği rakibi karşısında mental avantajı elinde tutan Djokovic, 4-3 / 0-40'a getirdiği dördüncü seti kaybetse de final setini 4-2 / 30-15'ten çeviriyor ve İspanyol rakibine karşı üst üste 7. final galibiyetini elde ediyordu. 5 saat 53 dakika süren tarihin en uzun ve aynı zamanda en tenis fakiri Grand Slam finalinin ardından kupa seremonisinde ayakta durmakta zorlanan iki tenisçiye oturmaları için sandalye getirilmesi de hafızalara kazınan bir başka noktaydı.

 Melbourne Park'taki turnuvanın kadınlar kanadında ise gözler Wozniacki, Sharapova, Azarenka ve Kvitova'yla birlikte gayrıresmi 1 numara Serena Williams'ın üzerindeydi. Williamsların küçüğünün henüz dördüncü turda veda ettiği turnuvada belki de kimin şampiyon olacağından daha çok Caroline Wozniacki'nin zirvedeki yerini muhafaza edip edemeyeceği merak ediliyordu.

 Göze hitap etmeyen oyununa rağmen istikrarlı yapısı sayesinde Grand Slam haricinde her seviyedeki turnuvada şampiyonluğu bulunan ve 67 hafta zirve sefası süren Caro, bir önceki sezonun sonlarından itibaren büyük bir düşüşe geçmişti. İlk turları rahat geçen Danimarkalı güzel, en nihayetinde Jankovic'i de eleyerek çeyrek finale yükseliyor fakat bu turda son şampiyon Kim Clijsters karşısında hiçbir varlık gösteremeyerek liderlik koltuğuna veda ediyordu.

 Woz ile aynı yarıda bulunan ve birçokları tarafından turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen Victoria Azarenka ise bir önceki yılın kapanışını İstanbul'da oynadığı finalle yapmış ve yeni çalıştırıcısı Samuel Sumyk ile birlikte zihinsel olarak bambaşka bir kimliğe bürünmüştü. İlk turlarda adeta gövde gösterisi yapan Vika, yarı finalde de Melbourne'e son şampiyon unvanıyla gelen Clijsters'a set vermiyor ve kariyerinde ilk kez bir büyük turnuvada finale yükseliyordu.

 Tek kadınlar ana tablosunun diğer yarısından finale kalan isimse Rus fenomen Maria Sharapova olmuştu. Sakatlıktan döndükten sonra ilk kez bir sert kort Grand Slam'inde çeyrek finale kalma başarısı gösteren Masha, final arefesinde ise önceki sezon Wimbledon finalinde yenildiği Petra Kvitova'yla karşı karşıya geliyordu. Mücadelede pek de iyi bir oyun sergileyemeyen Sharapova, yakaladığı 5 servis kırma şansını da değerlendirerek tecrübesini konuşturuyor ve finaldeki yerini ayırtıyordu.

 Azarenka ile Sharapova'yı şampiyonluk için karşı karşıya getiren bu maçın bir anlamı daha vardı. Zira kazanan tenisçi, iki gün sonra açıklanacak olan dünya sıralamasının yeni lideri olacaktı. Final müsabakasına stresli başlayan Vika, maçtaki son 12 oyunun 11'ini kazanarak sonuca gidiyor ve tabiri caizse Maria'yı korttan siliyordu. Belaruslu raket, kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu elde ederken dört yıl evvel yine bu kortta Serena Williams karşısında çok kötü bir maç çıkaran Sharapova ise büyük bir hezimet yaşıyor ve zirveye dönüşünü başka bir bahara erteliyordu.

 Sonuç olarak asırlık tenis klasiğinin 100.sü olan Avustralya Açık 2012, hem rekorları alt üst eden bir tek erkekler finali çıkarıyor hem de kadınlar tenisinin zirvesine yeni bir ismi yerleştiriyordu.

3 yorum:

Derviş BAŞBABASI dedi ki...

ellerinize sağlık Yunus bey :)

Yunus Dilber dedi ki...

Can dostum, çok teşekkür ederim. :)

Derviş BAŞBABASI dedi ki...

:)