14 Aralık 2016

Hangi Duaya Amin Demek?


 Tenis camiasının son birkaç yıldır konuştuğu bir mevzu, nihayet gerçeğe dönüştü geçtiğimiz aylarda. Galatasaray Spor Kulübü, tenis şubesi açtığını duyurdu ve ilk transferini de ülkenin halihazırdaki 1 numaralı oyuncusu Marsel İlhan'ı alarak yaptı. Zamanında bu proje ilk kez gündeme geldiğinde bu iş için yoğun çaba harcayan İpek Şenoğlu'yu sert bir şekilde eleştirmiştim hatırlarsanız. Şimdi de vaktiyle yazdığım o eleştirilerin nedenlerini izah edeyim yeri gelmişken.

 Evvela şunu belirtelim, adı futbolla özdeşleşmiş büyük kulüplerin tenis işine girmesinin ülke tenisine sağlayacağı tek katkı ancak sponsorluklar nezdinde olabilir. Türkiye'de profesyonel olmadan kortlara veda eden tenisçi sayısının bir hayli fazla olduğunu düşünürsek bu gelişmeyi tenisçi adayları açısından hayra yorabiliriz. Peki bunun karşılığında bizi ne gibi risklerin beklediğinin farkında mıyız?

 Aynı kulüpler futbol harici diğer sporlara yatırımlarını arttırdığında söz konusu branşların fanatizmden gözü dönmüş kitleler tarafından nasıl kirletildiği aklı başında herkesin malumu olsa gerek. Hâl böyleyken bizzat bu kulüpler tarafından basketbol ve voleybol salonlarına aktarılan "sporsavarların" bugüne dek sebep olduğu türlü rezilliklere yarın bir gün kortlarda rastlamayacağımızı kim garanti edebilir?
 
 Ezelden beri futbola tomarla para akıtan ama buna rağmen altyapılarının hâli ortada olan bu kulüplerden tenisçi yetişmesini beklemekse zaten Pollyannacılığın dik âlâsı olur. Bırakın tenisçi yetiştirmeyi, var olan potansiyeli de çöp etme ihtimalleri son derece yüksek ki bunun da altında idrar yarışından hallice olan rekabet anlayışları yatıyor.

 İşinin ehli olan antrenörler çok iyi bilirler ki ufak yaştaki sporcuların sonuç değil, gelişim odaklı yetiştirilmesi hayati bir öneme sahiptir. Tıpkı bu kulüplerin yıllardır yaptığı gibi sırf kişisel tatmin runa gelişme çağındaki sporcuları yalnızca kazanmaya odaklarsanız onların geleceklerini de ipotek altına almış olursunuz.

 Son tahlilde bu hamle kimilerinin öngördüğünün aksine Türk tenisine hiçbir ivme kazandırmaz. Bizim en temel problemimiz sponsorluklar değil, gerçekten yetenekli olan çocukları tenisle buluşturamamak. Futbolun büyüklerini tenise dahil etmekse bu sorunu asla çözmeyeceği gibi var olan sorunlara da yenilerini ekleyecektir

Hiç yorum yok: