10 Mayıs 2013

Federer'in Şarkısı: Neler Oluyor Bize ?


 http://www.tenishaber.com/artikel.php?artikel_id=70  

 Tenisin yaşayan efsanesi, dün Kei Nishikori karşısında oldukça kötü bir oyun çıkararak sürpriz bir mağlubiyete imza attı. Normal koşullarda bu yenilgi, üzerinde çok fazla durmayı gerektirecek bir sonuç değil. Zira zirveye oynayan her oyuncu yılın belli dönemlerinde bu tip neticelerle karşılaşabilir. Kaldı ki kortlardan iki ay uzak kalmış bir tenisçinin, aranın hemen ardından çıktığı ilk turnuvada randıman verememiş olması da son derece normaldir. Ancak sıkıntı şu ki Federer'in oyununda, özellikle de oyunun son derece önem arz eden bir departmanında hayati bir gerileme söz konusu. Diğer insanlar ne düşünüyor bilmiyorum ama beni ümitsizliğe iten husus da tam olarak bu. 

 Geçtiğimiz hafta yaptığım uzun soluklu Maria Sharapova analizinde ne kadar anlaşıldığımı bilmemekle beraber korttaki hareket kabiliyetinin önemini vurgulamaya çalışmıştım. Teniste puan vuruşu üretmekle basit hata yapmak arasındaki ince çizgiyi oluşturan temel unsurlardan birinin ayak çalışması olduğunu söylemiştim. Zira ayakların yavaş olması demek, topun arkasına zamanında geçememeniz dolayısıyla da ideal pozisyonda vuruş yapamamanız demektir. Bu da normale göre daha çok basit hata ve daha az doğrudan puan anlamına gelir. Üstelik mesele sadece bununla da sınırlı kalmaz, savunma kanadında ciddi bir zaafınız belirir. Normalde çıkarılabilecek toplara raket uzatmakta bile zorlanabilirsiniz. 

 Federer'de ilk olarak bu düşüşü gözlemlediğim maç, Djokovic'e iki sette kaybettiği Masters Kupası finaliydi. Belki de alabileceği bir maçı tuhaf bir şekilde yitirmesi nedeniyle bunun üzerinde fazla durmamıştım ama bu sezon itibarı ile İsviçre çikolatasının yaşının ilerlemesine bağlı olarak ciddi bir yavaşlama sorunuyla karşı karşıya kaldığına kani olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir yıl öncesine kadar rahatlıkla raket koyabildiği topları geri çevirmekte zorlandığını gözlemliyorum Ekselanslarının ve dediğim gibi bu, bilhassa günümüz tenisi için çok ciddi bir handikap. Bu yüzden Federer'in üst düzey maçları kazanabilme ihtimali maalesef ama maalesef geçmişe oranla daha zor gibi duruyor. 

 Olay kısaca bundan ibaret. Fakat durumun bu olması, enseyi karartacağımız manasına gelmiyor elbette ki. Her ne olursa olsun 31 yaşında Grand Slam kazanıp yeniden 1 numaraya yükselmeyi başarabilmiş efsanelerin efsanesi, hâlâ Grand Slam turnuvalarında en büyük favorilerden biridir ve Wimbledon'ı kazanabilmek adına da ciddi bir şansa sahiptir. Bunun aksini iddia edip tipik futbol mantığıyla yorum yapanlara Federer'in oyununun salt fiziksel güç üzerine kurulu bir oyun olmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatmak gerekiyor. 

 Her yenilgiden sonra emeklilikten dem vuranlara ise söyleyecek söz bulamıyorum. Defalarca bizzat Federer tarafından aksi ispat edilmesine rağmen hâlâ aynı yanlışta diretmek, cevap iktiza eden bir hadise değil çünkü. Son tahlilde " Bu sporu kimse benden daha fazla sevemez. Bunun için de pek çok fedakarlık yapıyorum. Ancak karşılığını aldıkça da bırakmak istemiyorum.'' diyen Ekselansları için her yenilgiden sonra emekliliği konuşmak, onun sporculuğundan hiçbir şey anlayamamak kadar alıkça olsa gerek.

Hiç yorum yok: