21 Ocak 2017

Risk Almamak En Büyük Risk


 Erkekler tenisinin genç prensi Alexander Zverev ile yaralı boğası Rafael Nadal'ı buluşturan üçüncü tur eşleşmesi tam bir tencere dibin kara, seninki benden kara maçıydı. Rafa'nın son iki yıldır içinde bulunduğu durum zaten malum. Ama gelgelelim birçoklarının büyük ümitler beslediği Zverev de kendisi için yaratılan beklentileri karşılayabilecek donanıma sahip olmadığını gösterdi bugün.

 Günümüz genç tenisçilerinin en büyük problemi, teknik kapasitelerinin yetersizliğinin yanında zinhar risk almıyor oluşları. Nitekim 19 yaşındaki Zverev'in de bu konularda akranlarından hiçbir farkı yok. Bugünkü maçta geri çizginin o kadar dışına hapsoldu ki kortun karşısında 2-3 yıl önceki Nadal olsa tek bir set bile koparamayabilirdi. Ancak İspanyol raket de eski günlerinin çok uzağında olduğundan bu kadar garantici oynayan bir rakibe bile iki set verebiliyor, hatta bazen yenilebiliyor.

 İyi bir vuruştan sonra kortun içine girmeyen, açılara oynamaktan kaçınan, kısacası risk almadan başarı kovalayan bir yeni nesil türedi maalesef teniste. Tabii burada kabahat oyuncularda değil, onları küçük yaşlardan itibaren yalnızca kazanmaya odaklayan antrenörlerde. Junior kariyerlerinde gözü kör bir rekabetin içine hapsedilen bu oyuncular, doğal olarak oyunlarını geliştirmeyi ikinci plana atıyor ve profesyonel tura geçtiklerinde de sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Hem teknik hem de zihinsel anlamda turun elit raketleriyle aralarında ciddi bir seviye farkı olduğunu anladıklarındaysa zaten iş işten geçmiş oluyor. Sonra da malumunuz, "potansiyelinin karşılığını veremeyen tenisçi" damgası... Halbuki o potansiyel hiç açığa çıkmadı ki!

 Vaktiyle Maria Sharapova'ya bir basın toplantısında sormuşlardı "İkinci servislerinizi niye riskli kullanıyorsunuz? Bu, çift hata sayınızı arttırmıyor mu?" diye. Masha'nın verdiği yanıtsa "Eğer risk almazsam Grand Slam kazanamam." olmuştu. İşte Rus tenisçinin bu cevabı, her genç tenisçinin ve antrenörünün kulağına küpe olmalı. 


Hiç yorum yok: