8 Ağustos 2013

Federer'in (Bence) En Efsanevi 10 Galibiyeti



 10-) Federer-Sampras 2001 Wimbledon 4. turu

 O yıl Roland Garros'a maç kazanamadan veda eden isim 29 yaşındaki Pete Sampras değil de aynı yaştaki Roger Federer olsaydı bu, kesinlikle kıyamet alameti olarak algılanır ve hatta ölümsüz tenis sanatçısı, aynı bugünlerde olduğu gibi kendisine emeklilik nasihati verecek olan hastalıklı beyinlerin " Bir Devrin Sonu " temalı klişe yorumlarına anında malzeme olurdu. Ne var ki söz konusu toprak kort olduğunda aynı dönemlerde oynadığı Gustavo Kuerten'in çimdeki içler acısı hâlinden farkı kalmayan Sampras için bu, son derece alışıldık bir durumdu. Üstelik söz konusu çim kort olduğunda ise topraktaki Kuerten'in en az iki katı gücünde olan Birleşik Amerikalı, Wimbledon'a gelindiğinde yine kağıt üzerindeki en büyük favoriydi.

 1993-2000 yılları arasında tam 7 kez tahta çıktığı tenisin zirvesinde yalnızca bir kez bileği bükülebilen Pistol Pete'nin son 16 turundaki rakibi ilk kez Wimbledon merkez kortuna çıkan 19 yaşındaki Roger Federer'den başkası değildi. Basel'de geçen çocukluk yıllarında diğer iki büyük usta Boris Becker ve Stefan Edberg ile beraber kahraman olarak bellediği isme karşı ilk ve son kez oynama şerefine nail olan İsviçre çikolatası, çekişmeli mücadeleden 5 set sonunda zaferle ayrıldı. Maçın ardından sandalyesine oturduğu esnada döktüğü göz yaşları hem sevinçten hem de çimin kralına duyduğu hürmettendi. O vakte kadar tarihin gördüğü en büyük oyuncu olan Sampras, artık bayrağı İsviçreli halefine devretmişti.

 9-) Federer-Hewitt 2004 Amerika Açık finali

 Benim gibi neticeye değil, Haticespor'a gönül verenlerin kalbinde gerçekteki sıralaması ne olursa olsun her daim 1 numarada kalacak olan Ekselanslarının en büyük alametifarikalarından biri de seyrine doyum olmayan oyununu icabında en flaş skorlarla üstelik dönemin en iyi raketlerine karşı süsleyebilmesidir. İşte çocukluktan beri yakın arkadaş olan Federer ile Hewitt'i buluşturan 2004 yılındaki Amerika Açık finali de bunun bir örneğiydi. O gün Avustralyalı meslektaşını kelimenin tam anlamıyla perişan eden Federer, maçı 6-0 / 7-6(3) / 6-0'la kazanmış ve bu final, iki seti sıfıra karşı kazanılan ilk Amerika Açık finali olarak kayıtlara geçmişti.

 8-) Federer-Bjorkman 2006 Wimbledon yarı finali

 Novak Djokovic'in henüz peyda olmadığı dönemlerde taklitleriyle meşhur olan Jonas Bjorkman, dünya 4 numarasına kadar yükseldiği kariyerinde yurttaşları Enqvist, Johansson ve Norman ile birlikte teniste ülkesi İsveç'e Soderling'in Fransa Açık'ta oynadığı finallere kadarki son altın çağını yaşatmıştı. 2006 yılında 34 yaşındayken Wimbledon'da yarı finale kadar yükselen usta servis voleci, ana tablonun Federerli kısmındaydı.  Yalnızca 77 dakika süren mücadele 6-2 / 6-0 / 6-2'lik setlerle İsviçrelinin hanesine yazılırken Bjorkman, Wimbledon tarihinin en ağır yarı final yenilgisini tattı.

 7-) Federer-Blake 2006 Masters Cup finali

 Dominant ya da Türkçe ifadesiyle baskın kelimesini yeniden açıklamak isteseydik herhalde buna en güzel örnek, İsviçreli yaşayan efsanenin 2006 yılındaki muazzam performansı olurdu. Ama eğer aynı yıl içinde katıldığı 17 turnuvanın 16'sında finale yükselen birini tarif etmemiz istenseydi o zaman tıpkı James Blake'in o yılki Masters Cup finalinin ardından söylediği gibi kelimeler kifayetsiz kalırdı. Federer, rüya gibi geçen sezonun sonunda yine zirvedeydi ve bu kez skor 6-0 / 6-3 / 6-4'tü.

 6-) Federer-Roddick 2007 Avustralya Açık yarı finali

 Andy Roddick gibi bir oyuncuya karşı bir Grand Slam yarı finalinde sadece 83 dakika sonunda 6-4 / 6-0 / 6-2'yle kazanılan bir maç, ikinci sette kaybedilen 6 sayı ve göz açıp kapayıncaya kadar biten bir maçta üretilen 45 winner... O gün maçı izleyen herkesin ekran başında verdiği tepkiyi mücadelenin ardından soluğu soyunma odasında alan Mirka, bizzat müstakbel eşine söylemişti: " Sevgilim, sen manyaksın. "

 5-) Federer-Ferrer 2007 Masters Cup finali

 Grup aşamasındaki ilk maçını Fernando Gonzalez'e karşı kaybeden fakat daha sonraki tüm maçlarını kazanarak finale yükselmeyi başaran dünya 1 numarası, bu kez karşısında David Ferrer'i buldu. Finale gelene kadar hiç maç kaybetmemesine ve Nadal ile Djokovic'i dize getirerek ne kadar formda olduğunu yeterince gözler önüne sermesine rağmen İbrahim Üzülmez'in tenisteki vuku bulmuş hâlinin de kaderine razı olmaktan başka şansı yoktu: 6-2 / 6-3 / 6-2.

 4-) Federer-Del Potro 2009 Avustralya Açık çeyrek finali

 Bir tur evvel belalısı Tomas Berdych'e karşı gitti denen maçı 0-2'den çevirdikten sonra birçoklarına göre Federer'in elenmesi artık an meselesiydi. Çeyrek finalde kortun karşısındaki oyuncunun Delpo olacağını hesaba kattığımızda da böyle bir meyillenmeyi anlamak hiç de zor değildi. Ancak iki gün sonraki Federer'i izlediğimizde sanki dördüncü turdaki adam gitmiş, yerine paralel evrenden başka birisi gelmişti. Ortaya koyduğu kusursuz performansla herkese pabucunu ters giydiren Ekselansları, 6-3 / 6-0 / 6-0'la koleksiyonuna yeni bir baş yapıt daha eklerken maçın ardından Del Potro'nun ettiği sinkaflı küfürlerden de nasibini aldı.

 3-) Federer-Haas 2009 Roland Garros 4. turu

 O sene Avustralya Açık 4. turunda gördüğü kabusun daha beterini bu kez Roland Garros'ta yine aynı turda görecekti İsviçre efsanesi. Form geçici, klas kalıcı şiarının tenisteki temsilcisi olan Tommy Haas önünde setlerde 2-0, üçüncü sette de 4-3 geride olan Federer, kendi servisinde yüzleştiği servis kırma puanını çevirdikten sonra seyircinin de inanılmaz desteğiyle adeta şaha kalkacak ve sonu şampiyonluğa kadar uzanacak yolda oldukça kritik bir virajı başarıyla dönecekti.

 2-) Federer-Djokovic 2011 Roland Garros yarı finali

 Federer-Nadal ikilisinin gölgesinde kaldığı sezonların acısını çıkarırcasına 2011'de terminatörvari bir grafik sergileyerek Roland Garros'a yenilgisiz giden Novak Djokovic'in serisi yarı finalde bizzat Federer tarafından muhteşem bir maçın ardından bozuldu. Ekselanslarının 7-6(5) / 6-3 / 3-6 / 7-6(5)'yla kazandığı maçın son puanının ardından verdiği reaksiyon ise iflah olmaz Fedex aşıklarının hafızalarındaki tazeliğini hâlâ koruyor.

 1-) Federer-Nadal 2011 Masters Cup grup maçı

 Uzun bir aradan sonra Grand Slamsiz geçen bir yılın burukluğunu kapalı kort sezonunda gösterdiği müthiş performansla üzerinden atmayı başaran tenisin yaşayan efsanesi, abonesi olduğu sezon sonu turnuvasında ezeli rakibi Rafael Nadal'la aynı gruba düşmüştü. İkili arasında o güne kadar oynanan maçların en tek taraflılarından birine sahne olan mücadeleyi 6-3 / 6-0'la kazanan İsviçreli raketin o günkü performansı, kariyerinin en şaşaalı dönemlerine taş çıkartır nitelikteydi.

Hiç yorum yok: