21 Haziran 2026

Tenis Kortlarından Savaş Manzaraları

 Rusya-Ukrayna savaşının tenis dünyasında yarattığı etkiler güncelliğini koruyor. Dört yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmalar, taraf ülkelerin tenisçileri arasındaki gerilimi canlı tutuyor. 

 Ukraynalı tenisçiler, savaşın başından bu yana Rus ve Belaruslu meslektaşlarıyla iletişim kurmuyor. Dahası, onlardan kendi ülkelerini kınamalarını talep ediyor. Bu tavır, tenisseverlerin bir bölümü tarafından desteklenirken bir bölümü tarafından da tepkiyle karşılanıyor.

 Tepki gösterenler, Rus ve Belaruslu tenisçilerin savaştan sorumlu tutulamayacaklarını ve dolayısıyla maruz kaldıkları kötü muameleyi hak etmediklerini savunuyor. Oysa Ukraynalı tenisçilerin yaşadığı mağduriyet bundan çok daha büyük. Aileleri ve sevdiklerinin üzerine her gün bomba yağdığını gören bu sporcuların davranışlarını yargılamadan önce ruh hâllerini iyi anlamak gerekiyor. Bununla birlikte aynı anlayış, savaş karşıtı oldukları hâlde bunu dile getiremeyen Rus ve Belaruslu tenisçilere de gösterilmeli.

 Otoriter rejimlerle yönetilen Rusya ve Belarus, ifade hürriyetinin son derece kısıtlı olduğu ülkeler. Bugün savaş karşıtı olan Rus veya Belaruslu bir tenisçinin kendi ülkesini eleştirebilmesi için vatandaşları tarafından linç edilmeyi ve hapse girmeyi göze alması gerekir. Bu ikilemde kalan biri de pek tabii ki susmayı tercih eder.

 Velhasıl, tenis kortlarındaki mevcut gerilim ancak savaşın bitmesiyle düşebilir. Dünya tenisini yöneten kurumların bu soruna çare olmaları mümkün değil. Çünkü onlar, siyaset üstü bir duruş sergilemek yerine Atlantik ittifakının yörüngesine girmeyi seçtiler. Rusya ve Belarus’a türlü yaptırımlar uygularken Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in saldırganlıkları karşısında üç maymunu oynadılar.

Hiç yorum yok: