Skor tabelasında gerideyken sakatlık gerekçesiyle sağlık molası kullanan tenisçiler bir kısım izleyici tarafından daima sportif ahlaksızlıkla suçlanır. Bu ezberci yaklaşıma göre kortta gördükleri tedavinin ardından performansı yükselen tenisçiler mutlaka sakat numarası yapmış ve rakiplerinin ritmini bozmak için mola almışlardır. Tedaviye rağmen maça devam edemeyenlerse yenileceklerini anlamış ve hezimetten kaçmışlardır.
İstisnaları bir kenara bırakırsak tenisçiler, diğer tüm profesyonel sporcular gibi son derece rekabetçi insanlardır. Bu durumun doğal sonucu olarak sakatlık hâlinde bile yarışabilmenin yollarını ararlar. Dolayısıyla bir tenisçinin yenilgiyi kabul etmesi veya ağır bir skordan korktuğu için maçtan çekilmesi komik bir varsayımdan öteye geçmez. Böylesi bir anlayışın profesyonel teniste yeri yoktur. Çıktığı maça devam edemeyen bir tenisçi, ya oynayamayacak hâle gelmiştir ya da sakatlığının ciddi boyutlara ulaşmasından çekinmiştir.
Öte yandan bir tenisçinin sakatlık şikayeti varken maç oynamaya ve kazanmaya devam etmesi ona sahtekar damgası vurmak için yeterli değildir. Çünkü günümüz sporunda son derece yaygın olan ağrı kesici palyatif tedaviler, bazı durumlarda sakatlığa rağmen üst seviyede performans göstermeyi mümkün kılmaktadır.
Teniste sağlık molası hakkını suistimal eden oyuncular elbette vardır. Fakat yenik durumdayken korta fizyoterapist çağıran her tenisçiyi hilekar olarak yaftalamak abesle iştigaldir. Bu tip yorumlar genellikle taraftarlık güdüsüyle yapılır.
Mevzubahis sakatlıklar olduğunda esas tepki, bunların gereğinden fazla medyatize edilmesine gösterilmelidir. Zira basın önünde sürekli sakatlıklarından bahseden tenisçiler, bir anlamda yenilgilerine kılıf hazırlamakta ve rakiplerinin emeklerine saygısızlık etmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder