<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677</id><updated>2012-02-11T22:41:45.193+02:00</updated><category term='Wallpaper Arşivi'/><category term='Montreal Masters'/><category term='Video Galeri'/><category term='İstanbul Cup'/><category term='ATP Değerlendirme'/><category term='Antreman İzlenimleri'/><category term='Avustralya Açık 2009'/><category term='WTA Oyuncu Değerlendirme'/><category term='ATP Turnuvalar'/><category term='ATP Exebition'/><category term='Öylesine...'/><category term='WTA Juniors'/><category term='Sony Ericsson Open'/><category term='Miami Masters'/><category term='WTA Toronto'/><category term='Wimbledon 2010'/><category term='Canlı Yayın'/><category term='Sony Ericsson Championships'/><category term='Roland Garros 2009'/><category term='Tenis-Medya'/><category term='Ana Tablo Yorumları'/><category term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><category term='Masters Cup'/><category term='WTA Turnuvalar'/><category term='Tenis Maç Yayınları'/><category term='Atletizm'/><category term='Foto-Galeri'/><category term='Slayt-Haber'/><category term='Roland Garros 2011'/><category term='Indian Wells'/><category term='Monte Carlo'/><category term='Sezon Değerlendirmesi'/><category term='Nostaljik Maçlar'/><category term='Madrid Open'/><category term='Roland Garros'/><category term='Roland Garros 2010'/><category term='WTA&apos;den Portreler'/><category term='Yorum-Haber'/><category term='ATP-WTA Turnuvalar'/><category term='Kitap Değerlendirmesi'/><category term='WTA Haberler'/><category term='Madrid Masters'/><category term='WTA Exebition'/><category term='Amerika Açık 2009'/><category term='Kremlin Cup'/><category term='Paris Masters'/><category term='Anket'/><category term='Voleybol'/><category term='WTA-Oyuncu Profili'/><category term='Haber Bizden'/><category term='ATP&apos;den Portreler'/><category term='Tenis Dünyasından Haberler'/><category term='Wimbledon'/><category term='Cincinnati Masters'/><category term='Tenis Magazin'/><category term='Roma Masters'/><category term='Türk Tenisi'/><category term='Biraz da Gülelim'/><category term='WTA Beijing'/><category term='Avustralya Açık 2010'/><title type='text'>Tenis Analiz</title><subtitle type='html'>Derinlemesine ...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>426</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-418478419837316599</id><published>2012-02-07T13:08:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T14:51:49.876+02:00</updated><title type='text'>Kupaya Fransız: Gael Monfils</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-0HDfKn7u2ew/TzEd4a1yRMI/AAAAAAAACl8/xBUaOxifFl0/s1600/Gael+Monfils.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="224" src="http://3.bp.blogspot.com/-0HDfKn7u2ew/TzEd4a1yRMI/AAAAAAAACl8/xBUaOxifFl0/s320/Gael+Monfils.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=34"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=34&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Teniste sezonun ilk grand slam turnuvası olan Avustralya Açık'ın geride kalmasının ardından heyecana geçtiğimiz hafta oynanan Fed Kupası maçları ve Atp turnuvalarıyla devam edildi. Kadınlar tenisinin birçok önemli isminin ülkeleri adına ter döktükleri haftada erkekler klasmanında mütevazı sıraların oyuncusu konumundaki birçok tenisçi de 250 puan değerindeki Montpellier, Zagreb ve Vina Del Mar turnuvalarında raket salladı.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Atp turunda geçtiğimiz haftanın en önemli olayı Montpellier'de oynanan Güney Fransa Açık turnuvasıydı. Üç yıl öncesine kadar Lyon'da düzenlenen; fakat daha sonra şimdiki yeri Montpellier'e taşınan turnuvanın bu yılki şampiyonu Tomas Berdych oldu. Ana tabloda oynadığı dört maçın üçünü ev sahibi raketlere karşı kazanan Berdych, Mahut ve Serra'nın ardından finalde de son şampiyon Gael Monfils'i 6-2, 4-6 ve 6-3'lük setlerle devirerek mutlu sona ulaştı. Bu zafer, Çek raketin kariyerindeki ikinci salon turnuvası şampiyonluğu oldu. Berdych, kapalı kortlardaki ilk şampiyonluğuna ise 2005 yılında yine Fransa'da Paris Masters'ı kazanarak ulaşmıştı.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Tenisseverlerin çeyrek finalden itibaren televizyondan takip etme fırsatı buldukları turnuvanın final mücadelesindeki kilit nokta ikinci servisler oldu. Maç boyunca ikinci servislerinden sadece %29 oranında puan çıkarabilen Monfils, bunun bedelini maçı kaybederek ödedi. Final setinin sekizinci oyununda ilk servis bulmakta zorlanan Fransız raket, Berdych'in yakaladığı servis kırma puanında da çift hata yaptı ve skorun 5-3'e gelmesine engel olamadı. Hemen akabindeki oyunda servislerini şampiyonluk için kullanan Berdych, mücadeleyi 'ace' ile noktaladı ve kariyerinin yedinci tekler şampiyonluğunu elde etti.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;Berdych'in Fransa'da düzenlenen bir turnuvada üç Fransız raketi yenerek şampiyon olması kadar dikkat çekici bir diğer noktaysa Monfils'in kariyerindeki 17. turnuva finalinde 13. yenilgisini alması oldu. Final kazanma oranı istatistiğinde erkekler tenis tarihinin en kötü oyuncuları arasında yer alan(*) Monfils, sezonun ilk haftasında oynanan Katar Açık'ta da yarı finalde Rafael Nadal'ı eleyerek finale yükselmiş; fakat şampiyonluk maçında vatandaşı Tsonga'ya yenilmekten kurtulamamıştı.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Geçtiğimiz hafta oynanan diğer salon turnuvasına ise Hırvatistan ev sahipliği yaptı. Başkent Zagreb'de düzenlenen turnuvada mutlu son, kariyerinin ilk Atp finaline çıkan Lukas Lacko'yu 6-2 ve 6-3'lük setlerle zorlanmadan yenen Mikhail Youzhny'nin oldu. &lt;b&gt;Rus raketin şampiyonluk özlemine son verdiği turnuvada ilk defa bu yıl hiçbir ev sahibi raket finale yükselme başarısı gösteremedi.&lt;/b&gt; 1973 Roland Garros'ta Nikola Pilic'in oynadığı finalle tenis sahnesine çıkan Hırvatistan, daha sonra Iva Majoli ve Goran Ivanisevic'in kazandığı grand slam turnuvalarıyla zirve yapmıştı. 2000'li yıllarda da Ivan Ljubicic ve tenisi geçtiğimiz yıl bırakan Mario Ancic'le gayet iyi bir şekilde temsil edilen Hırvatların son dönemlerdeki en iyi ismi olan Marin Cilic ise iki yıl evvel Avustralya'da oynadığı yarı finalin ardından beklentilerin uzağında kalan bir grafik çizdi.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sezonun ilk toprak kort turnuvası olan Vina Del Mar'da ise zafer Juan Monaco'nun oldu. Genellikle düşük profilli toprak kort turnuvalarında elde ettiği başarılarla gündeme gelen Arjantinli raket, finalde vatandaşı Carlos Berlocq'u 6-3, 6-7(1) ve 6-1'lik setlerle yenerek beş yıl sonra ilk kez şampiyonluk sevinci yaşadı.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kadınlar tenisindeki birçok yıldız ismin ülkelerini temsil ettikleri Fed Kupası'nda ise Çek Cumhuriyeti, Rusya, İtalya ve Sırbistan yarı finale kalan ülkeler oldular. Sırbistan'ın başarısı aynı zamanda ülke tarihinde bir ilk oldu. &lt;b&gt;Dünya klasmanının 1 numaralı ekibi İtalya'nın çiftler maçıyla turlayabildiği haftada Petra Kvitova, Görges ve Lisicki karşısında aldığı kritik galibiyetlerle hem takımına hayat verdi hem de kapalı kortlardaki yenilmezlik serisini 27 maça çıkardı. &lt;/b&gt;Fed Kupası'nı son sekiz yılda dört kez müzesine götüren Rusya ise Sharapova'nın da yer aldığı seride İspanya'yı 3-2'lik skorla geçti.  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;Geride kalan haftanın öne çıkan başlıkları bu şekildeydi. Atp turunda herhangi bir turnuvanın oynanmayacağı önümüzdeki haftada kadınlarda Paris kapalı kort turnuvası ve Pattaya Açık turnuvaları düzenlenecek. Bu turnuvalarla ilgili en önemli detayları da bu satırlarda bulabileceksiniz. Hepinize iyi haftalar diliyorum. Hoşça kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;*İlgili istatistiği görmek için &lt;a href="http://www.tennis28.com/titles/finals_winpct_career.html"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yunus Dilber&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Spor7.com&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-418478419837316599?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/418478419837316599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=418478419837316599&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/418478419837316599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/418478419837316599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/02/kupaya-fransz-gael-monfils.html' title='Kupaya Fransız: Gael Monfils'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-0HDfKn7u2ew/TzEd4a1yRMI/AAAAAAAACl8/xBUaOxifFl0/s72-c/Gael+Monfils.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-2537367282346372537</id><published>2012-02-01T17:46:00.001+02:00</published><updated>2012-02-06T13:55:15.252+02:00</updated><title type='text'>Tenis Ekranı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--qKVVhftNME/Tylv0CaEjNI/AAAAAAAACgk/B7J8Qe5qU14/s1600/Ana+Ivanovic.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://2.bp.blogspot.com/--qKVVhftNME/Tylv0CaEjNI/AAAAAAAACgk/B7J8Qe5qU14/s320/Ana+Ivanovic.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Ntv Spor'un bu haftaki yayın akışında Atp turunun 250 puan değerindeki turnuvalarından&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Montpellier yer alıyor. Fakat bu turnuvadaki maçlardan ziyade şiddetle izlenmesi gereken bir belgesel kuşağı var ki Navratilova-Evert rekabetini konu alıyor.&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ntvspor.net'te yer alan yayın akışı ise şu şekilde:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;3 Şubat Cuma&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;14:00- &lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;- Atp 250 Montpellier çeyrek final&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b style="color: lime;"&gt;&amp;nbsp;3 Şubat Cuma 22:00&lt;/b&gt;- &lt;b style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/b&gt;- &lt;b style="color: lime;"&gt;Belgesel Kuşağı: Eşsiz Rekabet&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;4 Şubat Cumartesi 15:00- &lt;b style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/b&gt;- Atp 250 Montpellier yarı final&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;4 Şubat Cumartesi 16:30- &lt;b style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/b&gt;- Atp 250 Montpellier yarı final&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;5 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şubat&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Pazar 15:00- &lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;- Atp 250 Montpellier final&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Fotoğraf: Ana Ivanovic&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-2537367282346372537?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/2537367282346372537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=2537367282346372537&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2537367282346372537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2537367282346372537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/02/tenis-ekran.html' title='Tenis Ekranı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--qKVVhftNME/Tylv0CaEjNI/AAAAAAAACgk/B7J8Qe5qU14/s72-c/Ana+Ivanovic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5574084713152123314</id><published>2012-01-29T23:09:00.003+02:00</published><updated>2012-02-02T12:12:26.865+02:00</updated><title type='text'>Favorilerin Egemenliğindeki Avustralya Açık</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-bFdi_LVb1Rw/TyW1QzNFRYI/AAAAAAAACf8/5b0XNzQiXTc/s1600/Avustralya+A%C3%A7%C4%B1k.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="175" src="http://4.bp.blogspot.com/-bFdi_LVb1Rw/TyW1QzNFRYI/AAAAAAAACf8/5b0XNzQiXTc/s320/Avustralya+A%C3%A7%C4%B1k.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=31"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=31&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Sezonun ilk grand slam  turnuvası olan Avustralya Açık'ın 100.sü hafta sonu oynanan final  maçlarıyla son buldu. Bilhassa bayanlar kanadında son zamanlardaki  birçok büyük turnuvaya oranla favori raketlerin çok daha baskın olduğu  bir turnuva izlediğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Hâl böyle olunca  turnuvanın ikinci haftası, tenisseverler açısından bir tenis ziyafetine  dönüştü. Hikayelerin ana kahramanlarını genellikle her iki turdaki elit  oyuncuların oluşturduğu turnuvada mutlu sona ulaşan isimler, Victoria  Azarenka ve Novak Djokovic oldu.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Avustralya Açık'ın bu yılki tek bayanlar finali Victoria Azarenka  ile Maria Sharapova'yı karşı karşıya getirdi. Vika, kariyerinin ilk  grand slam finaline Rod Laver Arena'da çıkacakken aynı deneyimi daha  önce iki kez yaşayan Sharapova, geçirdiği omuz sakatlığının ardından  kortlara döndükten sonraki ilk büyük zaferini kovalayacaktı. Finali  önemli kılan bir başka noktaysa kazanan tenisçinin turnuvadan sonra  açıklanacak yeni Wta klasmanında 1 numaraya yükselecek olmasıydı. Tüm  bunlar göz önüne alındığında çekişmeli ve zevkli bir kadınlar finali  için sağlam bir zemin oluşturulmuş gibiydi. Fakat ne yazık ki korttaki  mücadelenin akışı, bu sağlam zeminin üstüne gerekli tuğlaları  yerleştirebilecek liyakatte olmadı, olamadı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Finalin ilk iki oyununu kaybeden Azarenka, sonraki on üç oyunda  sadece bir kez fire vererek ipi göğüsleyen taraf oldu ve sonuna kadar  hak edilmiş bir şampiyonluk elde etti. Belaruslu, Melbourne Park'a  gelmeden evvel Sidney turnuvasında mutlu sona ulaşmış ve otoriteler  tarafından şampiyonluğun bir numaralı adayı olarak gösterilmişti. Vika  da bu beklentiyi boşa çıkarmadı. Zaten ilk turlarda zorlanmak şöyle  dursun, kaybettiği oyunlar sayıldı. Agnieszka Radwanska karşısında  geriye düştükten sonra ikinci ve üçüncü setleri domine eden Belaruslu  raket, son şampiyon Clijsters karşısında oynadığı yarı final  mücadelesinin son setinde 15 dakikaya yakın süren servis oyununu  kırdırdıktan sonra galip gelmeyi bilerek mental anlamda ne kadar  olgunlaştığını gözler önüne seriyordu.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sharapova karşısında ise tenisin doğrularını yapan taraf yine  kendisiydi ve dediğim gibi maçı sonuna dek hak etti. Sakatlık sonrası  dönüşünün ardından bir daha asla eskisi gibi oynayamayan Sharapova, daha  önceki yazılarımızda sıklıkla belirttiğimiz oyun için eksikliklerinin  bileşkesi neticesinde korttan mağlubiyetle ayrıldı. Fakat mağlubiyetten  ziyade ikinci seti oyun bile alamadan kaybetmiş olmasının onun en iyi  tenis oynadığı turnuvalara, maçlara tanıklık etmiş tenisseverlere büyük  üzüntü yaşattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Çok kuvvetli bir iç  dünyaya sahip olan Sharapova, gerçek bir şampiyon olduğunu Kvitova'ya  karşı kazandığı mücadelenin final setinde yine göstermiş olsa da  eskisinin çok uzağında seyreden oyunu, onu bir kez daha bir grand slam  zaferinden alıkoydu.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Tek bayanlar kanadında Azarenka'nın şampiyonluğu kadar, hatta  belki ondan daha fazla ses getiren bir diğer gelişmeyse Caroline  Wozniacki'nin çeyrek final mücadelesi sonrası tahtını kaybetmesi oldu.  Danimarkalı raket, 67 hafta zirvede kaldığı bu dönemde oldukça yoğun ve  bana kalırsa bir hayli de haksız eleştirilerin muhattabı oldu. Daha önce  kaleme aldığım ''Grand Slam Kazanamadan Zirveye Kurulanlar'' başlıklı  yazımda da belirttiğim gibi kendisi bu konuda ne bir ilkti ne de bir son  olacak. Burada eleştirilmesi gereken şey, ne puan sistemi ne de  Wozniacki'nin kendisidir. 1 numara olmak, sadece grand slam kazanmakla  ilişkili olsaydı Svetlana Kuznetsova'nın en iyi derecesi 2.lik olmazdı.  Mesele farklı. Mesele, performansını sezon geneline yayabilen yıldız  tenisçi eksikliği; ama kimse bundan bahsetmiyor. Neyse, artık grand slam  kazanan biri zirvede yer aldığına göre hem kendisi hem de biz geyikten  öteye gitmeyen bu muhabbetten kurtulmuş olduk.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuvanın en büyük sürprizine ise hiç kuşkusuz Ekaterina  Makarova imza attı. Dördüncü tura kalan raketler arasında klasmandaki  derecesi en düşük isim olan Makarova, yatağından yeni kalkıp maça çıkmış  gibi bir görüntü sergileyen Serena Williams'ı 6-2 ve 6-3'lük setlerle  eledi. Ne var ki Rus tenisçi, bir sonraki turda vatandaşı Sharapova'ya  aynı set skorlarıyla elenerek yoluna devam edemedi. Öte yandan tek  bayanlardaki en epik maç ise hiç kuşku yok ki dördüncü turdaki Kim  Clijsters ile Na Li arasındaki mücadeleydi. Geçen yıl finalde karşılaşan  ve puanları çok iyi kurgulayan iki raketin mücadelesinde Clijsters, 4-6  kaybettiği ilk setin ardından 2-6 geriye düştüğü ikinci setin tie-break  oyununda üst üste dört maç puanını bertaraf ederek galip gelmeyi  başardı; fakat bu galibiyeti, son şampiyon unvanını koruması için  yeterli olmadı. Çinli Na Li ise maçtan sonra düzenlediği basın  toplantısını gözyaşları içinde terk etmek zorunda kaldı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Netice itibarı ile kadın tenisindeki yeniler mevsiminin devam  ettiği bir turnuva oldu Avustralya Açık. Geçen yıl Na Li ile başlayan,  Kvitova ve Stosur ile devam eden seriyi Azarenka devam ettirmiş oldu.  Fakat Azarenka haricindeki diğer üç ismin kazandıkları bu başarıların  ardından çıktıkları ilk grand slam turnuvasında ikinci turdan öteye  gidemediklerini de hatırlatmakta fayda var. Azarenka'nın bu istatistiği  sürdürüp sürdürmeyeceğini ise Roland Garros'ta göreceğiz.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Geçelim tek erkekler kanadına. Orada da Djokovic'in grand slam  kazanma ve Rafael Nadal'ı yenme serisinin devam etmesine şahit olduk.  Sırp raket, 5 saat 53 dakika süren ve olağanüstü bir mücadeleye sahne  olan final maçını Nadal karşısında beş set sonunda kazanmayı başardı.  Finalle ilgili söylenebilecek pek fazla bir şey yok. Yine bu ikili  arasında oynanan ve bir hayli boğucu olan son Amerika Açık finalinin beş  setlik versiyonunu izledik diyebiliriz. Maç, iki tarafa da gitti geldi.  Rafael Nadal, yine mücadeleci karakteriyle ve kelimelerin tarif etmekte  yetersiz kaldığı savunmasıyla ön plana çıktı ve maçın final setinde  servis kırarak 4-2 öne geçti. Djokovic'in fiziksel olarak tükenmiş gibi  bir görüntü sergilemesi ve momentumun Rafa'ya geçmiş olması  düşünüldüğünde maç bitmiş gibi görünüyordu; fakat ikili arasında bundan  önce oynanan son altı karşılaşmada olduğu gibi son sözü söyleyen yine  Djokovic oldu ve Sırp raket, kariyerinin beşinci grand slam zaferini  elde etti.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Geçtiğimiz yılki Roland Garros ve Amerika Açık turnuvalarında  olduğu gibi bu yılki Avustralya Açık'ta da yarı finalleri dünya  klasmanının ilk dört basamağında yer alan raketler oluşturdu. Tek fark,  eşleşmelerin Nadal-Federer ve Djokovic-Murray şeklinde olmasıydı. Rüya  yarı final olarak adlandırılan ilk eşleşmede ezber bozulmadı. Nadal,  Federer karşısında her zamanki oyununu oynadı ve tutuk bir görüntü  sergilediği ilk setin ardından direksiyona geçti. İkinci sette varlık  gösteremeyen Ekselansları, ilerleyen bölümde bazı şanslar yakalasa da  direnci iyice artan rakibi karşısında bir türlü bitirici darbeyi  vuramadı ve dört set sonunda mağlup oldu. Yarı finalin diğer ayağı ise  geçen yılın finalistlerini karşı karşıya getirdi. Yeni koçu Ivan Lendl  ile birlikte kariyerinin ilk büyük turnuva zaferini kovalayan Murray,  setlerde 2-1 öne geçtiği mücadeleyi Djokovic'in kritik puanlardaki  başarısı neticesinde kaybetti ve grand slam kazanma hayallerini bir  başka bahara bıraktı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Atp'nin ''Kare As''ının domine ettiği tek erkekler kanadındaki en  büyük hikayenin baş mimarı ise Japon raket Kei Nishikori oldu. Katar  Açık'ı kazandıktan sonra Avustralya Açık'ın gizli favorileri arasındaki  yerini alan Tsonga'yı beş setlik bir mücadelenin ardından devirerek  çeyrek finale kalan Nishikori, 80 yıl sonra bu turnuvada adını son  sekize yazdıran ilk Japon raket olarak kayıtlara geçti. Son dönemlerde  kadınlar turuna Ai Sugiyama ve Kimiko Date-Krumm gibi çok önemli  oyuncuları kazandıran Japon tenisi, Kei Nishikori sayesinde adını  erkekler turunda da duyuracağa benziyor. Turnuva sırasında birçok tebrik  mesajı aldığını belirten Nishikori'nin geçtiğimiz yıl Basel'de  düzenlenen turnuvaya özel davetle katılıp yarı finalde dünya 1 numarası  Novak Djokovic'i son seti 6-0 biten bir maçla elediğini hatırlatmakta  fayda var.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Son olarak ev sahibi ülkeden Lleyton Hewitt'e de bir parantez  açmak gerekiyor. 2000'li yılların başında elde ettiği başarılarla  Avustralya tenisinin son yıllardaki en başarılı ismi olan Hewitt,  Stosur'un ilk turda veda ettiği turnuvada vatandaşlarının yüzünü kara  çıkarmadı. İkinci turda eski 1 numaralardan Roddick'i,üçüncü turda da  son dönemlerde adından sıklıkla söz ettiren Kanadalı genç yetenek  Raonic'i eleyen Avustralyalı raket, Djokovic karşısında setlerde 2-0,  üçüncü sette de 3-0 gerideyken maçı dördüncü sete taşımayı başardı ve  ortaya koyduğu şampiyon karakteriyle takdir topladı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bir notum da hakemlerle ilgili olacak. Turnuvada görev alan çizgi  hakemlerinin iki haftalık süre boyunca felaket bir performans  sergilediklerini belirtmeden edemeyeceğim. Yazımı tek erkekler finalini  çok iyi özetleyen iki fotoğrafla noktalıyorum. Hoşça kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Yunus Dilber&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Spor7.com&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-KOQRf9VXpbs/TyW02ecawNI/AAAAAAAACfs/FyboadJ-VIU/s1600/Tenis+tarihinin+en+uzun+grand+slam+finali.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-KOQRf9VXpbs/TyW02ecawNI/AAAAAAAACfs/FyboadJ-VIU/s320/Tenis+tarihinin+en+uzun+grand+slam+finali.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-SyyRSZiMrYA/TyW08HL2PMI/AAAAAAAACf0/TCP-HOiQwWo/s1600/2012+Avustralya+A%C3%A7%C4%B1k+tek+erkekler+finalinin+%C3%B6zeti.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="204" src="http://1.bp.blogspot.com/-SyyRSZiMrYA/TyW08HL2PMI/AAAAAAAACf0/TCP-HOiQwWo/s320/2012+Avustralya+A%C3%A7%C4%B1k+tek+erkekler+finalinin+%C3%B6zeti.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5574084713152123314?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5574084713152123314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5574084713152123314&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5574084713152123314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5574084713152123314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/01/favorilerin-egemenligindeki-avustralya.html' title='Favorilerin Egemenliğindeki Avustralya Açık'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-bFdi_LVb1Rw/TyW1QzNFRYI/AAAAAAAACf8/5b0XNzQiXTc/s72-c/Avustralya+A%C3%A7%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-12937140319473148</id><published>2012-01-13T14:46:00.003+02:00</published><updated>2012-01-13T16:39:47.641+02:00</updated><title type='text'>Yedi Yıl Sonra İlk Kez</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-um67CXlL-Ps/TxAnd9hiOEI/AAAAAAAACfk/OWvXu19xOIc/s1600/nadal_federer.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-um67CXlL-Ps/TxAnd9hiOEI/AAAAAAAACfk/OWvXu19xOIc/s320/nadal_federer.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=25"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=25&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Bu yıl Melbourne  Park kortlarında 100.sü düzenlenecek Avustralya Açık'ta ana tablolar  belli oldu. Roger Federer ve Rafael Nadal'ın aynı yarıda bulunduğu  erkekler ana tablosu ile son yıllarda her türlü sürprize açık olan  kadınlar ana tablosu, tenisseverlere yine heyecanlı maçlar vaad ediyor.  Bu yazıda belli başlı birkaç eşleşmeye değineceğiz. Öyleyse kadınlar  kanadından başlayalım.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bildiğiniz gibi Kim Clijsters ve  Na Li, geçtiğimiz yılki Avustralya Açık'ta final oynamışlar ve kazanan  üç set sonunda Clijsters olmuştu. Bu, Clijsters'ın kariyerindeki  dördüncü grand slam şampiyonluğu olduğu gibi Amerika Açık dışında elde  ettiği ilk büyük zaferdi. 2008 yılında Çin'de devlet eliyle yürütülen  spor sisteminden ayrılmasıyla yükselişe geçen kariyerinin ilk grand slam  finalinden boynu bükük ayrılan Na Li ise sezonun devamında Roland  Garros'ta mutlu sona ulaşarak tarihte bir grand slam kazanan ilk Asyalı  tenisçi olmuştu. Puan kurgulama becerisi çok iyi olan bu ikilinin yolu  eğer elenmezlerse bu yıl dördüncü turda kesişiyor. Bir tarafta Brisbane  turnuvasında yaşadığı sakatlıktan ötürü durumu muallak olan Clijsters,  diğer tarafta ise bu hafta katıldığı Sidney turnuvasında üst üste ikinci  finaline çıkan, ancak kupayı Azarenka'ya kaptıran bir Na Li var.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Dünya  1 numarası Wozniacki ise bir numara olmasının avantajıyla çeyrek finale  kadar yine iyi sayılabilecek bir kura çekti. Sezon başlamadan evvel  teknik ekibinde değişikliğe giden Danimarkalının oyunundaki bazı  noktaları değiştirme çabaları böylesine büyük bir turnuva için önemli  bir handikap olarak görülebilir. Eğer Wozniacki çeyrek finale kalır ve  Na Li ile eşleşirse bu da enteresan bir durum olacak. Zira bu ikili  2010'da dördüncü turda, geçtiğimiz yılda da yarı finalde karşı karşıya  gelmişti ve bu maçların ikisini de Çinli raket kazanmıştı. Hatta  geçtiğimiz yılki yarı final eşleşmesinde Wozniacki, maç puanı şansından  yararlanamayarak mücadeleyi kaybetmişti.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kadınlar ana  tablosunun son çeyreğinde bulunan turnuvanın favorisi konumundaki Petra  Kvitova'yı ise çeyrek finalde ev sahibi ülkeden Samantha Stosur  bekliyor. Dört numaralı seribaşı Sharapova'nın bulunduğu bir üst  çeyrekte ise Rus fenomeni çeyrek finale kadar form durumu olarak kapalı  kutu olan, fakat isim olarak çekinilebilecek rakipler bekliyor. Bu  çeyrek, aynı zamanda bir Vera Zvonareva-Serena Williams eşleşmesi vaad  ediyor; fakat son olarak Brisbane turnuvasında şampiyonluğa ulaşan  Estonyalı Kaia Kanepi'nin buradan sıyrılıp çeyrek finale yükselme şansı  hiç de az değil.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Erkekler ana tablosunda ise en dikkat  çekici durum, yazımızın ilk paragrafında da belirttiğimiz gibi tenis  tarihinin en büyük rekabetinin baş mimarları olan Roger Federer ve  Rafael Nadal'ın aynı yarıda bulunması. Bu da demek oluyor ki bu tip  büyük turnuvaların finallerinde izlemeye alışık olduğumuz ikilinin yolu,  elenmedikleri takdirde bu sefer yarı finalde kesişecek. Federer ve  Nadal'ın bir grand slam yarı finalinde oynadıkları ilk ve tek karşılaşma  ise hatırlayacağınız gibi 2005 Roland Garros'taydı ve Rafa, bu  mücadeleden dört set sonunda galip ayrılmıştı.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Dünya 1  numarası ve birçok kişiye göre de şampiyonluğun bir numaralı adayı  konumundaki Novak Djokovic'in gayet iyi bir kura çektiğini söylemek  mümkün. Ancak son zamanlarda ismini sıklıkla duymaya başladığımız genç  Kanadalı Milos Raonic'in Djokovic'in muhtemel dördüncü tur rakiplerinden  biri olduğunu hatırlatmakta fayda var.    Öte yandan turnuvaya yine  çok büyük beklentilerle gelen Andy Murray'nin ise yarı final yolunda son  Katar Açık finalistleri Gael Monfils ve Jo-Wilfried Tsonga bulunuyor.  İskoç raketin işi geçen yılın finalisti olarak geldiği turnuvada pek  kolay görünmüyor.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sezonun ilk grand slam turnuvası  öncesi çekilen kuralarla ilgili naçizane yorumlarımız bu şekildeydi.  İsteyenler aşağıdaki adreslerden ana tabloları detaylı bir şekilde  inceleyebilirler. Herkese keyifli seyirler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.australianopen.com/en_AU/scores/draws/ws/wsdraw.pdf"&gt;&amp;nbsp;Tek kadınlar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.australianopen.com/en_AU/scores/draws/ms/msdraw.pdf"&gt;&amp;nbsp;Tek erkekler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Yunus Dilber&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Spor7.com&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-12937140319473148?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/12937140319473148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=12937140319473148&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/12937140319473148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/12937140319473148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/01/yedi-yl-sonra-ilk-kez.html' title='Yedi Yıl Sonra İlk Kez'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-um67CXlL-Ps/TxAnd9hiOEI/AAAAAAAACfk/OWvXu19xOIc/s72-c/nadal_federer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-2500834528213535933</id><published>2012-01-08T22:44:00.002+02:00</published><updated>2012-01-08T23:06:34.663+02:00</updated><title type='text'>Girdik Yıla Zıpkın(!) Gibi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DToM6cOHess/Twn_SIXwCdI/AAAAAAAACeI/pItmSzHBWWM/s1600/32937212h.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="114" src="http://2.bp.blogspot.com/-DToM6cOHess/Twn_SIXwCdI/AAAAAAAACeI/pItmSzHBWWM/s320/32937212h.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=22"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=22&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Teniste yeni sezon  heyecanı, geçtiğimiz hafta itibarı ile başladı. Federer ve Nadal ikilisi  yeni sezonun ilk resmi maçlarını Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen  250'lik turnuvada oynarken, yeni koçu Ivan Lendl ile ilk turnuvasına  çıkan Andy Murray'nin durağı Brisbane idi. Aynı turnuvanın kadınlar  kanadında Serena Williams, Kim Clijsters ve Samantha Stosur gibi isimler  boy gösterirken sezonun ilk haftasına damgasını vuran olaysa hiç  kuşkusuz yaşanan sakatlıklar oldu. Bu sakatlıklar, merakla beklenen  eşleşmelere engel olduğu gibi sezonun ilk grand slam turnuvası olan  Avustralya Açık öncesinde endişelere yol açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Brisbane turnuvasının kadınlar ana tablosu, birçok heyecanlı  eşleşme vaad ediyordu. Kim Clijsters-Samantha Stosur çeyrek final  eşleşmesi, Stosur'un ikinci turda Benesova karşısındaki sürpriz  mağlubiyetiyle suya düştü. Yarı final için merakla beklenen eşleşme ise  Kim Clijsters-Serena Williams idi; fakat bu eşleşme de Serena  Williams'ın set vermeden kazandığı Bojana Jovanovski maçında ayak  bileğini sakatlaması ve maçın ardından turnuvadan çekildiğini  açıklamasıyla bir başka bahara kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Tüm bunların akabinde oynanan Clijsters-Hantuchova mücadelesi ise  enteresan bir şekilde seyretti. Bir önceki turu Serena'nın çekilmesiyle  maç oynamadan geçen Hantuchova, mücadeleye hızlı başladı ve 4-1'i buldu.  Daha sonrasındaysa Clijsters toparlandı ve eşitliği yakaladı; fakat  setin bundan sonraki kısmı sıkıcı bir mücadeleye sahne oldu. Defans yönü  zayıf olan ve ayakları üstünde oldukça yavaş olan rakibi karşısında çok  iyi puan kurgulama özelliğine sahip olmasına rağmen yakaladığı  fırsatları bir türlü değerlendiremeyen Clijsters, seti tie-break ile de  olsa kazanmayı başardı. Ne var ki Belçikalı raket, ikinci sette 1-3  gerideyken sakatlığı sebebiyle maçı bitiremedi ve Hantuchova enteresan  bir şekilde kendisini finalde buldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Final maçı ise tek taraflı bir mücadeleye sahne oldu. Rakibini  servisleri ve agresif oyunuyla çaresiz bırakan Kaia Kanepi, 6-2 ve  6-1'lik setlerin ardından şampiyonluğa ulaştı.&lt;b&gt; Sürprizlerin ve  sakatlıkların damgasını vurduğu turnuvanın en dikkat çekici  istatistiğiyse iki yıl üst üste dünya 34.sünün şampiyon olmasıydı.&lt;/b&gt;  Nitekim geçen yıl bu turnuvayı kazanan Petra Kvitova da buraya 34  numara olarak gelmiş ve sezonun devamında elde ettiği başarılarla yılın  en iyi kadın tenisçisi ünvanına layık görülmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Uluslararası Brisbane turnuvasının erkekler kanadında ise gülen taraf  Andy Murray oldu. İlk iki tur maçında ilk setleri kaybetmesine karşın  turnuva ilerledikçe ritmini bulan Murray, finalde Alexander Dolgopolov'u  6-1 ve 6-3'lük setlerle geçerek yeni ekibiyle oynadığı ilk turnuvayı  şampiyon tamamladı. Bu, kendisi için sezonun ilk grand slam turnuvası  öncesi moral kaynağı olsa da pek bir anlam ifade etmiyor. Eğer Murray  bir grand slam şampiyonluğu hedefliyorsa kendisinin sıralamanın ilk  üçündeki raketlere karşı bu tip büyük turnuvalarda oynayacağı  mücadelelerde ekstra işler yapması, fırsat kollamaktan vazgeçmesi  gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Erkeklerde asıl heyecanın olduğu turnuva ise 250 puan değerindeki  Katar Açık'tı. Turnuvaya son şampiyon olarak gelen Federer, Davydenko ve  Zemlja maçlarını mükemmel forehand vuruşlarıyla çok rahat kazandı.  Tabii bunda rakiplerinin zayıflığının da etkili olduğunu söylemek  mümkün. Çeyrek finalde ise Seppi karşısında ilk iki turdaki rahat  görüntüsünden uzak olan Ekselansları, maçı üç sette kazandı; fakat yarı  finaldeki Tsonga maçına sırtındaki sakatlık sebebiyle çıkamayacağını  belirterek turnuvadan çekildi. Bu Federer'in kariyerinde yarım bıraktığı  ikinci turnuva oldu. Ekselansları, 2008 Paris Masters'ta James Blake'e  karşı oynaması gereken çeyrek final mücadelesine de sırtındaki ağrılar  sebebiyle çıkamamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;Federer'in çekildiği, Nadal'ınsa yarı finalde elendiği turnuvada, tenisseverlerin değil, Fransızların 'rüyası' gerçek oldu.&lt;/b&gt;  Finalin ilk oyunlarında ritmini bulmakta sıkıntı çeken Tsonga, daha  sonra oyuna girdi ve Monfils'i kortun bir o yanına bir bu yanına koşturup  puanları neticelendirerek Fransız finalinin galibi oldu. Tsonga'nın  geçtiğimiz sezonu Paris Masters ve sezon sonu turnuvasında oynadığı  finallerle kapatıp yeni sezonu Doha'da şampiyonlukla açması, bana  Davydenko'nun 2009 sonu ve 2010 başındaki form grafiğini hatırlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Benim takip edemediğim diğer turnuvalarda ise Kvitova ve Berdychli  Çek takımı, Milos Raonic ve Jie Zheng mutlu sona ulaşan taraf oldular.  İlk hafta turnuvalarının tamamlanmasının ardından gözler yavaş yavaş  sezonun ilk grand slam turnuvası olan Avustralya Açık'a çevrildi. Şu  anki form durumlarına göre Novak Djokovic ve Petra Kvitova, şahsi  kanaatimce rakiplerinden bir adım önde görünüyorlar.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Yunus Dilber&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Spor7.com&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-2500834528213535933?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/2500834528213535933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=2500834528213535933&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2500834528213535933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2500834528213535933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/01/girdik-yla-zpkn-gibi.html' title='Girdik Yıla Zıpkın(!) Gibi'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-DToM6cOHess/Twn_SIXwCdI/AAAAAAAACeI/pItmSzHBWWM/s72-c/32937212h.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-4013313330502829783</id><published>2012-01-01T19:34:00.001+02:00</published><updated>2012-01-01T20:10:30.709+02:00</updated><title type='text'>Hakemin Elini Sıkmadan Maç Bitmez</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-HTdc6u_ETFU/TwCXnADV24I/AAAAAAAACeA/12qF_gLZfPM/s1600/1248417485_Zz9Nu-L.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="215" src="http://3.bp.blogspot.com/-HTdc6u_ETFU/TwCXnADV24I/AAAAAAAACeA/12qF_gLZfPM/s320/1248417485_Zz9Nu-L.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=17%C2%A0"&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=17&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Kendine özgü  bir skor sistemine sahip olan tenis, bir anlık rehavetin bile affının  olmadığı bir spor dalı; çünkü maç devam ettiği sürece bir evvelki seti  6-0 kazanmanızın ya da aynı skorla kaybetmenizin hiçbir önemi yok. Set  üstünlüğünün esas olduğu voleybol ve tenis gibi sporlarda biten bir  setin ardından her şey sıfırdan başlar. Bu durum, tenis maçlarındaki  heyecan katsayısını artırdığı gibi buna paralel olarak da tenis sporunun  izlenilirliğine olumlu bir etkide bulunuyor hiç kuşkusuz. Hepimizin  hatrında efsane bir geri dönüşe sahne olan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;en az bir tane&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt; tenis maçı  vardır diye düşünüyorum. Lakin bu yazıda değineceğimiz maçlarda geri  dönüş yaşanabileceğini düşünenler ya çok azdır ya da hiç yoktur diye  tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bu yazıda madalyonun şoklardan oluşan yüzündeki iki tenisçiye  değineceğiz. Bunlardan ilki Arjantinli eski tenisçi Gabriela Sabatini.  Sabatini, 1993 Roland Garros çeyrek finalinde karşılaştığı Mary Joe  Fernandez'e oranla daha başarılı bir isimdi hiç şüphesiz. 27 tekler  kupası kaldırdığı kariyerinin tek grand slam şampiyonluğuna ise 1990  yılında Amerika Açık finalinde Steffi Graf'ı yenerek ulaşan Arjantinli  için bu maç, ilk tur maçı havasında geçiyordu. Öyle ki skor 6-1 ve 5-1  Sabatini lehine gelmiş ve maç bitmek üzereydi. Ancak tenis tanrıları son  sözünü bitti denen bu maç için henüz söylememişti. Toparlanmayı başaran  Mary Joe Fernandez, rakibinin yakaladığı beş maç puanının tamamını  bertaraf etti ve bir anda momentumu kendi lehine çevirdi. Fernandez'in  agresif oyununa cevap üretmekte zorlanan Sabatini, kazandım dediği maçın  son iki setini 7-6(4) ve 10-8'lik skorlarla kaybederek büyük bir şok  yaşadı. Bu şok, aynı zamanda Sabatini'nin grand slam turnuvalarındaki  favorilerden biri olma özelliğinin bitişinin habercisiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İki yıl sonraki Miami turnuvasının yarı finalinde ise tarih,  Gabriela Sabatini için acı bir şekilde tekerrür etti. Yarı finalde,  tenisseverlerin son yılda adını sansasyonel başarıları sayesinde  sıklıkla duyduğu Kimiko Date Krumm'la karşılaşan Gaby, bir büyük şok  daha yaşadı. Aynı iki yıl evvelki Roland Garros çeyrek finalinde olduğu  gibi bu maçta da 6-1 ve 5-1'lik skorlarla önde bulunan Arjantinli raket,  mücadeleyi 1-6, 7-6(2) ve 7-6(4)'lık setlerle kaybetti. Üstüne üstlük  Kimiko Date Krumm, maç boyu omzundaki ağrılarla uğraşmasına rağmen bunu  başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Şok yaşayanlar kanadındaki diğer isimse Petra Kvitova'nın bu yılki  Wimbledon zaferine kadar teklerde grand slam kazanma başarısı gösteren  son Çek tenisçi ünvanına sahip olan Jana Novotna. Tek grand slam  zaferini 98 Wimbledon'ı kazanarak elde eden Novotna, bunun öncesinde  çıktığı üç grand slam finalinden de boynu bükük ayrılmıştı. İşte  bunlardan bir tanesi de 1993 Wimbledon finaliydi. Kadın tenisinin efsane  ismi Steffi Graf'ı karşısında bulan Novotna, 7–6(6) ve 1–6'lık setlerin  ardından final setinde 4-1 ve 40-15 önde bulunuyordu. Büyük zafere 1  oyun artı 1 puan uzaklıkta olan Novotna karşısında soğukkanlılığını  koruyan Graf, son beş oyunun tamamını kazanarak şampiyonluğa ulaşan isim  oldu. Büyük bir şok yaşayan Jana Novotna ise kupa seramonisinde kent  düşesinin omzunda ağlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sonuncu hikaye ise yine Novotna'ya ait; ama bu seferki  diğerlerinden biraz farklı. 1995 Roland Garros üçüncü turundayız bu  sefer. Novotna'nın rakibi çok enteresan bir isim: Chanda Rubin. Tenis  maçlarını efsane spiker Fahri İkiler'den dinleyenler, bu hikayeyi büyük  ihtimalle biliyorlardır; çünkü üstad, yaptığı yorumlarda bu maçtan çok  bahsederdi. Mücadelenin ilk iki seti 7-6(8) ve 4-6'lık skorlarla  paylaşılmıştı. İkinci seti kazanıp maçı final setine taşımayı başaran  Chanda Rubin, son sette adeta yokları oynuyordu ve Jana Novotna 5-0,  40-0 öne geçtiğinde Çek raketin maçı kazanamaması için çok büyük bir  mucize gerekiyordu. İşte o mucize gerçekleşti. 9 maç sayısı kurtaran  Rubin, 5-0 ve 40-0'dan geri dönüp final setini 8-6, maçı da 2-1  kazanarak tenis tarihinin en unutulmaz geri dönüşüne imza attı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Fahri İkiler üstad, Rubin'in bu efsane geri dönüşünü çokça  tekrarlardı dedik; çünkü bu hikaye herkes için büyük bir ilham kaynağı.  Tenis, içinde birçok dinamiği barındıran bir spor. O yüzden başlıkta da  belirttiğimiz gibi hakemin elini sıkmadan maç bitmiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Yunus Dilber&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Spor7.com&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-4013313330502829783?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/4013313330502829783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=4013313330502829783&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4013313330502829783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4013313330502829783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2012/01/hakemin-elini-skmadan-mac-bitmez.html' title='Hakemin Elini Sıkmadan Maç Bitmez'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-HTdc6u_ETFU/TwCXnADV24I/AAAAAAAACeA/12qF_gLZfPM/s72-c/1248417485_Zz9Nu-L.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-4213978755336455546</id><published>2011-12-31T16:37:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T21:53:36.830+02:00</updated><title type='text'>Yeni Yıl Mesajı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-G4F-7I0gvag/Tv8dcln38UI/AAAAAAAACd0/4bZbTl44q4Q/s1600/5500.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="198" src="http://3.bp.blogspot.com/-G4F-7I0gvag/Tv8dcln38UI/AAAAAAAACd0/4bZbTl44q4Q/s320/5500.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Değerli tenisseverler,&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Hepinizin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyor, blogumuza yolu düşen veya düşmeyen herkese yeni yılın sağlık, başarı ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum. Basit hatalarınız az olduğu, vuruşlarınızın puana dönüştüğü bol tenisli yeni bir  yıl sizlerin olsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Hayat, biz başka şeyleri planlarken olagelen şeylerin tümüdür. Geçtiğimiz ekim ayının başı itibarı ile bu blogda üçüncü yılımızı doldurduk ve bu süre içerisinde bize gösterdiğiniz ilgiden dolayı sizlere minnettarım. Yeni yılda da aynı çizgide devam edeceğimizden şüpheniz olmasın. Tenis hakkında merak ettiğiniz şeyleri veya blogla ilgili önerilerinizi hiç çekinmeden benimle paylaşabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Hoşça kalın. =)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-4213978755336455546?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/4213978755336455546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=4213978755336455546&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4213978755336455546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4213978755336455546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/12/yeni-yl-mesaj.html' title='Yeni Yıl Mesajı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-G4F-7I0gvag/Tv8dcln38UI/AAAAAAAACd0/4bZbTl44q4Q/s72-c/5500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5631919184192527159</id><published>2011-12-28T23:25:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T21:46:48.737+02:00</updated><title type='text'>Ah Benim Rus Fenomenim</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-yVDS-Q8TF-g/Tvo_tVbNwsI/AAAAAAAACdo/3g_nkj8TSWs/s1600/Maria-maria-sharapova-673724_400_500.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-yVDS-Q8TF-g/Tvo_tVbNwsI/AAAAAAAACdo/3g_nkj8TSWs/s320/Maria-maria-sharapova-673724_400_500.jpg" width="256" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, horozlar imam iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken Wimbledon tenis turnuvasında üstündeki beyaz kıyafetleriyle tenis oynayan ve rakiplerini teker teker eleyiveren dünya güzeli bir Rus kızı varmış. Adı da Maria Sharapova'ymış. Kız, çok güzel olduğu gibi bir o kadar da karizmatikmiş. Karşısında hiç kimse duramazmış. O tatlı dili, güler yüzü inanın ki yürek hoplatıyormuş. Öyle ki tenisten bihaber olan veya tenis geçmişi çok olmayan insanları bile bir anda ekranlara kitlemeyi başarmış. Gazetelerde kendisinin güzelliği üzerine bir sürü yazı dönüyorken o da izleyenlerin başını güzelliğiyle döndürüyormuş ve bir yandan da şampiyonluğa yürüyormuş. Büyük gün gelmiş çatmış ve hem çok güzel hem de çok karizmatik olan bu Rus kızı 17 yaşında Wimbledon şampiyonu olmuş.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;O zamanlar ilkokulu yeni bitiren bir çocukta tenis, bu Rus kızın miladıyla bir tutkuya dönüşmüş. Tenis, artık sadece ataride oynadığı bir oyundan veya ara sıra izlediği maçlardan ibaret değilmiş. İçinden kendi kendine ''Acaba Sharapova'nın bir dahaki turnuvası ne zamana ?'' , ''Sharapova'nın bir sonraki maçı televizyondan yayınlanacak mı ?'' diye sormuş durmuş. Gazetelerde Sharapova adının geçtiği her haberi büyük bir ilgiyle okumaya, hatta bu haberleri kesip biriktirmeye başlamış. Süper Mario'dan daha çok oynadığı atarideki o efsane tenis oyununda bile kazandığı puanlardan sonra artık  ''Agassi!'' diye değil, ''Sharapova!'' diye seviniyormuş. İnternet kullanmaya başladıktan sonra da fotoğraf koleksiyonu yapmaya başlamış.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Güzel prensesin yolu 2007'de İstanbul'a ilk kez düşmüş ve turnuvayı yayınlayan kanalın spikeri onu ''Rus fenomen Maria Sharapova'' şeklinde anons etmiş. O çocuk, bu tabire bayılmış ve artık o da Maria Sharapova'ya Rus fenomen demeye başlamış. Rus fenomen, o yıl isteneni pek verememiş gerçi; ama 2008'in ilk grand slam turnuvası olan Avustralya Açık'ta izleyenleri adeta mest etmiş. Elena Dementieva, Lindsay Davenport, Justine Henin, Jelena Jankovic ve Ana Ivanovic gibi isimleri set bile vermeden yenerek şampiyon olmuş. Yine üstünde beyaz elbiseleri varmış. Kupa seramonisinde yüzünden gülücükler eksik olmamış.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Ya sonra ? Sonrasında Rus fenomen, aynı yılın temmuz ayında omzundan sakatlandı ve hayranları dört yıldır kendisinden bir grand slam şampiyonluğu bekliyor. O şampiyonluğa bu yıl iki kez yaklaşıldı aslında; lakin mutlu son bu yıla nasip olmadı. Sakatlıktan sonraki yaklaşık on aylık bekleyişi ve umutların yavaş yavaş tükenmeye başladığı o kabus günleri düşündüğümüz zaman bu duruma yatıp kalkıp dua etmek gerekebilir belki; ama Rus fenomenin maç kaybetme konusunda bile bile lades ekolü olmaya başlaması, onu, benim gibi, çıktığı ilk yıldan beri takip eden hayranlarını çok ama çok üzüyor. Zira onun yapabilecekleri bunlardan ibaret değil, çok daha fazlası. Bunu da tenisi yakından takip eden herkes biliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Peki bu potansiyel, neden arzu edilen somut başarılara dönüşemiyor ? Cevabı basit. Çünkü Rus fenomen, eskisi gibi oynamıyor ya da oynayamıyor. Omuz sakatlığından sonra kortta eskisi gibi iyi hareket edemiyor ve eski gücünde değil; ama buna rağmen agresif oyununu sürdürmeye çalışıyor. Bu da aceleciliğe ve dolayısıyla da geçmişe oranla daha fazla basit hataya ve daha az puan vuruşuna sebebiyet veriyor. Servisindeki eski etkileyiciliğini kaybetmesiyse her maç rakibe fazladan sunulan servis kırma puanları ve maç ilerledikçe artmaya başlayan çift hatalar olarak geri dönüyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Hâl böyleyken eskiden hele ki formundaysa çok büyük bir tutkuyla izlediğimiz Rus fenomenin maçları, artık hayranları nezdinde işkenceden farksız bir vaziyete büründü. En farklı kazandığı maçlar bile artık büyük bir tedirginlikle izleniyor; çünkü tenisi iyi bilen biri gidişatın her an tersine dönebileceğinin farkında. Bu yıl Roland Garros'ta 4. turda oynadığı Agnieszka Radwanska maçını gözümüzün önüne getirelim ki zaten o maç, Rus fenomenin tenise döndükten sonraki genel halet-i ruhiyesinin en bariz göstergelerinden biriydi. Ha kazanacak ha kaybedecek derken iki sette biten maçın sonundaki istatistiklerde 47 puan vuruşuna karşılık 44 basit hata yazıyordu ki bu istatistiklerle oynayan biri büyük ihtimalle maçı kaybeder, kaybetmese bile en az bir seti rakibine teslim eder. Bunun haricinde Jankovic karşısında rahat kazanması gereken Cincinnati finalini ani bir mental çöküş nedeniyle kaybetme noktasına getirmesi ve Amerika Açık'taki Pennetta maçına kadar oynadığı tüm üç setlik maçlardan galibiyetle ayrılması gibi hikayesi yazılabilecek diğer birçok maç, söz konusu durumun korttaki diğer tezahürleri.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Her şeye rağmen bu sezon diğer birçok oyuncuya nazaran farklı bir statüde olduğunu sezon geneline yaydığı başarılı performans ve kazandığı iki önemli turnuvayla ortaya koyan ve Wimbledon'da finale yükselerek tenisin zirvesine geri dönen Rus fenomenden olimpiyatların da olduğu önümüzdeki sezon için beklentiler yine büyük olacak. Herkes, geride bıraktığımız sezondaki performansının ardından kendisinden gelecek sezon için daha umutlu. Rus fenomenin grand slam kazanarak gerçek geri dönüşüne imza atıp atamayacağını ya da başka bir deyişle kendi çıkmazında boğulmaya devam edip etmeyeceğini ise elbette zaman gösterecek; ama gönül, onun özlenen başarılara bir an evvel ulaşmasından yana.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5631919184192527159?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5631919184192527159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5631919184192527159&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5631919184192527159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5631919184192527159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/12/ah-benim-rus-fenomenim.html' title='Ah Benim Rus Fenomenim'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-yVDS-Q8TF-g/Tvo_tVbNwsI/AAAAAAAACdo/3g_nkj8TSWs/s72-c/Maria-maria-sharapova-673724_400_500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7107298507168479931</id><published>2011-12-18T18:19:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T21:52:17.402+02:00</updated><title type='text'>Karizma ve Zerafet: Becker-Edberg</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-x-VfMBeFc3c/Tu4Rw8meaDI/AAAAAAAACdc/0thL9lr-ii0/s1600/03_edberg_becker_accolade.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="195" src="http://3.bp.blogspot.com/-w6fYFfMtOdc/Tu4PkJ2dQgI/AAAAAAAACdU/nSIWBXdOnHQ/s320/3322.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Ekselansları Roger Federer, şampiyonlukla noktaladığı 2009 Wimbledon finalinin ardından yaptığı basın toplantısında Wimbledon'daki Boris Becker-Stefan Edberg finallerinin kendisine ilham kaynağı olduğunu ve bu yüzden futbol yerine tenisi seçtiğini ifade etmişti. İkili arasındaki rekabet gerçekten de çok özeldi. Birlikte oynadıkları dönemde yaptıkları 35 maçta Becker'in 25'e 10 gibi ezici bir üstünlüğü vardı; lakin grand slamlerde karşılaştıkları dört maçın üçünü Edberg kazanmıştı. Wimbledon'da 1988-1990 yılları arasında oynadıkları üst üste üç final, ikili arasındaki rekabetin en özel anlarıydı hiç kuşkusuz. Özel hayatlarında tamamı ile birbirine zıt iki karakter olduklarını rahatlıkla söyleyebileceğimiz Edberg ile Becker'in mücadelesi, bu açıdan düşünüldüğünde de çok farklı bir anlam ifade ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Henüz 17 yaşındayken seribaşı olmadan katıldığı Wimbledon'ı kazanarak erkekler tenis tarihinin en genç grand slam tekler şampiyonu olmayı başaran Becker, Edberg'e oranla magazinelliğiyle ön plandaydı. Özellikle daha sonradan boşandığı siyahi eşi Barbara Feltus ile olan ilişkisi çok konuşuldu ve Becker bu yüzden Almanya'daki ırkçı kesmin büyük tepkisine ve hakaretlerine maruz kaldı. Bunca zorluğa göğüs gererek evlendiği eşine boşanmak için servet ödemesi de ironikti tabii; fakat buna sebep olan da kendisiydi. Zira gayrimeşru ilişkisi ortaya çıkmış ve bunu kendisi de kabul etmek zorunda kalmıştı. Boşandıktan sonra da başı dertten kurtulmayan Becker, bu sefer de vergi kaçırmakla suçlandı ve Alman raketin hapsi istendi. Ancak daha sonra verilen karar neticesinde gözetim altında tutulmasına karar verildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Rekabetin diğer tarafındaysa buz gibi bir İsveçli vardı; ama bu sıfat olumsuz manada değil tabii ki. Öyle ki bugün Atp tarafından her yıl verilen sportmenlik ödülünde kendisinin ismi bulunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Özel hayatlarında zıtları oynayan bu ikilinin oyun tarzlarında da farklılıklar vardı aslında. Becker, Sampras gibi güçlü servisleriyle bilinen bir raketti. O dönemdeki hemen her raket gibi Becker de servis voleciydi ve bu işin ehli olan bir isimdi. Zaten file önündeyken yetişilmesi çok zor olan toplara yaptığı plonjonlar hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor. Edberg ise farklı bir servis stiline sahipti. Onun servisleri güç bakımından gerideydi; fakat yere değdiği andan itibaren yükselerek dışarı doğru kaçan bu servisler, tarihin en efektif servislerinden biriydi hiç kuşkusuz. Servislerindeki bu özellik, kendisine fileye gelmek için zaman kazandırıyordu ve İsveçli raket bu oyunuyla, servis-vole stilinin güçlü servisler olmadan da çok başarılı bir şekilde uygulanabileceğini tüm dünyaya ispatlamıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;İkili arasında oynanan ilk Wimbledon finalinin yılı 1988'di ve Becker ağır favoriydi; fakat beklenenin tersi gerçekleşti. Açılış setini 6-4'le kazanan taraf Becker olsa da bu rekabetin en unutulmaz setlerinden biri olan ikinci seti 7-6(2)'yla kazanan Edberg, diğer setleri de 6-4 ve 6-2'lik skorlarla hanesine yazdırıp şampiyonluğa ulaştı. 89 yılındaki ilk buluşmaları ise Roland Garros'taydı ve o epik mücadeleyi 5 set sonunda Edberg kazanmıştı. İlk kez yükseldiği Roland Garros finalinde Michael Chang'e kaybeden Edberg, bu yenilginin ardından bir daha da Fransa Açık'ta final göremedi ve Chang bu başarısıyla, Becker'e ait olan tarihin en genç grand slam tek erkekler şampiyonu ünvanının yeni sahibi oldu. Becker, Roland Garros'un rövanşını Wimbledon finalinde Edberg'i set vermeden yenerek aldı. Rakibini 6-0, 7-6(1) ve 6-4'lük setlerle geçen Becker, Wimbledon'daki üçüncü ve son şampiyonluğunu elde etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-x-VfMBeFc3c/Tu4Rw8meaDI/AAAAAAAACdc/0thL9lr-ii0/s1600/03_edberg_becker_accolade.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/-x-VfMBeFc3c/Tu4Rw8meaDI/AAAAAAAACdc/0thL9lr-ii0/s200/03_edberg_becker_accolade.jpg" width="193" /&gt;&lt;/a&gt; Stefan Edberg ile Boris Becker'i bir grand slam finalinde son kez karşı karşıya getiren 1990 Wimbledon tek erkekler finaliyse tenis tarihinin efsane maçlarından biriydi. Finalin ilk iki setinde Becker hiçbir varlık gösterememiş ve Edberg, 6-2'lik skorlarla kendisini kupanın bir set uzağına taşımıştı. Ancak Becker toparlandı. Servislerinde istediği ritmi biraz geç de olsa bulmayı başaran Becker, 6-3'lük iki setle mücadeleyi final setine taşımayı başardı. Becker'in momentumu final setinde de devam ediyordu ve Alman raket servis kırma avantajıyla 3-1 önde bulunuyordu. Bu noktada maçı kazanmaya çok yaklaşan Becker, eğer bunu gerçekleştirebilmiş olsaydı açık dönemde Wimbledon finalini iki set geriden gelip kazanma başarısı gösteren ilk tenisçi olacaktı; fakat olmadı. Toparlanmayı başaran Edberg, final setini 6-4 kazanarak bu destansı mücadelenin galibi oldu ve kariyerinin dördüncü grand slam şampiyonluğunu elde etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Kaybettiği epik finalin ardından ilk iki setteki silik görüntüsünü maçtan bir önceki gece aldığı uyku ilaçlarına bağlayan Becker, bir sonraki sene de ağır favori olarak çıktığı Wimbledon finalini vatandaşı Michael Stich'e karşı set bile kazanamadan kaybederek hayal kırıklığı yarattı ve kariyeri beklenenden erken düşüşe geçti. Buna rağmen kariyerinin son grand slam zaferine 28 yaşındayken ulaşan Becker'in Edberg'e oranla daha kalıcı olduğunu söylemek mümkün. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Son olarak Boris Becker-Stefan Edberg rekabeti, her ne kadar 1989'da milat bulan Pete Sampras-Andre Agassi rekabetinin gölgesinde kalmış olsa da, tenis çevreleri tarafından tarihin en büyük rekabetlerinden biri olarak kabul görmeye devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7107298507168479931?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7107298507168479931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7107298507168479931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7107298507168479931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7107298507168479931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/12/karizma-ve-zerafet-becker-edberg.html' title='Karizma ve Zerafet: Becker-Edberg'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-w6fYFfMtOdc/Tu4PkJ2dQgI/AAAAAAAACdU/nSIWBXdOnHQ/s72-c/3322.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-90321640509484365</id><published>2011-12-10T21:33:00.005+02:00</published><updated>2012-02-05T14:56:35.608+02:00</updated><title type='text'>Tenisin Küçük Katili Amanda Coetzer</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-42FUGlgPsVg/TuOy6UeL_2I/AAAAAAAACdE/509iezgWp8Q/s1600/1118.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="205" src="http://4.bp.blogspot.com/-42FUGlgPsVg/TuOy6UeL_2I/AAAAAAAACdE/509iezgWp8Q/s320/1118.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-VIY2evOxU7M/TuOzNsSYzwI/AAAAAAAACdM/k4klR2cmEg4/s1600/amanda-coetzer-65d0c.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Tenis, her şeyden evvel bir denge oyunu. Bu ve bunun gibi birçok özelliğiyle de yaşadığımız hayatın bir yansımasından da öte ta kendisi. Gündelik hayatta olduğu gibi bu sporda da hiç kimse kusursuz bir mükemmeliğe sahip değil ve her tenisçi adeta farklı bir dünya. Nasıl ki hayatta kendi iyi yönlerimizi ifade edebildiğimiz ölçüde hedeflerimize ulaşabiliyorsak teniste de başarı, aynı durumun korttaki tezahürüyle mümkün olabiliyor. Zira bu sporda da her niteliğin kendine göre birtakım avantajları ve dezavantajları var. O yüzden de bardağın dolu tarafına odaklanabilmek teniste çok önemli bir meziyet hâline geliyor. Bu yazıda sizi bu yeteneğe fazlasıyla sahip biri olan Güney Afrikalı eski tenisçi Amanda Coetzer ile tanıştıracağız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;22 Ekim 1971'de Hoopstad'ta dünyaya gelen Amanda Coetzer'ın 1.58'lik boyuyla Güney Afrika'nın teklerdeki en başarılı tenisçisi olacağını kim tahmin edebilirdi ? Ne var ki bu ufak tefek Güney Afrikalı, tenis kariyeri boyunca kısacık boyuna nispet yaparcasına birçok büyük zafer elde etti. 1988 yılı itibarı ile profesyonelliğe adımını atan Coetzer, dört yıl sonra adını ilk 20'deki raketler arasına yazdırdı ve daha sonra da bu elit grubun değişilmez oyuncularından biri olmayı başardı. Hızlı tırmanışını sürdüren Coetzer, dünya 3 numarasına kadar yükseldi; fakat onu ünlü yapan şey, klasmanda kendisinden üstte yer alan isimleri sürekli yenmesi oldu. Büyük oyuncuları üzen birçok galibiyeti ve kısa boyu neticesinde kendisine bir lakap da takılmıştı üstelik: &lt;u&gt;&lt;b&gt;''Küçük Katil''&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;1995 yılındaki Kanada Açık'ta ilk 5'ten üç oyuncuyu yendi Coetzer. O zamanki dünya 1 numarası efsanevi raket Steffi Graf'a, 4 numara Jana Novotna'ya ve 5 numara Mary Pierce'a karşı aldığı galibiyetler ona şampiyonluğun kapısını aralamıştı; ama finalde Monica Seles'e yenilmekten kurtulamadı. Coetzer'ın Steffi Graf'a karşı bu turnuvada elde ettiği galibiyet efsanevi raketin 32 maçlık yenilmezlik serisinin de sonuydu aynı zamanda.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;97 sezonuysa Güney Afrikalı raketin kariyerindeki en başarılı sezondu hiç şüphesiz. Sezonun ilk grand slam turnuvası olan Avustralya Açık'ın dördüncü turunda Steffi Graf'ı bir kez daha yenen Coetzer, o turnuvada yarı finale yükseldi. Sezonun devamında efsanevi rakete karşı kazanacağı bir diğer maç, onu tenis tarihinin unutulmazları arasına sokacaktı. Zira Berlin turnuvasında çeyrek finalde karşı karşıya gelen ikilinin mücadelesinde gülen taraf &lt;b&gt;56&lt;/b&gt; dakika sonunda &lt;b&gt;6-0 &lt;/b&gt;ve &lt;b&gt;6-1&lt;/b&gt;'lik setlerle Coetzer olacak ve bu maç, 22 grand slam şampiyonluğu bulunan &lt;u&gt;Steffi Graf'ın kariyerindeki en ağır yenilgi &lt;/u&gt;olarak kayıtlara geçecekti. Sezonun ikinci grand slam turnuvası olan Roland Garros'ta efsanevi raketi bir kez daha deviren Coetzer, yarı finalde o yılın şampiyonu Iva Majoli'ye kaybederek elendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-VIY2evOxU7M/TuOzNsSYzwI/AAAAAAAACdM/k4klR2cmEg4/s1600/amanda-coetzer-65d0c.JPG" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-r63V-Fe1wRk/Ty58U3QIi0I/AAAAAAAAClk/98xxUiX0slg/s1600/amanda-coetzer-65d0c.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Coetzer, kariyerinin en büyük şampiyonluğuna ise ertesi sezon Hilton Head'deki Tier 1 turnuvasını kazanarak&amp;nbsp;ulaştı. Sürpriz sonuçlarına 1999&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-r63V-Fe1wRk/Ty58U3QIi0I/AAAAAAAAClk/98xxUiX0slg/s1600/amanda-coetzer-65d0c.JPG" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-r63V-Fe1wRk/Ty58U3QIi0I/AAAAAAAAClk/98xxUiX0slg/s320/amanda-coetzer-65d0c.JPG" width="213" /&gt;&lt;/a&gt; sezonunda da devam eden Güney Afrikalı raket o yıl bir ilki başararak Steffi Graf, Martina Hingis ve Lindsay Davenport'u 1 numara iken yenen tarihteki tek tenisçi oldu. İstikrarlı çizgisini sürdüren Coetzer, 1993'ten 2001'e kadarki sezon sonu şampiyonalarının tümünde de yer alarak hatrı sayılır bir başarıya imza attı. 2004'te emekliliğini açıklayan tenisin küçük katili, kariyerinde dokuz tekler şampiyonluğu elde etti ve birbirinden önemli galibiyetlere imza attı. En önemlisiyse kısa boyuna rağmen elde ettiği bu büyük başarılarla kadınlar tenisinin en önemli figürlerinden biri olmasıydı elbette.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Son olarak Güney Afrika tenisinin yetiştirdiği en büyük yıldız olan Coetzer'ın kariyer öyküsü ve bunun gibi diğer birçok hikaye, tenisin, içinde birçok dinamiği barındıran bir spor olduğunu fazlasıyla gözler önüne seriyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-90321640509484365?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/90321640509484365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=90321640509484365&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/90321640509484365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/90321640509484365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/12/tenisin-kucuk-katili-amanda-coetzer.html' title='Tenisin Küçük Katili Amanda Coetzer'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-42FUGlgPsVg/TuOy6UeL_2I/AAAAAAAACdE/509iezgWp8Q/s72-c/1118.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-510398929118643177</id><published>2011-12-04T20:12:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T21:51:27.519+02:00</updated><title type='text'>Çıkmaz Sokaktan Mutlu Sona</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XEXBBqPU-A0/Ttu24E5NtCI/AAAAAAAACc8/p3dntbxq6cs/s1600/safin_federer_wideweb__430x323.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-XEXBBqPU-A0/Ttu24E5NtCI/AAAAAAAACc8/p3dntbxq6cs/s320/safin_federer_wideweb__430x323.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Grand slamler, hiç kuşku yok ki tenisin önem derecesi en yüksek turnuvaları. Zira profesyonel bir tenisçinin en büyük hayalidir bu dört turnuvanın en az birinde şampiyon olmak. Teniste hiçbir başarı, bir grand slam şampiyonluğunun yerini dolduramaz. Dört yılda bir düzenlenen olimpiyatlar ve dünya kupalarının aksine tenisin en büyük organizasyonları olan bu turnuvalardan her yıl dört tane var. Böylesine büyük turnuvalarda şampiyonluk elde etmek ve o yüce makama kurulmak her baba yiğidin harcı değil elbette. Aksine bu, çok özel, zor ve farklı bir iş. Evvela iki hafta gibi uzun bir süreye performansınızı yaymanız ve kendinizi bu farklı motivasyona alıştırmanız gerekiyor. Hâl böyle olunca da birtakım psikolojik ve mental eşiklerin oluşması da kaçınılmaz. Bu yazıdan da anlayabileceğiniz gibi 2000 yılından sonra elde edilen grand slam şampiyonluklarında üç kritik eşik var: 4. turlar, yarı finaller ve tabii ki finaller.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;GUSTAVO KUERTEN&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Kariyerinde elde ettiği üç grand slam şampiyonluğunun tamamına Roland Garros'ta ulaşan ve 2001'deki son şampiyonluğunun ardından Fransa Açık aşkını toprağa kazıyan Guga'nın aynı turnuvanın 4. turundaki muhteşem geri dönüşü... Efsane raket Kuerten'in 4. turdaki rakibi, kariyerinde şu ana kadarki en iyi grand slam derecesine o turnuvada ulaşan Birleşik Amerikalı raket Michael Russell'dır. Herkesin Guga'dan rahat bir galibiyet beklediği maçta Russell, son şampiyon karşısında ilk iki seti 3-6 ve 4-6'lık skorlarla kazanmayı başarır. Üçüncü sette de skor 5-3 Russell'ın lehine geldiğinde büyük bir sürpriz gerçekleşmek üzeredir. Bu noktada bir maç puanı çeviren Brezilyalı Kuerten, adeta yeniden hayat bulur ve 7–6(3), 6–3 ve 6–1'lik setlerin ardından bu maçı kazanıp şampiyonlukla sonuçlanacak yürüyüşüne devam eder.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;JENNIFER CAPRIATI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;2002 Avustralya Açık'ta Jennifer Capriati ile Martina Hingis'i karşı karşıya getiren mücadele, tek bayanlarda en çok maç puanının harcandığı grand slam finali olarak tarihe geçecekti. İlk seti 6-4 kazanan Hingis, ikinci sette 5-3 ve 6-5 öndeyken üç, 9-7 kaybettiği tie-breakte de bir kez olmak üzere toplam 4 şampiyonluk puanını değerlendiremediği maçı Capriati'ye 7-6(7) ve 6-2'lik setlerle kaybetti ve grand slam şampiyonluğundan oldu. Kariyerinin ilk grand slam zaferine bir önceki yıl yine burada ve yine finalde Hingis'i yenerek ulaşan Capriati bu başarısını yine tekrarlarken bu epik finali kaybeden Hingis, kariyerindeki dramatik mağlubiyetler serisine bir yenisini daha ekledi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;ANDY RODDICK&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Kariyerinde şu ana kadar çıktığı 5 grand slam finalinin 4'ünü aynı kişiye, Roger Federer'e, kaybeden Roddick'in makus talihine nispet yaparcasına yarı finalde maç puanı çevirip şampiyonlukla tamamladığı bir grand slam turnuvasıydı 2003 Amerika Açık. Kendi evinde düzenlenen sezonun son grand slam turnuvasında yarı finale yükselen Roddick'in karşısında bir önceki yıl Wimbledon'da final oynayarak Arjantin halkının kendisinden beklentisini bir hayli artırmış olan David Nalbandian vardı. Mücadelenin ilk iki setini kazanan taraf 7-6(4) ve 6-3'lük setlerle David Nalbandian'dı. Üçüncü sette skor 6-5 Nalbandian lehine iken kendi servisinde maç puanıyla yüzleşmek zorunda kalan Roddick, 138 millik bir servisle 27. kez ace attı ve bu puanı bertaraf etti. Tie-breake uzayan seti 7-6(7) kazanan Roddick, sonraki iki seti rakibinin oyundan düşmesiyle 6-1 ve 6-3'lük setler sonucunda kazanarak finale yükseldi ve daha sonra da kariyerinin ilk grand slam şampiyonluğunu elde etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;ANASTASIA MYSKINA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;2004 yılı, Rus tenisi açısından tarihi bir yıldı hiç şüphesiz. Fransa Açık'ta şampiyon olan vatandaşlarıyla kadınlarda ilk kez grand slam zaferi yaşayan Ruslar, kısa bir süre sonra 17 yaşındaki Maria Sharapova'nın spektaküler başarısıyla coşacak ve hızını alamayıp Amerika Açık'taki Rus finaliyle de adeta mest olacaktı. Kendileri açısından böylesine mükemmel gerçekleşecek senaryonun ilk ayağı o yılki Roland Garros'taydı. İşin enteresan tarafı, 4. turda Myskina'nın karşısına dikilen ismin vatandaşı Svetlana Kuznetsova olmasıydı. Mücadelenin ilk seti 6-1'le Myskina'nındı. Fakat ikinci set 6-4'lük skorla Kuznetsova'ya gitmişti. Epik bir mücadeleye sahne olan final setinde skor 6-5 Kuznetsova'nın lehineyken maç puanı kurtaran Myskina, bu seti 8-6 kazandı ve turnuva sonunda da şampiyonluğa ulaştı. Tarihte iki Rus raketi karşı karşıya getiren ilk grand slam finalinde Elena Dementieva'yı 6-1 ve 6-2'lik setlerle korttan silen Myskina, grand slam kazanan ilk Rus bayan tenisçi olarak da tarihe geçti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;GASTON GAUDIO&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Roland Garros bayanlar finalinde iki Rus tenisçiyi karşı karşıya getiren 2004 yılı, erkekler finalinde de iki Arjantinliyi buluşturmuştu. Seribaşı olmadığı turnuvada finale kadar yükselen Gaudio, ilk iki setin 6-0 ve 6-3'le vatandaşı Guillermo Coria'ya gitmesine engel olamadı. Ancak Coria'nın kontrolünde giden maçta üçüncü sette skor 4-4, 40-0'ken her şey değişti. Tribünlerin Meksika dalgası yaptığı sırada ateşlenen Gaudio, oyunu çevirip rakibinin servisini kırdı ve seti 6-4 kazandı. Dördüncü setteyse Coria'nın ayağına giren kramp, mücadelenin tek taraflı geçmesine sebebiyet verdi ve 6-1'lik set sonrası maç final setine uzadı. Final setinde skor 6-5 rakibinin lehineyken iki maç puanı çeviren Gaudio, bu seti 8-6 kazandı ve açık dönemde finalde maç puanı çevirerek grand slam kazanan ilk erkek tenisçi olarak tarihe geçti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;MARAT SAFIN&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Daha sonradan Marat Safin'in 'beyin kavgası' yakıştırmasını yaptığı maç, 2005 Avustralya Açık yarı finalinde Federer'e karşı verdiği mücadeleydi. Roger Federer, 7-5, 4-6 ve 7-5'lik ilk üç set sonrası finalden sadece bir set uzaklıktaydı. Dördüncü sette de maç puanı yakalayan Federer, bu puanda filedeki Safin'i bacak arasından yaptığı vuruşla geçmeye çalıştı; ancak top dışarı gitti. Bu noktadan maça dönen Safin, dördüncü seti 8-6'lık tie-break ile 7-6 kazandı ve tenis tarihine geçen bu müthiş mücadeleyi final setine uzattı. Final setinde skor 5-2'ye geldiğinde Safin, finale yükselmiş gibiydi; ancak bu hemen olmadı. Bu noktadan sonra üst üste altı maç puanı çeviren Federer, maça ortak olsa da Safin, 4 saat 28 dakika süren mücadeleyi 9-7'lik final setiyle kazanmayı başardı ve daha sonra da ev sahibi ülkeden Lleyton Hewitt'i yenerek kariyerinin ikinci ve son grand slam şampiyonluğuna ulaştı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;JUSTINE HENIN-HARDENNE&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;2004 Roland Garros'ta o yılın şampiyonu Anastasia Myskina'ya 4. turda maç puanı kullandığı hâlde yenilen Svetlana Kuznetsova'nın sonu, ertesi yılki turnuvada yine aynıydı. Turnuvanın 4. turunda Justine Henin-Hardenne ile karşı karşıya gelen Kuznetsova, final setinde 5-3 öndeyken iki maç puanından yararlanamadı ve Justine Henin-Hardenne, 7–6(6), 4–6 ve 7–5'lik setler sonunda kazandığı mücadelenin ardından şampiyonlukla noktalayacağı turnuvaya devam etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;VENUS WILLIAMS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Wimbledon 2005'te finale yükselen Venus Williams, bundan önceki son grand slam zaferini elde ettiğinde takvimler 2001 yılının eylül ayını gösteriyordu. Abla Williams'ın finaldeki rakibiyse bu turnuvayı daha önce efsanevi raket Steffi Graf'ı yenerek kazanmayı başarmış Lindsay Davenport'tu. Finalin açılış setini 6-4'lük skorla Davenport kazanmıştı. Ancak Venus Williams 7–6(4)'lık ikinci set sonrası oyunu dengeledi. İkinci sette skor 6-5'ken şampiyonluk için servis attığı oyunda maç puanına ulaşamayan Davenport, final setinde de 4-2, 40-15 öndeyken sakatlık nedeniyle doktor yardımı aldı. Davenport 5-4 öndeyken maç puanı çevirerek olağanüstü geri dönüşünü sürdüren Venus Williams, 9-7'lik final seti sonunda şampiyonluğa ulaşan taraf oldu ve kariyerinin 5. grand slam zaferini elde etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;NOVAK DJOKOVIC&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Roger Federer'in muhteşem bir sonla kapattığı geride kalan sezonda kaybettiği en dramatik maçtı hiç şüphesiz Amerika Açık yarı finali. Wimbledon çeyrek finalinde 2-0 öne geçtiği maçı Tsonga'ya kaybederek 178 maçlık ezberi bozan Federer, Amerika Açık yarı finalinde karşılaştığı dünya 1 numarası Djokovic önünde ilk iki seti 7-6(7) ve 6-4'lük skorlarla kazanmayı başarmıştı. Ne var ki Federer, yaşının getirdiği bazı olumsuzlukların birinden olsa gerek sonraki iki sette büyük bir düşüş yaşadı ve Djokovic 6-2 ve 6-3'lük setler sonrası bu epik mücadeleyi final setine uzattı. Final setinde Federer, 5-3, 40-15 öndeyken kendi servisinde iki maç puanı yakaladı. Bu puanların ilkini inanılması güç bir servis çevirmeyle bertaraf eden Djokovic, seyirciye dönüp iki elini yana açtı ve tartışmalara gebe olan bu hareketi sonrası ikinci maç puanını da çevirip final setini 7-5 kazanarak finale yükselen taraf oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;SERENA WILLIAMS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Serena Williams, nam-ı diğer geri dönüş kraliçesi, bu yazının sonuna saklanmıştı ve sıra ona geldi. 13 grand slam şampiyonu Birleşik Amerikalı raket, 2003 ve 2005 Avustralya Açık ile 2009 Wimbledon'ın yarı finallerinde toplamda altı maç puanı kurtararak koleksiyonuna üç grand slam şampiyonluğu ekledi. Birleşik Amerikalı tenis yıldızının maç puanı kurtararak şampiyon olduğu ilk grand slam turnuvası 2003 Avustralya Açık'tı. Yarı finalde Kim Clijsters'la karşılaşan Williams, 4-6 ve 6-3'lük skorlarla paylaşılan ilk iki setin ardından final setinde 2-5 geriye düşmüştü. Bu noktadan sonra iki maç puanı kurtarıp geri dönen Williams, 7-5'lik final seti sonrası şampiyonluğa giden yürüyüşüne devam etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Williams'ın bir diğer destansı zaferi de iki yıl sonra yine aynı turnuvada ve yine yarı finalde; bu sefer Rus fenomen Maria Sharapova'ya karşıydı. Yakın tarihin en unutulmaz tenis maçlarından birine sahne olan mücadeleyi 2–6, 7–5 ve 8–6'lık setlerle kazanan Serena Williams, bu maçta tam üç kez maç puanı çevirdi ve daha sonra da Lindsay Davenport'u finalde yenerek şampiyonluğa ulaştı. Williams, son olarak da 2009 Wimbledon yarı finalinde Elena Dementieva'ya karşı destansı bir maç oynamış ve final setinde 4-5 gerideyken maç puanı çevirdiği mücadeleyi 6–7(4), 7–5 ve 8–6'lık setlerle kazanarak finale yükselmişti. Bu maç, aynı zamanda Wimbledon tarihinin en uzun kadınlar yarı finali olarak da kayıtlara geçmişti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-510398929118643177?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/510398929118643177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=510398929118643177&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/510398929118643177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/510398929118643177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/12/ckmaz-sokaktan-mutlu-sona.html' title='Çıkmaz Sokaktan Mutlu Sona'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XEXBBqPU-A0/Ttu24E5NtCI/AAAAAAAACc8/p3dntbxq6cs/s72-c/safin_federer_wideweb__430x323.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8524751195567153438</id><published>2011-11-29T21:03:00.002+02:00</published><updated>2011-12-02T00:20:57.416+02:00</updated><title type='text'>Tenis Sohbeti</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-E9mBE8ROIh0/TtUp9zzRLyI/AAAAAAAACc0/8qF6U2Im8yo/s1600/mariasharapova22.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://1.bp.blogspot.com/-E9mBE8ROIh0/TtUp9zzRLyI/AAAAAAAACc0/8qF6U2Im8yo/s320/mariasharapova22.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&lt;span class="messageBody" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:3}"&gt;Atp Dünya Turu Finalleri ve Federer'in şampiyonluğu üzerine konuştuk. Sesin  kısıklığı ve kaydın uzunluğu sebebiyle sıkılıp Hande Ataizi ile Dest-i  İzdivaç'a geçmek tamamen kendi inisiyatifinizdedir. Bu pek olmadı; ama beğenirseniz devam edebiliriz. İyi dinlemeler... =)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="28" width="335"&gt;&lt;param value="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE2MjgyNTA4IjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE2MjgyNTA4LTMzMCI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxNzc4OSI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMjI3Nzc4OTQ7fQ==&amp;amp;autoplay=default" name="movie"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed wmode="transparent" height="28" width="335" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" src="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE2MjgyNTA4IjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE2MjgyNTA4LTMzMCI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxNzc4OSI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMjI3Nzc4OTQ7fQ==&amp;amp;autoplay=default"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8524751195567153438?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8524751195567153438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8524751195567153438&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8524751195567153438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8524751195567153438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/tenis-sohbeti.html' title='Tenis Sohbeti'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-E9mBE8ROIh0/TtUp9zzRLyI/AAAAAAAACc0/8qF6U2Im8yo/s72-c/mariasharapova22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1865875314905966542</id><published>2011-11-28T11:54:00.000+02:00</published><updated>2011-11-28T11:54:00.923+02:00</updated><title type='text'>'Altı' Üstü Yine Şampiyon</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VBIwZQxwcHc/TtNZ4nxWyLI/AAAAAAAACbY/ZgwWofqbG9I/s1600/09ab04c3bedc94827101cd3ebefcc785-getty-507458801.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-VBIwZQxwcHc/TtNZ4nxWyLI/AAAAAAAACbY/ZgwWofqbG9I/s320/09ab04c3bedc94827101cd3ebefcc785-getty-507458801.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Atp Dünya Turu Finalleri'nin başlamasından iki gün evvel resmi Facebook sayfasında bir hayranının sorusuna verdiği cevapta kendisi için her şeyin Londra'da başladığını söylüyordu Federer. Kendisinin de belirttiği gibi gençlerdeki ilk grand slam zaferini Wimbledon'da elde etmiş, 2001'de aynı turnuvada Pete Sampras'ı elemeyi başararak tenis dünyasına adını duyurmuş, ilk grand slamini yine Londra'da kazanmış ve son olarak da 2009 Wimbledon'da da şampiyon olup tüm zamanların en çok grand slam kazanan oyuncusu olmuştu Majesteleri. Dün bu rekorlara bir yenisi yine Londra'da eklendi. Federer, zorlu final maçını üç sette kazanmayı başararak Ivan Lendl ve Pete Sampras'ı geride bıraktı ve Ustalar Kupası'nı, 6 şampiyonlukla, en çok kazanan tenisçi olarak tarihe geçti. Aynı zamanda turnuvanın tarihteki en yaşlı şampiyonu da oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Olur ya bazen böyle afallarsınız ve içinizden ''Ne söylenebilir ki ?'' diye geçirirsiniz. O durumdayım. Zira gerçekten söylenecek sözlerin hiçbiri Federer'i anlatmaya yetmeyecek. Hep bir şeyler eksik kalacak. Beni kendisine ve bu spora aşık ettiren muhteşem oyunu ve kişiliğini anlatmaya kalktığım zaman burada kullanacağım kelimeler çok abes kaçacak ve saçma duracak diye düşünüyorum. O yüzden anlatılmaz; yaşanır Federer. Onu yaşamak da maçlarını izleyerek olur. İyisi mi Ekselansları hâlâ bu seviyede oyun oynayabiliyorken laf salatası yapmak yerine geçip ekranın karşısına o hazzı yaşamaya devam etmek. İleride bir gün çocuklarına, torunlarına Federer'le ilgili anlatabileceğin maçlara, anılara yenilerini eklemek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Çok klişe olacak; ama hakikatten inanılmaz şanslı atfediyorum kendimi bu adamı izleyebildiğim için. Kazandığı kupalar, kırdığı rekorlar umrumda dahi değil. Hepsinden ziyade, birçok kişinin de istediği gibi, benim de izlemek istediğim tenis onun oynadığı. Bu yüzden de sadece kırdığı rekorlar değildir onu efsane yapan. Virginia Wade'in de dediği gibi tenis oynarken izlediği yol ve oyunun kitabını baştan yazarak bu inanılmaz başarılara ulaşmış olması onu spor tarihinin en büyük isimlerinden biri yapıyor. Stefan Edberg sportmenlik ödülünü son sekiz yılda yedinci kez kazanmayı başaran Federer, tüm bunların neticesinde bir tenis elçisi. Bu oyunu sevdirmek için dünyaya gelmiş çok özel biri adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hayatta tenis diye bir spor olduğunun farkına efsane spiker Fahri İkiler sayesinde varabilmiştik. Okul tatile girdiğinde Trt 3'te Wimbledon maçlarını seyretmenin hazzı anlatılmazdı. Hiçbir güç, beni uzandığım ve gün sonunda terden yapış yapış olacak kanepemden kaldıramazdı. 2004'te Sharapova'nın miladıyla bendeki ilgi de tavan yaptı. Şu anda tenisle ilgili ne kadar bilgi ve beceriye sahipsem hemen hepsinin müsebbibi kendisidir. En sonunda da Federer sayesinde izlediğimiz spor o zamana kadarki hâlinden çıktı ve başka bir şeye dönüştü. Bendeki ilgiyse hiç bitmeyecek bir tutkuya dönüştü ve geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Bu blogda bir şeyler üretmeye çalışıyorsak da yegane sebebi budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Her şey için teşekkürler ve yeni sezonda sonsuz başarılar Ekselansları...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1865875314905966542?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1865875314905966542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1865875314905966542&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1865875314905966542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1865875314905966542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/alt-ustu-yine-sampiyon.html' title='&apos;Altı&apos; Üstü Yine Şampiyon'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-VBIwZQxwcHc/TtNZ4nxWyLI/AAAAAAAACbY/ZgwWofqbG9I/s72-c/09ab04c3bedc94827101cd3ebefcc785-getty-507458801.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1916151561757392322</id><published>2011-11-21T13:10:00.000+02:00</published><updated>2011-11-21T13:10:47.061+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tenis Maç Yayınları'/><title type='text'>Tenis Maç Yayınları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-efwMrKXZgs4/TsoxV-6TQJI/AAAAAAAACbI/CX9nQs-8Ugc/s1600/1443.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/-efwMrKXZgs4/TsoxV-6TQJI/AAAAAAAACbI/CX9nQs-8Ugc/s320/1443.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Merak içerisindeyim. Acaba bir gün bir televizyon kanalı çıkıp şu büyük turnuvaların yayın haklarını tamamı ile alarak maçları kesintisiz ve doğru dürüst bir şekilde izleyiciye sunmayı başarabilecek mi ? Federer ve Nadal aynı gruba düşmüş. Bu adamlar tarihin en büyük rekabetinin mimarları. Ama iki saatlik öğle kuşağı da dahil olmak üzere gün boyu aynı haberleri tekrarlayıp duran, arta kalan zamanda da maç özetlerini bizlere ezberletmeye çalışırcasına ısıtıp ısıtıp önümüze koyan çok güzide kanalımız turnuvayı yarı finalden itibaren verebiliyor. Onu da tam verse iyi. Yayın akışında futbol maçı nedeniyle ikinci yarı finalin banttan yayınlanacağı görünüyor. Hasbinallah ve nimel vekil. Sabr-ı cemil lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;26 Kasım Cumartesi 16:00- &lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; -Atp Dünya Turu Finalleri ilk yarı final (canlı)&lt;br /&gt;&amp;nbsp;27 Kasım Pazar 01:00- &lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;- Atp Dünya Turu Finalleri ikinci yarı final (bant)&lt;br /&gt;&amp;nbsp;27 Kasım Pazar 19:30- &lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Ntv Spor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;- Atp Dünya Turu Finalleri final (canlı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;i&gt;Fotoğraf: Caroline Wozniacki &lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1916151561757392322?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1916151561757392322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1916151561757392322&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1916151561757392322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1916151561757392322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/tenis-mac-yaynlar.html' title='Tenis Maç Yayınları'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-efwMrKXZgs4/TsoxV-6TQJI/AAAAAAAACbI/CX9nQs-8Ugc/s72-c/1443.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-2922700748205015532</id><published>2011-11-17T18:57:00.001+02:00</published><updated>2011-11-17T23:40:52.274+02:00</updated><title type='text'>Grand Slam Kazanamadan Zirveye Kurulanlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-nKT14ZS6_gs/TsU8eHvW9sI/AAAAAAAACW0/UsuGr-_FwXI/s1600/3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://2.bp.blogspot.com/-nKT14ZS6_gs/TsU8eHvW9sI/AAAAAAAACW0/UsuGr-_FwXI/s320/3.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Hemen her sporda olduğu gibi tenis de kendine has bir sıralama sistemine sahip. Ancak birçok spor dalına nazaran teniste sıralamanın en üstünde yer almak kupa veya şampiyonluk getirmiyor. Aksine elde ettiğiniz şampiyonlukların puan değeri sonucu sıralamada yükseliyorsunuz ve elde ettiğiniz yüksek derece size büyük turnuvaları kazanma yolunda önemli bir avantaj sağlıyor. Yani 1 numara olsanız da olmasanız da amacınız değişmiyor; fakat bu makama oturmanın da önemli olduğu gerçeğini atlamamak gerekiyor. Takım sporu olan futbolda yorumcuların çokça dillendirdiği bir söz vardır &lt;u&gt;&lt;i&gt;''Üç puanlık sistemde her şey mümkündür.'' &lt;/i&gt;&lt;/u&gt;diye. Zira işin içine matematik giriyorsa ve aslolan tabelada yazan skorsa iyi veya kötü futbolun bu noktada bir anlamı kalmıyor. Teniste de buna paralel bir durum var. Futboldaki iyi ve kötü oyun, teniste grand slam kazanan ve kazanamayan tenisçi oluveriyor. Elbette grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselenler genellikle tartışmanın odağında oluyorlar; fakat Maria Sharapova'nın &lt;u&gt;&lt;i&gt;''Dünya sıralamasındaki yeriniz asla yalan söylemez.''&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; lafını da atlamamak gerekiyor. Bu yazı da Caroline Wozniacki gibi grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselen birkaç tenisçinin hikayesinden ibaret aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;IVAN LENDL&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;1983'te Güney Afrika'da oynadığı üç gösteri maçının ardından Çek hükümetiyle arası açılan, ismi Çekoslovak medyasınca yasaklanan ve daha sonra da Amerikan vatandaşlığına geçen Ivan Lendl, 81'de Roland Garros'ta ve 82'de Amerika Açık'ta yükseldiği finallerin ikisini de kaybeder. 28 Şubat 1983'te 1 numaraya yerleştiğinde hiç grand slam zaferi olmayan Ivan Lendl, 24 yaşındayken Roland Garros'ta yükseldiği kariyerinin 5. grand slam finalinde John McEnroe'yu 2-0 geriye düştüğü maçta 3–6, 2–6, 6–4, 7–5 ve 7–5'lik setlerle 3-2 yenerek grand slamsiz 1 numara etiketini üzerinden atar. Kariyerinde toplam 8 grand slam şampiyonluğu bulunan Ivan Lendl, çıktığı 11 finalden de boynu bükük ayrılmıştır. Toplamda elde ettiği 94 şampiyonlukla tüm zamanların ikinci ismi olan Lendl'ın tüm bu istatistiklerini ve biraz geç gelen ilk grand slam zaferinden evvel elde ettiği başarıları düşündüğümüz zaman grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselmesini normal karşılamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;MARCELO RIOS&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Safina'yı, Jankovic'i, Wozniacki'yi şiddetli bir şekilde eleştiren yeni nesil, sanırım bu adamı ipe götürürdü. Zira en ağır eleştirilere muhattap olmak için gerekli olan her şeye sahip biriydi Şilili raket. Monica Seles'e &lt;i&gt;&lt;u&gt;''koca popolu''&lt;/u&gt;&lt;/i&gt; diyen, 2000 yılında Los Angeles'ta katıldığı bir turnuvada hakeme küfredip ceza alan ve 2003'te Şili Davis Kupası takımı kafilesiyle kaldığı otelde çıplak yüzmesine sinirlenen müşterilerin üzerlerine ihtiyacını gideren ve takımının ertesi günkü uçağı kaçırmasına sebep olan Marcelo Rios, 30 Mart 1998'de tenis tarihindeki ilk ve tek Şilili 1 numara olmuştur. Kariyerinde hiç grand slam zaferi elde edemeyen Rios, tek finaline de 1 numara olmadan evvel oynadığı Avustralya Açık'ta çıkmıştır. Bulunduğu dönem itibarı ile Sampras gibi bir efsaneyle aynı zamanlarda tenis oynayan Rios'un kısa süreliğine de olsa çok enteresan bir başarının altına imza attığını vurgulamakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;KIM CLIJSTERS&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Erkeklerde Lendl ile milat bulan grand slamsiz 1 numara meselesinin kadınlardaki ilk temsilcisi Belçikalı Kim Clijsters olmuştu. 18 yaşındayken yükseldiği ilk grand slam finalinde Roland Garros'u ilk setini 6-1 kazandığı maçın final setini 12-10 kaybederek Jennifer Capriati'ye kaptıran Clijsters, 2003'te aynı turnuvanın finalini Justine Henin'e karşı yine kaybeder. 11 Ağustos 2003'te 1 numaraya yükselen Clijsters'ın o zamana kadar elde ettiği 16 şampiyonluk ve kaybettiği 2 grand slam finali vardır. 1 numara olarak katıldığı ilk grand slam turnuvası olan 2003 Amerika Açık'ı da finalde yine Henin'e kaybederek noktalayan Clijsters'ın sonu, 2004 sezonun ilk grand slaminde de aynı olur. 2005 Amerika Açık'ta kariyerinin 5. grand slam finalinde Mary Pierce'ı yenerek ipi göğüsleyen Clijsters, tenise verdiği aranın ardından çıktığı ilk grand slam olan Amerika Açık'ı 2009'da bir daha kazanarak büyük bir sansasyon yaratır. Daha sonra Amerika Açık ve Avustralya Açık olmak üzere iki grand slam daha kazanan Belçikalı, kısa bir süreliğine de olsa 1 numara olur ve tenis tarihinin en büyük geri dönüşlerinden birinin altına imzasını atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;AMELIE MAURESMO&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2004'ün mart ayında bir mühendis olan babasının ölümüyle sarsılan Amelie Mauresmo, buna rağmen o yılki grand slam turnuvalarının 3'ünde (Avustralya Açık, Roland Garros ve Amerika Açık) çeyrek final, 1'inde de (Wimbledon) yarı final oynama başarısı gösterir. Hatta Wimbledon'da Serena'ya çok çekişmeli geçen bir maç sonunda yenilerek final vizesini elinden kaçırır. Ayrıca bu yıl içerisinde Roma, Berlin ve Montreal gibi 3 Tier 1 turnuvasında şampiyonluk gören Momo, Atina 2004'te de finalde Henin'e yenilerek gümüş madalyanın sahibi olur. Nihayetinde Mauresmo elde ettiği bu başarılar, topladığı puanlar ve yakaladığı istikrar sayesinde 13 Eylül 2004 tarihinde açıklanan WTA klasmanında 1 numaraya yükselir. Mauresmo,her ne kadar cinsel kimliğiyle ilgili tartışmaların gölgesinde kalan bir başarı olsa da, 1999'da Avustralya Açık'ta finale çıkmıştır aslında. Clijsters'tan sonra grand slam kazanamadan 1 numara olan tarihteki ikinci kadın tenisçi olan Mauresmo, 2006'da Avustralya Açık ve Wimbledon'ı kazanarak bu istatistiği boşa çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;JELENA JANKOVIC&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Rios'a, Safina'ya, Wozniacki'ye belli bir noktaya kadar tahammül edebilir tenisseverler. Peki ya Jankovic ? Onun için böyle bir tahammül sınırı pek mümkün değilmiş gibi görünüyor. Zira Sırp raket, grand slam finali dahi oynamadan 1 numaraya yükselen tarihteki ilk ve tek tenisçi. Hoş, Pekin Olimpiyatlarından evvel yükseldiği 1 numaranın sevinci olimpiyatlar bittiğinde sona erdi; ama bu Wta'deki son yıllardaki içler acısı durumun ilk alametlerinden biriydi adeta. Kısa bir süre sonra Amerika Açık'ta final oynayıp 1 numaraya yeniden yükselen Jankovic, 2009 Avustralya Açık'taki Serena Williams'ın şampiyonluğunun ardından bu unvanını kaybetti ve istikrarsızlıklarla dolu bir döneme girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;DINARA SAFINA&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Listedeki oyuncular içinde sonu en hazin olanı hiç kuşkusuz Safina. İkisi Roland Garros'ta, biri de Avustralya Açık'ta olmak üzere üç kez grand slam finaline yükselmesine rağmen bu maçlarda adeta çaresizleri oynayan ve oyun içindeki sorunlarından çok mental problemleri nedeniyle maçları kafasında kaybeden bir raket olarak hafızalarımızda yer etti Marat Safin'in kardeşi. Kendisini Jankovic'le birlikte ayyuka çıkan tartışmaların odağında bulan Dinara Safina'nın sağlıklı bir psikolojide olmadığı her turnuva öncesi verdiği demeçlerden ve surat ifadesinden çok net bir şekilde belli oluyordu. 2009'un sonunda 1 numarayı Serena Williams'a kaptıran Safina, yaşadığı uzun süreli sakatlıklar ve psikolojik sebeplerden ötürü bundan bir ay on gün evvel tenisi bıraktığını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;CAROLINE WOZNIACKI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2009 Amerika Açık'ta Kim Clijsters'a karşı oynadığı final mücadelesiyle ilk büyük sıçramasını yapan Danimarkalı, genç yaşına rağmen elde ettiği başarılarla özel bir taraftar kitlesi yaratmayı başarmıştı aslında ve taraflı tarafsız herkese sempatik gelen bir oyuncuydu. Bu sempatisini 1 numara olduktan sonra aynı kişiler nezdinde yavaş yavaş yitirmeye başlayan Wozniacki, tenis kariyerinde grand slam şampiyonluğu dışında her türlü başarıya ulaştı ve bir grand slam turnuvasında da final oynadı. Kendisine gelen eleştiriler daha çok oyun stiliyle alakalı; fakat öyle ya da böyle üst üste iki yıl sezonu zirvede bitirenler listesine girmeyi başardı Danimarkalı raket.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-2922700748205015532?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/2922700748205015532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=2922700748205015532&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2922700748205015532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2922700748205015532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/grand-slam-kazanamadan-zirveye.html' title='Grand Slam Kazanamadan Zirveye Kurulanlar'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-nKT14ZS6_gs/TsU8eHvW9sI/AAAAAAAACW0/UsuGr-_FwXI/s72-c/3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6620787839080217378</id><published>2011-11-14T20:54:00.002+02:00</published><updated>2011-11-14T21:09:36.840+02:00</updated><title type='text'>Majesteleri ve Paris'in Gülemeyenleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-qfFiXXr2UfQ/TsFdVAaouOI/AAAAAAAACWk/_-B4KSCnDIo/s1600/26af6e0b264dca0b4c1c2810fbe6f0fc-getty-507182356.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="237" src="http://1.bp.blogspot.com/-qfFiXXr2UfQ/TsFdVAaouOI/AAAAAAAACWk/_-B4KSCnDIo/s320/26af6e0b264dca0b4c1c2810fbe6f0fc-getty-507182356.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Ekselansları Roger Federer, Paris Masters'ta set dahi vermeden şampiyonluğa ulaştı bu hafta ve hiç kazanamadığı turnuvalardan birini daha koleksiyonuna ekledi. Turnuva boyunca müthiş bir servis ritmi tutturdu Federer ve sonuna dek hak ettiği bir şampiyonluk elde etti. Doğru dürüst bir geçen yıl oynayabilmişti zaten bu turnuvada. Orada da şampiyonluk geliyor derken yarı finalde Monfils'e karşı 5 maç puanından yararlanamayışı onu bu kupadan alıkoymuştu. Maçtan sonraki basın toplantısında ''Ben bu maçı nasıl kaybettim ?'' diyen surat ifadesi, bu yıl kendisini bu kupayı çok isteyen bir halet-i ruhiyeye bıraktı ve Federer, elle tutulur ikinci denemesinde Paris'teki ikinci muradına da erdi. İkinci muradının gerçekleşmesi ilk muradına oranla daha çok zaman aldı gerçi; ama asıl güçlük ilkindeydi. Çünkü Roland Garros'ta üst üste üç yıl final oynamış ve tamamını kaybetmişti. Tenis tarihinin en komple oyuncusu bir gün elbet bu kupayı kazanıp mazbatasını alacak ve kendisini eksik belge nedeniyle sürekli reddeden makama gerekli cevabı verecekti. Aldı ve verdi de nitekim. Ancak bu konuda herkes onun kadar şanslı olamadı. Zira nice büyük raketin içinde bir ukte olarak kaldı hiç kuşkusuz Roland Garros. İşte bunlardan birkaçı...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-7Ahyy3Z4Kj4/TsFeGadCjVI/AAAAAAAACWs/CAoslQBRTvk/s1600/largeImage_838.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="177" src="http://2.bp.blogspot.com/-7Ahyy3Z4Kj4/TsFeGadCjVI/AAAAAAAACWs/CAoslQBRTvk/s320/largeImage_838.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;STEFAN EDBERG&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Boris Becker ile birlikte tenis tarihinin en büyük rekabetlerinden birine imza atmış bir efsane. İsveçli, kortların görüp görebileceği en efendi adamlardan ve muhteşem bir kariyere sahip. 89 Roland Garros finaline gelmeden evvel Amerika Açık şampiyonluğu da yok gerçi; ama onu da 91 ve 92'de kazanıyor. Aynı zamanda 84 Los Angeles Olimpiyatlarının da altın madalyalı ismi. Hâl böyleyken kazanılacak bir Roland Garros, kariyer altın slami anlamına geliyor. 89'daki turnuvada Edberg, 3 numaralı seribaşı. Engelleri teker teker aşarak yarı finale geliyor. Karşısındaki isim ezeli rakibi Boris Becker. 6-3 ve 6-4'lük iki setten sonra maç bitti derken Becker 7-6 ve 6-3'le dönüyor. Lakin İsveçli, final setinde pili biten rakibini 6-2'yle geçip finale yükseliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Tabii, turnuvanın en büyük favorisi konumunda dünya 1 numarası Ivan Lendl bulunuyor. Ancak Çek raket, hiç kimsenin tahmin etmediği şekilde turnuvaya damgasını vuracak 17'lik Michael Chang ile aynı bölümde bulunuyor. Turnuvanın henüz ikinci turunda daha sonra tenisin gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri olacak Sampras'ı 6-1, 6-1, 6-1'le geçiyor Chang. Geri çizgideki makine gibi oyunuyla bilinen Lendl'a karşı ise ilk iki setini 6-4'le kaybettiği maçta 6-3'lük üç setle gülüyor ve finale kadar ilerliyor. Yol üstünde son şampiyon ve 4 numara Wilander'i de eleyiveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Edberg kötü başladığı finalde sonraki iki seti 6-3 ve 6-4'le kazanarak şampiyonluk için umutlansa da geri çizgideki bıktıran savunmasıyla Michael Chang, 17 yaş 110 günlükken oynadığı finalin son iki setini 6-4 ve 6-2'yle kazanıyor ve tarihin en genç grand slam şampiyonu oluyor. Chang bu başarıyı daha sonra hiçbir büyük turnuvada tekrarlayamadıysa da Agassili, Sampraslı ve Courierlı altın jenerasyonun başlangıcını gerçekleştiriyor. Epik finalden mağlup ayrılan Edberg ise bir daha, şampiyonluk şöyle dursun, çeyrek finalden öteye gidemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;PETE SAMPRAS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;7 Wimbledon, 5 Amerika Açık, 2 de Avustralya Açık şampiyonluğu ve toplamda 14 grand slam ile Federer'den evvel tarihin en başarılı tenisçisi. Ne var ki diğer üç büyük turnuvada fırtına gibi esen, kortta devleşen efsane, oyun stili gereği hiç yıldızının barışamadığı Roland Garros'ta ilk turların aranan ismi hâline geliyor. 96 Roland Garros'ta kariyerinin ilk ve tek yarı finalini oynuyor Sampras. Dünya 1 numarası olarak geldiği turnuvada ite kaka ilerliyor ve daha sonra şampiyon olacak Kafelnikov'a yenildiği maçtan evvel beş setlik üç mücadeleden çıkıyor. Kafelnikov karşısında sadece ilk seti başa baş oynayabilen Sampras, mücadeleyi 7-6(2), 6-0 ve 6-2'lik setlerle kaybediyor. İşin daha da acı tarafı, Sampras'ın kariyerinde bir ilk olan bu yarı final aynı zamanda bir son da oluyor. Zira Sampras için 96'daki turnuvadan sonra Roland Garros, en fazla üçüncü turu görebildiği bir grand slam olarak kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;LINDSAY DAVENPORT&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Agassi ve Chang gibi istisnalar dışında Birleşik Amerikalıların kabusu olan bir turnuva Roland Garros. Olimpiyat altını da dahil Roland Garros şampiyonluğu dışında her türlü büyük başarıyı yakalamış Lindsay Davenport da bu genellemenin bir başka örneği. Davenport örneğini daha ilginç kılan ise 97'den 99'a kadar üst üste üç yıl hep şampiyonlara yenilmesi. 97'de dördüncü turda kaybettiği isim olan Iva Majoli, 7 maçın 4'ünü final setiyle kazandığı turnuvayı şampiyon bitiriyor. Davenport, Sampras gibi buradaki en iyi derecesine 98 yılında bir kereliğine mahsus yarı finale yükselerek ulaşıyor. Bu sefer yenildiği isimse Arantxa Sanchez Vicario oluyor. 99 çeyrek finalinde üç yıla yakın bir süredir grand slam kazanamayan Steffi Graf'a elenen Davenport, ilerleyen yıllarda da kendisine bu turnuvada şampiyonluğu getirecek performansa bir türlü ulaşamıyor ve koleksiyonunu eksik bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&amp;nbsp;MARTINA HINGIS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hızlı girilen; ancak çabuk kesilen bir kariyer öyküsü hiç kuşkusuz Hingis'inki. 97 yılının başında Avustralya Açık'ı kazandığında 16 yıl 3 aylık Hingis. Bu yıl Djokovic'in yaptığının bir benzerini Hingis de o yıl yapıyor ve Roland Garros'ta finale gelene kadar çıktığı 37 maçın tamamını kazanma başarısı gösteriyor. Ne var ki finalde Hırvat rakibi Iva Majoli'ye 6-4 ve 6-2'lik iki setle kaybeden Hingis, o yıl sadece Roland Garros'tan değil takvim slamden de oluyor. Majoli, kariyerinin ilk ve tek büyük başarısından sonra serbest düşüşe geçiyor ve 26 yaşındayken 131 numaraya kadar geriliyor. Hingis ise 99'da bir kez daha finale yükselerek Roland Garros kupasının kapısını bir kez daha çalıyor. İlk seti 6-4 almış, ikinci sette de avantajı eline geçirmişken çok yaklaştığı Roland Garros şampiyonluğunu ellerinin arasından kaçırıveriyor İsviçreli. İkinci sette Hingis'in çizgiye yakın düşen topa itirazından sonra oluşan atmosfer ve kupa seramonisi de dahil olmak üzere maç sonuna kadar süren gergin ortam herkesin malumu; ancak yaklaşık üç yıl sonra ilk grand slam finaline yükselen Graf, çeyrek finalde 2 numara Davenport'u, yarı finalde 3 numara Monica Seles'i ve finalde de 1 numara Martina Hingis'i yenerek bir grand slam turnuvasını sıralamanın ilk üçünde yer alan tenisçilerin tamamını yenerek kazanan tarihteki ilk tenisçi olarak kayıtlara geçiyor ve ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu bir kez daha ispatlıyor. Hingis ise kariyerinin çalkantılarla geçen ilerleyen dönemlerinde bir daha final oynama başarısı gösteremiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6620787839080217378?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6620787839080217378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6620787839080217378&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6620787839080217378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6620787839080217378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/majesteleri-ve-parisin-gulemeyenleri.html' title='Majesteleri ve Paris&apos;in Gülemeyenleri'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-qfFiXXr2UfQ/TsFdVAaouOI/AAAAAAAACWk/_-B4KSCnDIo/s72-c/26af6e0b264dca0b4c1c2810fbe6f0fc-getty-507182356.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8702161753789559014</id><published>2011-11-11T15:59:00.001+02:00</published><updated>2011-11-11T16:00:29.672+02:00</updated><title type='text'>Küllerinden Doğan Şampiyon: James Blake</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-XnjYPrestcQ/Tr0n1ijvPDI/AAAAAAAACWI/Hx6b9fT0R7Q/s1600/james-blake1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="193" src="http://2.bp.blogspot.com/-XnjYPrestcQ/Tr0n1ijvPDI/AAAAAAAACWI/Hx6b9fT0R7Q/s320/james-blake1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Rasta tipi saçlarıyla kortlarda aşık atarken tanıdık onu ilk defa. Dışarıdan bakıldığında insanların ön yargıyla yaklaşabileceği bir tipe de benzemiyor değildi hani ilk zamanlar. Yıllar ilerledi, bu ilginç insan tenis dünyasının en sempatik ve en başarılı raketlerinden biri olarak yer etti hafızalarımızda. Hatta o rasta tipi dediğimiz saçlarını da kimsesiz çocuklara yardım için satışa çıkardı 2005 yılında. Bu davranışının altında çok karakterli bir sporcu oluşunun yanı sıra yaşadığı çok büyük acılar ve talihsizlikler de yatıyordu elbet. O muhteşem forehandiyle çok daha büyük başarılar yakalayabilecekken yaşadığı çok büyük talihsizlikler nedeniyle bunu gerçekleştirememiş olsa da ''Bir grand slam şampiyonluğunu hak edenler'' listesinde her zaman yer alabilmişti James Blake. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Takvim yaprakları 2001 yılının ağustosunu gösterdiğinde kendi evinde düzenlenen sezonun son grand slam turnuvasında kariyerinin ilk grand slam ana tablo galibiyetini elde eder Blake. İsimsiz biri olarak geldiği turnuvada oynayacağı ikinci maç onu bir anda dünya gündemine taşıyacaktır hem oynadığı oyun hem de rakibinin müsebbibi olduğu bir skandal sebebiyle. Karşılıklı kazanılan setlerle başlar mücadele. İki oyuncu da birer set almış, Blake başarılı oyunuyla 4 numaralı seribaşı Hewitt'e göz açtırmıyordur. Üçüncü sette skor 3-3 iken geri çizgi hakemi Hewitt'in aleyhine iki kez ayak hatası verir ve Blake servis kırar. Kortların agresif isimlerinden olan Hewitt, sinirlenerek maçın hakemine çizgi hakemini gösterip &lt;u&gt;&lt;i&gt;"Ona bak."&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; sonra da Blake'i işaret ederek &lt;u&gt;&lt;i&gt;"Bir de ona bak. Aralarındaki benzerliği sen söyle."&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; deyince maçın akışı çirkinleşmeye başlar. Seti 6-2 kazanan Blake, ilerleyen dakikalarda sıcağın etkisiyle mide bulantısı hissetmeye başlayınca sodyum içeren bir içecek içer ve hemen ardından mavi bir kovaya istifra eder. Blake, bu rahatsızlığının etkisiyle performansında ciddi bir düşüş yaşar ve maçı aşırı sevinç gösterileri eşliğinde final setiyle Hewitt kazanır. Maçtan sonra Hewitt, yaptığı ırkçı yorum nedeniyle uzun süre eleştirilir; ancak daha sonra şampiyon da olur. Blake ise kibarca, maçtan sonra Hewitt ile konuştuklarını ve aralarında herhangi bir problem olmadığını deklare eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Ertesi yıl yükselişe geçer Birleşik Amerikalı. Memphis'te Tommy Haas'ı yenerek ilk 10'daki oyunculara karşı kariyerinin ilk galibiyetini elde eder ve kariyerinin ilk turnuva finaline yükselir. Burada yenildiği isimse yıllarca gölgesinde kalacağı kişi olan Andy Roddick'tir. Tekler kariyerinin yanı sıra çiftlerde de mücadele eden Blake, Todd Martin ile Cincinnati Masters Serisi'nde şampiyonluk yaşar. Bu, tarihi bir başarı olur. &lt;u&gt;&lt;i&gt;Zira Blake, turnuvanın 101 yıllık tarihinde şampiyonluk sevinci yaşayan ilk Afrika asıllı Amerikalı olur&lt;/i&gt;.&lt;/u&gt; Bu başarı henüz tazeyken bir sonraki hafta katıldığı Washington turnuvasını Andre Agassi ve Paradorn Srichaphan'ı yenerek kazanan Blake, kariyerinin ilk tekler şampiyonluğunu elde eder. Sezonun son grand slaminde bir önceki yıl olduğu gibi yine Hewitt'e bu kez üçüncü turda kaybeden Blake, 2003'ü turnuva kazanamadan geçirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-TTkvCPfhoJg/Tr0oOV6OJYI/AAAAAAAACWQ/JJMZn1o252s/s1600/340x.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-TTkvCPfhoJg/Tr0oOV6OJYI/AAAAAAAACWQ/JJMZn1o252s/s320/340x.jpg" width="219" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;2004 yılı, yaşamı boyunca hiç hatırlamak istemeyeceği bir yıl olacaktır Blake'in. Roma Masters Serisi'nde Robby Ginepri ile antrenman yaparken boynunu kıran Blake'in, bırakın tenis oynamayı, 6 ay boyunca yürümesine dahi izin verilmez. Tenis kariyerinin bitme noktasına geldiği yetmezmiş gibi sakatlığından sadece altı hafta sonra da babasını yitirir Birleşik Amerikalı raket. Blake, bu dönemde yaşadıklarını 2007 yılında yazdığı &lt;u&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;''Breaking Back: How I Lost Everything and Won Back My Life''&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; adlı otobiyografisinde açıklayacaktır. Kitap, daha sonra New York Times'ın en çok satılanlar listesinde 22. sırada yer alacaktır ve daha da önemlisi yazdığı bu kitap, spor camiasında bugüne dek yazılmış en etkileyici biyografilerden birisi olarak kabul görecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;O yıl yaşadığı bütün bu olayların üstüne bütün iyimserliğiyle kendisini aslında çok şanslı gördüğünü açıklayacaktır. Sakatlanmış olmasını büyük bir şans olarak gördüğünü ve bu sakatlığı yaşamasaydı babasının hayattaki son 3-4 haftasında ondan ayrı kalacağını belirtecektir. Blake, kitabında bunlara ek olarak sakatlığının ve babasının ölümünün ardından sevdiği her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar elinden gidebileceğinin farkına varıp hayata hiç olmadığı kadar güçlü bağlandığını söyleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Evet, daha önce hiç olmadığı kadar güçlü bağlanacaktır Blake hayata. Öyle ki tenis kariyerinin bittiği söylenen adam, mucizevi bir geri dönüşle tenis dünyasına damgasını vuracaktır. Turnuva organizatörleri tarafından genellikle genç ve başarıya aç isimlere verilen özel davet, 2005 Amerika Açık'ta geri dönüş hikayesi yazan Blake'e verilecektir ve Blake kendisine tanınan bu fırsatı en iyi şekilde kullanacaktır. Turnuvanın üçüncü turunda dünya 2 numarası Rafael Nadal'ı dördüncü sette sürklase ederek eleyen Blake, bu turnuvada kariyerinin ilk grand slam çeyrek finalini oynayacaktır. Çeyrek finalde oynayacağı Agassi maçı ise tenis dünyasının klasikleri arasına giren efsane maçlardan biri olarak tarihe geçecektir. İlk iki seti 6-3'le Blake kazanırken sonraki iki set aynı skorlarla Agassi'ye gider. Final setinde ise bir efsane yeniden yazılır. 35'lik Agassi 8-6'lık tie-break ile final setini 7-6 kazanır ve yoluna devam eder. O Agassi, 35 yaşındayken oynadığı finalde Federer'e kaybedecek ve bir sonraki yıl emekliye ayrılacaktır.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2005'teki muhteşem geri dönüşüyle tenis dünyasını sarsan Blake, yoluna kaldığı yerden devam eder. Sidney ve Las Vegas turnuvalarını şampiyonlukla tamamlayan Birleşik Amerikalı, Indian Wells'te finale yükselir; ancak o dönemde fırtına gibi esen Roger Federer'e set alamadan yenilir. Sezonun devamında Indianapolis, Bangkok ve Stockholm turnuvalarını da müzesine götüren Blake, muhteşem formunu Şanghay'daki sezon sonu şampiyonasına da taşır ve finale kadar yükselir. Finalde karşılaştığı isim yine Roger Federer'dir ve yine set alamaz. Bu yenilgiye rağmen 4 numaraya kadar yükselen Blake, kariyerinin en iyi sıralama derecesini de elde etmiş olur. Blake, iki büyük finalde kaybettiği Federer için &lt;u&gt;&lt;i&gt;''Çocuklarımın Roger Federer gibi mütevazı ve karakterli olmasını isterdim.''&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; diyebilmiştir aynı zamanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sidney'de kazandığı şampiyonlukla 2007'yi açar Blake. Sezonun ilk grand slaminde yenileceği isim daha sonra finale kadar giden Fernando Gonzalez olacaktır. Roland Garros'ta da şeytanın bacağını kıramayarak ilk turda Karlovic'e eleniverir Birleşik Amerikalı. O turnuvada ilk turu geçemeyen dokuz Birleşik Amerikalı erkek tenisçiden biridir aynı zamanda ve &lt;u&gt;&lt;i&gt;Roland Garros 2007, Birleşik Amerikalı hiçbir erkek raketin 2. turu göremediği tarihteki ilk grand slam olarak kayıtlara geçecektir.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt; Wimbledon'da üç tur gidebilen Blake'in eski 1 numaralardan Juan Carlos Ferrero'ya karşı kaybettiği maçta kazandığı bir puan adeta kariyerinin özeti gibidir. Daha sonra New Haven'da şampiyonluk yaşayan Blake, Amerika Açık 4. turunda Haas'a karşı maç puanı kaçırarak beş sette yenilir. Buna rağmen Blake, sezon sonunda Rusya'ya karşı oynanan Davis Kupası finallerinde Amerikan takımıyla şampiyonluk yaşayarak kariyerinin en önemli başarılarından birine imzasını atacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-HpbixHPk2no/Tr0orhX7KaI/AAAAAAAACWY/mrkky8YgaPw/s1600/James%252BBlake%252BRoger%252BFederer%252BOlympics%252BDay%252B6%252BTennis%252B7-cOgBCvm3Cl.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-HpbixHPk2no/Tr0orhX7KaI/AAAAAAAACWY/mrkky8YgaPw/s320/James%252BBlake%252BRoger%252BFederer%252BOlympics%252BDay%252B6%252BTennis%252B7-cOgBCvm3Cl.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;2008'de sezonun ilk grand slamindeki en iyi performansına imza atan Blake, 1 numara Roger Federer'e çeyrek finalde yenilecektir. Ancak aynı Roger Federer'i o yılki Pekin Olimpiyatları'nda 6-4 ve 7-6'yla geçerek kariyerinin en büyük galibiyetini elde edecektir. Blake, o maçtan sonra yaptığı açıklamada &lt;i&gt;'&lt;u&gt;'Bir gün çocuklarıma ve torunlarıma dünyanın en iyisini yendiğimi anlatabileceğim.''&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;u&gt; &lt;/u&gt;diyecektir. &lt;i&gt;&lt;u&gt;Ülkesi adına oynamasının yarattığı motivasyonu çok iyi kullanan Blake'in bu macerası yarı finalde Fernando Gonzalez'e karşı oynadığı efsane maçla son bulacaktır. Mücadeleyi 4–6, 7–5 ve 11–9'luk setlerle kaybeden Blake, üç maç puanından yararlanamaz. Ancak mücadele, epikliği kadar maç içerisinde yaşanan başka bir olayla günler boyu konuşulacaktır. Final setinde Blake'in harika bir savunmayla kazandığı puan, hakemin topun Gonzalez'in raketine değdiğini görememesiyle heba olacaktır. Bronz madalya maçını da Djokovic'e karşı kaybeden Blake, son derece şanssız bir turnuvayı daha geride bırakacaktır.&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2009 itibarı ile 30 yaşını dolduran Blake, kariyerinin son dönemlerinde çaptan iyice düşecektir. Uzun süreli sakatlıklar ve formsuzluğu neticesinde, kupa kazanmak şöyle dursun, ilk 100'ün bile dışına çıkacaktır. Bir zamanlar favori raketlerin korkulu rüyası olan James Blake, artık ilk turların aranan oyuncusu hâline gelmiştir. Bu süreçte altı çizilmesi gereken en önemli nokta ise Blake'in son Amerika Açık'ta &lt;i&gt;&lt;u&gt;tarihin en hızlı forehand vuruşunu&lt;/u&gt;&lt;/i&gt; gerçekleştirmesi olur. Tarihin en güçlü forehandlerinden birine sahip olan Blake, maç puanında &lt;i&gt;&lt;u&gt;125 millik bir forehand&lt;/u&gt;&lt;/i&gt; ile sonuca gitmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8702161753789559014?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8702161753789559014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8702161753789559014&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8702161753789559014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8702161753789559014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/11/kullerinden-dogan-sampiyon-james-blake.html' title='Küllerinden Doğan Şampiyon: James Blake'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-XnjYPrestcQ/Tr0n1ijvPDI/AAAAAAAACWI/Hx6b9fT0R7Q/s72-c/james-blake1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6329199064197528854</id><published>2011-10-30T22:29:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T20:48:58.870+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><title type='text'>İstanbul'un Efsanesini Kvitova Yazdı</title><content type='html'>&lt;i&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp;Yunus Dilber, Sinan Erdem'den yazıyor.&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-CXVCG07s4Xk/Tq2zrFX7aeI/AAAAAAAACV4/ty6mPwwtlyU/s1600/4b05649805a7da7576a3b2cf3512dfa0-getty-506895473.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="190" src="http://1.bp.blogspot.com/-CXVCG07s4Xk/Tq2zrFX7aeI/AAAAAAAACV4/ty6mPwwtlyU/s320/4b05649805a7da7576a3b2cf3512dfa0-getty-506895473.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp; Ve İstanbul'un kraliçesi Petra Kvitova oldu. Bugünkü zorlu final müsabakasında Victoria Azarenka'yı 7-5, 4-6 ve 6-3'lük setlerle yenen Çek raket şampiyonluğa ulaşırken sezonu 2 numarada bitirmeyi de garantiledi. Kvitova, böylelikle bu turnuvayı Serena Williams (2001) ve Maria Sharapova'dan (2004) sonra ilk katılışında kazanan üçüncü tenisçi oldu. Bu maç da dahil olmak üzere bu sene kapalı kortta çıktığı 19 maçın tamamını kazanan Çek tenisçi, ilk 30'un dışında başladığı yılı zirvenin ortağı olarak kapattı. Kvitova, Wimbledon'ı kazanarak kariyerinin ilk majör şampiyonluğunu elde ettiği bu rüya sezonu grand slamlerden sonraki en büyük turnuvayı da kazanarak muhteşem bir şekilde noktaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Mücadelenin açılış seti oldukça enteresan bir mücadeleye sahne oldu. Victoria Azarenka'nın maçın başında yaptığı basit hatalarla skoru kısa sürede 5-0'a getiren Kvitova, ne var ki seti bu noktada bitiremedi. Azarenka'ya nazire yaparcasına setin sonlarına doğru çok top kaçırmaya başlayan Kvitova, skorun 5-5'e gelmesine engel olamadı. Buna rağmen arka arkaya iki oyun kazanan Çek yıldız, 5. set puanında sonuca gitti: 7-5. &amp;nbsp;İki tenisçinin de çok yüksek yüzdelerle servis attığı maçta servis karşılamalar çok büyük önem arz ediyordu. Kaybettiği açılış setinin ardından geri çizgideki sağlam, agresif ve az hatalı oyununa geri dönen Azarenka, 7 kez düştüğü ikinci servislerden %100 oranında puan çıkardığı ikinci seti 6-4'lük skorla kazandı ve mücadeleyi final setine uzattı.&amp;nbsp; Mücadelenin final setinde ise devreye kritik puanları oynama becerisi girdi. Servis attığı ilk oyunda rakibinin yakaladığı üç şansı da silen Kvitova, daha sonraki oyunda servis kırdı ve bu avantajını maçın sonuna kadar koruyarak 6-3'lük üçüncü set sonrası şampiyonluk ipini göğüsleyen taraf oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuva başlamadan evvel tahmin ettiğim final gerçekleşti ve tahmin ettiğim kişi de bugün şampiyon oldu. Üç yıllık Sezon Sonu Şampiyonası serüvenimizin ilk sultanı olmayı başaran Petra Kvitova'yı tebrik edelim ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunalım. Her ne kadar bunaldığım ve hatta yolun uzunluğu yüzünden yorulduğum zamanlar olsa da benim için çok farklı ve güzel bir tecrübe oldu bu şampiyona. Tenis, artık ciğerlerimize öyle bir işlemiş, bizde öyle bir tiryakilik yaratmış ki onu bırakmayı çok düşünsek dahi ondan bir türlü vazgeçemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Böylelikle bir yazının, bir turnuvanın daha sonuna geldik. Yeni yazılarda, farklı çalışmalarda görüşmek dileğiyle efendim... Hepinize iyi haftalar ve bol tenisli günler diliyorum. Sürç-ü lisan ettiysek, ki elbet etmişizdir, affola. Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6329199064197528854?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6329199064197528854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6329199064197528854&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6329199064197528854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6329199064197528854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/istanbulun-efsanesini-kvitova-yazd.html' title='İstanbul&apos;un Efsanesini Kvitova Yazdı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-CXVCG07s4Xk/Tq2zrFX7aeI/AAAAAAAACV4/ty6mPwwtlyU/s72-c/4b05649805a7da7576a3b2cf3512dfa0-getty-506895473.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7999485591632721467</id><published>2011-10-29T21:17:00.002+03:00</published><updated>2011-11-19T20:49:25.144+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><title type='text'>Ah Şu Hüzünlü Finaller !</title><content type='html'>&lt;u&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Yunus Dilber, Sinan Erdem'den yazıyor.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-AtcjW_bS4j0/TqxC7DIwXVI/AAAAAAAACVw/rfUDRNcrO4Y/s1600/610x.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="216" src="http://3.bp.blogspot.com/-AtcjW_bS4j0/TqxC7DIwXVI/AAAAAAAACVw/rfUDRNcrO4Y/s320/610x.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Evet efendim, bugün de finalistler belli oldu. Çiftler maçının bitişiyle birlikte ben de tribündeki yerimi aldım ve yarı final mücadelelerini seyretme imkanı buldum. Turnuva başlamadan evvel Kvitova ve Azarenka'yı final için çok şanslı görüyordum. Beklediğim de gerçekleşti. Hiç kuşku yok ki buraya gelen raketlerden en sağlam olanları bu ikisiydi. Bugün, son Wimbledon şampiyonu Kvitova, Stosur'u; Belaruslu Azarenka da Vera Zvonareva'yı yenerek finale yükselme başarısı gösterdi. Ben yarın da Sinan Erdem'deki yerimi alacağım ve bu final mücadelesini en iyi tribünlerden birinde izleyeceğim. Neyse, bunu da belirttikten sonra geçelim günün detaylarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bir evvelki yazımda size Kvitova'nın yüksek sayıdaki puan vuruşlarının yanında oldukça fazla olan basit hatalarından söz etmiştim. İşte bu basit hatalar, Çek raketin bugünkü yarı final maçında ilk seti kaybetmesine sebebiyet verdi. Açılış setinde servis kıran Kvitova'ya Stosur'un yanıtı gecikmedi. Rakibinin oyuna giremeyişinden çok iyi istifade eden son Amerika Açık şampiyonu, seti 7-5'le kazandı. Kvitova'nın ilk setteki basit hataları ikinci set itibarı ile asgari düzeyde seyretmeye başladı. Sol elli olmasının avantajını da çok iyi kullanan Kvitova, momentumu ele geçirdi ve ikinci seti 6-3'le kazandı. Final setinde de 5-0'ı bulan Kvitova, turnuvanın ilk gününde Zvonareva'ya karşı oynadığı maçta yaşadığı zihinsel düşüşün bir benzerini burada da yaşasa da 6-3'lük final seti sonrası sahadan galip ayrılan taraf oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Günün ikinci maçı ise Victoria Azarenka ile Vera Zvonareva'yı karşı karşıya getirdi. Vera Zvonareva'nın grup aşamasında eleneceğini düşünüyordum; ancak kendisi yarı final görmeyi başardı. Bu Zvonareva'nın önemli özelliklerinden bir tanesi aslında. Mental olarak birçok sorunu olduğundan bahsediliyor yıllardır; ancak Rus raket turnuvaların ilk turlarında çok nadir yeniliyor ve belli bir seviyenin altına hiç inmiyor. Ne var ki Rus tenisçi, bugün Azarenka karşısında mahkum bir oyun oynamak zorunda kaldı. Zorunda kaldı; çünkü Azarenka maçın başından sonuna kadar oyunu güçlü vuruşlarıyla domine etti ve momentumu bir an olsun rakibine kaptırmadı. Sahadan 6-2 ve 6-3'lük setlerle galip ayrılan Belaruslu raket, finalde son Wimbledon şampiyonunun rakibi olmayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hepinize mutlu hafta sonları ve bol tenisli günler diliyorum. Yarınki final yazımızda görüşmek dileğiyle... Sağlıcakla kalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7999485591632721467?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7999485591632721467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7999485591632721467&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7999485591632721467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7999485591632721467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/ah-su-huzunlu-finaller.html' title='Ah Şu Hüzünlü Finaller !'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-AtcjW_bS4j0/TqxC7DIwXVI/AAAAAAAACVw/rfUDRNcrO4Y/s72-c/610x.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1738372709303701968</id><published>2011-10-29T08:15:00.003+03:00</published><updated>2011-11-19T20:49:46.076+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><title type='text'>Şimdi Yarı Final Zamanı</title><content type='html'>&lt;u&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Yunus Dilber, Sinan Erdem'den yazıyor.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-PqDtBE_npPE/TquL1crH8FI/AAAAAAAACVo/u55ya2GMv-0/s1600/newsam1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="246" src="http://1.bp.blogspot.com/-PqDtBE_npPE/TquL1crH8FI/AAAAAAAACVo/u55ya2GMv-0/s320/newsam1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Herkese yeniden merhaba. Turnuvanın ilk iki gününü Sinan Erdem'den seyretmiştim. Perşembe günü çok yorgun olduğum için maçları evimden takip ettim. Dün de Sinan Erdem'deydim ve ilk iki maçı çıplak gözle izledim. Akşam eve döndüğümde bastıran uyku nedeniyle yazı sabaha sarktı. Dünkü maçlar sonunda yarı finale yükselen 4 raket ve dolayısıyla da eşleşmeler belli oldu. Kırmızı grubu Kvitova, set dahi vermeden lider tamamlarken beyaz grubun son maçında turnuvaya sonradan dahil olan Bartoli'ye 2-1 kaybeden Azarenka birinci sıradan yarı final bileti aldı. İkinciler ise sırasıyla Samantha Stosur ve Vera Zvonareva oldu. Dilerseniz lafı fazla uzatmadan maçların hikayesine ve analizlerine geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Dünün ilk maçı olan Stosur-Na Li maçı çıplak gözle seyrettiğim maçlar içerisindeki en kötü maçtı. İki oyuncunun turnuvanın en sıkıcı ve en kalitesiz maçını izlettiklerini söyleyebilirim rahatlıkla. Maçı Stosur, 6-1 ve 6-0'lık setlerle kazandı. Ancak gelin görün ki Stosur, kesinlikle elde ettiği skor kadar etkileyici ve iyi bir oyun ortaya koyamadı. Buna karşın Na Li rezalet bir oyun oynadı ve bu da maçın sonucunu belirledi. Buraya çok formsuz bir şekilde geldiğini defalarca söylemiştim Çinli tenisçinin. Dün de dışarıya kaçırdığı ya da fileye taktığı bir yığın topla formsuz olduğunu doğruladı. Yaptığı bunca hataya rağmen servis karşıladığı oyunlarda Stosur'u çoğu kez zorlaması da Avustralyalının da ortaya iyi bir oyun koyamadığını gösteriyor. Maç içinde yaptığı birkaç kaliteli puan vuruşunu bir kenara koyarsak Stosur'un da bilhassa backhand kanadında çok büyük sıkıntılar yaşadığını söylememiz mümkün. Yine de rakibinden çok daha az basit hatayla ve çok daha dengeli oynadığını belirtmemiz gerekiyor. Maçı da kendisine getiren nokta bu oldu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kırmızı grubun dünkü son maçı Petra Kvitova ile Agnieszka Radwanska'yı karşı karşıya getirdi. Kvitova, bir önceki maçta Caroline Wozniacki'yi yenmiş ve rakibini turnuvanın dışına itmişti. Sadece 6 oyun vererek kazandığı o maçta 31 puan vuruşuyla birlikte yapmış olduğu 28 basit hata oldukça dikkat çekici ve ilerisi için tehlikeliydi. Nitekim dünkü maçın ilk setine de çok kötü girdi son Wimbledon şampiyonu. O kadar çok vuruş kaçırdı ki Agnieszka Radwanska ekstra bir çaba harcamaya gerek duymadan skoru 5-1'e kadar getirdi. Ancak tam bu noktada Kvitova'nın geri dönüşü başladı. Vuruşlarında istediği ritmi yavaş yavaş yakalamaya başlayan Çek tenisçi tie-break'e uzatmayı başardığı seti 7-6(4) ile kazandı. Bu noktadan sonra da maçın gidişatı az çok belli olmuştu. İkinci seti de 6-3 kazanan Kvitova, grup maçlarını set vermeden tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuvanın beyaz grubuna Maria Sharapova'nın çekilmesiyle dahil olan Bartoli, üstüne düşen görevi yaptı ve grubu lider bitiren ve şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olarak görülen Azarenka'yı 5-7, 6-4 ve 6-4'lük setlerle yendi. Maçın ilk setinde 4-0 Bartoli öne geçince herkesin aklına Kvitova-Radwanska maçındaki senaryo geldi ve ilk set için bu senaryo gerçekleşti de. Sonradan kendisini toparlayan Azarenka, açılış setini kazansa da sonraki iki set beklenildiği gibi olmadı. Maçı 10 ace, 12 çift hata gibi enteresan bir servis istatistiği ile tamamlayan Bartoli, oyuna soktuğu ilk servislerinde %76 oranında puan kazanmasının semeresini 6-4'lük iki setle aldı ve üstüne düşen görevi yaparak Bali'nin yolunu tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuvadaki yarı final eşleşmeleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Petra Kvitova-Samantha Stosur&lt;br /&gt;*Victoria Azarenka-Vera Zvonareva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Ben yarı final ve final günleri de Sinan Erdem'de olacağım ve maçlarla ilgili tüm detayları yazılarımda bulabileceksiniz. Öte yandan tüm Türk ulusunun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım. Ülke olarak sıkıntılı günlerden geçtiğimiz şu dönemde bize cumhuriyeti armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şükranla anıyor, yazımı ulu önderin şu güzel sözüyle bitiriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;''Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.'' (Mustafa Kemal Atatürk)&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmek üzere, kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1738372709303701968?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1738372709303701968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1738372709303701968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1738372709303701968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1738372709303701968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/simdi-yar-final-zaman.html' title='Şimdi Yarı Final Zamanı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-PqDtBE_npPE/TquL1crH8FI/AAAAAAAACVo/u55ya2GMv-0/s72-c/newsam1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7979231283742312417</id><published>2011-10-26T23:48:00.004+03:00</published><updated>2011-11-19T20:50:05.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><title type='text'>Güvenme Masha'ya Düşersin Vika'ya</title><content type='html'>&lt;u&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Yunus Dilber, Sinan Erdem'den yazıyor.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ANKk2oz--jE/Tqhx36FiCeI/AAAAAAAACVg/wt--MYZPI18/s1600/26_tennis-sharapova.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="246" src="http://4.bp.blogspot.com/-ANKk2oz--jE/Tqhx36FiCeI/AAAAAAAACVg/wt--MYZPI18/s320/26_tennis-sharapova.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Sinan Erdem'deki ikinci günü de tamamladık. Günün ilk maçında Azarenka, dün Sharapova'yı set vermeden yenen Stosur'u adeta korttan silerek şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olduğunu göstermiş oldu. Dün Stosur'un, çok iyi oynadığı için değil de Sharapova çok kötü olduğu için maçı kazandığını söylediğimde içimde bir 'acaba' vardı işin doğrusu; fakat kendisinin bugünkü maçını da çıplak gözle izledikten sonra yaptığım yorumun ne kadar isabetli olduğunu idrak etmiş oldum. Tabii bir de bunun üstüne Sharapova'nın, buraya gelmeden evvel oynamış olduğu son 10 maçın 6'sını kaybeden ve kısa bir süre evvel Çin medyası tarafından eleştiri yağmuruna tutulan Na Li'ye set alamadan yenilmesi, bu yoruma yeni bir dayanak oluşturdu diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Günün ilk maçında Azarenka, Stosur'u 6-2'lik iki setle geçti. Azarenka, mücadeleyi başından sonuna kadar domine etti. Sert servisleri, güçlü forehand ve backhand vuruşlarıyla sonuca giden Azarenka karşısında son Amerika Açık şampiyonu, backhand kanadında sınıfta kaldı. Kuşkusuz en zayıf vuruşu olan backhand ile birçok hata yapan Stosur'un kesme vuruşları da mecburi ve etkisizdi. Azarenka maç genelinde %74 ile oyuna soktuğu ilk servislerinden %77 oranında puan çıkardı ve ikinci servislerden puan kazanmada da %75'lik bir oran yakaladı. Bu kadar yüksek yüzdelerden de anlaşılacağı gibi muhteşem bir servis performansı gösteren Azarenka, Stosur'un maç boyunca yakalayabildiği tek servis kırma şansını da bertaraf etmeyi başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sharapova-Na Li mücadelesinin galibi, bundan önceki son üç randevuda olduğu gibi Çinli raket oldu. Sharapova, rakibini yanılmıyorsam en son 2009 Roland Garros 4. turunda geçebilmişti. Ondan sonra oynanan Birmingham'daki iki maç, bu yılki Roland Garros yarı finali ve bugünkü maç Sharapova'nın, kazanmak şöyle dursun, set dahi alamadığı mücadeleler oldu. Na Li, daha önce de belirttiğim gibi, stil olarak Sharapova'ya ters gelen bir oyuncu. Ayakları üzerinde çok hızlı ve geri çizgide adeta bir duvar. Sharapova ilk setin tie-break'inde 4-0 öne geçmişti. 4-0'dan sonra kullandığı servislerde karbon kopya iki puan kaybetti. İki servisin de hızı yaklaşık 170-180 km dolaylarındaydı; ancak Çinli raket, bu iki servisi de bloklayarak Sharapova'nın avantajını sildi ve arka arkaya kazandığı 7 puanla da seti bitirdi: 7-6(4). İkinci sette maçı bitirmeye yaklaştığı sıralarda zorlanan Na Li, çekişmeli geçen 10. oyunda hata yapmayarak 6-4'lük set sonucunda maçı kazanmayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuva öncesinde iki raket de çok formsuzdu. Biri Tokyo'da bileğini sakatlamış, öbürü kazandığı Roland Garros'tan sonra sırra kadem basmıştı. Değişmeyen tek şeyse Sharapova'nın her maçta kendisini göstermekten çekinmeyen eksikleri ve hatalarıydı. Bu da, formsuz iki tenisçinin mücadelesinde sonucu belirleyen nokta oldu. Öte yandan günün takip edemediğim son mücadelesinde ise Vera Zvonareva, dünya 1 numarası Caroline Wozniacki'yi 6-2, 4-6 ve 6-3'lük setlerle yenerek gruptaki ilk galibiyetini elde etti. Wozniacki'nin gruptaki son maçının Petra Kvitova ile olduğunu göz önüne alırsak tenisseverlerin Maria Sharapova'nın ardından ikinci bir hayal kırıklığı yaşaması kuvvetle muhtemel görünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yazımı burada tamamlıyorum. Hepinize keyifli seyirler diliyorum. Yeni yazımızda görüşmek dileğiyle... Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7979231283742312417?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7979231283742312417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7979231283742312417&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7979231283742312417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7979231283742312417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/guvenme-mashaya-dusersin-vikaya.html' title='Güvenme Masha&apos;ya Düşersin Vika&apos;ya'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ANKk2oz--jE/Tqhx36FiCeI/AAAAAAAACVg/wt--MYZPI18/s72-c/26_tennis-sharapova.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7846289482701928989</id><published>2011-10-26T00:37:00.002+03:00</published><updated>2011-11-19T20:50:26.639+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul 2011 Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası'/><title type='text'>İlk Günün Bilançosu</title><content type='html'>&lt;u&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Yunus Dilber, Sinan Erdem'den yazıyor.&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0nwdcTbPrpk/Tqcr2VFXpzI/AAAAAAAACVY/Hu9LEhxZfOE/s1600/ap-201110251023374084076.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://4.bp.blogspot.com/-0nwdcTbPrpk/Tqcr2VFXpzI/AAAAAAAACVY/Hu9LEhxZfOE/s320/ap-201110251023374084076.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Evet, büyük heyecanın ilk günü geride kaldı. Bende de ilk günün acemiliği vardı fazlasıyla. Daha önce İstanbul Cup'a gitmiştim; ancak Sinan Erdem'e ilk kez bugün girdim. Güvenlikçi arkadaşlarımız da sağ olsunlar hiç yardımsever değiller. Kendileriyle konuşurken acaba Sanskritçe falan mı kullanıyorum diye düşünmedim değil hani. Her neyse diyelim ve asıl mevzuya girelim. Günün ilk maçını Kvitova kazanırken yakın arkadaşların mücadelesinden Wozniacki üç sette galip ayrıldı. Bunlar benim maçlardan evvel söylediğim ve tahmin ettiğim sonuçlardı. Sharapova'nın Stosur'u üç sette geçeceğini düşünüyordum; ancak Stosur mücadeleyi set vermeden kazanarak tahminimi boşa çıkardı. Hoş, Sharapova verdi desek daha doğru olur; ancak ona zaten ilerleyen paragraflarda değineceğiz. Şimdi sırayla günün biten maçlarını değerlendirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; Kvitova, 6-2 ve 6-4'le geçti Zvonareva'yı. Bu, hepimizin az çok tahmin edebildiği bir sonuçtu ve Kvitova benim şampiyonluk için en avantajlı gördüğüm isim aynı zamanda. Kvitova'nın turun en güçlü oyuncularından biri olduğu hepimizin malumu. Bunun yanında solak olmasının avantajı ve servislerindeki etkileyicilik kendisini formda olduğunda bileği çok zor bükülen bir oyuncu hâline getiriyor. İlk seti de rahat kazandı son Wimbledon şampiyonu. İkinci sette de 4-1'i bulmuştu. Ancak bu noktadan sonra gevşedi ve oyununa odaklanmakta sıkıntı çekti. Nitekim antrenörü de korta indi ve Zvonareva skoru 4-4'e kadar getirdi. Buna rağmen rakibinin servisini bir kez daha kıran Kvitova, son oyunda hata yapmayarak maçı kazandı. Kısaca toparlarsak Zvonareva'nın Kvitova'nın gücüyle baş edemediğini ve bu yüzden yenildiğini söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; Dünya 1 numarası Wozniacki'nin arz-ı endam ettiği mücadele ise günün üç sete giden tek maçı oldu ve Danimarkalı raket, bu zorlu mücadeleden 5-7, 6-2 ve 6-4'lük setlerle galip ayrıldı. Wozniacki, servis kırdırarak geriye düştüğü açılış setinde skor 5-4 kendi lehineyken arka arkaya 3 set puanı yakaladı; ancak bunların hiçbirini değerlendiremeyerek seti yitirdi. Açılış setinde en dikkat çekici şeyse Radwanska'nın file önünde Wozniacki'ye oranla çok daha üst düzey bir performans sergilemesi oldu. Ancak ikinci set itibarı ile işler değişti. Karşılıklı servislerin kırıldığı ilk dört oyundan sonra oyun kaybetmeyen Wozniacki, maçı final setiyle kazanmayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Günün kortta heyecanla beklenen mücadelesinde ise gülen taraf, bundan önce Sharapova'yla oynadığı 9 maçı da kaybeden Stosur oldu. Avustralyalı raket, Sharapova'yı bugün de yenemeseydi herhalde bir daha hiç yenemezdi. Sharapova, bu yıl çokça yaptığı gibi bu maçta da oyuna çok geç girdi. Stosur'un 6-1'le kazandığı sette bile Sharapova'nın ritmini bulduğu zaman bu maçın çok farklı geçeceğini ben hissediyordum. Nitekim 2. sette 3-0 ve 40-0 da öne geçti Rus fenomen. Burada cömertçe harcanan şanslar bir daha geri gelmedi ve Stosur, çok büyük bir geri dönüş gerçekleştirdiği seti 7-5 kazanarak Sharapova'ya karşı kariyerinin ilk galibiyetini elde etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Maç öncesinde benim tahminim üç setlik bir Sharapova galibiyetiydi. Sharapova, netice olarak Stosur'a çok ters gelen bir oyun yapısına sahipti; ancak bu maç iki oyuncunun form durumu itibarı ile kesinlikle Cincinnati'deki gibi geçmeyecekti. Nitekim son derece ucuz bir şekilde ilk seti kaybetti Sharapova ve ikinci sette de ele geçirdiği çok büyük bir avantajı kullanamayarak mücadeleden mağlup ayrıldı. Sharapova'nın eksiklerini birçok kez yazdık burada. Bu maç da o eksiklerin tamamına yakınını gördüğümüz bir mücadele oldu. Bu kadar yetenekli ve karizmatik bir oyuncunun aynı hataları tekrarlayıp durması hayranlarını ve tenisseverleri gerçekten bıktırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; Yazımıza burada nokta koyarak huzurlarınızdan ayrılalım. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle, esen kalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7846289482701928989?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7846289482701928989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7846289482701928989&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7846289482701928989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7846289482701928989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/ilk-gunun-bilancosu.html' title='İlk Günün Bilançosu'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0nwdcTbPrpk/Tqcr2VFXpzI/AAAAAAAACVY/Hu9LEhxZfOE/s72-c/ap-201110251023374084076.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1284768221203788584</id><published>2011-10-23T17:31:00.001+03:00</published><updated>2011-10-23T17:33:35.121+03:00</updated><title type='text'>Çay Koydum Terasıma Gel</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EnP8Br8sMwE/TqQi678V6XI/AAAAAAAACVQ/K3sT9Hum5nc/s1600/Sharapova+%25C3%25A7ay+i%25C3%25A7iyor.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-EnP8Br8sMwE/TqQi678V6XI/AAAAAAAACVQ/K3sT9Hum5nc/s320/Sharapova+%25C3%25A7ay+i%25C3%25A7iyor.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;''Yazı yazdım bloguma gel. &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Tarihte bir kere de yüzümüze gülsün kader.''&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Evet, blogumda bulunmasını çok şiddetli istediğim, çok fena istediğim güzel insan Sharapova'nın bu fotoğrafını paylaştıktan sonra İstanbul'da düzenlenecek sezon sonu turnuvasıyla ilgili yazılarımın bu blog vasıtasıyla sizlere ulaşacağını bildirmek isterim. Onun dışında turnuvayı benim gibi yerinde izleyecekler için tenis federasyonu bir bülten dağıtacak. Benim de bu bülten için önemli katkılarım oldu ve künyede adım geçecek. Okursanız ve okurken de beni hatırlarsanız sevinirim. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; Turnuvanın zorlu dönemlerden geçtiğimiz şu günlerde güzel ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Herkese güzel bir turnuva ve mutlu haftalar diliyorum. Yeni yazılarımızda görüşmek üzere. Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1284768221203788584?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1284768221203788584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1284768221203788584&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1284768221203788584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1284768221203788584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/cay-koydum-terasma-gel.html' title='Çay Koydum Terasıma Gel'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EnP8Br8sMwE/TqQi678V6XI/AAAAAAAACVQ/K3sT9Hum5nc/s72-c/Sharapova+%25C3%25A7ay+i%25C3%25A7iyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6553195717651320974</id><published>2011-10-10T12:06:00.000+03:00</published><updated>2011-10-10T12:06:45.147+03:00</updated><title type='text'>Uzak Doğu'dan Anekdotlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GNKwXSzujh0/TpK0uYfsfOI/AAAAAAAACVE/ZB31dU2sQPo/s1600/156aeecae49116aa6443b4b420070ec2-getty-128030271.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-GNKwXSzujh0/TpK0uYfsfOI/AAAAAAAACVE/ZB31dU2sQPo/s320/156aeecae49116aa6443b4b420070ec2-getty-128030271.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Tenis takviminde her yıl eylülün sonu ve ekimin başı itibarı ile Uzak Doğu'da tenis bayramı başlıyor. Bu dönemde Çin ve Japonya 2'şer, Güney Kore de 1 Wta turnuvasına ev sahipliği yapıyor. Erkekler kanadında ise Çin'de 2; Malezya, Japonya ve Tayland'da da 1'er turnuva düzenleniyor ve bu da toplamda 10 turnuvaya tekabül ediyor. Geçtiğimiz haftalarda oynanan mücadelelerle 10 turnuvanın 8'i tamamlandı. Geriye bu hafta oynanacak olan Şanghay Masters ve Osaka turnuvası kaldı. Bu iki turnuvanın arefesinde geride kalan turnuvalardaki satır başlarına değinelim istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hatırlayacağınız gibi geçen yıl Caroline Wozniacki, Pan Pasifik Açık ve Çin Açık'ı arka arkaya kazanmış ve dünya sıralamasında 1 numaraya yükselmişti. Bu yıl aynı başarıyı yakın arkadaşı Agnieszka Radwanska gösterdi. Önce Pan Pasifik Açık'ı kazanarak kariyerinin en büyük turnuva zaferini elde eden Polonyalı, dünkü Pekin finalinde Petkovic'i de yenerek bu rekorunu yeniledi. Oyun anlamında geçmişe oranla daha üst seviyede olduğu gözlerden kaçmayan Radwanska'nın katılma yolunda büyük bir avantaj elde ettiği İstanbul'daki sezon sonu turnuvasında neler yapacağını çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2008'de Roland Garros'u kazandıktan sonra serbest düşüşe geçen Ana Ivanovic, Pekin'deki turnuvada 3 yıl sonra bir ilk yaşadı. Sıralamanın ilk 5'inde yer alan bir rakete karşı son galibiyetini 2008 Roland Garros yarı finalinde Jelena Jankovic'i yenerek elde eden Ivanovic, o maçtan sonra ilk 5 oyuncularına karşı çıktığı 9 maçın tamamını kaybetmişti. Pekin'deki turnuvada Vera Zvonareva'yı 6-2 ve 6-1'lik setlerle adeta korttan silen Ivanovic, bu kötü seriye son vermiş oldu. Ancak bu galibiyetin getirdiği moral, oyun içinde yaşadığı istikrarsızlıklar sebebiyle Radwanska'yı elemesine yetmedi. Puan vuruşlarında 19-12, basit hatalarda da 15-11 önde olduğu ilk seti kritik noktalarda yaptığı hatalarla kaybeden Ivanovic, 2. sette maçtan çekilerek turnuvaya veda etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Pekin'deki turnuvanın hayal kırıklığı ise hiç kuşkusuz son Roland Garros şampiyonu Na Li oldu. Monica Niculescu karşısında adeta yokları oynayan ev sahibi raket, kortu dolduran vatandaşlarına büyük bir hayal kırıklığı yaşattı. Bu yıl Roland Garros'u kazanarak tarihi bir başarı elde eden Çinli tenisçi, o günden bu yana belini doğrultamadı ve oynadığı son 10 maçın 6'sını kaybetti. Bilhassa Niculescu karşısında ikinci seti 6-0 kaybetmesi bardağı taşıran son damla oldu ve Çin basını Na Li'yi eleştiri yağmuruna tuttu. Eleştiriler Li'nin RG'deki şampiyonluğundan sonra sponsorluk antlaşmaları gibi birtakım işlere haddinden fazla zaman ayırdığı ve bu yüzden tenise odaklanamadığı yönünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Erkekler kanadında ise hiç kuşku yok ki en çok konuşulan mevzu, dünkü Tokyo finalinde Nadal'ın final setinde Murray'den sadece 4 puan alabilmesiydi. Bu yıl Rafa'ya karşı oynadığı 4 maçı da yitiren Murray, ilk seti 3-6 ile kaybettiğinde tarih yine tekerrür edecek gibi görünüyordu. Ancak ikinci setten itibaren oyununu yükselten genç İskoç, dört servis kırma puanının tamamını çevirip seti 6-2'yle kazandı ve final setinde de kariyerinin en mükemmel tenislerinden birini oynadı. Dünya 2 numarası ve 10 grand slam şampiyonu olan bir tenisçinin final setinde sadece 4 puan alması, taraflı tarafsız herkeste şok etkisi yarattı elbette. Nadal'ın kariyerinde bundan daha kötü bir set performansı var mı bilmiyorum; ama dünkü yenilginin uzun süre hafızalardan silinmeyeceği de bir gerçek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Murray hafta içinde yaptığı açıklamada kendisini sezonun geri kalanı için motive eden şeyin 3 numaraya yükselme hedefi olduğunu söyledi. Vatandaşları ve birçok tenissever ''Acaba grand slam kazanabilir mi ?'' diye düşünürken manasız açıklamalarına bir yenisini daha eklemiş bence Andy Murray. Üstelik kendisi zamanında 2 numaraya kadar yükselmiş bir raket ve dünkü oyunu kariyerinde bir ilk değil. Dönem dönem, zaman zaman çok yüksek seviyede tenis oynamış bir tenisçi Andy Murray. Zamanında çok iyi oynayarak kazandığı birkaç maçın ardından ''Artık grand slam kazanır.'' şeklindeki yorumları çok okuduk; ancak bu yöndeki hiçbir öngörü şu ana kadar gerçek olmadı, olamadı. Murray'nin, gerçekten böyle bir hedefi varsa, büyük düşünmeyi de öğrenmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yazımızın sonuna geldik. Hem Tenishaber'deki notlarımızı toparladık hem de Uzak Doğu'daki satırbaşlarına değindik. Herkese mutlu haftalar diliyorum. Hoşça kalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6553195717651320974?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6553195717651320974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6553195717651320974&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6553195717651320974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6553195717651320974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/10/uzak-dogudan-anekdotlar.html' title='Uzak Doğu&apos;dan Anekdotlar'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-GNKwXSzujh0/TpK0uYfsfOI/AAAAAAAACVE/ZB31dU2sQPo/s72-c/156aeecae49116aa6443b4b420070ec2-getty-128030271.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-104355670386332420</id><published>2011-09-12T13:22:00.003+03:00</published><updated>2011-09-12T13:24:25.761+03:00</updated><title type='text'>Yeni ve Sıcak Bir Rüzgar: Samantha Stosur</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-06ajFCb5L80/Tm3bzIrlyAI/AAAAAAAACTw/2WceEOE27B0/s1600/6339602ba79a3125f0d72df3962d529a-getty-124718196.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="224" src="http://1.bp.blogspot.com/-06ajFCb5L80/Tm3bzIrlyAI/AAAAAAAACTw/2WceEOE27B0/s320/6339602ba79a3125f0d72df3962d529a-getty-124718196.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Ben de dahil hiç kimsenin beklemediği bir şekilde şampiyonluğu kazandı Samantha Stosur. Finale gelene kadar herkesi ezen Serena'ya karşı mental sağlamlığının ve rahatlığının da sayesinde seyir zevki çok yüksek bir oyun oynayarak ve sonuna kadar hak ederek kazandı. Bir önceki gün Djokovic efendinin yaptığı gibi hem oyun olarak hem de kişilik olarak tenisle ilgili her türlü güzel anıma tecavüz eden ve yahut etme girişiminde bulunan metabolizmaların bu maçta da görüldüğü üzere fink attığı bir ortamda anlamı, kıymeti çok daha farklı oldu elbette bu şampiyonluğun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Mental anlamda sağlam ve rahattı dedik Stosur için. Peki bu hangi sebepten ileri geliyor ? Evvela geçen yıl edinilmiş bir Grand Slam finali tecrübesi vardı. Yani Grand Slam finali havasını, atmosferini teneffüs etmiş biriydi. Ayrıyetten finale gelene kadar çok ciddi testlerden geçmiş olması da belki ilk saydığımızdan daha büyük bir etkendi. Petrova'yı yendiği, Kirilenko'ya karşı en uzun tie-break'i oynayarak kazandığı mücadeleler aslında ona böylesine büyük bir final öncesinde zihinsel sağlamlık da kazandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;'Tenisin %80'i zihinsel, gerisi matematiktir' der birçok tenis antrenörü. Bahsettiğimiz o mental sağlamlık ve rahatlık Stosur'un en iyi tenislerinden birini oynamasını sağladı. Serena Williams gibi vuruşları erkek gücünde olan bir rakete karşı maçın hiçbir bölümünde altta kalmadı Avustralyalı. Bunu da oyununu çeşitlendirerek başardı. Yaptığı akıllı ve teknik vuruşlarla defanstan hücuma geçişleri harikulade yaptı ve bitirici vuruşlarla maçı kazandı. Yani oynayarak kazandı, tazı gibi koşup her topu çıkararak hem rakibi hem de ekranları başındaki izleyicileri bezdirerek değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Teniste 2009 yılı aslında iki yeni Grand Slam şampiyonunun kazanıldığı bir yıl oldu. Çiftlerde Grand Slam şampiyonlukları elde eden, çok önemli turnuvalar kazanan ve bu alanda dünya 1 numarasına kadar yükselen Stosur, 'Lyme' hastalığından kurtulduktan sonra 2009 itibarı ile artık teklere de ağırlık vermeye başladı. Bunun semeresini aynı yılki Roland Garros'ta yarı final oynayarak alan Stosur, ertesi yıl aynı turnuvada final oynadı. Finalde yenildiği isimse Grand Slam turnuvalarındaki en büyük çıkışını 2009 Wimbledon'da çeyrek final oynayarak gerçekleştiren ve o zamana kadar, aynı Stosur gibi, çiftler kariyeri çok daha parlak olan Francesca Schiavone idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Stosur böylelikle bir Grand Slam turnuvasına ev sahipliği yapan Avustralya gibi bir ülkenin kadınlardaki 31 yıllık Grand Slam hasretine de son vermiş oldu. Stosur bu başarısıyla geçmişte Emerson, Rosewall, Laver, Newcombe, Margaret Court, Evonne Goolagong gibi efsaneler yetiştirmiş bir ülkenin tenis tarihinde çok önemli bir kilometre taşı olmayı da başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Böylelikle teniste 2011 yılı da kadınlarda 3 yeni Grand Slam şampiyonuyla tanışmamıza vesile oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;'Tebrikler Sam' diyerek bitirelim ve tenis için belli bir süreliğine kepenkleri kapatalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-104355670386332420?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/104355670386332420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=104355670386332420&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/104355670386332420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/104355670386332420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/09/yeni-ve-scak-bir-ruzgar-samantha-stosur.html' title='Yeni ve Sıcak Bir Rüzgar: Samantha Stosur'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-06ajFCb5L80/Tm3bzIrlyAI/AAAAAAAACTw/2WceEOE27B0/s72-c/6339602ba79a3125f0d72df3962d529a-getty-124718196.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-4685796633816598420</id><published>2011-09-06T21:14:00.001+03:00</published><updated>2011-09-07T11:05:51.647+03:00</updated><title type='text'>Alman Tenisinin Yükselen İvmesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-KABfW7JEZPw/TmZi7r-7-pI/AAAAAAAACTs/zZAhjfmyYpc/s1600/700.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="198" src="http://3.bp.blogspot.com/-KABfW7JEZPw/TmZi7r-7-pI/AAAAAAAACTs/zZAhjfmyYpc/s320/700.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Sezonun son Grand Slam'inde çeyrek finallere geldik birkaç maç dışında. Turnuvanın şu ana kadarki en dikkat çekici oyuncusu bana göre 23 yaşındaki Alman tenisçi Angelique Kerber oldu. Her ne kadar A. Radwanska dışında güçlü bir rakiple karşılaşmamış olsa da sessiz sedasız geldi ve adını çeyrek finale yazdırdı solak raket. Bu başarı, aynı zamanda kendisinin Grand Slamlerde şu ana kadar elde ettiği en iyi derece oldu. Dünya klasmanında 92 numarada bulunan isimsiz bir tenisçi için gerçekten çok ama çok önemli bir muvaffakiyettir bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuvanın ilginç istatistiklerinden birine de Angelique Kerber'in de aralarında bulunduğu 3 Alman raket imza attı. Kerber, Petkovic ve Lisicki üçlüsü adlarını son 16'ya yazdırarak 24 yıl sonra bir ilki gerçekleştirmiş oldular. Zira bir Grand Slam turnuvasında üç Alman raketin 4. tura kalması, en son 1987'de görülmüş haber kaynaklarının verdiği bilgilere göre. Haliyle bu durum, Steffi Graf'tan sonra beklenen başarıların uzağında kalan Alman kadın tenisinin son dönemlerde alttan gelen yeni jenerasyonla birlikte ivme kazandığının bir tescili olarak çıkıveriyor karşımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;90'lı yıllarda Alman kadın tenisinin en önemli isimleri olan Steffi Graf efsanesinin ve Anke Huber'in terk-i diyarlarından sonra kadınlarda bir türlü dikiş tutturamayan ve o günleri mumla aramaya başlayan Almanlar, şu sıralarda dünya tenisinin zirvesini Sabine Lisicki, Andrea Petkovic ve Julia Görges üçlüsüyle zorluyor. Belki bu üçlüye bu turnuvadan sonra Kerber de katılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Andrea Petkovic, bu yıl Wimbledon dışındaki tüm Grand Slamlerde çeyrek final oynama başarısı gösterdi ve kariyerinde ilk defa ilk 10'u gördü. Bu yıl 16 numaraya kadar yükselen Julia Görges ise dünya 1 numarası olan Wozniacki'yi bir hafta arayla iki kez mağlup etti ve Stuttgart gibi önemli bir turnuvayı kazandı. Lisicki ya da nam-ı diğer Bam Bam da bu yılın Wimbledon yarı finalisti ve 18 numaraya kadar çıkmayı başardı. Aslında burada da gayet iyi ilerliyordu; lakin Zvonareva'ya karşı hiç beklemediğim kadar etkisiz oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Tenisin sadece oyunuyla değil karizmasıyla da sevilen yüzlerinden biri olmayı başaran Boris Becker'in eksikliğini 2002'de Tommy Haas'ın 2 numaraya kadar yükselmesiyle biraz olsun unutan Alman tenisinde aynı durum kadınlar için pek geçerli değildi. Ama görünen o ki kadın tenisinin içinde bulunduğu içler acısı duruma rağmen veya belki de bunun sayesinde Alman tenisi kadınlarda da geleceğe umutla bakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yazımızı bitirelim. Herkese iyi akşamlar ve iyi Amerika Açıklar dileyelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-4685796633816598420?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/4685796633816598420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=4685796633816598420&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4685796633816598420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4685796633816598420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/09/alman-tenisinin-yukselen-ivmesi.html' title='Alman Tenisinin Yükselen İvmesi'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-KABfW7JEZPw/TmZi7r-7-pI/AAAAAAAACTs/zZAhjfmyYpc/s72-c/700.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-3171882493728049781</id><published>2011-09-03T20:30:00.000+03:00</published><updated>2011-09-03T20:30:29.649+03:00</updated><title type='text'>İki Nota, Bir Beste: Maria Sharapova</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-0pdehiCcND0/TmJkLUqI89I/AAAAAAAACTo/9dugeu_cYAE/s1600/0378cb4e3b9b9a092634ec02de89c1cb-getty-505416868.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="228" src="http://2.bp.blogspot.com/-0pdehiCcND0/TmJkLUqI89I/AAAAAAAACTo/9dugeu_cYAE/s320/0378cb4e3b9b9a092634ec02de89c1cb-getty-505416868.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Cincinnati'deki şampiyonluk sonrasında Masha'dan bir erken veda beklemiyordum açıkçası Amerika Açık'a. Ne var ki 3 tur ilerleyebildi Rus fenomen. Hem kendisi kötü oynuyordu hem de kurası kötü sayılırdı. Zaten oyun anlamında aşması gereken birçok problemi var Sharapova'nın; lakin buraya gelmeden evvel formda gibi görünüyordu. Üstelik Pennetta gibi kumaşı iyi olsa dahi istikrarsız ve kötü bir sezon geçiren bir rakete yenilmesi gerçekten sürpriz oldu. Zira onu çoğu kişi şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olarak gösteriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuvaya zaten beklenen başlangıcı yapamadı Sharapova. İlk turda Heather Watson karşısında final setinde öndeyken dahi kaybedebileceği bir maç oynadı. Bu yıl oynadığı ve kaybettiği Voskoboeva maçının bir benzeriydi bu maç ortaya konan oyun anlamında. Tabii rakibin genç olması da Robson ve Garcia maçlarını hatırlattı; ama bu daha farklı bir maçtı. Genel anlamda öteden beri süregelen sorunlarıyla boğuştu Sharapova. İkinci turda skor anlamında beklenenden de iyi bir galibiyet almış olsa da Pennetta'ya karşı yaptığı 60 basit hatayla kendi sonunu hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sharapova, geri çizgide hücum oyunu oynuyor. Oynadığı oyunun sertliği kesinlikle bir Williams kardeşler ve Kvitova seviyesinde değil. Üstelik onlar kadar opsiyonu bile yok. Bu yüzden hem çok iyi defansçılara hem de çok iyi hücumculara karşı sıkıntı yaşıyor. Kontrollü hücum etmiyor ve defans yönü zayıf. Önemli maçların birçoğuna kötü giriyor. İyi girdiğinde de maçta yaşanan bir olay konsantrasyonunu bozabiliyor. Tüm bunlar Grand Slamlerde doğal olarak çok büyük bir handikap yaratıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hani Serdar Ortaç hep aynı şarkıları söylüyor diye sürekli eleştirilir. Hatta bunu soran birine ''Topu topu 7 nota var zaten. Kaç farklı beste yapılabilir ki ?'' diye çıkışmışlığı da vardır. Onun gibi, Sharapova da sadece geri çizgide sınırlı bir hücum oyunu oynuyor. Tamam, teniste de temelde forehand ve backhand olmak üzere iki tip vuruş var; ama bu oyunun çeşitlendirilemeyeceği anlamına gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Maria'nın bu yıl önünde geçen yılın aksine İstanbul'da düzenlenecek 'Championships' gibi önemli bir hedef var. Tokyo ve Pekin'de de koruyacağı çok çok az puan var. Bu yüzden birinciliği kovalayabilir. Ama umarım şu Grand Slam hasretine önümüzdeki yıl bir son verir Sharapova. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İyi akşamlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-3171882493728049781?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/3171882493728049781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=3171882493728049781&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3171882493728049781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3171882493728049781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/09/iki-nota-bir-beste-maria-sharapova.html' title='İki Nota, Bir Beste: Maria Sharapova'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-0pdehiCcND0/TmJkLUqI89I/AAAAAAAACTo/9dugeu_cYAE/s72-c/0378cb4e3b9b9a092634ec02de89c1cb-getty-505416868.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5795151624709056165</id><published>2011-09-01T16:44:00.004+03:00</published><updated>2011-09-01T16:54:10.798+03:00</updated><title type='text'>Amerika Açık 2011 Notları</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-TowPm8HeJCw/Tl-L_lyuygI/AAAAAAAACTk/QMDM04UY69o/s1600/2331.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="198" src="http://1.bp.blogspot.com/-TowPm8HeJCw/Tl-L_lyuygI/AAAAAAAACTk/QMDM04UY69o/s320/2331.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Sezonun son Grand Slam'i olan Amerika Açık, New York'ta oynanan maçlarla devam ediyor. Ben bloguma yazamasam da Tenishaber.com için haberler yazıyorum ve dolayısıyla da turnuvayı çok daha yakından takip etme şansım oluyor. Moderatörü olduğum foruma da bakıyorum; ama herhalde ben ve birkaç arkadaş daha olmasak orası da çoktan sırra kadem basmış olurdu. Bunlar aslında Türkiye'deki tenis izleyicisinin genel bir halet-i ruhiyesini yansıtıyor. Zira birçoğu, desteklediği tenisçinin şampiyonluğundan ve ezeli rakiplerinin başarısızlığından başka bir şey dilemediğinden ötürü oynanan oyuna bir türlü kanalize olamıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kanalize olamadıklarını söyledik. Peki ortada gerçekten sıkı takibe değer bir tenis oynanıyor mu ? Henüz ilk turlar olduğu için biraz iyimser olmak gerekir; ama kadın tenisinin rezil durumu hemen her turnuvada olduğu gibi bu turnuvada da kendisini göstermeye devam ediyor. Mesela birkaç istatistiki bilgi vereyim size. Bunları bilmeyen birçok okuyucunun olduğundan adım gibi eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bunlardan bir tanesi Petra Kvitova'ya ait ve ben bunu ayrı bir haber olarak geçmiştim Tenishaber'de. Efendim malumunuz ilk turda turnuvaya havlu attı son Wimbledon şampiyonu ünlü Çek raket. Hem de Amerika Açık'a gelene kadar oynamış olduğu 28 maçın 16'sını kaybetmiş bir Dulgheru'ya set dahi alamadan yenilerek..! Bu, açık tenis tarihinde bir ilk oldu zamanda. Zira 1968'den bu yana hiçbir Wimbledon şampiyonu, aynı yıl düzenlenen Amerika Açık'a ilk turda veda etmemişti. Kvitova bunu başararak tarihe geçti. Tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Petra Kvitova'nın münferit eylemi, Clijsters'ın çekilmesi ve Na Li'nin de ilk turda elenişiyle organize suç örgütünün işlediği bir cinayete dönüştü. Avustralya Açık, Roland Garros ve Wimbledon şampiyonlarından hiçbiri Amerika Açık 2. turunda yok ! Bu da 40 yıldır kırılamayan bir rekordu efendim. Böyle bir olay en son 1971 yılında gerçekleşmiş haber kaynaklarının yazdıklarına göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Dünya tenisinin rezil bir yolda tam gaz ilerlediğini düşünenlerdenim. Kadın tenisinin hâli de zaten yıllardır ortada olduğu için şaşırmıyorum artık bu tersten kırılan rekorlara. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Enteresan bir anekdotla da yazımızı bitirelim. Sergei Bubka'yı biliyor musunuz ? Hani şu Tsonga'ya 2. turda rakip olan isimsiz tenisçi... İşte o, tüm zamanların en büyük atletlerinden biri olan dünya rekortmeni sırıkla yüksek atlamacı Sergey Bubka'nın oğlu imiş. Zaten isim olarak da neredeyse aynılar. Bakalım o da kadın tenisinde tersten kırılan rekorlara nispet yaparcasına ''babasın oğlu'' yorumlarına muhattap olmayı başarabilecek kadar iyi oynayabilecek mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İyi Amerika Açıklar hepinize... Hoşça kalın. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5795151624709056165?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5795151624709056165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5795151624709056165&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5795151624709056165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5795151624709056165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/09/amerika-ack-2011-notlar.html' title='Amerika Açık 2011 Notları'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-TowPm8HeJCw/Tl-L_lyuygI/AAAAAAAACTk/QMDM04UY69o/s72-c/2331.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8067099196313579550</id><published>2011-08-22T17:46:00.005+03:00</published><updated>2011-08-22T17:53:14.826+03:00</updated><title type='text'>2011 Dünya Yıldız Kızlar  Şampiyonu: Türkiye</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-xBdtcbR87vg/TlJqB0ACgYI/AAAAAAAACTg/AFS1FtZ9Y2c/s1600/26_d.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://4.bp.blogspot.com/-xBdtcbR87vg/TlJqB0ACgYI/AAAAAAAACTg/AFS1FtZ9Y2c/s320/26_d.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Dün saat 17:30'da Sports Tv karşısına geçenler, büyük bir başarıya tanıklık ettikleri gibi büyük bir gurur da yaşadılar. Ankara'da 11.si düzenlenen Yıldız Kızlar Dünya Şampiyonası'nda milli takımımız 1.lik kürsüsüne kusursuz bir performansın ardından çıkmayı başararak sıkıntılı günlerden geçen insanlarımızı adeta mest etti. Bu yıl Avrupa şampiyonu da olan kızlarımız, Trabzon Gençlik Oyunları'nda elde ettikleri 3.lüğün ardından bu yıl özellikle bilendikleri Dünya Şampiyonası'ndaki hedeflerine de ulaşarak tarihi bir başarıya imza attılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hani bazen gözler her şeyi belli eder ya, dün takımımız sahaya çıktığında oyuncuların gözlerindeki ışıltıyı gören herkes zaten maça avantajlı başladığımızı hissetmişti. Öyle de oldu. Mücadelenin ilk setine arka arkaya kazandığımız sayılarla başladık ve ilk teknik molaya 8-2 gibi farklı bir skorla önde girdik. Oyun ilerledikçe Çin takımı da top öldürmeye başladı; ancak ziyanı olmadı. Kızlar öyle oynuyorlardı ki Çin takımının yapabildiği tek şey farkı indirebilmek oldu. Kübra Akman'ın mükemmel oyunun eşliğinde takımımız ilk seti 25-19 kazanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İkinci set ilk settekinin aksine karşılıklı sayılarla başladıysa da kızlarımızın olağanüstü performansı kaldığı yerden devam ediyordu. Aynı ilk sette olduğu gibi bu sette de iki teknik molaya da önde giren takımımız set ilerledikçe performansını çok daha yukarılara çekerek seti 25-17 ile hanesine yazdırdı. Son sette Çin kuşkusuz ilk iki settekine oranla daha dirençli bir oyun oynadı ve ilk defa bu sette ilk teknik molaya önde giren taraf oldu. Ne var ki aynı 2. sette olduğu gibi bu sette de millilerimiz, farkı sonradan açmaya başladı ve son sayılarda farkı kapatmaya çalışan Çin karşısında hata yapmayarak 25-22'lik skorla salondan şampiyon olarak ayrılan taraf oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Turnuva boyunca geldiğimiz yol bize rakip olamayacak takımlarla doluydu. Her ne kadar Çin'e 2. grubun son maçında 3-1 yenilmiş olsak da asıl final Sırbistan maçıydı benim gözümde. O maçta eyyamın babasını yapan bir hakeme rağmen salondan 3-2 galip ayrılan milliler, Çin'den hem bu turnuvadaki yenilginin hem de Meksika 2007 finalinin rövanşını set dahi vermeden almış oldular. Aslında 2. turdaki Çin maçını kendi elimizle verdiğimizi söylesek pek de yanlış yapmış olmayız. Zira 3. seti 24-21 öndeyken vermesek maçı 3-1 kazanan Çin değil, biz olacaktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Dün sahada oynayan tüm oyuncularımız, hiçbiri diğerlerinden ayırt edilmeksizin mü-kem-mel-di! Liberomuz Dilara Bağcı, en iyi libero ve en iyi manşet alan oyuncu olurken sevimli mi sevimli kaptanımız Damla Çakıroğlu en değerli oyuncu ve en iyi servis atan oyuncu ödüllerine layık görüldü. Damla'ya bir parantez açalım yeri gelmişken. Türk Telekom'un altyapısından yetişen kaptanımız, oyunun iki yönünü de mükemmel oynayan bir oyuncu. Bu özelliğiyle de dünyanın sayılı antrenörlerinden biri olan Lang Ping'in beğenisini zamanında fazlasıyla kazanmış bir isim. Öte yandan smaçörlerimizden Ece Hocaoğlu, dünkü maçta kusursuza yakındı. Hani öyle bir performans sergiledi ki; son sette sayı almakla değil rakip takımın oyuncularını vurmakla uğraştı desek yeridir. Kendisinin ödül almayışını da takımımızın gerçek bir takım hüviyetinde olmasıyla doğrudan ilişkilendirebiliriz. Takımımızın blokörü olan Kübra Akman ise dün sahanının yıldızıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bu tarihi başarıda emeği geçen başta voleybolcularımız olmak üzere herkese sonsuz teşekkürler... Devamı büyüklerde elde edeceğimiz şampiyonluklarla olacak inşallah.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8067099196313579550?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8067099196313579550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8067099196313579550&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8067099196313579550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8067099196313579550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/08/2011-dunya-yldz-kzlar-sampiyonu-turkiye.html' title='2011 Dünya Yıldız Kızlar  Şampiyonu: Türkiye'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xBdtcbR87vg/TlJqB0ACgYI/AAAAAAAACTg/AFS1FtZ9Y2c/s72-c/26_d.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1650626791330995816</id><published>2011-07-14T19:33:00.009+03:00</published><updated>2011-07-14T20:15:38.418+03:00</updated><title type='text'>Hıncal Uluç ve Bilakis Tenis</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-9t9NGbmNCEs/Th8bBd1T_iI/AAAAAAAACTU/hgWOQ3qdG_I/s1600/hincal_uluc_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9t9NGbmNCEs/Th8bBd1T_iI/AAAAAAAACTU/hgWOQ3qdG_I/s320/hincal_uluc_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5629247771238465058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;Hıncal Uluç’u sevmem ve saymam da aynı zamanda, bilen bilir. Buna rağmen çok kötü ve boş bir yorumcu olduğunu da düşünmüyorum. Lakin kendisini sevmeyiş nedenlerimi tek tek saymaya kalksak buradan Çin’e yol olur, orası da kesin. Diğer tüm nedenlerden ziyade, bilhassa spor yorumculuğu yaparken populistleşmesi ve buna mukabil olarak saçmalaması bazen bendeki şalterleri de attırıveriyor işin doğrusu.    &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;&lt;/span&gt;Djokovic için ‘’Tenisçi değil.’’ demesi çok da flaş bir olay değil benim nezdimde. Zira Federer için ‘Abdurrahman Çelebi’ yakıştırması yapabilecek bir kafadan çıkması kuvvetle muhtemel olan bir yorum bu. Kaldı ki kendisinin Federer için şu ana dek ettiği kelamları okuyan ortalama bir tenisseverin vereceği ilk tepki 3 kelime, 12 harf ve 4 heceden oluşup cinsellik ve seyahat içeren bir emir cümlesi olacaktır.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt; Günümüz erkek tenisi için söylediklerini de bir kenara bırakıyorum. Ki zaten ben de Federer dışındaki birçok tenisçinin maçını sadece tenissever olduğum için izliyorum. Hoş, her ne kadar Hıncal Bey gibi Sampras’tan sonra bu işe noktayı koyabilecek kadar üst düzey kapasiteye sahip olamasak da sadece tenissever olduğum için izlediğim ve kimin kazanacağını merak ettiğimden bitene kadar beklediğim bir yığın maç sayabilirim. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;&lt;/span&gt;Gel gelelim Sayın Uluç’un kendini ele verdiği yere. Uluç, Djokovic’in sadece topu karşıya attığını ve Nadal’ın da basit hatalarla maçı verdiğini söylüyor. Eh be birader! Maçı izledin mi diye sormam lazım aslında öncelikli olarak ama iyimser düşünerek nasıl izlediğini sormakla yetiniyorum. Benim bu konuda herhangi bir fikrim yok gerçi; ama bari istatistiklere bakıverseydin. Puan vuruşlarında Djokovic 27-21 öndeyken Nadal, fazladan sadece 3 basit hata yapmış.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt; Tenis ve istatistik uzmanları bu konuya çözüm getirrmek için olsa gerek yıllar önce bulmuş bu basit hata istatistiğini. Rakibin zorlamasına bağlı yapılan hatalar da terminolojide ‘forced error’ olarak geçiyor. Buna mukabil Sayın Uluç, senin basit hata diye addettiklerinin birçoğu, Djokovic’in etkili vuruşlarına rağmen Nadal’ın ayakları üzerinde çok hızlı olmasının getirdiği avantaja mücadeleci ruhunu ekleyip her topa karşılık vermesinin bir sonucu.&lt;/p&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Bunların yanında kayda değer bir yorumu var Uluç’un ‘’Herkesin herkese eşit olduğu yerde star olmaz.’’ şeklinde. Bilhassa kadın tenisi için nokta atışı denebilecek bir yorum bu. Şu günlerde Wozniacki’nin 1. liği tartışılagelirken topu puanlama sistemine atanlar çok ama çok ciddi bir hataya düşüyor. Oysaki durum aslında eleştirdiğimiz Uluç’un bu cümlesinde gizli.    &lt;p class="MsoNormal"&gt; Öncelikle bu puanlama sistemi yıllardır böyle. Yani yeni getirilmiş bir şey değil bu. Bundan evvel de Grand Slam kazanmadan evvel zirveye kurulan raketler oldu Clijsters ve Mauresmo gibi. Son zamanlarda bu alandaki enflasyonun asıl sebebi, kadın tenisindeki yıldız tenisçi eksikliğidir. Başka bir deyişle performansını sezonun tamamına yayabilen üst düzey bir oyuncunun olmayışıdır. İstikrarsızlığın kol gezdiği bir ortamda da Jankovic, Safina ve Wozniacki gibi isimlerin zirveyi işgal etmesi kaçınılmaz sondur.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-t8p3C-rxB4A/Th8bTsce7AI/AAAAAAAACTc/zYKED02W5Cs/s1600/376%252Chttp%2B_a323.yahoofs.com_ymg_simon_reed__1_simon_reed-158368178-1310048994.jpg%2Bymib1SFD9bMXszh6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 166px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-t8p3C-rxB4A/Th8bTsce7AI/AAAAAAAACTc/zYKED02W5Cs/s320/376%252Chttp%2B_a323.yahoofs.com_ymg_simon_reed__1_simon_reed-158368178-1310048994.jpg%2Bymib1SFD9bMXszh6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5629248084398500866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Ha bu isimler yerlerini hak ediyorlardır, orası başka. Lakin karizmaları yok. Wozniacki’yi desteklerim ve netice itibarı ile şu ana kadar önemli başarılar elde etmiş bir raket. Ancak kendisinin sırf puan toplamak için o turnuva senin bu turnuva benim gezmesi herkesin diline düşmesi ve eleştirilere maruz kalması için haklı bir neden. Öyle ki adeta yangından mal kaçırıyor. Hal böyle olunca da zaten eleştirmeye meyilli olan güruh iyice biniyor Caro’nun tepesine.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Neyse efendim, WTA’deki yıldız tenisçi eksikliğinin giderilmesi ve Hıncal’ın saçmalama alanındaki rekorlarını geliştirmemesi dileklerimizle yazımızı bitirelim. Siz okuyadurun, ben de tatilime tam gaz devam edeyim. İyi akşamlar…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1650626791330995816?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1650626791330995816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1650626791330995816&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1650626791330995816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1650626791330995816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/07/hncal-uluc-ve-bilakis-tenis.html' title='Hıncal Uluç ve Bilakis Tenis'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9t9NGbmNCEs/Th8bBd1T_iI/AAAAAAAACTU/hgWOQ3qdG_I/s72-c/hincal_uluc_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-4420447377516967318</id><published>2011-06-21T17:43:00.007+03:00</published><updated>2011-06-21T19:57:42.450+03:00</updated><title type='text'>Konuştukça Batmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OZZaKeQB3B8/TgC8Q-kfFOI/AAAAAAAACSs/5AvNHk2r5lI/s1600/mariasharapova29.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OZZaKeQB3B8/TgC8Q-kfFOI/AAAAAAAACSs/5AvNHk2r5lI/s320/mariasharapova29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620699334818338018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Güneydoğu'da federasyona tenis kortu hediye etmek istiyor beyefendi. Sonra, WTA Championships'in tanıtım toplantısına katılıyor Wimbledon'da. Nasıl becerdiyse artık, dünyanın en büyük tenisçilerinden biriyle röportaj yapma şerefine nail oluyor. İşler istediği gibi gitmeyince de delikanlılığa kalkışıyor. Sonrasında yaptığı açıklamada ''Oh olsun, kodum çocuğu'' diyor, ertesi günse bilimsel bir konudan söz açmak istediğini deklare ediyor. Sadece bunlarla kalsa iyi, bir de haddini aşıp röportaj yaptığı insan hakkında ileri geri konuşmalarda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların sonucunda ''Sharapova kaprislidir.'' şeklinde bir saptamada bulunuyor zat-ı muhterem. Ve diyor ki; ''Röportajı okumadan beni yargılıyorsunuz.''&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; “Maçlarda attığınız feryatlarla meşhursunuz. Bunlar 100 desibeli geçiyormuş ve federasyon buna tepki gösteriyormuş.”&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“Maria, Çernobil faciasını annenin karnındayken yaşamıştın, bugün nükleer santraller konusunda fikrin ne?”&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“Herkes köpeğini sever ama senin köpeğin ‘Dolce’ye olan bağlılığın çok farklıymış. Doğru mu?” &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; “Senin için bir numara hangisi? Sevgilin Sasha mı yoksa köpeğin Dolce mi?” &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; “Seni moda dünyasında görüyoruz, modellik yapıyorsun, reklamlarda  oynuyorsun. Şarkı söylemeyi sevdiğini duyduk, sıra şarkıcılıkta mı ?''&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; “Eğer Obama babanız olsaydı ondan ne dilerdiniz?”&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; “Dünyanın en çok kazanan tenis oyuncularından birisin. İnsanlara yardım  etmeyi sevdiğini biliyoruz. Angelina Jolie, Suriyeli mültecilere  destek vermek için Türkiye’ye geliyor. Böyle bir şey yapmayı düşünür  müsün?''&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Şimdi size, beş yaşındaki çocuğun zeka seviyesindeki soruları dünyanın en önemli sporcularından birine, üstelik Wimbledon'da nasıl sorma cehaleti gösterdiğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, bir köpekle bir insanı nasıl karşılaştırırsınız diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Sharapova'nın kort dışında nasıl biri olduğunu bilip bilmediğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, kime, nerede, ne şekilde, nasıl sorular sorulacağını bilip bilmediğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, şu sorulardan sonra Maria'nın niyetinizi anlamayacak kadar saf olup olmadığını sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Sharapova'nın 2007'de Çernobil'e gittiğinden ve insanlık namına başta BM olmak üzere birçok kuruluşa para bağışında bulunduğundan haberiniz yok mu diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, gazetecilik insanı gıcık etmek için soru sormak mıdır diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, bilimsel olduğunu söylediğiniz soru bu şekilde bel altı mı sorulur diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Maria'nın röportajlarında prensip gereği özel hayatıyla ilgili bu tip soruları yanıtsız bıraktığını bilip bilmediğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, sağdan soldan derleme averaj bilgilerinizle röportaj talebine nasıl cesaret ettiğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, hele ki şu röportajı bile yüzünüze gözünüze bulaştırmanızdan sonra uluslararası çaptaki başarınız nedir diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, 17 yaşında tenisin zirvesine çıkmış bir sporcu için ''ukala'' yorumunuzdaki hakkaniyet nedir diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Sharapova'dan daha büyük yıldızları bu ülke topraklarından nasıl bir planlamayla çıkaracaksınız diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, insanların özel yaşamlarından, verdikleri pozlardan size ne diye sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Maria'nın 2005'e kadar tenis kariyeri açısından bütün ajans tekliflerini reddettiğini bilip bilmediğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Maria Sharapova'nın şöhretini hiçbir zaman sporun ötesine koymadığını bilip bilmediğinizi sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, Maria'nın bu yıl İstanbul'da düzenlenecek turnuvaya katılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu bilip bilmediğinizi de sormayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size ve orada bulunup da üzerine alınması gereken herkese bir tek soru soracağım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;''Bu basiretsizlik nereye kadar?''&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-4420447377516967318?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/4420447377516967318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=4420447377516967318&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4420447377516967318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4420447377516967318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/konustukca-batmak.html' title='Konuştukça Batmak'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-OZZaKeQB3B8/TgC8Q-kfFOI/AAAAAAAACSs/5AvNHk2r5lI/s72-c/mariasharapova29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6503499678619024248</id><published>2011-06-05T20:20:00.008+03:00</published><updated>2011-11-24T19:28:47.220+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 15. Gün- Şampiyon Rafael Nadal</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vzl-6StFUVo/TevA1sTSlmI/AAAAAAAACSI/ubYqojBqI5A/s1600/1307295807.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614793389105124962" src="http://2.bp.blogspot.com/-vzl-6StFUVo/TevA1sTSlmI/AAAAAAAACSI/ubYqojBqI5A/s320/1307295807.jpg" style="cursor: pointer; display: block; height: 222px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: #ff6600;"&gt;Roland Garros 2011'in tek erkekler şampiyonu Rafael Nadal oldu. Tenis tarihinin en büyük rekabetlerinden birine imzasını atmış iki tenisçiyi karşı karşıya getiren final mücadelesinde maça istediği gibi giremeyen Rafael Nadal, sonradan oyununu yükseltti ve Roger Federer'i 7-5, 7-6(3), 5-7 ve 6-1'lik setlerle yenerek Roland Garros'u son 7 yılda 6. kez kazanma başarısı gösterdi. Bu şampiyonlukla kariyerinin 10. Grand Slam turnuvasını kazanan Nadal, liderlik koltuğunu da kaptırmamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuva başladığında Nadal, Isner ile 5 setlik zorlu bir mücadelenin ardından galip gelebilmiş ve Andujar engelini de set vermemesine rağmen zorlanarak aşmıştı. Ancak şu vardı: Nadal her yıl turlar ilerledikçe performansını yükselten bir raketti. Nitekim bu yıl da böyle oldu. Isner maçından sonra finale gelene kadar set dahi kaybetmiyordu İspanyol. Diğer tarafta ise Nadal'a oranla daha etkileyici galibiyetlere imza atan bir Federer vardı. Oyunu hızlıydı ve formda görünüyordu. Üstelik bu yıl hiç kimsenin yapamadığını yaparak Djokovic'i elemiş, finale yükselmişti. Final mücadelesi öncesinde iki tarafın da birbirine birtakım üstünlükleri vardı. Federer, ne kadar iyi oynasa da 2005-2008 arasındaki gibi değildi; Nadal ise son 3 yıldır 2008'e kadarki dominantlığından uzaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer'in maçı kazanabilmesi için açılış setini mutlaka alması gerekiyordu. Zira final öncesinde gergin olan taraf Nadal olacaktı. Eğer Ekselansları seti kazanabilirse rakibinin üzerindeki baskının da tavan yapmasına neden olacaktı. Açılış setine çok iyi başladı Federer. Oyun kendisinin kontrolündeydi ve 5-2'yi de bulmuştu. Set puanı da yakaladı fakat değerlendiremedi. İşte tam bu noktadan sonra Nadal serisi başladı. Arka arkaya kazandığı oyunlarla önce rakibinin avantajını silen sonra da set için avantajlı konuma geçen Rafa, ilk seti 7-5'le kazanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seri ikinci sette de sürdü. Nadal, üst üste 7 oyun kazandı maçın bu bölümünde. Federer, bundan önce rakibine karşı oynadığı hiçbir maçta bu kadar uzun süreli bir düşüş yaşamamıştı. Lakin bilinen başka bir gerçek de Ekselanslarının baba olduktan sonra maç içinde bu tip düşüşleri daha çok yaşamaya başladığıydı. Oyunun kontrolünü iyice eline alan Nadal, 10. oyunda set için servis attı. Burada araya yağmur girdi. Yağmurdan sonra rakibinin servisini kıran Federer, set için ümitlense de 2. seti de 7-3'lük tie-break ile Nadal kazanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-96LqVwKWZ8c/TevDhuGI7gI/AAAAAAAACSQ/B7-tQ7UsHM8/s1600/f0c8cb08848be376181bcaa2134dbc29-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614796344524336642" src="http://4.bp.blogspot.com/-96LqVwKWZ8c/TevDhuGI7gI/AAAAAAAACSQ/B7-tQ7UsHM8/s200/f0c8cb08848be376181bcaa2134dbc29-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" style="cursor: pointer; float: right; height: 158px; margin: 0pt 0pt 10px 10px; width: 200px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: #ff6600;"&gt;Üçüncü sette servis kırma avantajını ilk yakalayan Nadal oldu. Ancak Federer pes etmedi. Maçın ilk iki setindeki basit hatalarını en asgari düzeye indirmeyi başaran Roger Federer, 11. oyunda kırdığı servisin ardından set için servis attığı oyunda hata yapmadı ve 3. seti 7-5'lik skorla hanesine yazdırdı. 4. sette ise ilk oyun çok kritikti. Bir önceki seti kaybeden Nadal, bu seti servisleriyle açacaktı. Bu Federer için önemli bir fırsattı. Nitekim 0-40'ı da buldu Roger. Ne var ki bu noktada devreye Nadal'ın mental dirayeti girdi. Bu oyunda servisini kırdırmayan Nadal, Federer'in servisini daha sonraki bölümde 2 kez kırma başarısı göstererek Roland Garros 2011'in tek erkekler şampiyonu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca toparlarsak mücadelenin ilk seti iki taraf açısından da kilitti. Seti kazanan Nadal olunca maçın senaryosu da az çok ortaya çıktı. Savunma gücünü toprak zemin sayesinde daha da yukarılara taşıyan Nadal, Federer'e geçit vermedi ve sezonun 2. Grand Slam'inde ipi göğüsleyen taraf oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikler Rafael Nadal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, bizden bu Roland Garrosluk da bu kadar. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Yeni yazılarda görüşürüz umarım. Kendinize çok iyi bakın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6503499678619024248?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6503499678619024248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6503499678619024248&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6503499678619024248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6503499678619024248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/roland-garrosta-15-gun-sampiyon-rafael.html' title='Roland Garros&apos;ta 15. Gün- Şampiyon Rafael Nadal'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vzl-6StFUVo/TevA1sTSlmI/AAAAAAAACSI/ubYqojBqI5A/s72-c/1307295807.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-544914297416073900</id><published>2011-06-04T19:45:00.011+03:00</published><updated>2011-06-04T20:29:12.024+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 14. Gün- Şampiyon Na Li</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zP0z9LX7cek/TepnQ-ZrpFI/AAAAAAAACR4/RnuocL30xXE/s1600/a91a16444745953a77475e3472917cb2-getty-112296032jd052_2011_french_.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zP0z9LX7cek/TepnQ-ZrpFI/AAAAAAAACR4/RnuocL30xXE/s320/a91a16444745953a77475e3472917cb2-getty-112296032jd052_2011_french_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614413426797028434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros başlamadan evvel dost sohbetlerinde şampiyonluk için şöyle bir formülde birleştiğimizi hatırlıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Agresif bir oyun stili&lt;br /&gt;2-Ritimli ve az basit hatalı bir geri çizgi oyunu&lt;br /&gt;3-Mental dirayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün finalde Francesca Schiavone'yi 6-4 ve 7-6(0)'lık setlerle deviren Na Li, hakikatten bu üç kriteri en iyi gerçekleştiren raketti turnuva genelinde. Yarı finallerden önceki tabloya şöyle bir baktığım zaman benim şampiyonluk için Sharapova ile birlikte en şanslı gördüğüm isimdi Na Li. Diğer isimlerden Bartoli'nin zaten pek şansı yoktu. Schiavone ise finale yükselecekti. Ancak İtalyan raket, geçen yılki oyununun uzağındaydı bu yıl. Evvela agresif oynamaya başladığı zamanlarda çok vuruş kaçırıyordu. Kaldı ki eğer çeyrek finalde karşısındaki rakip Pavlyuchenkova değil de başka biri olsaydı muhtemelen elenecekti. Sharapova ise burada belki en öne çıkan isimdi. Lakin oynadığı oyun Na Li kadar güven vermiyordu. Petkovic maçında bizleri son derece tatmin etmiş olsa da turnuva başından bu yana servisinde uzun süreli ritim bulmakta sıkıntı çekiyordu Rus fenomen. Üstelik Na Li de kendisi için son derece ters bir rakip sayılırdı. Hal böyle olunca Sharapova-Li galibi büyük ihtimalle şampiyon olacaktı ve öyle de oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta da dediğim gibi Çinli raket, şampiyonluk için her şeye sahipti. Evvela fazla basit hata yapmayan ve winner'a dayalı olan bir oyunu vardı. Bunu da görece kısa olan boyunun getirdiği bir avantaj olarak değerlendirebileceğimiz kort içi hareket yeteneğiyle pekiştiriyordu. Zira ayakları üzerinde çok hızlıydı ve rakiplerinin güçsüz bir vuruşunu anında cezalandırıyordu. Bunun yanında açıları iyi kullanan bir oyuncu olması dolayısıyla rakiplerine beklenmedik anlarda çok ters toplar atabiliyordu. Basit hata sayıları ise winner vuruşlarının yanında önemsenmeyecek derecedeydi. Final sendromu da yaşamayacaktı. Çünkü bu tecrübeyi sezon başında Avustralya Açık'ta edinmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü finalde de turnuva boyunca ne yaptıysa onu yaptı Çinli raket. Schiavone'nin pasif oyunu karşısında kontrolü ele geçirdi. İlk setin 5. oyununda kırdığı servisin avantajını setin sonuna dek koruyan Na Li, rakibine servis kırma şansı dahi vermediği açılış setini 6-4'le kazanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lLWGFzs3nFA/Tepo6p5Ja9I/AAAAAAAACSA/3NX9Fan8HpE/s1600/be6c0987e145c395f1cffeb75cbf2f04-getty-112296032jd055_2011_french_.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 200px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-lLWGFzs3nFA/Tepo6p5Ja9I/AAAAAAAACSA/3NX9Fan8HpE/s200/be6c0987e145c395f1cffeb75cbf2f04-getty-112296032jd055_2011_french_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614415242357992402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Açılış setini kaybetmenin yarattığı moralsizliği üzerinden atamayan Schiavone, 2. sete de servisini kırdırarak başladı. İtalyan raket, birkaç oyunda daha servisinin kırılması ihtimaliyle yüz yüze gelse de 8. oyun sonunda sete dengeyi getirdi. Bu bölümde Na Li'nin basit hataları biraz artmıştı. Ancak Çinli raket, buraya kadar getirdiği maçı kaybetmek istemeyecekti elbette. Karşılıklı kazanılan servis oyunlarıyla set tie-break'e uzadı. Tie-break'te ise ilk 12 oyun sonundaki dengeye nazaran tek taraflı bir mücadele vardı. Tie-break'te rakibine puan dahi vermeyen Na Li, 7-6(0)'lık setle Roland Garros 2011'in tek bayanlar şampiyonu oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuva boyunca gösterdiği performanstan ve hak ederek kazandığı şampiyonluktan ötürü Na Li'yi tebrik edelim ve yeni yazılarda görüşmek dileğimizi ileterek yazımızı sonlandıralım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-544914297416073900?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/544914297416073900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=544914297416073900&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/544914297416073900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/544914297416073900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/roland-garrosta-14-gun-sampiyon-na-li.html' title='Roland Garros&apos;ta 14. Gün- Şampiyon Na Li'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zP0z9LX7cek/TepnQ-ZrpFI/AAAAAAAACR4/RnuocL30xXE/s72-c/a91a16444745953a77475e3472917cb2-getty-112296032jd052_2011_french_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7400581687660417156</id><published>2011-06-03T23:29:00.003+03:00</published><updated>2011-06-03T23:34:04.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Günün Fotoğrafı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-gKThstaDe2U/TelFMYrGwZI/AAAAAAAACRs/t6-x1DBQnC0/s1600/ed248ee7a0528d07fabc5474390d445f-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gKThstaDe2U/TelFMYrGwZI/AAAAAAAACRs/t6-x1DBQnC0/s320/ed248ee7a0528d07fabc5474390d445f-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614094489578029458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roger Federer'in, Djokovic'in müthiş serisini 7-6(5), 6-3, 3-6, 7-6(5)'lık setlerle tarihin tozlu sayfalarına gömdüğü maçın son puanının ardından gösterdiği reaksiyon. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;29 yaşında en favori olmayan zemininin Grand Slam'inde kariyerinin 5. finaline yükselen bir tenisçi Roger Federer. Başka söze gerek var mı?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7400581687660417156?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7400581687660417156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7400581687660417156&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7400581687660417156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7400581687660417156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/gunun-fotograf.html' title='Günün Fotoğrafı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gKThstaDe2U/TelFMYrGwZI/AAAAAAAACRs/t6-x1DBQnC0/s72-c/ed248ee7a0528d07fabc5474390d445f-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1691481068473173272</id><published>2011-06-02T20:33:00.005+03:00</published><updated>2011-06-02T21:19:44.560+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 12. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--sg3eiSAclc/TefOVe136OI/AAAAAAAACRk/GkX0QMpE3b0/s1600/1307031802.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 222px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--sg3eiSAclc/TefOVe136OI/AAAAAAAACRk/GkX0QMpE3b0/s320/1307031802.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5613682328992213218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bugün oynanan yarı final karşılaşmaları neticesinde Roland Garros 2011 tek bayanlar finalinin adı kondu: Na Li-Francesca Schiavone&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl Sharapova'nın Roland Garros kupasını kaldırmasını çok ama çok istedim. Doğrusu Petkovic maçından sonra da çok büyük ümidim vardı kazanacağına dair. Ama olmadı. Maç boyu dinmek bilmeyen rüzgar, sadece Sharapova'yı değil Na Li'yi de kötü etkiledi. Sharapova'ya olan fazladan etkisi ise zaten turnuva genelinde servislerinde uzun süreli ritim yakalamakta sıkıntı çeken bir tenisçinin yarasına tuz biber ekmek oldu. Ama dediğim gibi rüzgar bahane olamaz. Na Li'nin bugün Sharapova'dan daha iyi oynadığını kabul etmek gerekiyor. Zira istatistiklere baktığımız zaman Çinlinin 24 winner, 23 basit hatayla; Sharapova'nın ise 12 winner, 28 basit hatayla oynadığını görüyoruz. E zaten bu istatistikler de Na Li'nin oyununu Sharapova'ya kabul ettirdiğinin açık bir göstergesi. Peki Sharapova, en azından kendi standartlarına göre kötü oynadığı bugünkü maçta final vizesini alabilir miydi? Evet, alabilirdi. 2. setin başlarında avantajı yakaladığı zaman eline geçen fırsatları iyi değerlendirip farkı artırmalıydı Sharapova. Ancak artıramadı. Artıramayınca da Na Li elbet bir oyunda direnç noktası oluşturacaktı ve oluşturdu da. Önce rakibinin avantajını silen Çinli raket, Sharapova'nın son puanda yaptığı çift hatanın ardından 6-4 ve 7-5'lik setlerle galip gelerek adını finale yazdırdı.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ülkesinde 400 milyon kişi tarafından izlenen Na Li'nin finaldeki rakibi ise Francesca Schiavone oldu. Geçen yıl burada şampiyon olarak sıra dışı bir başarıya imza atan İtalyan raket, bugün de Bartoli engelini 6-3'lük iki setle aştı ve adını finale yazdırdı. Schiavone'nin oyun stilini çok beğenmeme rağmen ilk 3 turda oynadığı maçların üstüne bir de kedi fare oyunuyla kazandığı Pavlyuchenkova maçını izleyince kendisinin finale yükselemeyeceği yönünde bir düşünce oluşmuştu bende. Hem kendisi de oyunundan pek memnun görünmüyordu Roland Garros öncesi katıldığı Brüksel turnuvasında. Ancak üst üste 2. kez finale yükselmeyi bir şekilde başardı 30 yaşındaki İtalyan raket ve cumartesi günkü finale unvanını koruma parolasıyla çıkacak.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik burada virgül bırakalım ve yeni yazılarda görüşmek üzere diyelim. Gönlümden geçen isim Schiavone; ama her şeyden önce umarım finalin adına yakışır bir mücadele olur. Sevgilerle...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1691481068473173272?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1691481068473173272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1691481068473173272&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1691481068473173272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1691481068473173272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/roland-garrosta-12-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 12. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--sg3eiSAclc/TefOVe136OI/AAAAAAAACRk/GkX0QMpE3b0/s72-c/1307031802.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7454781492668054930</id><published>2011-06-01T23:19:00.003+03:00</published><updated>2011-06-01T23:26:25.676+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 10. ve 11. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ohYo7f3lWtw/TeagNxF-UgI/AAAAAAAACRc/KnnY9Xy9otQ/s1600/032f2422fe3d13995d1e5487e207e7e2-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ohYo7f3lWtw/TeagNxF-UgI/AAAAAAAACRc/KnnY9Xy9otQ/s320/032f2422fe3d13995d1e5487e207e7e2-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5613350143941038594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros’ta artık şampiyonların belirleneceği son viraja girildi.&lt;/span&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Turnuvanın 10. gününde Viktor Troicki önünde 2-0 geriden gelip 4-6, 4-6, 6-3, 6-2 ve 7-5’lik setlerle tur atlayan Britanyalı Andy Murray, bugün de Juan Ignacio Chela engelini 7-6(2), 7-5 ve 6-2’lik setlerle aşarak Roland Garros’ta kariyerinde ilk kez yarı finale yükseldi. Murray’nin bu yıl kariyerinin en iyi toprak kort sezonunu geçirdiğini daha önceden söylemiştim ve hatta bu yıl Roland Garros'ta kariyer rekorunu kıracağı tahmininde bulunmuştum. Beni yanıltmayarak adını son 4’e yazdıran Murray, böylelikle tüm Grand Slamlerde en az yarı final oynama başarısı göstermiş oldu.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Yarı finale kadar oynadığı maçlarda set dahi kaybetmeyen tek isim olan Roger Federer, yarın Djokovic ile herkesin merakla beklediği bir mücadeleye çıkacak. Ekselansları, bu turnuvada da yarı finale yükselerek kendisine yakıştırılan ‘’Grand Slam Man’’ unvanının hakkını bir kez daha teslim etmiş oldu. Federer, turnuvanın 10. gününde oynadığı çeyrek final maçında ev sahibi ülkeden Gael Monfils’i 6-4, 6-3 ve 7-6(3)’lık setlerle elemişti.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Bugün oynanan diğer yarı final mücadelesinde ise Rafael Nadal, Robin Soderling’i 6-4, 6-1 ve 7-6(3)’lık setlerle eleyerek son 4’e kaldı. İlk turda oynadığı John Isner maçının ardından hiç set kaybetmeyen Nadal karşısında Soderling’in daha iyi bir mücadele göstermesi bekleniyordu; ancak İsveçli raket, yaptığı 41 basit hatayla adeta kendi fişini çekti.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Tek bayanlar kanadında ise geçen yılın şampiyonu Francesca Schiavone, tam anlamıyla kedi fare oyununa dönen maçta Pavlyuchenkova’yı 1-6, 7-5 ve 7-5’lik setlerle devirerek adını yarı finale yazdırdı. Francesca Schiavone’nin geçen yıl kendisine şampiyonluğu getiren oyundan uzakta olduğunu daha önceki yazılarımda vurgulamıştım. Bu maçta da eğer Pavlyuchenkova, maçı bitirme yolunda büyük bir avantaj yakaladığı 2. sette mental olgunluk gösterebilseydi Schiavone’yi eleyecekti. Ancak İtalyan raketin ritmini bulmaya başladığı dakikalarda rakibine cevap üretmekte zorlandı Rus tenisçi ve haliyle elendi.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;2009 Roland Garros şampiyonu Svetlana Kuznetsova, ev sahibi ülkeden Marion Bartoli’ye 7-6(4) ve 6-4’lük setlerle elenerek turnuvaya çeyrek finalde nokta koydu. Roland Garros’ta bundan önceki en iyi derecesi 4. tur olan Bartoli’yi turnuvanın sürprizlerine rahatlıkla yazabiliriz.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Bugünün tamamlanan ilk çeyrek final mücadelesinde ise son Avustralya Açık finalisti Çinli Li Na, Belaruslu Victoria Azarenka’yı 7-5 ve 6-2’lik setlerle eleyerek yarı finale kaldı. Diğer çeyrek final mücadelesi olan Sharapova-Petkovic maçında ise Sharapova’nın dominasyonu vardı. İki gün arayla iki farklı Sharapova izledik diyebiliriz bu maç için. Zira, Radwanska maçında her topa hücum eden Sharapova, bugün yerini rakibine hata yaptırmaya çalışan bir Sharapova’ya bıraktı ve neticesinde de böylesine farklı bir sonuç oluştu: 6-0, 6-3.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Sharapova-Petkovic maçının detayları ise şu şekilde:&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros'ta tek bayanlardaki günün diğer çeyrek final mücadelesinde gülen taraf Maria Sharapova oldu.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Açılış setinin ilk oyununda Petkovic'in servisinde &lt;strong&gt;0-40&lt;/strong&gt; geriye düşen Sharapova, buradan oyuna geri dönmeyi bildi ve rakibine oyun dahi vermediği ilk seti &lt;strong&gt;6-0&lt;/strong&gt;'lık skorla kazandı. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin ikinci  setine de servis kırarak başlayan Sharapova, Petkovic'in direnciyle  karşılaştı. Karşılıklı kırılan servislerle devam eden sette, &lt;strong&gt;7&lt;/strong&gt;.  oyunda servis kırarak avantajı bir kez daha eline geçiren Sharapova,  3-3'ten sonra arka arkaya 3 oyun birden kazanarak mücadeleyi noktaladı: &lt;strong&gt;6-3&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Sezon başında Avustralya Açık 4. turunda yenildiği rakibinden rövanşı almayı başaran Sharapova, kariyerinde &lt;strong&gt;2&lt;/strong&gt;. kez Roland Garros yarı finaline yükseldi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Herkese bol tenisli günler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber: Tenishaber.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7454781492668054930?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7454781492668054930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7454781492668054930&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7454781492668054930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7454781492668054930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/06/roland-garrosta-10-ve-11-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 10. ve 11. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ohYo7f3lWtw/TeagNxF-UgI/AAAAAAAACRc/KnnY9Xy9otQ/s72-c/032f2422fe3d13995d1e5487e207e7e2-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5977213373172458693</id><published>2011-05-31T15:23:00.003+03:00</published><updated>2011-05-31T15:29:10.327+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 9. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-SXH_39oTm2Y/TeTe3cBa_cI/AAAAAAAACRU/XkYCkCIB_10/s1600/mai29-9.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-SXH_39oTm2Y/TeTe3cBa_cI/AAAAAAAACRU/XkYCkCIB_10/s320/mai29-9.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612856079606808002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek erkekler:&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. I. Chela 3-2 A. Falla: 4-6, 6-2, 1-6, 7-6(5), 6-2&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;R. Nadal 3-0 I. Ljubicic: 7-5, 6-3, 6-3&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;G. Monfils 3-2 D. Ferrer: 6-4, 2-6, 7-5, 1-6, 8-6 (Monfils, beni tam anlamıyla ters köşeye yatırdı bu turnuvada. Ferrer de öyle.)&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;R. Soderling 3-0 G. Simon: 6-2, 6-3, 7-6(5)&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bayanlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Na Li 2-1 P. Kvitova: 2-6, 6-1, 6-3&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;V. Azarenka 2-0 E. Makarova: 6-2, 6-3&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;M. Sharapova 2-0 A. Radwanska: 7-6(4), 7-5&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;A. Petkovic 2-1 M. Kirilenko: 6-2, 2-6, 6-4&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5977213373172458693?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5977213373172458693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5977213373172458693&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5977213373172458693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5977213373172458693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-9-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 9. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-SXH_39oTm2Y/TeTe3cBa_cI/AAAAAAAACRU/XkYCkCIB_10/s72-c/mai29-9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7774566509863222940</id><published>2011-05-30T22:24:00.007+03:00</published><updated>2011-05-31T00:15:29.457+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Hayranlık Bile Bile Deliliktir: Maria Sharapova</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-PwbeVT5oqkU/TePvxaeQKoI/AAAAAAAACRM/w6LIWD5zMNE/s1600/de820bbd3efaaf901524ee4449cc33f6-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-PwbeVT5oqkU/TePvxaeQKoI/AAAAAAAACRM/w6LIWD5zMNE/s320/de820bbd3efaaf901524ee4449cc33f6-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612593192832608898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Sporcu kişiliğine hastayız Maria Sharapova’nın, profesyonelliğine hayranız. 17 yaşında Grand Slam kazanan yeteneğe ve mental olgunluğa hastayız. Allah vergisi güzelliğine rağmen ben tenis oynayacağım diye 2005 yılına kadar gelen tüm ajans tekliflerini reddetmesine, 2009 Roland Garros’ta neredeyse çalışmayan tek omzuna rağmen maçları öyle ya da böyle kazanıp çeyrek finale yükselmesine hastayız. Ancak Sharapova hayranı olmak, bazen bünyede tüm bu saydığımız hastalıkların yanında bir de ruh hastalığı etkisi yaratabiliyor. Nasıl mı ?&lt;/span&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Bir oyuncu düşünün, maç boyunca tüm stratejisi ve kafasından geçen tek şey ‘’atak yapmak’’ olsun. Bir oyuncu düşünün, 2 sette bitirdiği maçta 47 winner, 44 basit hatayla oynasın. Yine bir oyuncu düşünün, ilk seti kazanıp ikinci sette servis kırdıktan sonra ‘’Tamamdır, tutabilene aşk olsun.’’ dediğiniz anda öyle hatalar yapsın ki sizi çileden çıkarsın. Son kez bir oyuncu düşünün, 5 set puanı çevirip maçı kazansın. &lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;İstisnasız her topa hücum etti bugün Masha, istisnasız! Radwanska gibi iyi bir defansif geri çizgi oyuncusu hele ki toprak zeminde zorlayabilirdi Sharapova’yı ama bu kadar da değil. Miami’de kaybedilen Azarenka maçından sonra yazdığım yazıda anlatmak istediğim tam olarak buydu işte ve bu maç da anlatmak istediğim şeye canlı bir örnek oldu. Hogstedt, değerli bir antrenör ve Sharapova onun gelişinden sonra servis attığı noktalara çok dikkat ediyor. Ama İsveçlinin çözmesi gereken bir sorun daha var. O da şu: Ne yapıp edecek Sharapova’nın en azından kritik puanlarda ‘’Allah Allah’’ diye hücum etmesinin önüne geçecek. Yoksa bu durum Sharapova’yı son 2 yılda oynadığı kırılma maçlarında yaktığı gibi ileride de yakmaya devam edecektir.&lt;/p&gt;    &lt;p style="color: rgb(255, 102, 0);" class="MsoNormal"&gt;Sharapova, çeyrek finalde. Tesadüf ki bundan önce oynadığı son Grand Slam çeyrek finali de yine Roland Garros’a tekabül ediyor. (2009) Ancak bundan sonrası, oyun içi dengesizlik bu maçtaki gibi hat safhada olduğu sürece, görünmüyor. Ama dediğim gibi Sharapova bu, izleyip göreceğiz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7774566509863222940?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7774566509863222940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7774566509863222940&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7774566509863222940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7774566509863222940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/hayranlk-bile-bile-deliliktir-maria.html' title='Hayranlık Bile Bile Deliliktir: Maria Sharapova'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PwbeVT5oqkU/TePvxaeQKoI/AAAAAAAACRM/w6LIWD5zMNE/s72-c/de820bbd3efaaf901524ee4449cc33f6-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5040367029794731932</id><published>2011-05-30T14:19:00.003+03:00</published><updated>2011-05-30T14:38:20.214+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 8. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ApoyoOIS7k8/TeOBpgJfe2I/AAAAAAAACRE/YQXMgoiPhIA/s1600/IMG_0277-RolandGarrosballinfrontofc.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 180px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ApoyoOIS7k8/TeOBpgJfe2I/AAAAAAAACRE/YQXMgoiPhIA/s320/IMG_0277-RolandGarrosballinfrontofc.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612472110638136162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros'un 8. günü için anlatabileceğim bir şey yok ne yazık ki. Sadece bir maça bakabildim. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ama yine de dünün özetini geçmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünün bence en olağanüstü sonucuna İtalyan Fabio Fognini imza attı. İtalyan tenisçiyi geçen yıl olaylı maçta Monfils'i yenmesiyle hatırlıyor birçoğumuz. Aynı Fognini, dün Albert Montanes'i 5 setlik maraton bir maçın ardından 4-6, 6-4, 3-6, 6-3 ve 11-9'luk setlerle mağlup etti. Bu galibiyetle çeyrek finale yükselen Fognini, 1995 Roland Garros'ta Renzo Furlan'ın oynadığı çeyrek finalin ardından aynı başarıyı gösteren ilk raket oldu. Ancak ne talihsizlik ki bugün Djokovic ile oynaması gereken mücadeleye çıkamadı İtalyan raket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roger Federer de vatandaşı Stanislas Wawrinka'yı 6-3, 6-2 ve 7-5'lik setlerle zorlanmadan elemeyi bildi ve Grand Slam turnuvalarındaki üst üste 28. çeyrek finaline yükseldi. Federer, şu ana kadarki performansıyla bir Grand Slam uzmanı olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Djokovic de zorlu Del Potro sınavının ardından çıktığı Gasquet mücadelesinde 6-4, 6-4 ve 6-2'lik setlerle turladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayanlarda ise geçen yılın şampiyonu Francesca Schiavone, zorlu Jankovic engelini 6-3, 2-6 ve 6-4'lük setlerle aştı ve çeyrek finale yükseldi. İki tenisçinin basit hata sayıları birbirine yakın olmasına rağmen winnerlarda rakibine 33-23 üstünlük kuran Schiavone, maçı kazanan taraf oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünün sürpriz sonucu ise Rus Vera Zvonareva'dan geldi. Vatandaşı Pavlyuchenkova'ya 7-6(4), 2-6 ve 6-2'lik setlerle elenen 3 numaralı seribaşı, turnuvaya 4. turda havlu attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/13ms.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/13ms.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/13ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/13ws.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5040367029794731932?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5040367029794731932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5040367029794731932&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5040367029794731932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5040367029794731932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-8-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 8. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ApoyoOIS7k8/TeOBpgJfe2I/AAAAAAAACRE/YQXMgoiPhIA/s72-c/IMG_0277-RolandGarrosballinfrontofc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5360467487050830542</id><published>2011-05-29T00:33:00.006+03:00</published><updated>2011-05-29T01:16:13.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 7. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-2y4Rf7YIJT8/TeFxAOdQ7DI/AAAAAAAACQ0/c0wexYnLNYs/s1600/rolandgarros990.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 106px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2y4Rf7YIJT8/TeFxAOdQ7DI/AAAAAAAACQ0/c0wexYnLNYs/s320/rolandgarros990.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611890859375127602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bu yıl tam anlamıyla favorilerin döküldüğü turnuva haline gelen Roland Garros'ta 7. günde sürpriz bir sonuç alınmadı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Bp3kgJiWoJ8/TeF0H0KeUTI/AAAAAAAACQ8/YfPDe6y7AUk/s1600/535dbd060b9de7f8b933dd3388fb7bcc-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 148px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Bp3kgJiWoJ8/TeF0H0KeUTI/AAAAAAAACQ8/YfPDe6y7AUk/s200/535dbd060b9de7f8b933dd3388fb7bcc-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611894288290828594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Setlerde skor 1-1 iken havanın kararması sebebiyle bugüne ertelenen maçta Novak Djokovic, sürprize izin vermedi ve henüz 3. turda böylesine zorlu bir testi de başarıyla geçmiş oldu. Sırp raket, Juan Martin Del Potro'yu 6-3, 3-6, 6-3 ve 6-2'lik setlerle eleyerek adını 4. tura yazdırdı. Turnuva başındaki değerlendirmelerimde Juan Martin Del Potro'nun durumunun soru işareti olduğunu belirtmiştim. Ki Tandilli de bu yorumuma son derece liyakat eden bir grafik çizerek turnuvaya veda etti. Dün 2. sette Djokovic'i terleten Del Potro, bugün oynanan iki sette winner-basit hata sayısında çok kötü bir istatistikle oynadı ve haliyle elendi. Ancak dün de yazdığım gibi kimsenin kendisine bir şey diyecek hali yok bu yüzden. Çünkü karşısında bu sezon hiç maç kaybetmemiş bir Djokovic vardı.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria Sharapova, 2. turda oynadığı gerilim dozu yüksek karşılaşmadan sonra bugün görece daha rahat bir maç çıkardı ve Tayvanlı rakibi Yung-Jan Chan'ı 6-2 ve 6-3'lük setlerle turnuvanın dışına itti. Skor sizi yanıltmasın. Çünkü Tayvanlı oyuncu maçın hiçbir bölümünde Sharapova'nın işinin kolaylaşmasına izin vermedi. Ancak Sharapova ile arasında büyük bir siklet farkı vardı ve Rus raket elde ettiği 7 servis kırma puanının 5'ini değerlendirerek sonuca gitti.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rafael Nadal da ilk iki turdaki zorlu maçların ardından bugün en azından skor anlamında rahat bir maç çıkardı ve Hırvat Antonio Veic'i 6-1, 6-3 ve 6-0'lık setlerle eleyerek 4. tura yükseldi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya gelmeden önce ne yaptığının bir önemi yok dediğim ve burada son 2 yılda olduğu gibi yine kafaya oynayabileceğini düşündüğüm Robin Soderling de Arjantinli Leonardo Mayer'i 6-1, 6-4 ve 6-3'lük setlerle elerken zorlanmadı. Günün zorlanmayan diğer ismi de hiç kuşkusuz Andy Murray idi. Bu yıl bana göre en iyi toprak kort sezonunu geçiren Britanyalı, Berrer engelini 6-2, 6-3 ve 6-2 ile geçti.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak tek bayanlar kanadında ise turnuvanın önemli favorilerinden olan Azarenka ve Kvitova ikilisi yollarına dolu dizgin devam ettiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros'ta günün öne çıkan gelişmeleri bu şekildeydi. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/12ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/12ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/12ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/12ws.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5360467487050830542?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5360467487050830542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5360467487050830542&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5360467487050830542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5360467487050830542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-7-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 7. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-2y4Rf7YIJT8/TeFxAOdQ7DI/AAAAAAAACQ0/c0wexYnLNYs/s72-c/rolandgarros990.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7216714647246186885</id><published>2011-05-27T23:01:00.006+03:00</published><updated>2011-05-27T23:43:01.581+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 6. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-NNuOe3oAJA0/TeALXP_xqvI/AAAAAAAACQk/STr51oGLycM/s1600/French%252BOpen%252BDay%252BFifteen%252B3QIbRJr75TLl.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-NNuOe3oAJA0/TeALXP_xqvI/AAAAAAAACQk/STr51oGLycM/s320/French%252BOpen%252BDay%252BFifteen%252B3QIbRJr75TLl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611497629762562802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros'ta 6. günü de geride bırakırken favoriler elenmeye devam etti. Wozniacki, eleneceğini düşündüğüm karşılaşmada beni yanıltmadı. Geçen yılın finalisti Stosur da enteresan bir maçın ardından turnuvaya 3. turda havlu attı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Set skorları: 6-4, 1-6, 6-3 &lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros'ta 6.  günün merkez korttaki ilk maçında geçen yılın finalisti Samantha Stosur  ile Arjantinli Gisela Dulko karşı karşıya geldi.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin açılış setine fırtına gibi giren Dulko, puanları kısa tutarak skoru bir anda &lt;strong&gt;4-0&lt;/strong&gt;'a  getirdi. Seti bitirmekte sıkıntı çeken Arjantinli raket, daha sonra  servis kırdırsa da set için servis attığı ikinci oyunda hata yapmayarak  açılış setinin galibi oldu: &lt;strong&gt;6-4.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;İlk setin sonlarından  itibaren ritmini bulmaya başlayan Stosur karşısında 2. sette Dulko  hiçbir varlık gösteremedi. Arka arkaya kırdığı servislerle farkı açan  Stosur, 2. seti &lt;strong&gt;6-1&lt;/strong&gt;'le hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin final  setine iyi giren taraf da Stosur oldu. Servis kırarak 2-1 öne geçen  rakibi karşısında pes etmeyen Dulko, bir sonraki oyunda rakibinin  avantajını sildi. Ardından Stosur'un servisini bir kez daha kıran  Arjantinli raket, bu avantajını setin sonuna kadar koruyup mücadeleden  galip ayrıldı: &lt;strong&gt;6-3.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-exrwyUzEleo/TeAMJ3iyBOI/AAAAAAAACQs/XxxoTqfeQJY/s1600/94833f1fdb14c08ad5e5329be47d63dd-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 141px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-exrwyUzEleo/TeAMJ3iyBOI/AAAAAAAACQs/XxxoTqfeQJY/s200/94833f1fdb14c08ad5e5329be47d63dd-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611498499371828450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Enteresan bir maçtı Stosur-Dulko maçı. Dulko maça öyle bir başlangıç yaptı ki ''dersini çalışmış galiba'' dedim içimden. Rallileri kısa tutuyordu ve direkt vuruşlarla sonuca gidiyordu Arjantinli. Bu da Stosur'a karşı oynayan bir oyuncunun yapması gereken doğrulardı. Ama setin sonunu getirmekte zorlandığını gördüğümüz Dulko, servislerinde de sıkıntı yaşamaya başladı. İlk setin sonundan itibaren geri dönüş sinyali veren Stosur, 2. seti farklı kazanıp final setinde de servis kırınca maç bu sefer de Stosur'a gidiyor gibiydi. Ama bu da olmadı ve bu sefer de Dulko'nun dönüşüne şahit olduk. Son gülen iyi güler hesabı maçı kazandı Arjantinli. Gelin biz buna biraz da Stosur'un hediyesi diyelim. Neticede karşısında oyun içinde inanılmaz istikrarsız grafik çizen bir rakibi vardı ve bu maçı alması gerekirdi. Ne var ki galibiyeti altın tepsiyle sundu rakibine geçen yılın finalisti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Wozniacki de 6-1 ve 6-3'le elendi Hantuchova'ya. Şaşırmadım. Zaten buraya gelirkenki durumu da kötüydü hem performans hem de fiziksel olarak.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Neticede de kortta yokları oynayan bir Wozniacki gördük bugün ve elendi Danimarkalı raket. Mental anlamda olgun olmayışı, fiziksel problemi, toprak kortta zaten sert zemindeki kadar etkili bir oyuncu olmaması gibi olumsuzlukları üst üste koyduğunuz zaman Caro'nun burada kafaya oynaması çok zordu ve oynayamadı da nitekim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer, Tipsarevic karşısında mükemmele yakın oynadığı maçı 6-1, 6-4 ve 6-3'lük setlerle kazanırken Tsonga 2-0 öne geçtiği maçta Federer'in vatandaşı Wawrinka'ya 4-6, (3)6-7, 7-6(5), 6-2 ve 6-3'lük setlerle yenilerek elendi. Ana tablonun son 16'lık bölümündeki merakla beklediğim maçta ise Richard Gasquet, Thomaz Bellucci'yi 6-2, 6-3, 3-6 ve 6-3'lük setlerle eleyerek adını 4. tura yazdırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roland Garros'un 6. gününe ilişkin anlatacaklarım bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle efendim. Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Haber: Tenishaber.com&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar:&lt;/span&gt; &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/11ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/11ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar:&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/11ws.html"&gt; http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/11ws.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7216714647246186885?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7216714647246186885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7216714647246186885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7216714647246186885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7216714647246186885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-6-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 6. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-NNuOe3oAJA0/TeALXP_xqvI/AAAAAAAACQk/STr51oGLycM/s72-c/French%252BOpen%252BDay%252BFifteen%252B3QIbRJr75TLl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7108534879921472310</id><published>2011-05-27T22:26:00.005+03:00</published><updated>2011-05-27T22:51:51.625+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>''La Torre De Tandil''</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-DZOA7lzGbgc/Td__xj7POPI/AAAAAAAACQc/FiFdIC0DPe4/s1600/ap-201105271326484005788.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 241px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-DZOA7lzGbgc/Td__xj7POPI/AAAAAAAACQc/FiFdIC0DPe4/s320/ap-201105271326484005788.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611484887649302770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Djokovic-Del Potro maçının zor geçeceğini söyleyenler yanılmadı. Havanın kararması sebebiyle tatil edilen mücadelede setlerde 1-1'lik eşitlik söz konusu. İlk seti 6-3 kazanan Djokovic, 2. seti aynı skorla Del Potro'ya bırakmak zorunda kaldı. Aslında açılış setine formsuzluğundan ötürü kötü giren bir Del Potro vardı. Öyle ki sürekli vuruş kaçırdı. Bu durumda da Djokovic'in fazla bir şey yapması gerekmedi işin aslı. Ancak setin sonlarından itibaren ritmini bulan Arjantinli, Djokovic'i baskı altına alıp 2. seti hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl mı başardı bunu Arjantinli? Elbette müthiş servisleri ve devasa forehand'i ile. Olayın teknik analizi şu: Del Potro uzun kollarının avantajını müthiş kullanıyor. Teniste back-swing dediğimiz vuruş anından önce raketi açma hareketi sayesinde hem forehand'inde hem de backhand'inde müthiş bir güç üretiyor Arjantinli. Öyle ki raketten adeta bir füze çıkıveriyor ve bu toplar rakibi inanılmaz hırpalıyor. Serviste ise uzun boyunun avantajından müthiş istifade ettiğini belirtmeme gerek bile yok zaten Tandillinin. Eğer Djokovic maçı kazanmak istiyorsa Delpo'nun forehand'inden kaçmak zorunda. Bunun başka yolu yok.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz bin kişilik Tandil kasabasının gururu, realist ve mücadeleci ruhuyla geri dönüş yolunda ilerliyor. Bunu Djokovic galibiyetiyle başlatırsa ne ala. Ama başlatamasa da kimsenin kendisine bir şey diyeceğini sanmıyorum. Bakalım rüya gerçek olacak mı? İzleyip görelim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7108534879921472310?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7108534879921472310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7108534879921472310&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7108534879921472310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7108534879921472310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/la-torre-de-tandil.html' title='&apos;&apos;La Torre De Tandil&apos;&apos;'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-DZOA7lzGbgc/Td__xj7POPI/AAAAAAAACQc/FiFdIC0DPe4/s72-c/ap-201105271326484005788.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5108284941313703571</id><published>2011-05-26T23:18:00.011+03:00</published><updated>2011-05-27T00:01:57.214+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 5. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-n_-hooYrZ_Q/Td6-IbXOkwI/AAAAAAAACQM/w9m8suS1XXM/s1600/1297648085.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-n_-hooYrZ_Q/Td6-IbXOkwI/AAAAAAAACQM/w9m8suS1XXM/s320/1297648085.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611131237743629058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros'ta 5. günü de geride bıraktık. Turnuvada bugün de büyük sürprizler yaşandı. Özellikle Kim Clijsters'ın elenişi, yenin günü ilk şoku gibiydi. Clijsters'tan sonra Sharapova da mı gidiyor derken Rus fenomen ''Hiçbir yere gitmiyorum.'' dedi. Geçen yıl yarı final oynayarak büyük bir başarının altına imza atan Melzer'in bu yılki Roland Garros macerası ise sadece iki tur sürdü. Nadal set kaybetmeden kazandı ama yine büyük efor harcadı. Soderling, Murray ve Azarenka da 2. tur engelini set vermeden aştılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Set skorları: 3-6, 7-5, 6-1&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Son Avustralya Açık  şampiyonu ve turnuvanın tek bayanlardaki 2 numaralı seribaşı ismi  Belçikalı Kim Clijsters, Hollandalı Arantxa Rus'a 3 set sonunda  yenilerek turnuvaya 2. turda havlu attı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Açılış setini rakibinin servisini 3 kez kırarak kazanan Belçikalı tenisçi, 2. sette de &lt;strong&gt;5-2&lt;/strong&gt; öne geçmişti. Oyunun bu bölümünde &lt;strong&gt;2 maç puanından yararlanamayan&lt;/strong&gt; Clijsters'ın artan basit hata ve çift hata sayıları genç Hollandalıyı maça döndürdü. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;2-5'ten sonra oynanan &lt;strong&gt;12 oyunun 11'ini kazanma başarısı gösteren&lt;/strong&gt; 20 yaşındaki Arantxa Rus, son iki seti sırasıyla &lt;strong&gt;7-5 &lt;/strong&gt;ve &lt;strong&gt;6-1&lt;/strong&gt;'lik skorlarla kazanarak adını 3. tura yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Clijsters'ın maç genelinde yaptığı &lt;strong&gt;10 çift hata ve 65 basit hata&lt;/strong&gt; bu sonucun en büyük sebebi olurken mart ayından bu yana ilk turnuvasını oynayan ve Roland Garros'a &lt;strong&gt;2006 &lt;/strong&gt;yılının ardından ilk kez katılan Belçikalının macerası sadece 2 tur sürmüş oldu.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Hollandalı Arantxa Rus ise, 3. turda &lt;strong&gt;Maria Kirilenko-Chanelle Scheepers &lt;/strong&gt;maçının galibiyle karşılaşacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Lz2pgYCwfiM/Td6-a1oUriI/AAAAAAAACQU/OzlM3sTrShI/s1600/cbea3ad09035cf604601c53f6812b6dc-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 141px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Lz2pgYCwfiM/Td6-a1oUriI/AAAAAAAACQU/OzlM3sTrShI/s200/cbea3ad09035cf604601c53f6812b6dc-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611131554032299554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Clijsters'ın ilk tur maçını da takip etme fırsatı bulmuştum. O maçta gördüğüm, Clijsters'ın oyun içinde istikrarsız olduğuydu. Yani bir yerde lastiğin patlayacağı belliydi ama bu biraz erken ve beklenmedik bir şekilde oldu açıkçası. Mart ayından beri katıldığı ilk turnuvaydı bu Clijsters'ın ve daha da kötüsü 2009 yılındaki dönüşünden bu yana toprak korttaki 5. maçını oynadı Belçikalı raket. Hal böyle olunca haberde belirttiğim basit hata ve çift hata sayılarındaki anormal fazlalık da normal bir durum oluveriyor. Rakipleri toprak sezonunda birçok önemli turnuvaya katılırken Clijsters'taki maç eksikliği çok büyük bir handikaptı elbette ama doğrusunu söylemek gerekirse ben Clijsters'ın vücut diline baktığımda müsabık bir tavır da göremedim.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sharapova, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi fantastik bir maç oynadı. 3-6, 1-4'e kadar tanınmaz bir Sharapova vardı hakikatten kortta. Ama 17 yaşındaki Caroline Garcia için asıl büyük zorluk, Sharapova'yı yenmeye yaklaştığı anlarda başlayacaktı. Öyle de oldu ve Sharapova arka arkaya 11 oyun kazanarak bitirdi bu mücadeleyi. Fil hafızasına sahip Fransız seyircisiyle yaşanan gerilim umarım Sharapova'nın başına büyük bir iş açmaz ama bu tip maçların Sharapova ayarındaki oyuncular için iyi geldiği çokça kez tecrübe edildi. Bugün isminin gücüyle bu maçı kazanan Sharapova, en önemli favorilerden biri olarak gösterildiği turnuvada kalan bölüm için silkelenip kendine gelebilir. İzleyip göreceğiz.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melzer, bugün Çek rakibi Lukas Rosol'e 5 setlik maraton bir maçın ardından mağlup oldu: (4)6-7, 6-4, 4-6, 7-6(3), 6-4. Ben Soderling, Berdych ve Melzer'i birlikte değerlendirdiğim kategoride Melzer'in bu üçlü içerisindeki en şanssız isim olduğunu ve erken elenebileceğini belirtmiştim. Çünkü Melzer'in bana göre bu yıl maç eksikliğiyle birlikte birtakım önemli problemleri vardı buraya gelmeden evvel. Berdych'ten böyle bir ilk tur kaybı beklemiyordum ama dediğim gibi Melzer'in bu sonucu beni şaşırtmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bugünlük de burada bırakalım değerli tenisseverler. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Haber: Tenishaber.com&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/10ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/10ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/10ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/10ws.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5108284941313703571?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5108284941313703571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5108284941313703571&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5108284941313703571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5108284941313703571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-5-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 5. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-n_-hooYrZ_Q/Td6-IbXOkwI/AAAAAAAACQM/w9m8suS1XXM/s72-c/1297648085.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-3513117712484895565</id><published>2011-05-26T20:49:00.005+03:00</published><updated>2011-05-26T21:34:13.697+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Sharapova'dan Kapak Gibi Galibiyet!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-7o1VCcBvuso/Td6XtOrXaCI/AAAAAAAACQE/fAaEF1C-YsA/s1600/66bc030c232049a7e39b789539116943-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 124px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7o1VCcBvuso/Td6XtOrXaCI/AAAAAAAACQE/fAaEF1C-YsA/s200/66bc030c232049a7e39b789539116943-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611088989040109602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Başlığın agresyon derecesi ortada. Bir Sharapova hayranı olarak inanılmaz sinirlendim çünkü maç içinde kendisine yapılanlara. Ama motivasyon delisi, büyük şampiyon Maria Sharapova'nın yaptığı en iyi işlerden biridir bu: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ders vermek. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bugün de son 11 oyunun tamamını kazanarak susturdu küstah Fransızları: 3-6, 6-4, 6-0.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk setin sonları... Sharapova iyi günlerinden birinde değil ve ilk set gidici. Sharapova topu fileye taktı. Arkasından kort yıkıldı! Tenis maçı değil de başka bir şey sanki. Sırf kortta kendi vatandaşları oynuyor diye Sharapova'ya yapmadıklarını bırakmadılar. İkinci sette skor 4-4, 30-30. Oldukça gerilimli bir puan oynanıyor. Sharapova puanı kazandıktan sonra haklı olarak reaksiyon gösteriyor. Ancak gözü dönmüş Fransız seyircisi skorun kritik olduğunun farkında bile değil. Bildikleri tek bir şey var: Yuh! Böylesine büyük bir sporcuyu maç sonunda selam verirken bile yuhaladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız bir yazardan okumuştum birkaç yıl önce ''İki ayağı boktayken göğsünü kabartarak gezen tek hayvan horozdur.'' diye. Şu durumun üstüne cuk diye oturan bir söz açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl Monfils'i yenen Fognini'nin verdiği dersten sonra bu yıl da Sharapova'dan kapak gibi bir cevap geldi Fransızlara. Ama nafile. Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir çünkü.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-3513117712484895565?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/3513117712484895565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=3513117712484895565&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3513117712484895565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3513117712484895565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/sharapovadan-kapak-gibi-galibiyet.html' title='Sharapova&apos;dan Kapak Gibi Galibiyet!'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7o1VCcBvuso/Td6XtOrXaCI/AAAAAAAACQE/fAaEF1C-YsA/s72-c/66bc030c232049a7e39b789539116943-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8567904578361930130</id><published>2011-05-26T11:23:00.004+03:00</published><updated>2011-05-26T12:16:37.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 4. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-snf5vRpqXqo/Td4Yp-b0hyI/AAAAAAAACP0/nAcpvwT1hl0/s1600/234410-img-19956-hr.jpg.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-snf5vRpqXqo/Td4Yp-b0hyI/AAAAAAAACP0/nAcpvwT1hl0/s320/234410-img-19956-hr.jpg.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610949295163606818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Dünkü yorgunluğum sebebiyle yazı bugüne sarktı. Dersler, Tenishaber, Marsel, blog falan derken bu yoğun tempo haliyle yoruyor bizi. O yüzden affınıza sığınalım ve uzatmadan günün detaylarına geçelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Turnuvanın tek  bayanlardaki 1 numaralı seribaşı ismi Caroline Wozniacki, oldukça  çekişmeli geçen mücadele sonunda Kanadalı Aleksandra Wozniak'ı &lt;strong&gt;6-3&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;7-6&lt;/strong&gt;'lık setlerle elemeyi başardı.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Açılış setinde arka arkaya kırdığı servislerle skoru bir anda &lt;strong&gt;5-1&lt;/strong&gt;'e  getiren Danimarkalı raket, setin sonunu getirmekte zorlansa da set için  servis attığı ikinci oyunda hata yapmayarak sonuca gitti: &lt;strong&gt;6-3.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;İlk setin  sonlarından itibaren oyununu iyileştiren Wozniak, 2. sette de bu  çıkışını sürdürdü ve Wozniacki'ye servis kırma şansı vermedi. Karşılıklı  kazanılan servis oyunlarıyla tie-break'e giden sette gerilim yükseldi. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Wozniak'ın &lt;strong&gt;3 set puanı&lt;/strong&gt;  elde ettiği puandan sonra mücadelenin sandalye hakemiyle uzun süreli  bir tartışmaya giren Wozniacki, bu 3 puanının tamamını bertaraf etti ve  arka arkaya kazandığı 5 puanla maçı iki sette noktalamayı başardı: &lt;strong&gt;7-6(6)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Wozniacki 3. turda &lt;strong&gt;Sara Errani-Daniela Hantuchova&lt;/strong&gt; galibiyle karşılaşacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-u1VI6FC00IY/Td4aZ59l1GI/AAAAAAAACP8/5ICo_TgFojo/s1600/b2c3fb5cdcc7c2768367bd94fadc898a-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 133px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-u1VI6FC00IY/Td4aZ59l1GI/AAAAAAAACP8/5ICo_TgFojo/s200/b2c3fb5cdcc7c2768367bd94fadc898a-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610951218108421218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tenishaber'e ''Sinir harbini Wozniacki kazandı.'' başlığını uygun görmüştüm bu maç için. Çünkü ikinci setin özellikle son kısmı gerçek anlamda bir sinir harbiydi. Bundan da ziyade ben Wozniacki'de maçın başından sonuna kadar bir gerginlik sezmiştim. Bunun sebebinin de istediği oyunu tam anlamıyla korta yansıtamaması olduğunu düşünüyorum. Zira dün 24 basit hatayla karşılaşmayı tamamladı Wozniacki ve özellikle file önünde inanılmaz hatalar yaptı. Tabii Wozniacki çok agresif bir forehand'e ve backhand'e sahip değil ve bu durum da filedeki başarısızlığının en büyük sebeplerinden biri ama dün filede aynı zamanda çok yanlış seçimler yapan bir Wozniacki vardı. İşte tüm bunlar karşısında mental olgunluk gösteremediğini gördük Woz'un. Bu da kötü oyunuyla birlikte ilerleyen turlar için büyük sıkıntı teşkil edecektir. WTA'in turnuvalarında sürekli olarak babası Piotr'ı korta çağıran Woz, kendisi için stresli devam etmesi kuvvetle muhtemel olan bir Grand Slam turnuvasında kendi ayakları üzerinde durmak zorunda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Günün merkez korttaki son maçında ise bayanlarda son şampiyon Francesca Schiavone, Vesna Dolonts'u 6-1 ve 6-2'lik setlerle geçti. Skorun çok rahat olduğu sizi yanıltmasın. Çünkü birçok oyunun kaderi 40-40'tan sonra çizildi maç içerisinde. Schiavone, gerçekten turun en komple oyuncularından biri. Servis, forehand'i, backhand'i, slice'ı, drop shotları ve en önemlisi o müthiş geri çizgi oyunu takdire şayan. Ancak geçen yılki oyununun biraz uzağında maalesef İtalyan raket. Öyle ki dün de birçok vuruş kaçırdı ve winner'ından daha çok basit hatayla oynadı Francesca. (14-21) Bu turlar için sıkıntı yaratmadı tabii ama ilerleyen turlarda güçlü rakipler karşısında başına bela açabilir bu durum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Günün en dramatik karşılaşmasında ise Zvonareva, Lisicki'yi 4-6, 7-5 ve 7-5'lik setlerle eledi. 3. sette Alman raket, 5-2 öndeydi ve Zvonareva'nın servisinde maç puanı yakalamıştı. Ne var ki Rus tenisçi bu noktadan müthiş bir geri dönüşe imza attı ve arka arkaya 5 oyun birden kazanarak adını 3. tura yazdırdı. Ancak bu geri dönüşte Lisicki'nin sakatlığının da büyük etkisi vardı. Maç sonunda sedyeyle kortu terk eden genç raket, gözyaşlarına hakim olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Djokovic, bu yılki üst üste 39. galibiyetini elde etti. Mücadelede skor Djokovic lehine 6-4, 6-1, 2-3 iken Hanescu sakatlığı sebebiyle maçtan çekildi. İsviçreli yaşayan efsane Roger Federer içinse 2. tur maçı, bir Grand Slam ana tablo maçından daha çok bir antrenman maçı oldu. Ev sahibi ülkeden Teixeira'yı 6-3, 6-0 ve 6-2 ile geçen Federer, kortta sadece 84 dakika harcadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roland Garros'un 4. gününde öne çıkanlar da bu şekildeydi. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle efendim... Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/09ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/09ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/09ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/09ws.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/span&gt;Haber: Tenishaber.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8567904578361930130?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8567904578361930130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8567904578361930130&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8567904578361930130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8567904578361930130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-4-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 4. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-snf5vRpqXqo/Td4Yp-b0hyI/AAAAAAAACP0/nAcpvwT1hl0/s72-c/234410-img-19956-hr.jpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6175065669427651295</id><published>2011-05-25T23:08:00.004+03:00</published><updated>2011-05-25T23:27:50.818+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Unutmadık Kurduğumuz O Düşleri(2)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-vraDhV2hL6Q/Td1iegcRLBI/AAAAAAAACPs/lTEC9gYObgo/s1600/s0zhgy.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-vraDhV2hL6Q/Td1iegcRLBI/AAAAAAAACPs/lTEC9gYObgo/s200/s0zhgy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610748987017604114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Yandaki tablo, Roland Garros'taki ace sıralamasını gösteriyor. Listenin en tepesinde ise bir Türk: Marsel İlhan. Az evvel 3. turu ucundan kaçıran milli tenisçimiz, 49 ace ile 2. sıradaki Montanes'in 26 ace önünde. Bugün 5-5, 0-40'tan sonra 1 puan daha alabilse, Fognini maçında daha da yükseltecekti bu sayıyı. Hatta kim bilir, belki turnuvanın sonunda da bu pozisyonu koruyacaktı. Ama olmadı. Nasip, kısmet. Zaten mesele o değil. Burada üzerinde durulması gereken Marsel'in bize yaşattığı gururlar ve Türk tenisinin yükselen ivmesi. Tekrar söylüyorum: 5 yıl önce şu tabloyu ve son 3 yılda yaşananları kim hayal edebilirdi ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ve şunu üstüne basa basa vurgulamak gerekiyor: Marsel'in başarılarının futboldaki devamı gelmeyen başarılara benzememesi gerekiyor. Bunun için de hem tenisi yönetenlere hem de bizlere büyük sorumluluk düşüyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6175065669427651295?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6175065669427651295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6175065669427651295&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6175065669427651295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6175065669427651295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/unutmadk-kurdugumuz-o-dusleri2.html' title='Unutmadık Kurduğumuz O Düşleri(2)'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-vraDhV2hL6Q/Td1iegcRLBI/AAAAAAAACPs/lTEC9gYObgo/s72-c/s0zhgy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-4247334129453358475</id><published>2011-05-25T22:35:00.001+03:00</published><updated>2011-05-25T22:38:06.945+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Marsel Turu Ucundan Kaçırdı!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Ec9EEPSzryk/Td1aWnqXUgI/AAAAAAAACPk/NJrESVHVbJU/s1600/4876.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 198px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Ec9EEPSzryk/Td1aWnqXUgI/AAAAAAAACPk/NJrESVHVbJU/s320/4876.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610740055423799810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Set skorları: 4-6, 6-1, 2-6, 6-4, 11-13&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin ilk setinde ilk 6 oyun karşılıklı kazanılan servislerle geçti. Setin &lt;strong&gt;7&lt;/strong&gt;. oyununda Garcia Lopez, bu sette yakaladığı ilk ve tek servis kırma şansını olumlu yönde kullanınca set İspanyolun oldu: &lt;strong&gt;4-6.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Milli tenisçimiz,  kaybettiği ilk setin ardından servis atarak başladığı 2. sette ilk oyunu  rahat kazandı. Akabinde Lopez de kendi servisinde hata yapmadı. Ancak  tam bu noktadan sonra Marsel fırtınası başladı. 1-1'den sonra arka  arkaya &lt;strong&gt;5 &lt;/strong&gt;oyun birden kazanan Marsel, 2. seti &lt;strong&gt;6-1&lt;/strong&gt;'le kazandı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Marsel'in kazandığı  2. setin ardından 3. sete hızlı giren taraf ise 30 numaralı seribaşı  Garcia Lopez oldu. Arka arkaya 3 oyun birden kazanarak skoru bir anda &lt;strong&gt;3-0&lt;/strong&gt;'a getiren Lopez, sonraki bölümde milli tenisçimizin servisini bir kez daha kırarak setlerde 2-1 öne geçti: &lt;strong&gt;2-6.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;4. setin hemen başında iki taraf da birbirinin servisini kırdı. 4-4'e kadar eşitlik bozulmazken setin &lt;strong&gt;9&lt;/strong&gt;.  oyununda rakibinin servisini bir kez daha kıran Marsel, set için servis  attığı oyunda hata yapmayarak bu zorlu mücadeleyi final setine taşıdı:&lt;strong&gt; 6-4.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt; Final setindeki &lt;strong&gt;11&lt;/strong&gt;. oyununda arka arkaya &lt;strong&gt;3&lt;/strong&gt;  kez servis kırma şansı elde eden Marsel, bu şansların hiçbirini olumlu  yönde kullanamadı. Milli tenisçimizin daha sonra elde ettiği fırsatları  da bertaraf eden Lopez, setin &lt;strong&gt;24&lt;/strong&gt;. oyununda Marsel'in servisinde &lt;strong&gt;3 &lt;/strong&gt;maç puanı elde etti ve bu puanların üçüncüsünde sonuca giderek kariyerinde ilk kez Roland Garros'ta 3. tura yükseldi: &lt;strong&gt;11-13.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;font-size:130%;"&gt;Tenishaber&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;Yunus Dilber&lt;p&gt;   &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-4247334129453358475?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/4247334129453358475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=4247334129453358475&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4247334129453358475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/4247334129453358475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/marsel-turu-ucundan-kacrd.html' title='Marsel Turu Ucundan Kaçırdı!'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Ec9EEPSzryk/Td1aWnqXUgI/AAAAAAAACPk/NJrESVHVbJU/s72-c/4876.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5128722588265576337</id><published>2011-05-24T22:14:00.010+03:00</published><updated>2011-05-24T23:10:17.587+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 3. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-pR60kFyqzyc/TdwNtfwMAqI/AAAAAAAACPM/kZK2EI0zcmA/s1600/610xCVBNSFGDH.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pR60kFyqzyc/TdwNtfwMAqI/AAAAAAAACPM/kZK2EI0zcmA/s320/610xCVBNSFGDH.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610374311065682594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Fransa Açık'ta 3. gün de geride kalırken ilk tur müsabakaları tamamlandı. Bugün korta çıkan Rafael Nadal, John Isner'a karşı 5 setlik zorlu bir mücadelenin ardından galip gelebildi. Performansı merakla beklenen bir diğer isim Maria Sharapova da ilk tur rakibi Mirjana Lucic'i 56 dakika sonunda farklı bir skorla eledi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Set skorları: 6-4, 6-7, 6-7, 6-2, 6-4 &lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros merkez  kortundaki günün üçüncü maçı müthiş bir mücadeleye sahne oldu. John  Isner'ın beklenenin de üzerinde bir performans sergilediği ilk tur  maçının galibi 5 set sonunda Rafael Nadal oldu.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin açılış  setinde karşılıklı kazanılan üçer servis oyununun ardından düğümü çözen  Nadal oldu. Rakibinin servisini kırarak skoru &lt;strong&gt;4-3&lt;/strong&gt;'e getiren Nadal, avantajını setin sonuna kadar koruyup ilk seti hanesine yazdırdı:&lt;strong&gt; 6-4.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Nadal, 2. sete de iyi giren taraftı. Henüz ilk oyunda rakibinin servisini kırmayı başaran Nadal'ın avantajı &lt;strong&gt;8&lt;/strong&gt;.  oyunda son buldu. Servis kırarak sete yeniden ortak olan Isner,  tie-break'e taşıdığı seti tie-break setindeki kusursuz performansıyla &lt;strong&gt;7-6(2)&lt;/strong&gt; kazandı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Maçın 3. seti  karşılıklı kazanılan servis oyunlarına sahne oldu. İki taraf da  birbirlerinin servislerini kıramazken setin sonucunu bir önceki sette  olduğu gibi tie-break tayin etti. Tei-break setinde arka arkaya  kazandığı puanlarla seti kazanma yolunda büyük bir avantaj elde eden  Isner, 3. seti de &lt;strong&gt;7-6(2)&lt;/strong&gt;'lık skorla hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;4. sete iyi başlayan taraf Nadal oldu. &lt;strong&gt;3&lt;/strong&gt;. oyunda rakibinin servisini kıran Nadal, oyundan düşen rakibi karşısında &lt;strong&gt;7&lt;/strong&gt;. oyunda da servis kırarak seti farklı bir skorla tamamladı: &lt;strong&gt;6-2.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Final setine Isner'ın servis oyunuyla başlanırken Nadal, aynı 4. sette olduğu gibi yine &lt;strong&gt;3&lt;/strong&gt;.  oyunda rakibinin servisini kırdı. Mücadeleyi bırakmayan rakibi  karşısında hata yapmayan Nadal, avantajını setin sonuna kadar korudu ve  final setini de 6-4'lük skorla kazanarak bu müthiş mücadeleden  galibiyetle ayrılan taraf oldu.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Kariyerinde ilk kez  Roland Garros'ta ilk turda set kaybeden ve yine kariyerinde ilk kez bu  turnuvada 5 setlik bir maç oynayan Nadal'ı 2. turda İspanyol &lt;strong&gt;Pablo Andujar&lt;/strong&gt; bekliyor.   &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-09u-_-Toh8w/TdwQImYphcI/AAAAAAAACPU/uQqiGCYrcTQ/s1600/2d85dccd5b61eede74ecf925f897cd5a-getty-112295955jd309_2011_french_.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 133px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-09u-_-Toh8w/TdwQImYphcI/AAAAAAAACPU/uQqiGCYrcTQ/s200/2d85dccd5b61eede74ecf925f897cd5a-getty-112295955jd309_2011_french_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610376975725725122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Rafael Nadal, bana göre beklenenden de zor bir şekilde kazandı bugün. İlk turda John Isner ile karşılaşacağı belli olduğu zaman bu işten biraz anlayan herkes Nadal'ın zorlanabileceğini tahmin ediyordu. Lakin açık konuşmak gerekirse ben 5 setlik bir mücadeleyi aklımın ucundan dahi geçirmiyordum. Çünkü Nadal karşısında bu kadar çetin ceviz bir Isner beklemiyordum. Ne var ki Birleşik Amerikalı raket beni yanılttı. Nadal'ın bilhassa son dönemde Isner gibi uzun boylu ve çok etkili servisler üreten oyuncular karşısında büyük sıkıntı çektiği biliniyordu. Aynı durum bugün de tezahür etti. Isner, ilk sette istediği sonucu elde edememesine ve ikinci sete servis kırdırarak başlamasına rağmen mücadeleyi bırakmadı ve file önündeki hatalarını minimuma indirerek Nadal'a oyununu kabul ettirdi. Bunun da skora yansıması Nadal'ın tie-break ile kaybettiği iki set oldu. Buraya kadar her şey güzeldi Isner açısından. Ancak son 2 sete girilirken büyük bir handikap vardı. O da bu stildeki oyuncuların uzayan mücadelelerde çaptan düşebilmeleriydi. Aynısı oldu ve Isner oyun ilerledikçe servisteki etkinliğini ve buna bağlı olarak da file önündeki istikrarını yitirdi. Nadal 6-2 aldığı 4. setin ardından final setinde erken bir şekilde servis kırma avantajını yakaladı ve Isner'ın tüm mücadelesine rağmen hata yapmayarak mücadeleden galip ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros'ta üçüncü günün merkez korttaki ikinci maçı, Rus Maria Sharapova ile Hırvat Mirjana Lucic'i karşı karşıya getirdi.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Açılış setine iki  tenisçi de çok iyi servis atarak başlasa da düğümü, setin 7. oyununda  servis kıran Sharapova çözdü. 9. oyunda rakibinin servisini bir kez daha  kıran Sharapova ilk seti &lt;strong&gt;6-3&lt;/strong&gt;'lük skorla hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;İkinci sette ise oyunu Sharapova domine etti. Maç genelinde rakibine servislerinde sadece &lt;strong&gt;5 &lt;/strong&gt;puan kaptıran Sharapova, kusursuz bir performans sergilediği 2. seti oyun dahi vermeden 6-0'la kazanınca &lt;strong&gt;56&lt;/strong&gt; dakika sonunda adını 2. tura yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Sharapova, 2. turda ev sahibi ülkeden &lt;strong&gt;Caroline Garcia&lt;/strong&gt; ile karşılaşacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-o9DjuiNJYN8/TdwQXUTpkPI/AAAAAAAACPc/c1reAjtkxic/s1600/bcdf2cb6f3553133565b7793b9c43376-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 126px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-o9DjuiNJYN8/TdwQXUTpkPI/AAAAAAAACPc/c1reAjtkxic/s200/bcdf2cb6f3553133565b7793b9c43376-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610377228570956018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Öncelikle boş bir oyuncu olmadığını söylemek gerekiyor Hırvat Mirjana Lucic'in. Benim küçükken oynadığım bir tenis oyununda dahi bulunan popüler bir yüz olduğu gibi henüz 15 yaşındayken Martina Hingis ile birlikte Avustralya Açık çiftler zaferi yaşamış bir oyuncudur Lucic. Zaten tenis geçmişi biraz eski olanlar bunun farkındadırlar. İşte o Lucic, bugün maça çok iyi servis atarak başladı ve ilk 6 oyun karşılıklı kazanılan 3'er servis oyunuyla neticelendi. Ancak Sharapova hem büyük bir tenisçiydi hem de maça çok iyi konsantre olmuştu. Düğümü çözen servis kırmayı gerçekleştirdikten sonra aynı konsantrasyonla oyununu oynamaya devam eden Sharapova, 3-3'ten sonra oynanan 9 oyunun tamamını kazanarak biraz motivasyon eksikliğinde başına bela olabilecek bir rakibi farklı bir skorla elemiş oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Günün takip edebildiğim diğer maçı ise merkez korttaki ilk maç olan ve Gajdosova'nın 6-3 ve 6-1'lik setlerle kazandığı Gajdosova-Razzano maçıydı. İki oyuncunun da servisinde sıkıntı yaşadığı seyir zevki olmayan bir mücadeleydi. İlk set sonundaki istatistiklerde Razzano'nun 7 servis kırma şansından sadece 1'ini değerlendirebildiği görülürken Gajdosova'nın 5 şansının 3'ünü olumlu yönde kullanmış olması, vasat seyreden bir mücadelede rakibinden biraz daha iyi oynayanın kritik anlardaki üstünlüğüyle sonuca gittiğinin ispatı gibiydi. Gajdosova, ikinci sette farkı açtığı anlarda Razzano'nun da düşen performansının etkisiyle oynadıkça açılıyormuş izlenimi verse de maç için servis attığı oyunda 2 servis kırma puanını bertaraf etmek zorunda kalarak ilerleyen turlarda işinin çok zor olduğunu gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roland Garros'ta 3. güne dair izlenimlerim bu şekildeydi. Tekrardan görüşmek dileğiyle... Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/08ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/08ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/08ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/08ws.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Haberler: Tenishaber.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5128722588265576337?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5128722588265576337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5128722588265576337&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5128722588265576337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5128722588265576337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-3-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 3. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pR60kFyqzyc/TdwNtfwMAqI/AAAAAAAACPM/kZK2EI0zcmA/s72-c/610xCVBNSFGDH.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1168921522823939659</id><published>2011-05-23T22:00:00.020+03:00</published><updated>2011-05-25T09:33:51.511+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 2. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-9DdcaF4b0hM/Tdq7adnPieI/AAAAAAAACO0/oA9XXE04X0M/s1600/610x.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 206px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-9DdcaF4b0hM/Tdq7adnPieI/AAAAAAAACO0/oA9XXE04X0M/s320/610x.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610002349143591394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Evet efendim, geldik ikinci günün de sonuna. İzlenesi maçlardan yoksun bir programa sahip olan ilk günün ardından favori tenisçileri kortlarda terlerken gördük bugün. Son şampiyon Schiavone kaldığı yerden devam ederken Wozniacki zorlanması beklenen maçta Date-Krumm’a sadece 2 oyun bıraktı. Federer, Lopez karşısında bu kez rahat kazanırken Djokovic, De Bakker karşısında ‘’terör estirmeye devam’’ dedi. Turnuvanın ikinci büyük şokunu Thomas Berdych’in yarattığı ikinci günde Marsel İlhan’ın yaşattığı gurur unutulmazlarımız arasına girdi. Gelin bugün Paris'te yaşananları bir de detaylı inceleyelim o zaman.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Geçtiğimiz yıl bu  turnuvayı kazanarak çok büyük bir başarının altına imzasını atan  Francesca Schiavone, bu yılki Roland Garros'a da kusursuz bir başlangıç  yaptı.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Geri çizgideki dinamik oyununu maç boyu korta yansıtmayı başarabilen İtalyan raket, genç rakibini &lt;strong&gt;62 &lt;/strong&gt;dakika sonunda &lt;strong&gt;6-2&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;6-0&lt;/strong&gt;'lık setlerle eleyerek adını bir üst tura yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Son şampiyon, 2. turda ise Rus &lt;strong&gt;Vesna Dolonts&lt;/strong&gt;'u karşısında bulacak. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;font-size:130%;"  &gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-a-nhVbn6rWw/Tdq_EiLMhXI/AAAAAAAACO8/lTo1D8hiAR8/s1600/39e0e25630d5a06013067bc9dcf87810-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 121px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-a-nhVbn6rWw/Tdq_EiLMhXI/AAAAAAAACO8/lTo1D8hiAR8/s200/39e0e25630d5a06013067bc9dcf87810-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610006370457519474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Kuşkusuz geçen yıl Stosur ile karşılaştığı finalden önce büyük bir kesim şans tanımıyordu kendisine. Ancak finalde ortaya koyduğu performans ve ulaştığı mutlu sonla hem tenisin asla kağıt üzerinde oynanan bir oyun olamayacağını ispat etmiş hem de İtalyan tenis tarihini baştan yazmıştı 30 yaşındaki Francesca Schiavone. Buraya gelene kadar da istikrarsız bir sezon geçirdi aslında İtalyan tenisçi. Lakin geçen hafta Brüksel'de yarı final oynayarak adeta ''ben buradayım'' dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Brüksel turnuvasının hemen arefesinde çıktığı Roland Garros ilk tur mücadelesinde ise geçen sene neden şampiyon olduğunu bir kez daha gösterdi Francesca. 30 yaşında olmasına rağmen geri çizgideki dinamizmine hayran olmamanın elde olmadığı Schiavone, topları önde karşılayıp sık sık fileye gelmekten başka çaresi olmayan Oudin'e karşı baseline'da devleşti. Yeri geldi inanılmaz agresif vuruşlar çıkardı, yeri geldi yaptığı müthiş savunmaların ardından passing shot ve loblarla rakibini püskürttü. Netice itibarı ile de mücadeleden 6-2 ve 6-0'lık setlerle galip ayrılan İtalyan raket, yoluna emin adımlarla devam etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Geçtiğimiz yıllarda  birçok sürpriz sonuca imza atan ve adından sıkça söz ettiren Japon  tenisçi Kimiko Date-Krumm ile dünya 1 numarası Caroline Wozniacki'nin  mücadelesi sadece 1 saat sürdü.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;İlk sette rakibine oyun dahi vermeyen Wozniacki seti &lt;strong&gt;6-0&lt;/strong&gt;'la  noktaladı. İkinci sette maçtaki ilk oyunlarını kazanan Date-Krumm  karşısında Danimarkalı raket, 2-2'den sonra arka arkaya 4 oyun birden  kazanarak sonuca gitti: &lt;strong&gt;6-2&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Wozniacki'nin 2. turdaki rakibi ise Kanadalı &lt;strong&gt;Aleksandra Wozniak&lt;/strong&gt; olacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Wozniacki'nin ilk turda Japon Kimiko Date-Krumm'u çektiğini görünce ''acaba'' demek gayet doğal bir durumdur elbette. Zira 40 yaşındaki veteran tenisçi, bilhassa geçtiğimiz yıl birbirinden flaş sonuçlara imza atmış ve adından sıkça söz ettirmişti. Üstelik doğuştan solak olması ve her iki elini de kullanabilmesinin yanı sıra sıradışı bir stile sahip olan backhand vuruşu, turun en önemli oyuncuları arasında yer alan birçok tenisçi için büyük sıkıntı teşkil etmişti. Ne var ki bugün işler&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; hiç de öyle gitmedi. Wozniacki klasik oyun stiliyle ilk seti oyun bile vermeden kazandı ve 2. sette de düğümü çözen servis kırmayı gerçekleştirince sadece 1 saat sonunda adını 2. tura yazdırdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros'taki  ilk tur maçı için korta çıkan Roger Federer, Madrid Masters'ta üç seti  de tie-break ile sonuçlanan müthiş mücadelede yendiği Feliciano Lopez'i  bugün set vermeden eledi ve adını bir üst tura yazdırdı.&lt;/span&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin ilk setinde ilk servislerinden &lt;strong&gt;%93&lt;/strong&gt; oranında puan çıkaran Federer, &lt;strong&gt;3-3&lt;/strong&gt;'ten sonra arka arkaya &lt;strong&gt;3 &lt;/strong&gt;oyun birden kazandığı açılış setini &lt;strong&gt;6-3&lt;/strong&gt;'lük skorla hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;2. sette de rakibine  servis kırma şansı tanımayan İsviçreli raket, 5. oyunda servis kırarak  yakaladığı avantajı setin sonuna kadar koruyunca bu setten de &lt;strong&gt;6-4&lt;/strong&gt;'lük skorla galip ayrıldı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Maçın 3. setinde iki  tarafta birbirinin servisini kıramazken tie-break'te kusursuz bir  performans sergileyen Federer, bu seti de &lt;strong&gt;7-6(3)&lt;/strong&gt;'lık skorla kazanarak bir üst tura yükseldi.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Federer, 2. turda ise ev sahibi ülkeden &lt;strong&gt;Maxime Teixeira&lt;/strong&gt; ile karşılaşacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ekselansları, kendisi için sıkça yapılan yorumlardan biri olan ''vitesi yükseltmeme'' stratejisinden demetler sundu bugün ve son derece rahat bir maç çıkardı Lopez karşısında. Maçı Federer'e getiren en önemli nokta ise hiç kuşkusuz oyuna giren ilk servislerin %86'sından kazanılan puanlardı. Madrid Masters'ta ecel terleri döktüğü rakibi karşısında bu kez rahat kazanan Federer, Grand Slam arenasında büyük oyuncuları devirmenin son derece zor bir olay olduğunu bugünkü performansıyla örnekledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Turnuvanın en büyük favorisi konumundaki Novak Djokovic ise başından sonuna kadar rölantide götürdüğü maçta, Hollandalı Thiemo De Bakker'e sadece 6 oyun bıraktı: 6-2, 6-1, 6-3.  Mücadele boyunca risk almaya neredeyse hiç gereksinim duymayan Djokovic, 25 winner ürettiği maçı rakibinin yaptığı 34 basit hatayla kazandı ve bu yılki galibiyet serisini 38 maça çıkardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Günün en büyük sürprizi ise geçen yılın yarı finalisti Tomas Berdych'in elenmesiydi elbette. Profesyonel turda hiç şampiyonluk elde edemeyen ve ana tabloya elemelerden dahil olan 31 yaşındaki Stephane Robert karşısında setlerde 2-0 da öne geçmesine rağmen 5 set sonunda gelen yenilgiye engel olamadı Çek raket: 6-3, 6-3, 2-6, 2-6, 7-9.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-NhsghgjuO1k/Tdq_iJiFZYI/AAAAAAAACPE/WJQ5-9uasN4/s1600/0c7723c7ba8c2c7f11d1e9183723979f-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 116px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-NhsghgjuO1k/Tdq_iJiFZYI/AAAAAAAACPE/WJQ5-9uasN4/s200/0c7723c7ba8c2c7f11d1e9183723979f-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610006879238710658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ve gelelim milli tenisçimiz, milli gururumuz Marsel İlhan'a. Onun için ayrı bir yazı yazmak, üzerine de uzun uzun konuşmak lazım aslında. Zira Türk tenisi bence bugün tarihi günlerinden birini daha yaşadı onunla. Marsel, Tommy Haas'ı 4 set sonunda geçerek sadece 2. tura yükselmedi, aynı zamanda 4 Grand Slam turnuvasında da maç kazanan tarihteki ilk Türk tenisçi olma başarısını gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Çok değil, bundan 5 yıl evvel bana biri ''Marsel, dünya klasmanının eski 2 numarası Haas'ı bir Grand Slam'de yenecek.'' dese buna kesinlikle ihtimal vermezdim. İşte tam bu noktada çıkıyor aslında ortaya haklı gururumuzun sebebi. Çünkü Marsel, 5 yıl önce kimsenin hayal bile edemeyeceği şeyleri gerçekleştiriyor. Kaldı ki bugün dünya tenisinde önemli yer edinmiş birçok tenisçinin kariyerlerine, geçmişlerine baktığımız zaman Marsel'in tüm Grand Slamlerde maç kazanmış olmasının ne denli önemli olduğunun da idrakına varmak hiç de zor olmayacaktır. Tekrardan teşekkürler ve tebrikler Marsel.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Yolun açık olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Efendim, benden bugünlük de bu kadar. Esen kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/07ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/07ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/07ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/07ws.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Haberler: Tenishaber.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1168921522823939659?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1168921522823939659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1168921522823939659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1168921522823939659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1168921522823939659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/normal-0-21-microsoftinternetexplorer4.html' title='Roland Garros&apos;ta 2. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-9DdcaF4b0hM/Tdq7adnPieI/AAAAAAAACO0/oA9XXE04X0M/s72-c/610x.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8093593993976199045</id><published>2011-05-23T15:58:00.004+03:00</published><updated>2011-05-23T16:16:39.468+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Unutmadık Kurduğumuz O Düşleri!</title><content type='html'>&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;em&gt;Yunus Dilber'in haberi&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Set Skorları: 6-4 / 4-6 / 7-6 / 6-4 &lt;/strong&gt;&lt;/u&gt; &lt;/p&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-plur4dssPJs/TdpeDgXqQNI/AAAAAAAACOs/DucUvxttWYM/s1600/Marsel-Bayrak1-512x250.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 156px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-plur4dssPJs/TdpeDgXqQNI/AAAAAAAACOs/DucUvxttWYM/s320/Marsel-Bayrak1-512x250.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609899700165165266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Roland Garros'ta ana  tabloya kalarak tarihi bir başarıya imza atan milli tenisçi Marsel  İlhan, turnuvadaki ilk tur maçında Alman rakibi Tommy Haas önünde 4  sette galip gelerek adını 2. tura yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Mücadelenin açılış setine hızlı giren milli tenisçimiz, arka arkaya &lt;strong&gt;4 &lt;/strong&gt;oyun birden kazanarak skoru bir anda &lt;strong&gt;5-1&lt;/strong&gt;'e  getirdi. Daha sonra servis kıran Haas, set için ümitlense de set için  servis attığı ikinci oyunda hata yapmayan Marsel, ilk seti &lt;strong&gt;6-4&lt;/strong&gt;'lük skorla hanesine yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Kıran kırana geçen 2.  sette ise ilk 9 oyunda servis kıran taraf olmadı. Servislerini sette  kalmak için atan Marsel, Haas'ın 3. set puanını değerlendirmesine engel  olamadı ve mücadelenin 2. seti Alman rakete gitti: &lt;strong&gt;4-6&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;3. sete karşılıklı  kırılan servisler damga vurdu. Birbirlerinin servislerini 2'şer kez  kıran Marsel ve Haas, ilk 12 oyun sonunda eşitliği bozamayınca setin  galibini tie-break belirledi. Tie-break'te mükemmele yakın oynayan  Marsel, rakibine sadece 1 puan vererek 3. setin galibi oldu: &lt;strong&gt;7-6(1)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Karşılaşmanın 4.  setinde milli tenisçimiz, servis oyunlarında çok başarılı bir performans  gösterdi. Haas'ın maçta kalmak için servis attığı oyunda 3 maç puanı  yakalayan Marsel, 3. şansını olumlu kullanarak sezonun 2. Grand Slam'i  olan Roland Garros'ta adını 2. tura yazdırdı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;"&gt;Milli tenisçimiz Marsel İlhan bu başarısıyla, 4 Grand Slam turnuvasında da maç kazanan &lt;strong&gt;ilk Türk tenisçi&lt;/strong&gt; olarak tarihi bir başarıya imza attı. Marsel, 2. turda ise İspanyol &lt;strong&gt;Guillermo Garcia-Lopez&lt;/strong&gt; ile karşılaşacak.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tenishaber&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;    &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8093593993976199045?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8093593993976199045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8093593993976199045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8093593993976199045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8093593993976199045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/unutmadk-kurdugumuz-o-dusleri.html' title='Unutmadık Kurduğumuz O Düşleri!'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-plur4dssPJs/TdpeDgXqQNI/AAAAAAAACOs/DucUvxttWYM/s72-c/Marsel-Bayrak1-512x250.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1032941084208511866</id><published>2011-05-22T20:48:00.010+03:00</published><updated>2011-05-22T21:44:42.265+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros'ta 1. Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-gEEeOt-SULg/TdlO9c9-PNI/AAAAAAAACOk/NXxnLxx0m1s/s1600/Roland-Garros-2010.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gEEeOt-SULg/TdlO9c9-PNI/AAAAAAAACOk/NXxnLxx0m1s/s320/Roland-Garros-2010.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609601628521774290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Sezonun ikinci Grand Slam’inde ilk günü geride bıraktık. Aslında Roland Garros gibi büyük turnuvaların ilk günü, en sevdiğim gündür. Ancak bu yılki turnuvanın ilk gününde izlenesi bir maç yoktu maalesef. Kaldı ki Eurosport’un Giro yayını ve TRT’nin de olaya ilk gün itibarı ile ‘Fransız’ kalması sebebiyle fazla bir seçeneğimiz de olmadı bugün için. Yine de bugün Hidalgo-Cilic ve Stosur-Benesova maçlarının büyük bölümünü takip etme şansım oldu. O maçlarda gördüklerimi anlatayım öyleyse.&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: -7.5pt; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Y0hxymgM_LQ/TdlN2gSnaWI/AAAAAAAACOU/xof0FWyPhgE/s1600/ap-201105220716262173188.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 200px; height: 144px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Y0hxymgM_LQ/TdlN2gSnaWI/AAAAAAAACOU/xof0FWyPhgE/s200/ap-201105220716262173188.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609600409642953058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kariyerinde Roland Garros dışında hiçbir Grand Slam turnuvasında maç kazanamamış olan 33’lük Ruben Ramirez Hidalgo, bugün tipik bir toprak kort oyuncusunun tüm özelliklerini sergiledi ve kendi oyununu oynayarak rahat bir şekilde eledi Cilic’i. Nedeni de Cilic’in akılalmaz basit hatalarıydı. Mücadeleyi 67 basit hatayla tamamlayan Cilic karşısında Hidalgo, sadece maçı bitirmeye çalıştığı bölümde zorlandı. Bu da neredeyse sıfır kariyerli İspanyol için gayet doğal bir durumdu. Neticede de maç için servis attığı ikinci oyunda hata yapmadı ve ilk günün ilk büyük sürprizine imza attı 33 yaşındaki veteran tenisçi: 7-6(5), 6-4, 6-4.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Geçen yıl yarı final oynadığı Avustralya Açık’tan sonra serbest düşüşe geçtiğini söyleyebiliriz aslında Marin Cilic’in. Belki serbest düşüş biraz ağır kaçabilir ama Roddick’i 5 sette devirdiği o epik çeyrek final mücadelesinin ardından elde ettiği ‘’Avustralya Açık tek erkeklerde yarı finale yükselen ilk Hırvat tenisçi’’ unvanı, başarılarla dolu bir kariyerin ilk belirtisi olarak yorumlanmıştı birçokları tarafından. Ancak Cilic, gelinen nokta itibarı ile görünen o ki bu ağırlığın altında fazlaca ezildi. Zira o turnuvadan sonra oynadığı hiçbir Grand Slam’de çeyrek final göremedi ve bugünkü mağlubiyetle de bir nevi dibe vurdu Hırvat raket.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-OycAgFdqfs4/TdlONWYV_5I/AAAAAAAACOc/DyaOWR9izFk/s1600/caf69585992311622fc2e475ce382b9b-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 239px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-OycAgFdqfs4/TdlONWYV_5I/AAAAAAAACOc/DyaOWR9izFk/s320/caf69585992311622fc2e475ce382b9b-getty-tennis-fra-open-roland-garros.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609600802119614354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: -7.5pt; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Geçen yılın tek bayanlar finalisti Avustralyalı Samantha Stosur, bu turnuvaya da sıkı başladı. Bu maçın ayrıntılarını &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://www.tenishaber.com/haber.php?haber_id=3510"&gt;Tenishaber.com&lt;/a&gt;’daki haberde yazmıştım. Buraya da olduğu gibi kopyalıyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;‘’&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Roland Garros'ta geçen yıl final oynayan Avustralyalı Samantha Stosur, ilk tur maçında Çek rakibi Iveta Benesova'yı 6-2 ve 6-3'lük setlerle yenerek turnuvaya güzel bir başlangıç yaptı.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Maça servisini kırdırarak başlayan Stosur, daha sonradan ritmini yakaladı ve rakibinin servisini üç kez kırdığı açılış setini &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;6-2&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; kazandı. İstikrarlı geri çizgi oyununu ikinci sette de sürdüren Stosur, rakibinin servisini ikinci setin 6. oyununda bir kez daha kırdı ve servis oyunlarında hata yapmayarak sonuca gitti: &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;6-3&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Stosur, Roland Garros öncesi katıldığı son turnuva olan İtalya Açık'ta da rakibini set vermeden elemişti. Avustralyalı raket, bir sonraki turda ise Rumen &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Simona Halep&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ile karşılaşacak.&lt;/span&gt;’’&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-right: -7.5pt;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;  Fransa Açık’tan bugünlük bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek erkekler toplu sonuçlar:&lt;/span&gt; &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/06ms.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/06ms.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Tek bayanlar toplu sonuçlar:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/06ws.html"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/cmatch/06ws.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1032941084208511866?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1032941084208511866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1032941084208511866&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1032941084208511866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1032941084208511866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garrosta-1-gun.html' title='Roland Garros&apos;ta 1. Gün'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gEEeOt-SULg/TdlO9c9-PNI/AAAAAAAACOk/NXxnLxx0m1s/s72-c/Roland-Garros-2010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-400318828228137295</id><published>2011-05-20T14:48:00.011+03:00</published><updated>2011-05-21T21:31:26.010+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Roland Garros 2011 Kuraları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-YtVFEzWeA7E/TdZViW8D5eI/AAAAAAAACOE/a-JMuuHog-c/s1600/b_2005_Lafayette1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 207px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YtVFEzWeA7E/TdZViW8D5eI/AAAAAAAACOE/a-JMuuHog-c/s320/b_2005_Lafayette1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608764434697938402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roland Garros'ta ana tablolar belli oldu. Bilhassa erkekler kanadındaki eşleşmeler bir hayli enteresan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Roger Federer'in ilk tur rakibi Feliciano Lopez. Federer, Lopez ile bu yıl Madrid Masters'ta 3 seti de tie-break ile biten müthiş bir mücadeleye imza atmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Rafael Nadal, unvan korumak için geldiği Paris'te açılış maçında John Isner ile karşılaşacak.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bu yılki maç kaydı 37-0 olan Novak Djokovic'in muhtemel 3. tur rakibi ise Arjantinli Juan Martin Del Potro.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Geçen yılın finalistleri Soderling ile Nadal'ın yolu bu yıl çeyrek finalde kesişebilir.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ana tablonun son 16'lık bölümündeki seribaşılar ise Djokovic, Del Potro, Gasquet ve Bellucci.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; Tek bayanlarda ise;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Dünya 1 numarası Caroline Wozniacki'nin ilk tur rakibi son birkaç yılda birçok önemli oyuncunun başını ağrıtabilmiş olan Kimiko Date-Krumm.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;4. turda muhtemel bir Wozniacki-Kuznetsova eşleşmesi var.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Son İtalya Açık şampiyonu Sharapova da, eğer elenmeden giderse, çeyrek finalde Petkovic ya da 2 numara Clijsters'ı karşısında görebilir.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; Kurayı detaylı incelemek isteyenler için;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Tek Erkekler: &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ms/msdraw.pdf"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ms/msdraw.pdf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tek Bayanlar: &lt;a href="http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ws/wsdraw.pdf"&gt;http://www.rolandgarros.com/en_FR/scores/draws/ws/wsdraw.pdf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-400318828228137295?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/400318828228137295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=400318828228137295&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/400318828228137295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/400318828228137295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/roland-garros-2011-kuralar.html' title='Roland Garros 2011 Kuraları'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-YtVFEzWeA7E/TdZViW8D5eI/AAAAAAAACOE/a-JMuuHog-c/s72-c/b_2005_Lafayette1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5870589713449917829</id><published>2011-05-19T18:10:00.012+03:00</published><updated>2011-05-19T21:24:17.370+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Garros 2011'/><title type='text'>Fransa Açık Öncesi ATP Kanadı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-xbRoJeGLLJ0/TdU-J9c9I-I/AAAAAAAACN8/zGvvMakLlcA/s1600/94644644.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 254px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xbRoJeGLLJ0/TdU-J9c9I-I/AAAAAAAACN8/zGvvMakLlcA/s320/94644644.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608457251795575778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Bölüm 1: Ev Sahipleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Gael Monfils:&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;İlk turda elenirse şaşırmam. Bu yıl sadece 13 maç oynadı. 4. tur veya sonrası, bu yılki performansı göz önüne alındığı zaman çok büyük başarı olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Richard Gasquet:&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Kendisini, güzel de bir kura çekerse, turnuvadan sonra ilk 10'da görebileceğimizi düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Jo Wilfried Tsonga ve Gilles Simon:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; Seyirci desteğiyle birkaç tur geçip elenirler diye düşünüyorum. Hiçbir beklentim yok kendilerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Bölüm 2: Güçlü Vuruşçular&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Öncelikle bu tip oyuncuların Roland Garros'a gelirken ne yaptıklarının pek bir önemi yok. Geçtiğimiz yıllarda yaşananlar bunu gösteriyor zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Robin Soderling&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; Şu ana kadarki performansı geçtiğimiz yıllara kıyasla daha iyi. Ayrıca kariyerindeki ilk ve tek Masters şampiyonluğu ile oynadığı 2 Grand Slam finalinin 2'sinin de Paris'te olması &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;kendisinin ne kadar tehlikeli bir raket olduğunu gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tomas Berdych: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Geçen yıl yarı final oynamıştı. Çekebileceği iyi bir kurayı da göz önüne alırsak bu yıl da iyi bir derece alabilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jurgen Melzer:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Geçen yıl yarı final oynayan Avusturyalının bu yıl maç eksiğinin olduğunu ve erken elenebileceğini düşünüyorum. Kendisinin en büyük avantajı 8 numaralı seribaşı olması olacaktır.&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bölüm 3: Elit Raketler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rafael Nadal:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Üst üste 4 kez Djokovic'e yenilerek karizmayı çizdirdiği bir gerçek ama burası Nadal'ın uzmanlık alanı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Novak Djokovic:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;%100 favori.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Roger Federer: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Federer tenis tarihinin en iyisi ve Roland Garros da bir Grand Slam turnuvası. O yüzden Ekselansları için şuraya kadar gidebilir demek zor.&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Andy Murray: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bu yılki toprak kort performansını geçmiş yıllara oranla daha etkileyici buluyorum. Bence bu turnuvada kariyerinin en iyi Roland Garros derecesine imza atabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Bölüm 4: Sürpriz Yapabilecekler&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Sürprizden kastım ilk 100'ün dışından gelip arka arkaya sıra dışı galibiyetler alan ve garip garip İngilizce sıfatlara layık görülen tenisçiler değil, yanlış anlaşılma olmasın. Seribaşı raketler arasında olup da daha yukarı tırmanabilecekleri söylüyorum. İlki zaten Richard Gasquet idi. Belki Florian Mayer de bu bölüme alınabilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;David Ferrer: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Son 2 yılda Fransa Açık'a 3. turda veda eden Ferrer, bu yıl çeyrek hatta yarı finalin önemli adaylarından biridir. Ancak daha ilerisini göremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Bölüm 5: Soru İşaretleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juan Martin Del Potro: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Bu yılki maç kazanma oranı %81,8 olan, turnuva öncesi sakatlık geçiren ve düne kadar yarışıp yarışmayacağı belli olmayan 2009'un yarı finalisti Del Potro, bu turnuvada ne yapacağını en çok merak ettiğim isim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5870589713449917829?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5870589713449917829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5870589713449917829&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5870589713449917829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5870589713449917829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/fransa-ack-oncesi-atp-kanad.html' title='Fransa Açık Öncesi ATP Kanadı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xbRoJeGLLJ0/TdU-J9c9I-I/AAAAAAAACN8/zGvvMakLlcA/s72-c/94644644.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-66085293161348377</id><published>2011-05-11T12:16:00.006+03:00</published><updated>2011-05-11T13:18:24.103+03:00</updated><title type='text'>TRT'nin Eurovision Fiyaskosu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-yu-m9DvddTE/TcpVSrbsnvI/AAAAAAAACNs/2r7Hhatg2B4/s1600/224321_2019262162079_1259655558_2450030_1691547_n.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 190px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-yu-m9DvddTE/TcpVSrbsnvI/AAAAAAAACNs/2r7Hhatg2B4/s320/224321_2019262162079_1259655558_2450030_1691547_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605386465600904946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Almanya kaynaklı teknik arıza sebebiyle 1988 Seul Olimpiyatları’nda halter müsabakası izliyormuşuz havası yaratan bir yayınla ve gecenin sonunda Bülend Özveren’in &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;‘’Bu grupta yer alan ülkelerden en az 8 tanesinin bize oy vermediğini biliyorduk. Eğer perşembe günkü grupta yer alsaydık mutlaka finalde olurduk.’’&lt;/span&gt; deyip telefonu yüzümüze kapatışıyla berbat bir Eurovision gecesini geride bıraktık ülkemiz adına. Sonuç tek kelimeyle fiyasko. Bu yarışmada son 10 yılın en başarılı ülkelerinden biri olan biz, bu yıl finalde yarışamayacağız. Haliyle bu durumun başka bir tanımı olamaz.    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bu yılki Eurovision maceramız, Leonard C. Bruno’nun &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;‘’Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider.’’&lt;/span&gt; sözüne canlı örnek oluşturabilecek liyakatteydi ve nitekim oluşturdu da dün geceki sonuç itibarı ile. O yüzden ben bu sevimsiz pozisyon için Yüksek Sadakat’i eleştiremem. Çünkü burada asıl suçlu olan onlar değil, gömleğin ilk düğmesini Yüksek Sadakat’i görevlendirerek yanlış ilikleyenlerdir. Yani bu fiyaskonun baş sorumlusu bana göre son derece yanlış bir Yüksek Sadakat seçimiyle TRT kurumudur.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Yüksek Sadakat’in bu iş için görevlendirildiğini öğrendiğimiz yılbaşı gecesinden bu yana hep aynı şeyi söyledik. Yüksek Sadakat, Eurovision yarışmasının normları ve kendine has formatı düşünüldüğünde bu yarışma için yapılabilecek en son seçimlerden biriydi. Evvela canlı performanslarının ve sahne şovlarının hiç de iyi olmadığını bildiğimiz bu grubun, sonucu şarkıları ilk kez dinleyenlerin tayin ettiği bir gösteri yarışmasında çok iyi bir derece elde etmesini beklemek hayalcilik olurdu. Nitekim dün geceki performansları da bunun tezahürüydü. Ortalama olan ve sahne şovuyla yükseltilmesi gereken bir şarkının, canlı performans ile beraber daha da kötüleştiğine şahit olduk ve haliyle de finale kalamadan elendik. Zira ne kostüm kostümdü ne de sahnede şov namına bir şey vardı. Onu bırakın, bence vokal Kenan Vural son derece kötü seslendirdi şarkıyı. Hatta bana kalırsa kendisi, TRT’den sonra bu sonucun baş mimarıydı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Yılların tecrübesi Bülend Özveren’in tespitine her ne kadar iştirak etsem de hemen aklıma şu soru geliyor: Türkiye’de bile sınırlı bir dinleyicisi ve hayran kitlesi olan bir grup, sonucun halktan gelen kısa mesajlarla belirlendiği Avrupa çapındaki bir yarışmaya hangi akla mantığa hizmet gönderildi? &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;  &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bu yarışmanın formatına zerre kadar uymayan Yüksek Sadakat’in başarılı olabilmesi için ortalamanın üstünde bir şarkıya ve performansa ihtiyacı vardı. Lakin ısmarlama bir şarkı ancak Live It Up gibi vasat olabilirdi. Zaten bu noktadan sonra da kayış koptu. Canlı performansı zaten kötü olan grup, mesaj gücünden de yoksun olduğu bir yarışmada şarkıyı daha da kötüleştirerek sununca bu sonuç kaçınılmaz oldu işin özü.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;  &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Yüksek Sadakat ile yanlış bir seçim yapıldı ve olumsuzluklar birbirini izledi. Bu sevimsiz pozisyon hem grup hem de ülkemiz adına son derece üzüntü verici. Ancak bunun bir son olması isteniyorsa bu işi organize eden kişiler akıllarını başlarına alıp planlı hareket etmek zorundalar.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-66085293161348377?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/66085293161348377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=66085293161348377&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/66085293161348377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/66085293161348377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/05/trtnin-eurovision-fiyaskosu.html' title='TRT&apos;nin Eurovision Fiyaskosu'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-yu-m9DvddTE/TcpVSrbsnvI/AAAAAAAACNs/2r7Hhatg2B4/s72-c/224321_2019262162079_1259655558_2450030_1691547_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5070038348097338030</id><published>2011-04-10T22:30:00.006+03:00</published><updated>2011-04-10T23:56:52.909+03:00</updated><title type='text'>Wozniacki Olmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-h_-GFzABUSA/TaIXbqoam5I/AAAAAAAACNQ/aZIkEuvZ9ec/s1600/ap-04b58a7bc0f94d9a9a899794abcc487c.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-h_-GFzABUSA/TaIXbqoam5I/AAAAAAAACNQ/aZIkEuvZ9ec/s320/ap-04b58a7bc0f94d9a9a899794abcc487c.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594059451215289234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Teniste adını yeni yeni duyurmaya başladığı dönemlerde Belaruslu yakın arkadaşının gerisinde başlamıştı yarışa Wozniacki. Öyle ki; onda olan güçlü fiziğe, agresif vuruşlara ve saf yeteneğe sahip olduğu söylenemezdi Danimarkalının. Üstelik stili de birçokları tarafından henüz o tarihlerde eleştiriliyordu. İşin daha da kötüsü bu eleştirileri, Wozniacki'nin hem kendi jenerasyonundaki tenisçilerden hem de turun agresif oynamaya çalışan tenisçilerinden aldığı ağır mağlubiyetler de bir bakıma haklı çıkarıyor ve besliyordu. Zaman geçtikçe bu eleştirilere kendisinin büyük turnuvaların oyuncusu olamayacağı yorumu da eklendi. Tüm bunlar karşısında Danimarkalı tenisçinin takındığı tavır ise sürekli kendisini geliştirmek ve her geçen gün oyununun üstüne koymak oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinen noktaya bakıyoruz:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Wozniacki, 2009 senesinde karşılaştıkları ilk iki maçta yokları oynadığı Azarenka'ya karşı ikili maçlarda üstünlük kurmuş durumda. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;2009'da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;91 &lt;/span&gt;maç oynayan, geçtiğimiz sezon da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;79 &lt;/span&gt;maça çıkan ve bu yüzden de yine eleştiri oklarının hedefi olan Wozniacki, bu maçlar sayesinde edindiği olumlu tecrübeler ve hızlandırdığı oyunuyla kortta hücum ve defans tenisini çok iyi harmanlayabilen bir tenisçi olduğu gibi mental olarak da son derece güçlü bir raket haline geldi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Grand Slamlerde 2009 Amerika Açık'a kadar 4. turdan ötesini göremeyen ve kazandığı turnuvaların profillerinin düşük olması nedeniyle de eleştirilen&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Wozniacki, WTA Turunda Sezon Sonu Şampiyonası ve Grand Slamler de dahil olmak üzere, her seviyedeki turnuvada final görmüş durumda. Başka bir deyişle de Grand Slam ve Masters Cup zaferi dışındaki tüm zaferleri yaşamış bir tenisçi konumunda.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Genel klasmanda ilk 5'e girdiği dönemlerde yine birçok tenis yorumcusu tarafından 2010 yılı itibarı ile serbest düşüşe geçeceği söylenen Wozzie, hatrı sayılır bir süredir de WTA klasmanının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1 &lt;/span&gt;numarasında.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; Caroline Wozniacki'nin şu ana kadarki kariyeri hep eleştirilerle geçti; ama bir Allah'ın kulu da çıkıp bu kızın yaşının henüz çok genç olduğunu ve her başarılı tenisçinin wonder kid olması gibi bir zorunluluğun söz konusu olmadığını söylemedi. Üstüne üstlük tenis tarihinde büyük başarılara imza atmış raketlerin hepsinin oyunu her yönden kusursuzmuş gibi anlatılıp Wozniacki'nin hep eksik yönlerinin altı çizildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grand Slam kazansın, eleştiriler bitecektir deniyor. Ben böyle olacağını katiyen düşünmüyorum. Çünkü eleştiriler öyle bir noktaya geldi ki artık &lt;span style="font-style: italic;"&gt;''Wozniacki, çay demleyemiyor.''&lt;/span&gt; a kadar gidecekmiş gibi görünüyor bu işin sonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, netice itibarı ile eleştiri onu yapan kişiyi bağlar. Ancak şu var: Ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, istatistikler yalan söylemez. Bugün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;20 &lt;/span&gt;yaşındaki Wozniacki, Charleston'da kariyerinin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;15&lt;/span&gt;. tekler şampiyonluğuna ulaştı. Bunlar da işte o turnuvalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stockholm&lt;br /&gt;New Haven (3)&lt;br /&gt;Tokyo&lt;br /&gt;Ponte Vedra Beach (2)&lt;br /&gt;Eastbourne&lt;br /&gt;Copenhagen&lt;br /&gt;Montréal&lt;br /&gt;Toray Pan Pasific&lt;br /&gt;Beijing&lt;br /&gt;Dubai&lt;br /&gt;Indian Wells&lt;br /&gt;Charleston&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5070038348097338030?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5070038348097338030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5070038348097338030&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5070038348097338030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5070038348097338030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/04/wozniacki-olmak.html' title='Wozniacki Olmak'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-h_-GFzABUSA/TaIXbqoam5I/AAAAAAAACNQ/aZIkEuvZ9ec/s72-c/ap-04b58a7bc0f94d9a9a899794abcc487c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6936153922411530759</id><published>2011-04-02T23:18:00.006+03:00</published><updated>2011-04-02T23:47:16.135+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum-Haber'/><title type='text'>Sevgili Sharapova,</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-x3IpIQnVU6Y/TZeE6eOpm8I/AAAAAAAACL4/7U7Eje794zc/s1600/412d7756f103796711f89262a6356258-getty-107741159cc005_sony_ericsso.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 212px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-x3IpIQnVU6Y/TZeE6eOpm8I/AAAAAAAACL4/7U7Eje794zc/s320/412d7756f103796711f89262a6356258-getty-107741159cc005_sony_ericsso.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591083602485550018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sharapova kaçırdı Miami Masters şampiyonluğunu. Şampiyonluklar gelir de kaçar da. Problem orada değil. Yani netice itibarı ile henüz 23 yaşındaki bir raketten bahsediyoruz her şeyden evvel. Ve kaldı ki eğer bir şampiyonluk, bazı aksayan yönlerin üstünü örtecekse hiç gelmesin daha iyi! Çünkü o şampiyonluk hayırlı bir şampiyonluk değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sharapova’da bu sezonun devamı için umut var. Baktığın zaman korttaki oyuna, birtakım problemleri aza indirgeyebilmiş bir Sharapova görüyorsun. Özellikle de serviste. Maç başına 10 çift hata yapıyorsa Sharapova, servisten elde ettiği direkt ya da dolaylı puanlarla bunu tolere edebiliyor son dönemlerde. Her maç 15-20 çift hatayla oynayıp maksimum 5 servis puanı çıkarabilen bir Sharapova izlemiyorsun yani her şeyden önce. Haliyle bu da oyununu olumlu yönde etkiliyor ki; arka arkaya iki önemli turnuvanın birinde yarı final, öbüründe de final gördü Sharapova. Bunun dışında korttaki hareket kabiliyeti de geçen seneye oranla daha iyi bir durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki dönüşünden bu yana hala aksayan bir yönü var Sharapova’nın ve bu aksayan taraf sürekli birtakım başarıların önünü kesiyor. Daha da kötüsü, bunu düzeltebilme anlamında bir çaba da göremiyorsun Masha’nın maçlarını izlediğin zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşamki Victoria Azarenka maçı… Maça hızlı giriyorsun. 40-15 öne geçiyorsun. Her şey güllük gülistanlık. Ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Saçma sapan birkaç vuruş, serviste gelen hatalar… Rahat alabileceğin bir servis oyununu 10 dakikanın ardından yitiriyorsun. Oyun yitirmekle kalsan iyi, hem rakibe durduk yere koz veriyorsun hem de setin seyrini kendi aleyhine dönüşecek şekilde değiştiriyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci sette 4-0 geriye düşüyorsun. Bu ana kadarki süreç içerisinde servis attığın hiçbir oyunu hanene yazdıramamışsın. (40-0 öne geçiyorsun ama kırılıyorsun vs.) Hasbelkader bir oyun daha kazanıyorsun, derken 4-3’e getiriyorsun skoru ve servis sırası sende. Beraberliği yakalama şansı! O da ne? Çift hatayla kırdırılan bir servis. Hadi buna da eyvallah dedik diyelim. Bir sonraki oyunda 2 maç puanı kurtarıp servis kırıyorsun. Servis yine sende ve oyunu kazanırsan skoru eşitleyeceksin. O da olmuyor ve maçı kaybediyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu senaryoya bakan biri Sharapova’nın 3 Grand Slam kazanmış ve dünya eski 1 numarası sıfatına sahip bir oyuncu olduğu gerçeğine şüpheyle bakar. Zaten şüpheyle bakmasından doğal da bir şey yoktur. Çünkü 3 Grand Slam kazanmış bir oyuncunun sahip olması gereken özellikleri düşünen ve tenisi bilen biri, şu senaryoyu incelediğinde mental ve oyun zekası anlamında Sharapova’nın bu sıfata yakışan bazı özellikleri gösteremediğini en az 10 değişik yöntemle ispat eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Sharapova,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grand Slam kazanmış saygıdeğer ve büyük bir oyuncu yeri gelir sadece kendi oyununa bakar, yeri gelir durumu kurtarmaya çalışır ve bu ikisinin bileşkesi olarak da rakip üzerinde baskı kurmak için çabalar. Ona mental anlamda koz vermemeye çalışır. Avantaj kendisindeyken biraz da mevcut duruma odaklanır ve avantajı sonuca çevirmeye bakar. Yani senin bugün yaptığın gibi maç puanı çevirdikten sonra oynadığı servis oyununu rutin bir oyunmuş gibi oynamaz, evvela onu o şekilde algılamaz. Israrla sadece kendi oyununa odaklanmaz. Maç başından beri servis oyununu kazanamadığının bilincindeyse de gidip 40-0 öne geçtiği servis oyununu vermez güzelim, vermez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçan sadece bir maç, sadece bir şampiyonluk olsa yine hiçbir şey… Ama güzelim, bak bakayım şöyle bir geçen seneye bu şekilde kaç maç kaybetmişsin. Roland Garros’taki 3. tur maçını hatırla Henin’e karşı oynadığın. Final setinde 2-0, 40-0 öndeyken kaybettiğin o maçı hatırla. Sonra Cincinnati’de Clijsters’a kaptırdığın şampiyonluğu ve o final maçının senaryosunu hatırla. Wimbledon 4. turunda Serena Williams’a karşı oynadığın maçtaki kırılma anlarına bir bak. Bak ki hata yaptığın yerleri ve seni çok önemli zaferlerden alıkoyan etkenleri gör. Roland Garros ve olimpiyat altını istediğini söylüyorsun. Sen 3 Grand Slam kazanmış biri olarak bu iniş çıkışlarla ve oyun zekasından yoksun bir vaziyet ile bu başarıların pek mümkün olmayacağını benden daha iyi biliyorsun. En azından bilmen gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha diyeceksin ki tenis bu, yani olabilir. Ama dönüşünden bu yana çıktığın her kırılma maçında sonuç hep hüsran oluyorsa orada üzerinde durulmayan, atlanan birtakım noktalar var demektir. Bunu düzeltecek olan da antrenörün Tomas Hogstedt ve senden başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, biz eleştirimizi yaptık. Her şeye rağmen hayat devam ediyor diyelim ve önümüzdeki maçlara bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6936153922411530759?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6936153922411530759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6936153922411530759&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6936153922411530759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6936153922411530759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/04/sevgili-sharapova.html' title='Sevgili Sharapova,'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-x3IpIQnVU6Y/TZeE6eOpm8I/AAAAAAAACL4/7U7Eje794zc/s72-c/412d7756f103796711f89262a6356258-getty-107741159cc005_sony_ericsso.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5073597862802609219</id><published>2011-03-21T19:10:00.008+02:00</published><updated>2011-03-21T19:43:40.634+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum-Haber'/><title type='text'>Djokovic Fırtınası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-2vjG38Bwy5s/TYeJbBb_iPI/AAAAAAAACLw/-ku_kYjg2IY/s1600/0e5993b9c56b655ac7836fc6f357dd15-getty-tennis-aus-open.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 182px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2vjG38Bwy5s/TYeJbBb_iPI/AAAAAAAACLw/-ku_kYjg2IY/s320/0e5993b9c56b655ac7836fc6f357dd15-getty-tennis-aus-open.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586584960111708402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;‘’Başkalarından üstün olmanız önemli değildir. Önemli olan dünkü halinizden üstün olmanızdır.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bu sezona fırtına gibi giren, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;18&lt;/span&gt; maçtır bileği bükülemeyen, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Avustralya Açık&lt;/span&gt;’ı, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dubai Açık&lt;/span&gt;’ı ve son olarak da dün finalde Nadal’ı yenerek &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Indian Wells&lt;/span&gt; gibi prestijli bir turnuvayı koleksiyonuna ekleyen Novak Djokovic’in bu başarısının altında yatan temel faktör yukarıdaki Hint atasözünde gizli aslında.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Djokovic, dünkü halinden üstün. Peki ne açıdan üstün? Yani ne değişti düne göre Djokovic’te? Bu soruların gayet basit bir cevabı var. Ve o cevabı verebilmek için de hem Djokovic’i hem de icra ettiği sporu çok değil, biraz yakından tanımak yeterli aslında.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Teniste bir Grand Slam kazanırsınız. Bu başarı sayesinde adınız, Grand Slam şampiyonları listesine ebediyen orada kalmak üzere girer. Ancak hem tenis çevrenizden hem de korttaki rakiplerinizden saygı görmeye başlamanız için bu başarının tesadüf olmadığını ispatlamanız,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yani &lt;span style="font-style: italic;"&gt;‘’One Slam Wonder’’&lt;/span&gt; etiketini üzerinizden atmanız şarttır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Geçen yıl Davis Cup’ı Sırbistan takımıyla kaldırmayı başaran Djokovic, ülkesi için oynamanın yarattığı o motivasyonu çok olumlu yönde kullandı. Orada yakaladığı motivasyon ve kazandığı momentum sayesinde elde ettiği Avustralya Açık şampiyonluğu, bir Grand Slam zaferi değildi sadece. O şampiyonluk,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;‘’One Slam Wonder’’ etiketini üstünden atmasını ve buna mukabil olarak da gerek kort içinde gerekse de kort dışında kendisine gösterilen saygının bir anda tavan yapmasını sağlayan bir başarıydı. Dolayısıyla o şampiyonluk, salt bir zaferden çok getirdikleriyle anlam kazanan bir başarı oldu ki; bunun neticesinde de diğer zaferler geldi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Kısaca toparlamak gerekirse; Djokovic’in yakaladığı o motivasyon önce mantaliteyi değiştirdi, değişen o mantalite başarıları getirdi, gelen başarılar da hem özgüvenini geri kazanmasını hem de kendisine gösterilen saygının artmasını sağladı. İşte Djokovic fırtınasının ana sebepleri bunlardır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘’Djokovic’i kim durduracak?’’&lt;/span&gt; deniyor. Evvela Djokovic durdurulamaz bir oyun falan oynamıyor. Diyelim oyunu beni tatmin etmiş olsun. Bu sefer de sürekli kazanmasını beklemek abesle iştigal olacaktır. Soruyu şu şekilde değiştirmek lazım o zaman: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘’Djokovic bu seviyesini ne zamana kadar muhafaza edebilecek?’’&lt;/span&gt; Bunun da cevabı çok basit: Bu mantaliteyle gittiği sürece bu seviyede oynayacaktır. Yani &lt;span style="font-style: italic;"&gt;‘’Federer ve Nadal ile aynı devirde oynuyorum.’’ &lt;/span&gt;diye ahlar vahlar edip kaçak dövüşen kafayla değil de kendi işine bakan ve dün Nadal’a karşı dimdik ayakta kalabilen kafayla oynadığı sürece başarılar gelmeye devam edecektir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5073597862802609219?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5073597862802609219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5073597862802609219&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5073597862802609219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5073597862802609219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/03/djokovic-frtnas.html' title='Djokovic Fırtınası'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2vjG38Bwy5s/TYeJbBb_iPI/AAAAAAAACLw/-ku_kYjg2IY/s72-c/0e5993b9c56b655ac7836fc6f357dd15-getty-tennis-aus-open.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7889802279042339426</id><published>2011-02-28T17:45:00.006+02:00</published><updated>2011-02-28T18:29:48.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ATP Turnuvalar'/><title type='text'>Tilki Gibi Kurnaz; Keçi Gibi İnatçı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-o488ZFwHZeU/TWvMRKdcqhI/AAAAAAAACLo/zGgsjrnts0c/s1600/juan-martin-del-potro-vers-roger-federer.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 234px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-o488ZFwHZeU/TWvMRKdcqhI/AAAAAAAACLo/zGgsjrnts0c/s320/juan-martin-del-potro-vers-roger-federer.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578777158666201618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tandil Kulesi, 2009 Amerika Açık'tan bu yana ilk turnuvasını kazandı dün Delray Beach finalinde Janko Tipsarevic'i 6-4'lük 2 setle geçerek. İster Tandil Kulesi olsun lakabınız, ister başka şey. Sakatlıktan sonra dikiş tutturmak turun 1 numarasından 500 numarasına kadarki her oyuncu için zor ve çileli bir iştir. Kimisi için koca bir yıl rejenerasyonla heba olur; kimisi de tahmin edilenden daha kısa sürede toparlanır. Del Potro da dün oynadığı maçta gösterdiği mücadeleyle ikinci gruba dahil olacağı yönünde sağlam mesajlar verdi işin doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Maç boyunca Janko Tipsarevic tam &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11&lt;/span&gt; kez servis kırma şansı yakaladı. Ancak Arjantinli, baskı altında oynadığı bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11 puanın 10'u kurtarma başarısı gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İlk sette skor &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-1 Tipsarevic lehineydi&lt;/span&gt;. Del Potro hem serviste hem de returnde çok kötü girmişti maça. Yine pes etmedi Arjantinli ve arka arkaya 5 oyun birden kazanarak bitirdi seti. Setin sonundaki istatistiki verilerde ise Tipsarevic'in ilk servislerinden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;%92 &lt;/span&gt;oranında puan çıkardığı yazıyordu.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Kısacası aradaki kalite farkını, eski formundan çok uzakta olmasına rağmen gösterdiği azim ve mücadeleyle biraz olsun ortaya çıkarmayı başaran Tandilli, 1,5 yıl aradan sonra ilk kupasına kavuşmanın sevincini yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha döndükten hemen sonra Federer ve Nadal'a destekleri için teşekkür ettiğini söylerken &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;''İkisini de yenip Grand Slam kazanmak istiyorum.''&lt;/span&gt; diyecek kadar hırslı ve başarıya aç olan Del Potro, dünkü finalin sonundaki konuşmasında ise gayet realist bir şekilde &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;''İlk 10'daki oyuncularla rekabet etmeye hazır olmam için 20-25 maç daha oynamalıyım.''&lt;/span&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla söze lüzum yok. Kendisinden daha yetenekli olan Murray'nin 3 Grand Slam finali oynayıp bunların tamamını kaybetmesinin, buna karşın Del Potro'nun koleksiyonunda kapı gibi bir Amerika Açık kupasının bulunmasının temel sebebi yukarıda yazılanlarda gizli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7889802279042339426?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7889802279042339426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7889802279042339426&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7889802279042339426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7889802279042339426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/02/tilki-gibi-kurnaz-keci-gibi-inatc.html' title='Tilki Gibi Kurnaz; Keçi Gibi İnatçı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-o488ZFwHZeU/TWvMRKdcqhI/AAAAAAAACLo/zGgsjrnts0c/s72-c/juan-martin-del-potro-vers-roger-federer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7346508804920753566</id><published>2011-02-10T12:18:00.007+02:00</published><updated>2011-02-10T20:45:21.249+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum-Haber'/><title type='text'>Mükemmelin Monotonluğu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-H0Kt6NiXikE/TVPJm21U4cI/AAAAAAAACLg/DbG5LUM6E-Y/s1600/FEDERER_NADAL_clw_nq_05_590.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 149px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-H0Kt6NiXikE/TVPJm21U4cI/AAAAAAAACLg/DbG5LUM6E-Y/s320/FEDERER_NADAL_clw_nq_05_590.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572018833378828738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çok kolay ve faydalı bir iştir aslında klişe olmak. Çünkü moda söylemleri tekrarlamak hem kolaydır hem de bu tip söylemler karizmayı çizmez. Aksine durup dururken herkesin konuştuğu bir isim yapar sizi. Aynı son yıllarda ATP Tour'un veteranından faaline hemen her oyuncusunun ''&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Federer ve Nadal devri&lt;/span&gt;'' hakkında fikir beyan etmesi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kervana Tsonga da katılmış. Tenisin Muhammed Ali'si ''&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Federer ve Nadal devri bitmiştir.&lt;/span&gt;'' diyor ve ekliyor: ''&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Federer ve Nadal artık tek başlarına değiller.&lt;/span&gt;''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer ve Nadal devrinin bittiğini söyleyen çok olmasına çok da yeni devrin adını koyabilenine henüz rastlayamadık. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rastlayamadık; çünkü erkek tenisinde yeni bir devrin altına imzasını atabilecek kapasitede genç bir raket yok.&lt;/span&gt; Tüm meselenin ana kaynağı da aslında tam olarak burası. Çünkü tenisin doğal sürecinde gerçekleşen birtakım olaylar neticesinde yapılan yorumlar bunlar. Yoksa çığır açan bir gelişme halihazırda mevcut değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar öyle bir seviye yakalamışlar ki yani sormayın gitsin. Şöyle söyleyelim: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2004 Avustralya Açık&lt;/span&gt;'tan itibaren bugüne kadar oynanan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;29 Grand Slam'in 24'ü&lt;/span&gt; bu ikili arasında paylaşılmış. Bu yılki Avustralya Açık'ta Djokovic ile Murray final oynamış ki, bu maça gelene kadarki en yakın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hem Federersiz hem de Nadalsız bir final 3 yıl öncesine tekabül ediyor!&lt;/span&gt; Hal böyle olunca da insanlar bu iki raketten birinin en ufak bir sendelemesinde yaygara koparmaya başlıyor. Çünkü öbür türlüsü, yani yeni nesil bir raketin bu devrin sonunu başlatması düşüncesi daha önceki tecrübeler neticesinde pek mümkün görünmüyor, ütopik geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse kimseyi kandırmasın. Şu turda Del Potro'yu tenzih etmek gerekirse üst düzey oyunculardan hiçbiri bunu başarabilecek minimum yetenek, mental güç, devamlılık ve geleceğe sahip değil. Ne yetenekli olmalarına rağmen bir türlü istenen randımanı veremeyen Djokovic ve Murray'nin ne de Soderling ve Berdych gibi 25 yaş üstü adamların becerebileceği bir iş Federer ve Nadal devrini bitirmek.  Del Potro toparlanma sürecini hızlı geçirmeyi bir şekilde başarıp kaldığı yerden devam edebilir mi bilemem; ama öbür türlü bu devirden sıkılanlar için yeni bir raket çıksın diye dua etmekten başka çare görünmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha 2,5 ay evvel ATP Dünya Turu Finallerinin en yaşlı oyuncusu Federer'e sordular yeni tenisçilerden kim Grand Slam kazanabilir diye. Ustanın verdiği yanıt aynen şu şekilde: &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;''Ben de kendime bunu sorup duruyorum.''&lt;/span&gt; Federer bunu derken bu oyunculardan hangisi ''Ben varım işte.'' diyebildi acaba içinden? Veya şöyle sorayım: devri bittiği söylenen adam sezon sonu turnuvasında Djokovic ile Murray'i terlemeden yenip şampiyon oluyorsa hangi devrin başladığından nasıl söz edilebiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an için erkek tenisinde Federer ve Nadal'dan sonrasının görünmediği her aklı selim insanın bildiği bir gerçek. O yüzden suni gündem yaratmanın alemi yok. Az laf, çok iş!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7346508804920753566?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7346508804920753566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7346508804920753566&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7346508804920753566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7346508804920753566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/02/mukemmelin-monotonlugu.html' title='Mükemmelin Monotonluğu'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-H0Kt6NiXikE/TVPJm21U4cI/AAAAAAAACLg/DbG5LUM6E-Y/s72-c/FEDERER_NADAL_clw_nq_05_590.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-2393853930393221045</id><published>2011-02-04T20:17:00.005+02:00</published><updated>2011-02-04T20:50:14.585+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Tenisi'/><title type='text'>İpek, İpek, İpek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TUxI654g1JI/AAAAAAAACLY/LKc-pWYiR9Y/s1600/0%252C%252C12781%257E9390087%252C00.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 180px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TUxI654g1JI/AAAAAAAACLY/LKc-pWYiR9Y/s320/0%252C%252C12781%257E9390087%252C00.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5569907015957927058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Dünyada spor hayatı, spor alemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı bizim için daha önemlidir."&lt;/span&gt; demiş Ulu Önder Atatürk. Bu söze liyakat eden ve bu yolda çalışan her sporcumuzun başımızın üstünde yeri var. İpek Şenoğlu da teniste Uganda ile yarışan bir memlekette şu zamana kadar yapmış olduklarıyla başımızın üstünde yeri olan isimlerden biri elbette ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokomotif olmak çok çileli ve zor bir iştir. Hele hele öncüsü olduğunuz mevzu Türkiye'de hemen hemen hiç ilgi görmeyen, 'zengin sporu' yaftası yemiş bir sporsa bu, zorun da ötesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternette var mıdır bilmiyorum; ama ben yine de okuduğum kitaptan alıntı yaparak İpek'in Wimbledon'da oynarken girdiği bir diyaloğu yazayım buraya yaşadığı güçlükleri biraz olsun anlatması açısından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-Pardon, top alabilir miyim?&lt;br /&gt;-Tabii, buyrun.&lt;br /&gt;-Borcum ne kadar?&lt;br /&gt;-Tatlım, burası Grand Slam ne borcu? Toplar bedava. İstediğin kadar alabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu diyalog ilk kez Wimbledon'da mücadele eden bir Türk tenisçisinin başından geçti. Daha önce katıldığı turnuvalarda antrenman toplarına para ödeyen bir tenisçinin hayatında ilk kez katıldığı Wimbledon'da nasıl bir tavır takınacağını bilememesiydi bütün hadise.'' &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(70 Milyonda Bir-Türk Sporunun Zirvesindekiler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Şenoğlu, Türk tenisinin çok ama çok önemli bir kilometre taşıdır benim gözümde. Sırf bu gerçek bile ona duyduğum hayranlığın, sevginin ve saygının nedenini anlatmaya yeter de artar. Gerisi teferruattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da İpek Şenoğlu ile ilgili WTA'in resmi sayfasında yayınlanan haberin linki:&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="messageBody"&gt;&lt;a href="http://www.wtatour.com/page/OffCourtNews/Read/0,,12781%7E2283807,00.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;&lt;span&gt;http://www.wtatour.com/page/Of&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;fCourtNews/Read/0,,12781~22838&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;&lt;span class="word_break"&gt;&lt;/span&gt;07,00.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-2393853930393221045?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/2393853930393221045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=2393853930393221045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2393853930393221045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2393853930393221045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/02/ipek-ipek-ipek.html' title='İpek, İpek, İpek...'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TUxI654g1JI/AAAAAAAACLY/LKc-pWYiR9Y/s72-c/0%252C%252C12781%257E9390087%252C00.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-141747311094279628</id><published>2011-01-06T19:47:00.002+02:00</published><updated>2011-01-06T19:51:57.741+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='WTA Turnuvalar'/><title type='text'>Sharapova Nereye?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TSYBN007nOI/AAAAAAAACLE/R-aMS-sMkg8/s1600/50acab42604f210eefd4c458586686a5-getty-107599243sm017_asb_classic_.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 205px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TSYBN007nOI/AAAAAAAACLE/R-aMS-sMkg8/s320/50acab42604f210eefd4c458586686a5-getty-107599243sm017_asb_classic_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559132127066037474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;      &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Daha sezon açılmadan Maria’nın kariyerinde bir ilk gerçekleşti. Evet, ilk kez bu yıl Avustralya Açık öncesinde hazırlık mahiyetinde resmi bir turnuvaya katıldı Maria Sharapova. Bir başka ilkse profesyonel kariyerinin başından beri kullandığı ekipmanlarında tezahür etti. Masha, Prince ile yollarını ayırdığını ve Head kullanmaya başladığını duyurdu. Sessiz sedasız da bir antrenör ekleyiverdi bencine. Eklenen antrenör ise İsveçliydi: Thomas Hogstedt. Hogstedt, Maria’dan önce Na Li ve Haas’ın antrenörlüklerini yapmıştı.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Büyük usta Bill Tilden ‘’Değişim hayatın tadı tuzudur.’’ der. Ama bilhassa teniste yapılan birtakım değişimlerin planlaması yapılmak zorunda. Yoksa rotası belli olmayan gemi gibi fırtınada savrulur gidersiniz. Maria da bu değişiklikleri elbette gerekli gördüğü için yaptı. Ama sıkıntı ve kaygı yaratan soru şu: Bu değişiklikler uzun vadede Maria’yı eski günlerine döndürecek mi? Ve acaba bu değişiklikler çok detaylı yapılmış bir kariyer planlamasının ürünü mü?&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Teniste raket değiştirme süreci çok çilelidir. Bunun sebebi ise yeni raketlere adapte olabilme süresinin uzun sürmesinden ileri gelir. Mesela Djokovic de Head kullanmaya başladığı dönemlerde tanınmaz bir haldeydi. Belki bundan, belki de klasik başka sebeplerden bilinmez ama, Sharapova’nın bu turnuvada oynadığı 3 maçtaki hem servis hem de oyun içi istatistikleri olabilecek en kötü düzeyde idi.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Henüz ilk turda 30 yaşında, vasatın altında bir raket olan Brianti karşısında 7 çift hata ile oynayıp ikinci servise düştüğü puanların sadece %36’sını hanesine yazdırabilen bir Sharapova vardı kortta. İkinci turdaki rakip ise ilk turdakinden seviye olarak hiçbir farkı olmayan Voracova idi. Bu maçta da 9 çift hata yapan Sharapova, ikinci servisinde %32 ile oynadı. Dahası ikinci seti 3-5’ten çevirdi ve rakibine tam 12 kez servis kırma şansı verdi. Bugün kaybettiği Macar rakibine karşı ise çift hata yapmamak uğruna ikinci servisini feda eden Maria, bu alanda %25’lik bir oran tutturabildi.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;İşte tablo tüm fiyaskolarıyla ortada. Böyle bir komedi, Amerikan 3. nesil gençlik filmlerinde bile olmaz. Ne var ki Sharapova bu ve bunun gibi birçok şeyi kortlara dönüşünden beri yaşıyor. Bu yüzden de yeteneklerine, kariyerine ve başarılarına zerre kadar liyakat etmeyen maçlar çıkarıyor.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Jimmy Connors şöyle der: ‘’İyi oyuncunun iki önemli özelliği vardır: Birincisi topları uzun düşer, ikincisi ise ilk servisiyle ikinci servisi arasında kalite farkı yoktur.’’ İşte zurnanın zırt dediği yer de tam olarak burası. İlk servisiyle ikinci servisi arasında bırak kaliteyi, uçurum olan Sharapova’nın 2 yıldır oynadığı oyunun, turun topa sert vurmaktan başka hiçbir vuruşta kendisini geliştirememiş raketlerininkinden farkı yok.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Sharapova’dan kısa vadede pek bir ümidim yok. Ama bakalım zaman ironiyi nasıl sarmalayacak?&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-141747311094279628?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/141747311094279628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=141747311094279628&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/141747311094279628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/141747311094279628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2011/01/sharapova-nereye.html' title='Sharapova Nereye?'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TSYBN007nOI/AAAAAAAACLE/R-aMS-sMkg8/s72-c/50acab42604f210eefd4c458586686a5-getty-107599243sm017_asb_classic_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6011730621831413298</id><published>2010-12-31T19:58:00.003+02:00</published><updated>2010-12-31T20:04:11.656+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber Bizden'/><title type='text'>Herkese Mutlu Yıllar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TR4atP5qliI/AAAAAAAACK8/xtKJ4Pum46E/s1600/tennis-holiday-christmas.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 214px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TR4atP5qliI/AAAAAAAACK8/xtKJ4Pum46E/s320/tennis-holiday-christmas.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556908354886604322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Değerli tenis dostlarım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizin yeni yılını kutlar ve bu bloga yolu düşen herkese 2011 yılında sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizi çok seviyorum ve sınav maratonu yüzünden yazamamak beni kahrediyor. Ama zaten sizler de hep tenisle iç içesiniz. Bu ilişkiniz hiç kesilmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrardan mutlu yıllar herkese, bol tenisli bir 2011 yılı sizlerle olsun efendim. Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6011730621831413298?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6011730621831413298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6011730621831413298&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6011730621831413298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6011730621831413298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/12/herkese-mutlu-yllar.html' title='Herkese Mutlu Yıllar'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TR4atP5qliI/AAAAAAAACK8/xtKJ4Pum46E/s72-c/tennis-holiday-christmas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1157666771334990249</id><published>2010-12-26T20:09:00.005+02:00</published><updated>2011-02-10T20:49:48.544+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Tenisi'/><title type='text'>Çelişkiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TReG5xrpbZI/AAAAAAAACKw/Am7Hz6WQo6s/s1600/tenis-topu.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TReG5xrpbZI/AAAAAAAACKw/Am7Hz6WQo6s/s320/tenis-topu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555056992531869074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--[&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_0"&gt;if&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_1"&gt;gte&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_2"&gt;mso&lt;/span&gt; 9]&gt;&lt;&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_3"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;  &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_4"&gt;WordDocument&lt;/span&gt;&gt;   &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_5"&gt;View&lt;/span&gt;&gt;Normal&lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_6"&gt;View&lt;/span&gt;&gt;   &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_7"&gt;Zoom&lt;/span&gt;&gt;0&lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_8"&gt;Zoom&lt;/span&gt;&gt;   &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_9"&gt;HyphenationZone&lt;/span&gt;&gt;21&lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_10"&gt;HyphenationZone&lt;/span&gt;&gt;   &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_11"&gt;Compatibility&lt;/span&gt;&gt;    &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_12"&gt;BreakWrappedTables&lt;/span&gt;/&gt;    &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_13"&gt;SnapToGridInCell&lt;/span&gt;/&gt;    &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_14"&gt;WrapTextWithPunct&lt;/span&gt;/&gt;    &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_15"&gt;UseAsianBreakRules&lt;/span&gt;/&gt;   &lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_16"&gt;Compatibility&lt;/span&gt;&gt;   &lt;w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_17"&gt;BrowserLevel&lt;/span&gt;&gt;&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_18"&gt;MicrosoftInternetExplorer&lt;/span&gt;4&lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_19"&gt;BrowserLevel&lt;/span&gt;&gt;  &lt;/w:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_20"&gt;WordDocument&lt;/span&gt;&gt; &lt;/&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_21"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;&lt;![&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_22"&gt;endif&lt;/span&gt;]--&gt;&lt;!--[&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_23"&gt;if&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_24"&gt;gte&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_25"&gt;mso&lt;/span&gt; 10]&gt; &lt;&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_26"&gt;style&lt;/span&gt;&gt;  /* &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_27"&gt;Style&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_28"&gt;Definitions&lt;/span&gt; */  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_29"&gt;table&lt;/span&gt;.&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_30"&gt;MsoNormalTable&lt;/span&gt;  {&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_31"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_32"&gt;style&lt;/span&gt;-name:"Normal Tablo";  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_33"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_34"&gt;tstyle&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_35"&gt;rowband&lt;/span&gt;-size:0;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_36"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_37"&gt;tstyle&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_38"&gt;colband&lt;/span&gt;-size:0;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_39"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_40"&gt;style&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_41"&gt;noshow&lt;/span&gt;:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_42"&gt;yes&lt;/span&gt;;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_43"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_44"&gt;style&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_45"&gt;parent&lt;/span&gt;:"";  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_46"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_47"&gt;padding&lt;/span&gt;-alt:0cm 5.4&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_48"&gt;pt&lt;/span&gt; 0cm 5.4&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_49"&gt;pt&lt;/span&gt;;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_50"&gt;mso&lt;/span&gt;-para-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_51"&gt;margin&lt;/span&gt;:0cm;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_52"&gt;mso&lt;/span&gt;-para-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_53"&gt;margin&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_54"&gt;bottom&lt;/span&gt;:.0001&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_55"&gt;pt&lt;/span&gt;;  &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_56"&gt;mso&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_57"&gt;pagination&lt;/span&gt;:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_58"&gt;widow&lt;/span&gt;-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_59"&gt;orphan&lt;/span&gt;;  font-size:10.0&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_60"&gt;pt&lt;/span&gt;;  font-&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_61"&gt;family&lt;/span&gt;:"Times New Roman";} &lt;/&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_62"&gt;style&lt;/span&gt;&gt; &lt;![&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_63"&gt;endif&lt;/span&gt;]--&gt;&lt;!--[&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_64"&gt;if&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_65"&gt;gte&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_66"&gt;mso&lt;/span&gt; 9]&gt;&lt;&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_67"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;  &lt;o:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_68"&gt;shapedefaults&lt;/span&gt; v:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_69"&gt;ext&lt;/span&gt;="&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_70"&gt;edit&lt;/span&gt;" &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_71"&gt;spidmax&lt;/span&gt;="1026"/&gt; &lt;/&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_72"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;&lt;![&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_73"&gt;endif&lt;/span&gt;]--&gt;&lt;!--[&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_74"&gt;if&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_75"&gt;gte&lt;/span&gt; &lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_76"&gt;mso&lt;/span&gt; 9]&gt;&lt;&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_77"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;  &lt;o:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_78"&gt;shapelayout&lt;/span&gt; v:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_79"&gt;ext&lt;/span&gt;="&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_80"&gt;edit&lt;/span&gt;"&gt;   &lt;o:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_81"&gt;idmap&lt;/span&gt; v:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_82"&gt;ext&lt;/span&gt;="&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_83"&gt;edit&lt;/span&gt;" data="1"/&gt;  &lt;/o:&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_84"&gt;shapelayout&lt;/span&gt;&gt;&lt;/&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_85"&gt;xml&lt;/span&gt;&gt;&lt;![&lt;span class="blsp-spelling-error" id="SPELLING_ERROR_86"&gt;endif&lt;/span&gt;]--&gt;Tenis geçtiğimiz günlerde yine medyada büyük yer işgal etti. Bilhassa federasyon başkanının açıklamaları ve gençlik ve spor genel müdürünün İpek Şenoğlu ile ilgili ettiği kelamlar haber olarak yazıldı, çizildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; Şimdi Türkiye’de tenisi yöneten kurumun başında bulunan biriysen elbette konuşacaksın. Yani ülke şartları göz önüne alındığında insanları bir şeylere teşvik edebilmek amacıyla sayın başkanın &lt;span style="font-style: italic;"&gt;‘’Tenis zengin sporu değildir.’’&lt;/span&gt; minvalinde laflar etmesi normal ve bir yerde de doğru. Bu açıdan bakıldığında her şey hoş güzel de gelgelelim başkanın sözlerini akıl, mantık çerçevesinde değerlendirmeye kalkıştığınız zaman birçok tutarsızlıkla karşılaşıyorsunuz ve bunların hiçbir derinliği olmayan sözler olduğunu görüyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bugün maddi durumu çok iyi olmayan 6-7 yaşlarındaki bir çocuk evinin yakınındaki bir bakkaldan aldığı plastik topla, giyeceği eski püskü bir ayakkabıyla taştan kaleler yaparak pekala futbol oynayabilir. Bu açıdan baktığınız zaman tenis mevzuunda olay, daha mekan konusunda çıkmaza giriyor. &lt;/p&gt;        &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;span style=""&gt;Ülkemizde &lt;/span&gt;tenis kortları nerelerde? Ya bazı spor kulüpleri veya özel okulların bünyelerinde ya da varlıklı ailelerin yaşamlarını sürdürdüğü sitelerde. Peki tenis gibi bir amatör sporun gelişebilmesi, kolektif olabilmesi için ne lazım? Tenisin oynanacağı mekanın yani kortların erişilebilir ve herkesin kullanabileceği nitelikte olması lazım.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Hadi diyelim mekan sorununu çözdük. Peki ya ekipman? Başkan, ekipmanların önceden dışarıdan pahalıya geldiğini, ancak durumun şimdi böyle olmadığını ve raket fiyatlarının da 50 ila 500 TL arasında değiştiğini söylemiş. İyi de bu ülkenin büyük bir çoğunluğunun günlük kazancı, yevmiyesi, ortalama 50 TL’yi aşmıyorken gelecek ayı nasıl getirebilirimin düşüncesine giren vatandaşlardan sırf hobi olsun diye fiyatları 50 ila 500 TL arasında değişen raketlerden almasını ve kortlarda koşturmasını beklemek ne kadar aklı selim bir yaklaşım?&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Kısacası Türkiye gibi ekonomisi kırılgan olan ve yaşam standartlarının yüksek olmadığı bir ülkede tenisin kolektif bir spor olması zor bir mesele.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt; Tenisin hobi olarak oynanmasını da bir kenara bırakalım. Biz insanlara yeteri kadar tenis izletebiliyor muyuz acaba? Önce bunu düşünmek lazım. İstanbul Cup gibi seviyesinin ne olduğu belli olan bir turnuva için bile bilet fiyatları el yakıyorken kortların neden dolmadığını sorgulamak abesle iştigaldir. Sen berberin işini bahçıvana bırakırsan ‘’Kafam niye kel kaldı?’’ diye de soramazsın, sormamalısın.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Marsel İlhan ile tenise ilgi duysun veya duymasın herkes gurur duyuyor bugün. Ama sırf Marsel, İpek, Çağla, Pemra ve daha birçokları birtakım başarılar elde ediyorlar diye, efendim son 10 yılda çocuğunu tenise yazdıran aile sayısında şu şu oranda artış olduğunu söyleyerek, hakeza raket satışları patlama yaptı diyerekten bu ülkede tenisin çok büyük gelişme gösterdiğini savunmak da doğru bir yaklaşım değildir. Biz ne kadar yerimizde sayarsak sayalım dünya değişiyor ve bu bahsedilen başarılarda da tenisi yönetenlerden çok kendiliğinden gerçekleşen bazı değişimlerin rolü çok önemli.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Hadi diyelim hakikatten tenis gelişiyor ülkemizde. Peki bunun altyapısı nedir? Yani gençlik ve spor genel müdürünün &lt;span style="font-style: italic;"&gt;‘’Biz İpek’in yanına partner satın alacağız.’’&lt;/span&gt; dediği bir ortamda biz hangi gelişmeden nasıl bahsedebiliyoruz?&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Gelişme denen şey spontane gerçekleşen bir olay değildir. Hele orantısız bir büyüme hiç mi hiç değildir. Bir alanda gelişmeden bahsedebilmeniz için önce yapacağınız atılımların temelini sağlam atmanız gerekir. 70 milyonluk potansiyeli olan ve genç nüfusun çoğunlukta olduğu bir ülkeden İpek’e partner olabilecek bir genç çıkaramamışsan ne yapayım ben o gelişmeyi?Koy turşu küpüne gitsin.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Neyse, bu konu uzar gider. Zaten bunlar çok derin mevzular. Ama lafla peynir gemisi yürümüyor. Bu da su götürmez bir gerçek.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1157666771334990249?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1157666771334990249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1157666771334990249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1157666771334990249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1157666771334990249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/12/celiskiler.html' title='Çelişkiler'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TReG5xrpbZI/AAAAAAAACKw/Am7Hz6WQo6s/s72-c/tenis-topu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1195683334202408478</id><published>2010-12-14T20:19:00.003+02:00</published><updated>2010-12-14T20:31:43.469+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Tenisi'/><title type='text'>Fedakar Başkan(!)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TQe3rRPRVfI/AAAAAAAACKo/pj6s0chFWww/s1600/ipek600_IC7RU.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 160px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TQe3rRPRVfI/AAAAAAAACKo/pj6s0chFWww/s320/ipek600_IC7RU.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550607019747137010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvspor.net/haber/tenis/29727/ipek-kimi-isterse-o-gelecek"&gt; http://www.ntvspor.net/haber/tenis/29727/ipek-kimi-isterse-o-gelecek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin Türkçe meali:&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;''Milli tenisçimiz İpek Şenoğlu'nun istediği herhangi bir tenisçiyi parayı basıp devşireceğiz.''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha acı olanı ise bunun üstüne &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;''Genel müdürlük olarak başından beri üstüne basa basa söylediğimiz üzere, olimpiyatlar bizim için büyük önem taşıyor.''&lt;/span&gt; diyebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olimpiyatlar niye büyük önem taşıyor peki sayın hocam? Onu da açıklayıverseydin bir zahmet?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1195683334202408478?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1195683334202408478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1195683334202408478&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1195683334202408478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1195683334202408478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/12/fedakar-baskan.html' title='Fedakar Başkan(!)'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TQe3rRPRVfI/AAAAAAAACKo/pj6s0chFWww/s72-c/ipek600_IC7RU.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7148158890832935144</id><published>2010-12-06T17:17:00.004+02:00</published><updated>2010-12-09T16:41:20.543+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anket'/><title type='text'>Yılın Sporcusu Anketi</title><content type='html'>Bu sabah okulda gazete okurken fark ettim. Milliyet ''2010 Yılın Sporcusu'' anketinin adayları açıklanmış. Dileyenler &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/anket/yilin_sporcusu2010.html"&gt;şuradan&lt;/a&gt; ankete katılabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim seçimlerim ise şu şekilde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yılın Sporcusu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Açık konuşmak gerekirse Nevin Yanıt ile Ediz Yıldırımer arasında bir seçim yapmak çok zor. Ama ben biraz da atletizme olan ilgimin neticesinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nevin Yanıt&lt;/span&gt; yılın sporcusudur diyorum. 100 metre engelli gibi teknik bir branşta Avrupa Şampiyonu olan atletimizin 12.63 saniyelik o yarışını her spor bülteninin açılışına ve kapanışına koymak gerekir diye düşünenlerdenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yılın Takımı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TP0GLU8ccRI/AAAAAAAACKY/9TtUn6PsA8A/s1600/Fenerbah%25C3%25A7e%2BAc%25C4%25B1badem-Final%2BFour.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 216px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TP0GLU8ccRI/AAAAAAAACKY/9TtUn6PsA8A/s320/Fenerbah%25C3%25A7e%2BAc%25C4%25B1badem-Final%2BFour.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547597107660878098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımı&lt;/span&gt;'dır. Yiğidi öldür, hakkını ver demişler. O yüzden su götürmez bir gerçek bence bu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Sarı Melekler bu yıl Türkiye şampiyonu oldu ve Türkiye Kupası'nı müzesine götürdü. Ama beni bu tercihe iten en önemli sebep Indesit Şampiyonlar Ligi'nde elde ettikleri tarihi 2.lik oldu elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yılın Antrenörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ertuğrul Sağlam&lt;/span&gt;'dır. Bir Beşiktaşlı olarak kendisini hiç sevmediğimi söyleyebilirim. Nedenini de bilmiyorum işin açıkçası. Ama bu durum, başardığı şeyleri görmeme engel değil. Türkiye şartlarında bir Anadolu kulübüyle şampiyonluk yaşamış bir hocanın başarısını tartışmaya lüzum yok diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yılın Futbolcusu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Marksist futbolcu, orta saha oyuncusu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ivan Ergic&lt;/span&gt; beğendiğim bir futbolcudur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bence yılın futbolcusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yılın Spor Adamı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mehmet Terzi&lt;/span&gt;'dir. &lt;a href="http://tenis-tour.blogspot.com/2010/08/avrupa-atletizm-sampiyonasnn-ardndan.html"&gt;Ben bu ünvanı ona çoktan verdim zaten.&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Dünyada Yılın Sporcusu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TP0GgcmDqjI/AAAAAAAACKg/xYX3anRrpIM/s1600/david-rudisha_1708251c.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TP0GgcmDqjI/AAAAAAAACKg/xYX3anRrpIM/s320/david-rudisha_1708251c.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547597470491716146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Tartışmaya çok müsait bir konu. Ama ben oyumu Kenyalı orta mesafe koşucusu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;David Lekuta Rudisha&lt;/span&gt;'dan yana kullanıyorum. Wilson Kosgei Kipketer'e ait olan ve 13 yıldır kırılamayan erkekler 800 metre rekorunu bu yıl &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;1:41.01 koşarak tarihe gömen genç Kenyalı bu yıla damgasını vuran sporcular arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası Rudisha'nın ismini bu ankette gördüğümde çok şaşırdığımı da belirtmem lazım. Zaten bizde bu adamı dünyada yılın sporcusu seçecek kadar bir spor kültürü olmadığı herkesin malumu.&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7148158890832935144?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7148158890832935144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7148158890832935144&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7148158890832935144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7148158890832935144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/12/yln-sporcusu-anketi.html' title='Yılın Sporcusu Anketi'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TP0GLU8ccRI/AAAAAAAACKY/9TtUn6PsA8A/s72-c/Fenerbah%25C3%25A7e%2BAc%25C4%25B1badem-Final%2BFour.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-6338358340879275965</id><published>2010-11-28T21:57:00.006+02:00</published><updated>2010-11-28T22:35:51.571+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Maestro!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK9HRbDrPI/AAAAAAAACKI/iBe_LsE0qRI/s1600/cfc2baaeb4da9b5d755356415802d9ea-getty-tennis-atp-finals.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK9HRbDrPI/AAAAAAAACKI/iBe_LsE0qRI/s320/cfc2baaeb4da9b5d755356415802d9ea-getty-tennis-atp-finals.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544702023880125682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Sözün bittiği yer diye buna denir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Federer bu hafta gösterdiği performansla mest etti. Sezonun son turnuvasını sadece 1 set vererek kazandı. Nadal'ı, Murray'i, Djokovic'i dize getirdi. Masters Cup'ta da 5'ledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Bırakana kadar Federer'i izlemeye ve tenisten zevk almaya devam...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Teşekkürler Maestro! İyi ki varsın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK1WYLgA2I/AAAAAAAACJg/nCvSIUrgyhY/s1600/8c5ad0d74149e409a9c648bcfb38b53b-getty-105209230me077_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK1WYLgA2I/AAAAAAAACJg/nCvSIUrgyhY/s320/8c5ad0d74149e409a9c648bcfb38b53b-getty-105209230me077_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544693487298937698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK2PHmwjJI/AAAAAAAACJo/379g93XG_xc/s1600/89eb8d57f9b9b1b5bd09e9662102f033-getty-105209230me087_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK2PHmwjJI/AAAAAAAACJo/379g93XG_xc/s320/89eb8d57f9b9b1b5bd09e9662102f033-getty-105209230me087_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544694462102408338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK8ZOtu8uI/AAAAAAAACJ4/HZqYIHLMS8M/s1600/ap-900b990eca8e45acb42ae74b6aa474e1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 226px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK8ZOtu8uI/AAAAAAAACJ4/HZqYIHLMS8M/s320/ap-900b990eca8e45acb42ae74b6aa474e1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544701232879170274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK8kkr8ilI/AAAAAAAACKA/IROkeCP9SBo/s1600/ap-fc2582a191da4e5ea37595da362ad5ee.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK8kkr8ilI/AAAAAAAACKA/IROkeCP9SBo/s320/ap-fc2582a191da4e5ea37595da362ad5ee.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544701427755813458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-6338358340879275965?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/6338358340879275965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=6338358340879275965&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6338358340879275965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/6338358340879275965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/maestro.html' title='Maestro!'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPK9HRbDrPI/AAAAAAAACKI/iBe_LsE0qRI/s72-c/cfc2baaeb4da9b5d755356415802d9ea-getty-tennis-atp-finals.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7057983930038246657</id><published>2010-11-27T19:37:00.004+02:00</published><updated>2010-11-27T19:56:32.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>İlk Finalist Rafa</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPFGM4H2sbI/AAAAAAAACJY/rLosCKhZTkQ/s1600/2a047684a4e499e8fb55e22e352ab5c2-getty-105080843bg063_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 246px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPFGM4H2sbI/AAAAAAAACJY/rLosCKhZTkQ/s320/2a047684a4e499e8fb55e22e352ab5c2-getty-105080843bg063_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544289803307495858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Andy Murray ile Rafael Nadal'ın 3 saati aşan mücadelesinden galip ayrılan taraf Rafa oldu. Rafael Nadal kariyerinde ilk kez Masters Cup'ta finale yükselme başarısı gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç çok çekişmeliydi, ama kortta stabil ve tekdüze bir oyun vardı. İki raket de varını yoğunu ortaya koydu. Andy Murray, ilk setten sonra düşen servis yüzdesine rağmen psikolojik eşikleri birer birer aştı. 2. seti 6-3 kazandı ve final setinde de 2 maç puanını bertaraf etti. Ama bunlar maçı kazanması için yeterli olmadı. Final setinin tie-break'inde 1-4 geriye düşen Rafael Nadal, mücadeleyi bu noktadan çevirdi ve adını finale yazdırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Nadal, bir gitti geldili maçı daha mental gücü sayesinde kazanmayı başararak kariyerinde bir ilki gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setler: 7-6(5), 3-6, 7-6(6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın büyük ihtimalle final mücadelesini izleyemeyeceğim. Çünkü o saatlerde Burhan Felek'teki Fenerbahçe-Beşiktaş mücadelesinde olmam gerekecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7057983930038246657?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7057983930038246657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7057983930038246657&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7057983930038246657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7057983930038246657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/ilk-finalist-rafa.html' title='İlk Finalist Rafa'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TPFGM4H2sbI/AAAAAAAACJY/rLosCKhZTkQ/s72-c/2a047684a4e499e8fb55e22e352ab5c2-getty-105080843bg063_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8867282909595040767</id><published>2010-11-26T18:15:00.003+02:00</published><updated>2010-11-26T18:29:18.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Zorlu Maç Rafa'nın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO_gVJ3S9JI/AAAAAAAACJQ/3u8QkItgrfE/s1600/e893d3789780920ec447c8a3d7abe794-getty-105186938bg053_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 252px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO_gVJ3S9JI/AAAAAAAACJQ/3u8QkItgrfE/s320/e893d3789780920ec447c8a3d7abe794-getty-105186938bg053_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543896320346092690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;A Grubu'nun 3. ve son maçlarının ilki son Wimbledon finalistleri Tomas Berdych ile Rafael Nadal'ı karşı karşıya getirdi. Bilhassa ilk seti büyük çekişmeye sahne olan maçı Nadal, kendi oyununu oynayarak kazanmasını bildi. Berdych de gayet iyi oynadı; ancak skor avantajını bir türlü eline geçiremeyince mücadeleden mağlup ayrılan taraf oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış setinde iki oyuncu da birbirlerinin servisini kıramadı. Berdych, çok iyi servisler attı ve kısa süren puanlarda Nadal'a karşı bir hakimiyet kurdu. Öte taraftan Nadal ise geri çizgi puanlarında rakibine hatrı sayılır bir üstünlük kurdu. Karşılıklı kazanılan 6'şar oyunla set tie-break'e uzadı. Tie-break'e çok iyi bir başlangıç yapan Nadal, bu avantajını hiç kaybetmedi ve seti 7-6(3)'lık skorla hanesine yazdırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci set de karşılıklı kazanılan servislerle başladı. 10 dakikaya yakın süren 4. oyun ise Berdych'in Nadal karşısında teslim bayrağını çektiği oyun oldu. Bu oyunu kaybeden Berdych, mücadeleden iyice düştü ve bir daha da oyun falan kazanamadı. 2. seti 6-1'lik skorla kazanan Rafael Nadal, grubunu lider olarak tamamladı ve yarı finale yükselmeye hak kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel itibarı ile zevkli bir karşılaşmaydı. Keşke ilk setin sonlarındaki o olaylar yaşanmasaydı da maç da bir an için futbol maçına dönmemiş olsaydı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8867282909595040767?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8867282909595040767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8867282909595040767&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8867282909595040767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8867282909595040767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/zorlu-mac-rafann.html' title='Zorlu Maç Rafa&apos;nın'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO_gVJ3S9JI/AAAAAAAACJQ/3u8QkItgrfE/s72-c/e893d3789780920ec447c8a3d7abe794-getty-105186938bg053_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-8341096172398546668</id><published>2010-11-25T18:37:00.004+02:00</published><updated>2010-11-25T21:39:26.238+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Voleybol'/><title type='text'>İş Mi Yani?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6SOQf6LhI/AAAAAAAACJI/VKr_2ZxpA-o/s1600/trt_1255198983.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6SOQf6LhI/AAAAAAAACJI/VKr_2ZxpA-o/s320/trt_1255198983.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543528964984286738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben bu TRT'yi anlamakta güçlük çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu madem Voleybol Bayanlar Avrupa Şampiyonlar Ligi'nin yayın hakları elinde, neden bu maçları gece 00.00'da banttan yayınlarsın? Ya da şöyle sorayım: Canlı yayınlamayacaksanız niye aldınız bu yayın hakkını elinize? Bırakın bari canlı yayınlayacak başka bir kuruluş alsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani hakikatten akıl, mantık işi değil bunlar. 19.30'da Fenerbahçe ile Bergamo karşılaşacak. Bahsettiğimiz takımlar geçen yılın finalistleri. Ve biz bu maçı eğer son dakikada bir değişiklik olmazsa televizyondan seyredemeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de sporu takip etmek bu kadar çileli bir iş işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edit&lt;/span&gt;: TRT Türk acıdı halimize. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-8341096172398546668?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/8341096172398546668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=8341096172398546668&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8341096172398546668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/8341096172398546668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/is-mi-yani.html' title='İş Mi Yani?'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6SOQf6LhI/AAAAAAAACJI/VKr_2ZxpA-o/s72-c/trt_1255198983.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5953194684843820137</id><published>2010-11-25T17:43:00.003+02:00</published><updated>2010-11-25T18:05:19.808+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Federer'den Resitale Devam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6JEArKF2I/AAAAAAAACJA/tYJTeCzebG4/s1600/6ca1648e62b83bc871713d49507a9666-getty-105079936bg068_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6JEArKF2I/AAAAAAAACJA/tYJTeCzebG4/s320/6ca1648e62b83bc871713d49507a9666-getty-105079936bg068_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543518893333157730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;3'te 3 ile bitirdi Federer B Grubu'nu. Rakiplerine karşı set vermek şöyle dursun, sadece 2 kez servisini kırdırdı. Ferrer zaten Federer'e rakip olamazdı. Murray maçında ise terlemedi bile Ekselansları. En zor maçını ise bugün Soderling'e karşı oynadı. Tabii buna da ne kadar zor denebilirse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenis üstadı yine erken aldı ipleri eline. Setin hemen başında servis kırdı. Ama Sode kolay teslim olacağa benzemiyordu. İştahlıydı İsveçli ve iyi de servis atıyordu. Nitekim Federer'in bu 1 breaklik avantajı da 8. oyunun sonunda bozuldu. Aslında bu oyun Soderling'i sete döndürden oyun olduğu gibi Federer'i de uyandıran oyun oldu. Zira Soderling'in servis kırdığı 8. oyuna kadar Federer standartlarının altında bir servis performansı gösteriyordu. Yanlış hatırlamıyorsam ace'i bile yoktu Ekselanslarının bu oyuna dek. Hatta 2 de çift hatası vardı. Rakibi ise ilk servisinden puan çıkarmada %90'ın üzerinde oynuyordu. İşte Fedex, o oyundan sonra vitesini yükseltti. Seti 7 ace ile tamamladı ve açılış setini 7-5'lik tie-break ile 7-6 kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci setin açılış oyununda servisler yine Federer'den geldi. Ekselans bu oyunda 2 servis kırma puanını bertaraf edip servisini kurtardı. Karşılıklı kazanılan servislerle skor 4-3'e geldi. Sandalye molasının ardından oynayacağı return oyunu Ekselanslarına maçı getiren oyun olacaktı. Skor 30-30'a geldikten sonra Ekselans'ın önce backhand slicelar ile hakimiyet kurduğu ralliyi kontra bir forehand winnerla neticelendirmesi, akabinde de fileye gelen Soderling'e etkili bir passing shot göndermesi hem Maradona'nın tribünde yanında oturan kişiye hararetle bir şeyler anlatmasına vesile olacak hem de maçı fillen sona erdirecekti. Nitekim öyle de oldu ve bu seti de 6-3 kazanan Roger Federer yarı finale set kaybetmeden yükselmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soderling bu maçta gayet iyi oynadı. Çok iyi servis attı ve iştahlıydı da. Ancak karşısındaki kişi kendisini son 15 karşılaşmalarının 14'ünde yenmiş biri olarak, yine kritik anlarda kalite farkını ortaya koydu ve maçı kazanan taraf oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5953194684843820137?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5953194684843820137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5953194684843820137&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5953194684843820137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5953194684843820137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/federerden-resitale-devam.html' title='Federer&apos;den Resitale Devam'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO6JEArKF2I/AAAAAAAACJA/tYJTeCzebG4/s72-c/6ca1648e62b83bc871713d49507a9666-getty-105079936bg068_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-3645919631845243702</id><published>2010-11-24T17:44:00.004+02:00</published><updated>2010-11-24T18:32:26.578+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Berdych İlk Galibiyetini Aldı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO09zr-gsPI/AAAAAAAACI4/2kIamMP3-2s/s1600/capt.photo_1290614295076-1-0.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 223px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO09zr-gsPI/AAAAAAAACI4/2kIamMP3-2s/s320/capt.photo_1290614295076-1-0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543154674550485234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;A Grubu'nun 2. maçlarının ilki Tomas Berdych ile Andy Roddick arasında oynandı. İki raketin de birbirine benzer bir oyun oynadığı mücadelede gülen taraf 7-5 ve 6-3'lük skorlarla Çek raket oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berdych'in genel oyun yapısından bahsetmiştim sizlere daha önceki yazımda. Ve bu oyununun kırılganlık gösterebilecek bir oyun olduğunu da söylemiştim. İşte Djokovic maçında akıllara zarar basit hatalar yapan Berdych, bu maçta winner vuruşlarında çok iyi bir ritim yakaladı. Servis performansı da Djokovic maçıyla kıyaslanmayacak düzeyde iyiydi Berdych'in. Haliyle bunlar da kendisine galibiyeti getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki raket de birbirinin benzeri bir oyun mentalitesiyle oynadı. Öncelikli amaçları kendi servislerinde dominant bir performans göstermekti. Sonrasında ise kırabilirsem servis kırarım düşüncesiyle oynadılar. Ki bahsettiğimiz raketlerin de normal şartlar altında nasıl servis attıklarını düşündüğümüz zaman bundan doğalı olamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk setin ilk 8 oyunu geride kaldığında skor 4-4'tü. Yani iki raket de servis kırdırmamıştı. Hatta birbirlerine servis kırma şansı bile vermemişlerdi. Bir sonraki oyunda da Roddick kendi servis oyununu kazanıp skoru 5-4'e getirdi ve sandalye molasının ardından Berdych'in servislerini izledik. Maçta ilk ciddi fırsat da bu oyunda A-Rod'un eline geçti. 15-40'ı bulan Rod ne var ki seti bitiremedi ve hemen akabinde 40-15 öne geçtiği servisini kırdırarak seti kaybeden taraf oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinin arasından kayıp giden setin ardından Roddick'i maça ancak peş peşe alınmış servis oyunları döndürebilirdi. Ancak Nadal maçındaki servis etkinliğinden uzak olan Roddick'in nefesi ancak 2-2'ye kadar yetebildi. Bu noktadan sonra iki kez rakibinin servisini kıran Berdych, bu seti de 6-3 kazanarak kariyerinde ilk kez boy gösterdiği Masters Cup'ta ilk galibiyetine ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında iki oyuncu da oynayabileceklerinin altında bir oyun oynuyorlardı uzun süredir. Berdych, Djokovic maçına göre daha ritimliyken Roddick, Nadal maçına göre daha tutuktu. Kırılma puanlarını çok iyi oynayan Berdych, maç ilerledikçe performansını yükseltti ve güzel bir galibiyet elde etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-3645919631845243702?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/3645919631845243702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=3645919631845243702&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3645919631845243702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/3645919631845243702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/berdych-ilk-galibiyetini-ald.html' title='Berdych İlk Galibiyetini Aldı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TO09zr-gsPI/AAAAAAAACI4/2kIamMP3-2s/s72-c/capt.photo_1290614295076-1-0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-2162623111979339517</id><published>2010-11-23T18:21:00.003+02:00</published><updated>2010-11-23T18:38:00.623+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>''Federer was superb''</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOvtVtbS0eI/AAAAAAAACIw/9jTGHLe9qvA/s1600/829c789b35c4ac5e599278bcd3a620f1-getty-105132471bg218_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 134px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOvtVtbS0eI/AAAAAAAACIw/9jTGHLe9qvA/s200/829c789b35c4ac5e599278bcd3a620f1-getty-105132471bg218_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542784723636638178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Greg Rusedski'ye aitti bu ifade. Murray'nin, vatandaşlarının sezon başında Grand Slam zaferi için çok ümitlendikleri Avustralya Açık finalinde Federer'e 3 sette kaybetmesinin ardından böyle bir yorumda bulunmuştu Britanyalı eski raket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer süperdi, süper ve süper olmaya devam edecek. Murray bugün turun en iyi geri çizgi oyuncularından biri. Belki de en iyisi. Peki bugünkü maç nasıl geçti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer dışında kimsenin denemeye bile cesaret edemeyeceği servis voleler, bir önceki maçta müthiş baseline savunmasını övdüğümüz Murray'nin bile dokunamadığı inside out forehand winnerlar, 4 love game, 1 love break ve Federer'in kendi servislerinde Murray'e sadece 8 puan vermesi... Skor: 6-4, 6-2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta sazı eline erken aldı. Zaten sezonun bu dönemlerinde maça iyi başlarsanız çok büyük bir avantaja sahip oluyorsunuz. Bu durum da bugün tekerrür etti ve Federer 1 breaklik avantajını sonuna dek koruduğu ilk seti 6-4; 4-0, 15-40 öne fırlayıp bageldan döndüğü ikinci seti ise 6-2 kazandı. Belki matematiksel olarak hala kesin olmasa da mantık çerçevesinde yarı final biletini de cebine koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam tenisi bıraktığında bu tip bir tenis oynayabileceğini düşündüğüm bir oyuncu halihazırda yok. Yani bana bu zevki yaşatacak başka bir raket yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş? Federer'in backhandi kötüymüş de, Murray çok kötü oynamış da, seyirci destek vermemiş de, bilmem ne bilmem ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Maradona yeteri kadar alkışladı Federer'i ama bir alkış da Yunus'un gönlünden kopsun Federer'e bu sayfalar aracılığıyla!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-2162623111979339517?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/2162623111979339517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=2162623111979339517&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2162623111979339517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/2162623111979339517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/federer-was-superb.html' title='&apos;&apos;Federer was superb&apos;&apos;'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOvtVtbS0eI/AAAAAAAACIw/9jTGHLe9qvA/s72-c/829c789b35c4ac5e599278bcd3a620f1-getty-105132471bg218_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7612872274680537134</id><published>2010-11-22T18:23:00.002+02:00</published><updated>2010-11-22T18:58:21.392+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öylesine...'/><title type='text'>Şu Blog Da Olmasa...</title><content type='html'>N'apardım kim bilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İTÜ'nün Ayazağa'daki yerleşkesine gittik bugün. Yerleşke de ne yerleşke yani! İstanbul içinde başka bir şehir gibi. Gerçi ortamı falan beni sarmadı ama Türkiye'deki en iyi mühendisleri yetiştiren üniversiteden bahsediyoruz neticede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Neyse, konumuz bu değil. Yarım saatliğine saldılar bizi. Dört arkadaş yolda sohbet ederek yürüyoruz. Daha doğrusu sohbet etmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ya arkadaş... Dirsek çürütüyorsun, iyi bir Anadolu Lisesi kazanıyorsun ama nafile birader nafile. Adam olmak çok büyük bir erdem. Bunun tecrübesini çokça ediyorum şu dönemlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Oturup adam gibi iki sohbet edemiyorsun çocuklarla arkadaş ya... Yok böyle bir olay. Herkesin egosu bir şişik, deme gitsin. Bir yanlış yaptığında dalga geçmeler, azarlamalar... Madem benden üstünsün ne işin var benimle aynı yerde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tenisi de egomu tatmin etmek için izlediğimi söyledi bugün bir tanesi. Nedenini sordum. Farklı ve entelektüel olmaya çalışıyormuşum. Aslında zevk almıyormuşum da izlediklerimden... Falan da filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şurada iki maç yorumluyoruz, gördüklerimizi yazıyoruz. Egomu zerre kadar şişirmeye çalışıyorsam Allah kahretsin beni. Ben bu işi sevdiğim için yapıyorum, farklı olmak veya dikkat çekmek için değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bugün yolda eve gelirken sevindim. Neden? Çünkü tenis maçı var diye. İzleyeceğiz ve izlediğimizden zevk alacağız diye. Sonra gelip buraya gördüklerimizi yazacağız ve maç üzerine konuşacağız diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şu sıralar biraz düşürdüm çalışma tempomu. Çünkü hakikatten daraldım. Birileriyle sürekli rekabet içinde olmaktan bıktım. Birkaç gün daha buraya yazmanın tadına varmaya çalışacağım. Zira ''Federer istese verir misin?'' diyenleri gördükten sonra daha iyi anladım ben bu blogun kıymetini!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7612872274680537134?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7612872274680537134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7612872274680537134&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7612872274680537134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7612872274680537134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/su-blog-da-olmasa.html' title='Şu Blog Da Olmasa...'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-1742068474046686534</id><published>2010-11-22T17:53:00.004+02:00</published><updated>2010-11-22T18:19:29.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Nole Kalitesini Konuşturdu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOqYA_wpd1I/AAAAAAAACIo/rZMoWJp1HYg/s1600/869377df50b37e0f3c78037afb58dba1-getty-105459480me036_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 216px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOqYA_wpd1I/AAAAAAAACIo/rZMoWJp1HYg/s320/869377df50b37e0f3c78037afb58dba1-getty-105459480me036_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542409434315716434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;A grubunun ilk mücadelesinde Djokovic ile Berdych karşı karşıya geldi. İkili bu sene Wimbledon yarı finalinde de birbirlerine rakip olmuştu ve oldukça yakın geçen setler sonucu Berdych gülen taraf olmuştu. Ama bu sefer öyle olmadı. Çünkü iyi bir gününde değildi bugün Çek raket. Ne ilk servisini adam gibi oyuna sokabildi ne de basit hatalarını azaltabildi. Sonuç olarak birbirinin kopyası iki set sonucunda maçı kaybetti Tomas Berdych.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berdych, tehlikeli bir oyuncu. Özellikle turun elit oyuncuları için en son istenecek rakiplerden biri. Bunun sebebi ise güçlü fiziğinden çok iyi istifade etmesi. Hele hele günündeyse ve iyi de servis atıyorsa Berdych'in servisini kırmanız bir hayli zor. Ama işte ne diyoruz? Günündeyse diyoruz. Yani bu oyunu devamlılık arz etmiyor Çek raketin. Onun için de sadece iyi bir tenisçi olarak kalıyor Berdych.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakipleri için Berdych'i alt edebilmenin ise tek bir yolu var. O da servise iyi tutunup maçın başından sonuna kadar tüm return oyunlarında tetikte olmak. İşte Djokovic de bugün bunu yaptı ve temiz bir galibiyet elde etti. 6-3'lük skorlarla neticelenen iki sette de kilidi erken açtı ve çok iyi bir servis performansı göstererek götürdü maçı Sırp raket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta da söyledim. Berdych bugün kötü bir günündeydi. Çünkü çok fazla sayıda basit hata yaptı. Zaten kaybettiği ilk sette rakibinden 1 winner fazla vurmasına karşın berbat bir ilk servis yüzdesiyle oynamasının ve bir hayli şişen basit hatalarının bedelini ödedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bir maçta yaptığı birbirinden basit hatalar şöyle dursun, maçın kaderini belirleyen olay Çek tenisçinin berbat ilk servis yüzdesiydi. Çünkü bu adamın oyununda ilk servislerin oyuna girmesinin önemi çok büyük. Zira ilk servislerini oyuna soktuğu zaman bir duvar oluverip çıkıyor karşınıza Berdych. Dedim ya işte, güçlü fiziğinden iyi istifade ediyor. Attığı toplar yükseğe sıçrıyor ve rakip omuz hizasına gelen topları agresif bir şekilde yönlendiremiyor. Hal böyle olunca da topları çizgilere uzatıp sonuca gidiyor Berdych. Ancak maalesef bugün bunu kortta uygulayamadı ve bu yüzden de Round Robin'e mağlubiyetle başladı son Wimbledon finalisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Djokovic'in bugünkü maçta servis performansını ve oyunu çeşitlendirmesini beğendim. Bugün iyi oynayan o olduğu için şans da ondan yanaydı ve top 3 puanda da kendisini sevdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-1742068474046686534?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/1742068474046686534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=1742068474046686534&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1742068474046686534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/1742068474046686534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/nole-kalitesini-konusturdu.html' title='Nole Kalitesini Konuşturdu'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOqYA_wpd1I/AAAAAAAACIo/rZMoWJp1HYg/s72-c/869377df50b37e0f3c78037afb58dba1-getty-105459480me036_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-5897162855705334427</id><published>2010-11-21T18:12:00.003+02:00</published><updated>2010-11-21T18:46:31.813+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masters Cup'/><title type='text'>Murray Başarıya Yelken Açtı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOlMvv4sITI/AAAAAAAACIg/5IvMoAJl2BM/s1600/70237868661fce3fdc0f83a4d6936571-getty-104887889bg049_atp_world_to.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 239px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOlMvv4sITI/AAAAAAAACIg/5IvMoAJl2BM/s320/70237868661fce3fdc0f83a4d6936571-getty-104887889bg049_atp_world_to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542045199647908146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Londra'daki ATP Dünya Turu Finalleri'nin açılış maçında karşı karşıya geldi Soderling ve Murray. Son Paris Masters şampiyonu Soderling, bugünkü mücadelede son oynadığı maçlardaki ışıltılı performansından uzaktı. Tabii rakibinin Murray gibi dişli biri olması da bunda büyük bir etkendi, ama Sode da bugün böylesine üst düzey bir maçta yapılmaması gerekecek kadar fazla sayıda basit hata yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelenin ilk seti Murray dominasyonu şeklinde geçti. Hem hücumda hem de defansta bütün dizginleri elinde tutan taraf Murray oldu. Zaten rakibinin servisini de setin hemen başında kırdı İskoçyalı ve skoru 3-1'e kadar getirdi. Setteki ikinci break'ini de set için servis attığı oyunun arefesinde yapan Andy Murray, açılış setini 6-2 ile hanesine yazdırdı. Set sonundaki istatistikler ise, açılış setinin neden böyle bir skorla neticelendiğinin kanıtı gibiydi. Zira Murray'nin winner sayıları ile Soderling'in winner sayıları arasında uçurum vardı. Hakeza basit hatalarda da durum böyleydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci sette Soderling, ilk setteki tutukluğunu üzerinden atar gibi oldu. Rallilerde daha çok kalmaya başladı İsveçli raket. Daha sabırlı oynadı ve sık sık file önüne gelerek Murray üzerinde baskı kurdu. Bunun neticesinde ilk servis kırma şansını da yakaladı, ne var ki bu fırsatı değerlendiremedi. Soderling'in daha etkili oynamaya başladığı bu bölümlerde devreye Murray'nin geri çizgi oyunu girdi. Rallinin kontrolünü rakibine verdiği bölümlerde yaptığı sıkı baseline savunmasıyla Soderling'i ekstra vuruşlar denemeye zorladı İskoç tenisçi. Setin kırılma oyununu da kaybedince gardı iyice düşen Soderling karşısında kontrolü eline alan Andy Murray, önce servis kırdı ve sonra da set için servis attığı oyunu kazanıp Round Robin'e galibiyetle başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murray'e maçı kazandıran temel faktör oyunun iki yönünü de çok iyi oynaması oldu. Buna bir de oyun içi çeşitliliğini ekleyince son Paris Masters şampiyonu Soderling karşısında çok net bir skorla galip geldi İskoç raket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murray çok iyi bir tenisçi. Oyunu teknik yönden kusursuza yakın. Tek sorunu ve şu ana kadar Grand Slam kazanamamasındaki temel etken ise devamlılığının olmaması. Tabii bu noktada birtakım şanssızlıklar yaşadığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Mesela bu yıl Amerika Açık öncesindeki performansıyla ağır favorilerden biri iken-özellikle Toronto'da oynamış olduğu tenis ile-birdenbire bir sakatlık yaşadı ve Amerika Açık'a erken veda etti. Sezon içerisinde bunun gibi başka şanssızlıklar da yaşadı İskoç raket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben 2011'in daha iyi geçeceğine inanıyorum onun adına. Çünkü oyununun da artık Grand Slam kazanabilecek bir seviyeye ulaştığını düşünüyorum. Burada kazanabileceği bir şampiyonluk, onu zihinsel olarak çok yukarılara taşıyabilir ve sezonun ilk Grand Slam turnuvası olan Avustralya Açık için iddialı bir konuma getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soderling'in ise şu saatten sonra oyununun üzerine koyabileceği bir şey olduğuna pek inanmıyorum. O da güçlü forehandleri, sert ve etkili servisleri, boyuna rağmen gayet iyi olan foot working'i ile bilhassa Roland Garros'ta ağır favorilerden biri olmaya devam edecektir. İsveçlinin de en önemli özelliği tüm zeminlerde iyi bir tenisçi olması. Hatta bu özelliği Murray'den bile iyi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-5897162855705334427?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/5897162855705334427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=5897162855705334427&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5897162855705334427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/5897162855705334427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tenis-tour.blogspot.com/2010/11/murray-basarya-yelken-act.html' title='Murray Başarıya Yelken Açtı'/><author><name>YUNUS DİLBER</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10169825633229040785</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-YnAyaVQSRJA/TtO6yGjsgKI/AAAAAAAACbk/AU8A7MplYcM/s1600/32937212h.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOlMvv4sITI/AAAAAAAACIg/5IvMoAJl2BM/s72-c/70237868661fce3fdc0f83a4d6936571-getty-104887889bg049_atp_world_to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4665459145643104677.post-7296807712854315432</id><published>2010-11-16T10:49:00.005+02:00</published><updated>2010-11-18T09:38:16.673+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Değerlendirmesi'/><title type='text'>70 Milyonda Bir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOJVkKbfNPI/AAAAAAAACIY/Qt4skNMGFEw/s1600/KB_9789944491617.JPG"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 201px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ab6gJ3N-BNw/TOJVkKbfNPI/AAAAAAAACIY/Qt4skNMGFEw/s320/KB_9789944491617.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540084571382428914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Geçen cumartesi günü Kabalcı Kitabevi'ne yolum düştü. Yoğun çalışma temposunun getirdiği hafif bunaltıdan kurtulmak için bir okuma kitabı alacaktım. Raflara şöyle bir göz gezdirirken en sonunda spor üzerine yazılmış sayısı sınırlı kitapların bulunduğu bir rafa denk geldim. Kitapları teker teker inceleyedururken en sonunda az sonra kendisinden bahsedeceğim kitap olan Behram Kılıç'ın kaleme aldığı ''70 Milyonda Bir-Türk Sporunun Zirvesindekiler'' eserini satın almaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap 1 günde bitiverdi. Hoş, zaten bitirilmesi kolay bir kitap ama insan ilgi duyduğu alanla ilgili bir kitap okuyunca okuduğundan zevk alıyor işin açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;70 Milyonda Bir-Türk Sporunun Zirvesindekiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eser Behram Kılıç'a ait ve gayet de güzel bir çalışma olmuş. Spordan sorumlu devlet bakanı Faruk Nafız Özak'ın önsözünü yazdığı kitapta hem yurt içinde hem de uluslararası alanda büyük başarılara imza atmış saygıdeğer sporcularımızın biyografilerine, başarılarına yer verilmiş. Tabii biyografi falan demişken içinizden birkaçınız ''İnternette sürüyle bilgi var bunlar hakkında zaten.'' diyor olabilir, ama bu eserde yazılan şeylerin %80-90'ına internette rastlamanız pek mümkün değil. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Sözgelimi bu eser, oluşturulurken üzerinde yoğun bir mesai harcanmış bir kitap. Bu özelliğini de her yönüyle belli ediyor. Bilgi ve kültür dünyasını salt internetten ibaret görüyor bugün birçokları. Ama hemen her kitapta olduğu gibi bu kitabı okurken de durumun aslında hiç de öyle olmadığını fark etmeniz mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, gelelim kitabın içeriğine. Ülkemizin önemli sporcularının yaşamlarını anlatan bir kitap olduğunu söylemiştim zaten bu eserin. Peki kimler var bu kitabın içinde? Kimler yok ki? Yüz yılda bir gelen halterci &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Naim Süleymanoğlu&lt;/span&gt;, asrın güreşçisi &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Hamza Yerlikaya&lt;/span&gt;, Türk futbolunun kralı &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Hakan Şükür&lt;/span&gt;, all-star Türk &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Mehmet Okur&lt;/span&gt;, küçük dev adam &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Halil Mutlu&lt;/span&gt;, balyoz yumruk &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Sinan Şamil Sam&lt;/span&gt;, bilardonun saygın eri &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Semih Saygıner&lt;/span&gt;, kırık bilekli şampiyon &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Bahri Tanrıkulu&lt;/span&gt;, pistlerin fatihi &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Kenan Sofuoğlu&lt;/span&gt;, filenin sultanı &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Neslihan Demir Darnel&lt;/span&gt;, kortların Türk leydisi &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;İpek Şenoğlu&lt;/span&gt;, dünyaya karateyi öğreten &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Haldun Alagaş&lt;/span&gt;, sırtı yere gelmeyen güreşçi &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Ahmet Taşçı&lt;/span&gt;, delikanlı kız &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Hamide Bıçkın&lt;/span&gt; ve sönmeyen yıldız &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Yıldız Aras&lt;/span&gt;. Özel olarak hayatları anlatılan bu isimlere ek olarak kitabın sonunda birçok ilke imza atmış diğer sporcularımıza da yer ayrılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın arka kapağında yer alan ve Ahmet Çakır ile Haşmet Babaoğlu'na ait olan yorumlar zaten gerçeği yeterince açıklıyor. Türk sporunda birçok eksik var. Bu eksiklerin içinde de kapatılması hiç de zor olmayan eksikler var ki bunlardan bir tanesi de kitap eksikliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yaz düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'nın ardından kendimi tutamayıp bir yazı yazmıştım buraya medyanın başarılara çullanmasıyla ilgili. Zaten adı üstünde: Çullanmak. Yani sahiplenme değil. Başarı geldiği zaman gurur duyup diğer zamanlarda bu sporculardan bahsetmemek başarının üstüne çullanmaktır çünkü. Bu sporcuların binbir zorluğa nasıl göğüs gerdiğini görmeden, onların çileli yaşam öykülerini bilmeden yapılmış her yorum bomboş bir konuşmadan ibarettir. Çünkü onların birçoğu için aslında şampiyon olmak, hayatta karşılaştıkları onlarca güçlüğe göğüs germekten daha kolaydır. Bunun idrakına varsak aslında daha yürekten destekleyeceğiz, daha yürekten alkışlayacağız onları. Bu kitapta da bu durum yeterince işlenmiş ve önemle vurgulanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafı getirmek istediğim yer şu: Batı'da bırakın dünya çapında nam salmış bu sporcuları, kendi alanında biraz sivrilmiş sporcular için bile yazılmış kitaplar var. Bizde ise bu sayı yok denecek kadar az. Medya denen sektör zaten spor alanında futbol faşizanı olmuş ve bu durum yakın bir zamanda da değişeceğe benzemiyor. Bu durumda ise tek çıkış yolu var. O da bu tip eserlerin sayılarının artması. Eğer bazı değerlerin sahiplenilmesini istiyorsak bu ve bunun gibi dinamitleri iyi kullanmak zorundayız. Kitabın yazarı Behram Kılıç da böyle bir eser ortaya çıkardığına göre bu alanda bir öncü olmayı başardı demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın fiyatı 28 TL. Evet, ülkemizde kitap okumayı teşvik edecek dinamitler bile iyi kullanılamıyorken ben biraz boş konuşmuş oluyorum ama yapacak da bir şey yok. Sadece Naim Süleymanoğlu'nun polisiye filmlerini aratmayan iltica serüvenini okumak için bile bu paraya kıyılır. Hatta hayatları anlatılan sporcuların birbirinden özel fotoğraflarını görmek için bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlendirme: &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Okuyun, okutun, bilinçlenin efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize iyi bayramlar...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4665459145643104677-7296807712854315432?l=tenis-tour.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tenis-tour.blogspot.com/feeds/7296807712854315432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4665459145643104677&amp;postID=7296807712854315432&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7296807712854315432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4665459145643104677/posts/default/7296807712854315432'/><link rel='alternate' type='text/html
