14 Ocak 2017

Hoş Geldin Kış Güneşi!


 Aslında hiç adetim değildir kura analizi yazmak. Çok klişe bulduğumdan olsa gerek sevmem bu tip işleri. Buradaki yazıların da %99'u tematik ve düşünceye dayalıdır zaten. Fakat bu defalık sadece tek erkekler özelinde böyle bir şey yapmaya niyetlendik niyeyse. Arada bir değişiklik de şart.

 Her şeyden evvel gözden kaçırılan bir noktanın altını çizmek gerek. Bir kuranın kolaylığını ya da zorluğunu belirleyen en önemli unsur oyuncunun form durumudur esasında. Yani siz ne kadar iyiyseniz kura da o kadar kolaydır. Tersi durumda ise işiniz o kadar zorlaşır. İşte Roger Federer ve Rafael Nadal'ın şu anki durumunun da en iyi açıklaması bu. İki büyük efsane de bir süredir kendi standartlarının altında performanslar gösteriyor. Öyle ki biri 9, diğeri de 17 numaralı seri başı olarak geldi Avustralya Açık'a. Hâl böyleyken kolay bir kura çekmelerini beklemek zaten iyimserlik oldu.

 Federer'in şampiyonluk yoluna bakarsak henüz üçüncü turda olası bir Tomas Berdych eşleşmesi görüyoruz. Sonraki turlardaki olası rakipleriyse Nishikori, Murray, Wawrinka ve Djokovic'ten oluşuyor. Aslına bakarsanız İsviçreli için çıktığı son üç slam finalinde boyun eğdiği Djokovic ile ana tablonun aynı yarısında yer almamak ciddi bir şans. Diğerleri de zaten normal gününde yenebileceği oyuncular. Fakat mesele de altı ay tenis oynamamış Ekselansları'nın o normal günlerinin çok uzağında olması. Fazla sayıda maç eksiği var ve dolayısıyla eli henüz sıcak değil. Hâliyle bu kadar üst düzey oyunculara karşı üst üste beş setlik maçları kaldırabilmesi kağıt üstünde pek mümkün görünmüyor. Son tahlilde Melbourne'de alacağı hiçbir sonuç sürpriz sayılmayacaktır benim açımdan.

 İsviçreliyle aynı kaderi paylaşan Nadal'ın durumu ise belki ezeli rakibinden de zor. Turnuvayı Florian Mayer gibi ilk tur için son derece sert bir rakiple açacak olan toprağın kralını üçüncü turda geleceğin yıldızı temalı tenis yazılarının başkahramanı Alexander Zverev bekliyor. Akabinde de Monfils, Thiem, Djokovic ve Murray'den müteşekkil çetrefilli bir yola giriyor İspanyol raket. Kendisinin son iki yılda yaşadığı düşüşün bana göre nelerden kaynaklandığını daha önce yazmıştım burada. Özetlersek Rafa'nın çok büyük oranda fiziksel güç üzerine kurulu oyununu artık yorgun vücudu taşıyamıyor. Tam da bu noktada ihtiyacı olan şey daha agresif oynamak aslında. Ancak hem teknik kapasitesi hem de yıllardan beri süregelen oyun stili böylesi keskin bir dönüşüme hiç müsait değil. Formunu yükseltmesi kendisini daha ileriki turlara taşıyacaktır elbet fakat turun elit raketleri karşısında kaderi tamamı ile rakiplerinin elinde gibi.

 Çiçeği burnunda Sir'ümüz Andy Murray ise kalbi kadar temiz bir kurayla ter dökecek sezonun ilk slam'inde. Her ne kadar Federer piyangosu kendisine vurmuş olsa da şu anki formuyla finale kalamaması için hiçbir sebep görünmüyor. Melbourne'de çıktığı beş finalin tamamını kaybederek haklı bir üne sahip olan Muzza, bu sene de rekorunu geliştirmeye devam eder mi bilinmez ama Doha'da yenildiği Novak Djokovic bunun için elinden geleni yapacaktır. Yeri gelmişken Djokovic'in de uzak kıtadaki macerasına daha bir hafta evvel üst üste beş maç puanı çevirerek yenebildiği Fernando Verdasco karşısında başlayacağını belirtelim. Tıpkı Nadal-Mayer gibi bu eşleşme de ilk turun patlamış mısır eşliğinde izlenesi karşılaşmalarından. İyisi mi siz kuruyemiş alımlarına başlayın şimdiden!


 

Hiç yorum yok: