3 Mart 2017

Wild Card Muhabbeti


 İnsan bir defa düşmeyegörsün, arkasından tekme vuranı bol oluyor. Bu tekmelere kariyerinin başından beri alışık olan Maria Sharapova içinse son dönemde yaşadıkları işin tuzu biberi oldu bir bakıma. Cezasının bitmesine kısa süre kala bu sefer de yeni bir tartışma alevlendi Rus tenisçi hakkında. Maria'ya Stuttgart, Roma ve Madrid turnuvalarından arka arkaya gelen özel davetlerden hoşnut olmayan bir kesim "Dopingçiyi ödüllendiriliyorlar." diye fikir beyan etmeye başladı sağda solda.

 İlk olarak Andy Murray'nin açıklamalarıyla su yüzüne çıkan bu görüş, dolaylı yoldan Masha'nın bir daha tenis oynamaması gerektiğini söylüyor. Çünkü bir yılı aşkın bir süredir turnuva oynamayan ve dolayısıyla ne puanı ne de klasmanı olan Sharapova'nın ITF'in 15 bin dolarlık turnuvalarında dahi wild card almadan raket sallayabilmesi mümkün değil. Hâliyle Murray'e şunu sormak icap ediyor: Allah muhafaza, kendisi yarın bir gün sakatlanıp 1 yıl kortlardan uzak kalsa döndüğünde ITF turnuvalarında oynamayı kabul edecek mi? Eğer cevabı evetse sorun yok. Lakin savunduğu şeyi akıl mantıkla açıklamak zor.

 Wild card, Sharapova'nın yüzü suyu hürmetine icat edilmiş bir uygulama değil. Aksine yıllardan beri var ve çeşitli kriterler göz önünde bulundurularak veriliyor. O kriterlerin en önemlisi de söz konusu turnuvanın izlenilirliğine olumlu yönde etki yapmak ki Maria da bu iş için biçilmiş kaftan. Zira halihazırda dünyanın en kolay pazarlanabilir kadın sporcusu. Yani anlayacağınız, kimse Rus rakete "Gel, bizde oyna." diyerek herhangi bir lütufta bulunmuyor.

 Öte yandan gerek ITF ve CAS kararlarının gerekse de Masha'nın cezası neyse çekiyor oluşunun insanlar nezdinde hiçbir hükmü yok sanırım. Öyle ki bugün de Fransa Tenis Federasyonunun yeni başkanı, Roland Garros için Maria'ya özel davet vermek istemediğini ima etmiş. Kendi tercihidir tabii ama bu durumda kaybeden de yalnızca kendisi olur. Zira Sharapova gerçek anlamda büyük bir sporcudur. Ne kadar derine düşerse yükselişi de o kadar afili olur.


Hiç yorum yok: