Grand Slam turnuvalarındaki eşit para ödülü uygulaması, istisnasız her yıl cinsiyetçi birileri tarafından tartışmaya açılıyor. Geleneği bu sene sürdüren isimse Stefanos Tsitsipas oldu. Yunan tenisçi, kadın meslektaşlarının eşit para ödülünü hak edebilmeleri için maçlarını beş set üzerinden oynamaları gerektiğini buyurdu. Eşit para ödülü karşıtları tarafından öne sürülen bu ve bunun gibi daha pek çok teze tek tek yanıt vermek mümkün. Ancak bu yazıda meseleyi tarihsel bağlamı içinde ele alacağız.
Teniste Grand Slam turnuvalarının 1968'den itibaren profesyonel oyunculara kapılarını açmasının ardından ilk büyük çatışma para ödülleri konusunda yaşandı. Billie Jean King'in başını çektiği dokuz kadın tenisçi, erkek meslektaşlarının 10'da biri kadar para ödülü kazanabildikleri adaletsiz düzene karşı bayrak açarak bugünkü WTA'nın (Kadınlar Tenis Birliği) kurulmasına giden süreci başlatmış oldu.
Sonraları "Original 9" ismiyle anılacak olan kadın tenisçiler, yaptıkları spordan hayatlarını kazanabilecekleri bağımsız bir oluşum yaratmak için yola çıkmışlardı. Bu uğurda kariyerlerini tehlikeye atmış, Birleşik Devletler Tenis Birliği USLTA tarafından kara listeye alınmışlardı ama kaybedecek bir şeyleri yoktu. 1970 yılında Houstan'da bir sigara firmasının sponsorluğunda düzenledikleri turnuva beklenen ilgiyi görünce ertesi yıl Virginia Slims Circuit adlı ilk sezonluk turlarına sahip oldular. 1973'te WTA'nın kurulmasıyla kadın tenisi tek bir çatı altında toplanırken aynı sene Amerika Açık yönetimi turnuvada dağıtılan para ödüllerini eşitleme kararı aldı. Ne var ki diğer majör turnuvaların eşit ödül tarifesini benimsemesi o kadar hızlı olmadı.
Tenisin en prestijli turnuvası olarak kabul gören Wimbledon, kadın ve erkek tenisçilere verdiği para ödülleri arasındaki sembolik farkı 2007'ye kadar inatla koruyarak namına pek de yakışan bir tutuculuk örneği sergiledi. Neyse ki Venus Williams'ın açıktan yürüttüğü kampanya İngilizleri pes ettirdi ve 34 yılın sonunda tüm Grand Slam'ler eşit para ödülü düzenlemesini kabul etmiş oldu.
Demem o ki kadın tenisçiler, bugün sahip oldukları haklara birilerinin lütfuyla değil, on yıllara yayılan çok çetin bir mücadeleyle ulaştı. Dolayısıyla birkaç geri kafalının lafıyla bunlardan vazgeçecek değiller.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder