4 Haziran 2013

Form Geçici, Klas Kalıcıdır: Tommy Haas


 http://www.tenishaber.com/artikel.php?artikel_id=72 

 35 yaşındaki bir oyuncunun bir Grand Slam turnuvasında çeyrek finale yükselmesi zaten başlı başına muazzam bir olay. Bununla birlikte Haas'ın bu başarıyı elde ediş şekli, bana sorarsanız en az başarının kendisi kadar hayret edilecek cinsten. Zira o yaştaki bir tenisçinin bir önceki turda John Isner'a karşı oynadığı ve 13. maç puanının ardından kazanabildiği beş setlik muazzam mücadelenin zihinsel ve fiziksel yorgunluğunu henüz üzerinden atamadan çıkıp bir de üstüne Mikhail Youzhny gibi bir oyuncuyu 6-1 / 6-1 / 6-3'le evire çevire yenmesi, başlıktaki özlü sözden başka hiçbir izahı kabul etmeyecek bir durum. O yüzden Tommy'nin övgüye son derece mazhar olan bu başarısını konuşurken kariyerinin bundan önceki dönemine bakıp da hayıflanmamak elde değil.

 Haas, 3 Nisan 1978'de Hamburg'ta dünyaya geldiğinde zaten tenisçi olarak doğmuştu. Tenis antrenörü bir babanın oğlu olarak hayata gözlerini açan Alman raket, emekleme faslını geçer geçmez tenis toplarıyla haşır neşir olmaya başlamıştı. Hikayenin bundan sonraki kısmıysa klasik gelişti. Oğlunun yeteneğini fark etmekte gecikmeyen babası, onun antrenörlüğünü üstlendi ve Haas'ın dünya tenisinin zirvesine kadar uzanacak olan yolculuğu başlamış oldu.

 1996'da profesyonelliğe adımını atan Haas, kısa sürede adını duyurmayı başardı. 1999 yılında ilk Atp şampiyonluğunu elde edip Avustralya Açık'ta da yarı finale kadar yükselmeyi başardığında geleceğin en büyük yıldızlarından biri olarak gösteriliyordu. 2000 yılında hiç turnuva kazanamamış olsa da Sidney'de düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nın finalinde Yevgeny Kafelnikov'a beş setlik bir maçın ardından yenilecek ve altın madalyayı kıl payı kaçıracaktı. Ertesi sene dört turnuva zaferi elde eden yetenekli Alman, kariyerinin ilk Masters zaferine de ülkesinde düzenlenen Stuttgart Turnuvası'nda ulaşacaktı.

 Her Şeyin Başladığı ve Bittiği Yıl: 2002

 Arka arkaya gelen başarılı sonuçlar, kazanılan kupalar derken Haas, 13 Mayıs 2002 tarihinde açıklanan dünya sıralamasında kendisini 2 numarada buluyordu. Ne var ki Alman raket, işte tam da bu sırada ailesinin geçirdiği şok bir kazayla sarsıldı. Çok daha büyük başarılara yelken açtığı bir dönemde babasını komaya sokan bu elim olay yüzünden tenis kariyerini ikinci plana atan ve ailesinin bakımını yükümlenen Haas'ın başına gelenler bununla da sınırlı kalmadı. Böylesine trajik bir kazanın üstüne bir de omzundan ağır bir sakatlık geçiren eski 2 numara, 2003 yılını pas geçmek zorunda kaldı. 2004'ün şubatında yeniden raket sallamaya başladığında ise ilk 1000'in bile dışındaydı.

 Almanların Boris Becker-Michael Stich ikilisinden sonra gördüğü en büyük yetenek olan Haas'ın bu çalkantılı sürece gelene kadarki performansını en iyi özetleyen noktalardan biri de turun önde gelen oyuncularına karşı ikili maçlarda elde ettiği başarılı grafikti. O zamana kadar Andy Roddick'e karşı 3-0, Jim Courier'a karşı 2-0, Roger Federer ve Marat Safin'e karşı da 2-1'lik üstünlük kuran Haas, vaktiyle gelmiş geçmiş en büyük oyuncu olarak kabul gören Pete Sampras'a karşı da 5-5'lik bir maç kaydı tutturmuştu.

 Haas, her ne kadar potansiyelinin karşılığını alamamış bir raket olarak kalsa da dönüşünün ardından da güçlü servisleri, vuruş çeşitliliği, muazzam backhand kanadı ve kortun tamamına hakim olan oyun yapısıyla büyük oyuncuların başına bela açmaya devam etti. Çim zeminde Novak Djokovic ve Roger Federer'i yenerek şampiyonluklar kazanan bir zamanların 2 numarası, 2009 Roland Garros 4. turunda ise neredeyse tenis tarihini değiştiriyordu. Daha sonradan şampiyonluğa ulaşacak Federer karşısında ilk iki seti alan Haas, üçüncü sette de 4-3 öndeyken yakaladığı avantajı sonuca çevirebilse servislerini maç için kullanacaktı ama olmadı. Sezonun devamında Wimbledon'da kariyerinin ilk yarı finalini oynayan Alman tenisçiyi eleyen isimse Ekselanslarından başkası değildi.

 O yıl ucundan kaçan çeyrek final, bu yıla kısmet oldu ve Haas, takvimdeki dört büyük turnuvada da çeyrek final gören ender isimler arasına adını yazdırdı. Üstelik bunu 1971'den bu yana Roland Garros'un en yaşlı çeyrek finalisti olmayı başararak gerçekleştirdi.

Hiç yorum yok: