12 Haziran 2026

Roland Garros'a Şahin Gözü Şart Mı?

 Roland Garros'ta elektronik çizgi hakemliği sisteminin kullanılmıyor oluşu, turnuvanın bu yılki ayağında oynanan Casper Ruud-Joao Fonseca maçında verilen kritik bir hakem kararı sonrası yeniden tartışmaya açıldı. 

 Maçın ikinci setindeki tie-break'te Ruud 8-7 öndeyken Fonseca'nın bir vuruşu geri çizgiye yakın düştü. Sandalye hakemi, tribünlerden gelen "dışarıda" sesleri üzerine topun izini incelemeye gitti ve çizgi hakeminin verdiği içeride kararına uydu. Ne var ki şahin gözü teknolojisinden televizyon ekranına yansıtılan görüntü topun dışarıda olduğunu söylüyordu. Hâl böyle olunca tenis dünyasının bir kısmı, Ruud'un hakkının yendiğini düşündü ve Roland Garros yönetimini teknolojiye direnmekle suçladı. 

 Turnuva direktörü Amelie Mauresmo, eleştirilere verdiği yanıtta elektronik çizgi hakemliği sisteminin %100 güvenilir olmadığını ve bu nedenle insan gücünden faydalanmaya devam ettiklerini söyledi. Bu noktada Mauresmo'nun ciddi bir haklılık payı bulunuyor.

 Toprak kort, sert ve çim kortun aksine sabit bir yüzeye sahip değil. Tenisçilerin puan esnasında zemindeki toz parçacıklarını hareket ettirmesi, elektronik çizgi hakemliği sisteminin toprak korttaki hata payının yükselmesine sebebiyet veriyor. Sistemin kullanıldığı toprak kort turnuvalarında defaatle görüldüğü üzere topun şahin gözündeki iziyle zemindeki izi çelişebiliyor. Nitekim Fonseca'nın kazandığı puanda da aynı şey yaşandı.

 Sandalye hakemi, Fonseca'nın topunun içeri düştüğüne hükmederek yanlış bir karar vermedi çünkü topun izi gerçekten de çizginin üzerindeydi. Zaten Ruud da karara itiraz etmedi. 

 Demem o ki toprak kortta insan gözü, hâlâ teknolojiden daha isabetli kararlar veriyor. Buna karşın topun izini inceleyerek karar verme yöntemi de mutlak bir adalet sağlamıyor. Çünkü hakemlerin topun izini bulamadıkları veya yanlış yorumladıkları zamanlar da oluyor. Martina Hingis ile Steffi Graf arasındaki 1999 Roland Garros finalinde yaşanan olayların bu türden bir hatayla başladığını unutmamak gerekiyor.

2 Haziran 2026

Zeynep Sönmez'i Spor Kapitalizmi Sakatladı

 Tenis turnuvaları, gelirlerinin büyük bölümünü yayın ve sponsorluk anlaşmalarından elde ediyor. Hâl böyle olunca turnuva organizatörleri, televizyon kanalları ve sponsor firmaların bazı dayatmalarına boyun eğmek zorunda kalıyor. Parayı verenin düdüğü çaldığı bu ilişki biçimi, son birkaç gündür Roland Garros'ta meydana gelen iş kazalarıyla yeniden gün yüzüne çıktı.

 Britanyalı tenisçi Katie Boulter, turnuvadan elendiği ikinci tur maçı esnasında rakibinin gönderdiği bir topu karşılamaya çalışırken kortun gerisindeki reklam panosuna takıldı. 29 yaşındaki raket, dengesini kaybedip yere kapaklansa da kendisini sakatlamadı. Fakat ertesi gün gerçekleşen benzer bir kazanın faturası çok daha ağır oldu.

 Milli tenisçi Zeynep Sönmez, çiftler ana tablosunda partneri Tatjana Maria ile çıktığı ikinci tur maçında henüz iki oyun geride kalmışken reklam panosunun azizliğine uğrayarak dizini sakatladı. Karşılaşmadan çekilmek zorunda kalan temsilcimize kort içinde iki dikiş atıldı.

 Oyun alanı içerisine reklam panosu yerleştirmenin sporcu sağlığını tehlikeye atacağını aklı başında olan herkes öngörebilir. Nitekim bu yazıda bahsettiğimiz kazalar Roland Garros'ta senelerdir yaşanıyor. Ne var ki turnuvayı yönetenler, sırf sponsor firmayı tatmin etme uğruna kazalara davetiye çıkarmaktan vazgeçmiyor. Bu aşamada tenisçiler için tek çıkar yol turnuvaya dava açmak gibi görünüyor.

 2015 yılındaki Amerika Açık sırasında fizyoterapi odasında kayarak düşen ve beyin sarsıntısı geçiren Eugenie Bouchard bu olayın ardından turnuva yönetimini tazminat ödemeye mahkum ettirmişti. Öyle tahmin ediyorum ki Roland Garros organizatörleri de aynı akıbete uğramadan akıllanmayacak.