Rafael Nadal, Türkiye tarihinin ihraç edilen ilk dergisi olan Socrates'in Almanya edisyonuna verdiği röportajda dünya tenisinin geleceği adına birtakım önerilerde bulunmuş. İspanyol tenisçinin hayalindeki tenis, kendi stili göz önüne alındığı vakit hiç şaşırtıcı olması da eleştirilmeyi sonuna kadar hak ediyor.
Nadal'ın "Tenis, fiziksel güçle değil, kafayla oynanmalı." şeklindeki yorumu ilk anda kulağa hoş geliyor. Ne var ki kendisi, sözlerinin devamında teniste uzun puanların teşvik edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Buradan anlıyoruz ki İspanyol raket, fiziksel güç ifadesiyle oyuncuların atletik özelliklerini değil, vuruş hızlarını kastediyor. Dolayısıyla tenisin fiziksel güce dayalı bir spora evrilmesinden ziyade agresif oyun tarzına karşı çıkıyor.
Kahramanımız, "İkinci servislerin kaldırılması iyi bir fikir olabilir." diyerek tenisi kökünden değiştirecek bir öneri sunuyor. Servis kullanmanın avantajını yok ederek tenisi bir anlamda voleybola çevirecek olan bu değişimle neyin arzulandığı çok açık: Oyuncuların hata yapma korkusuyla hızlı ve riskli servisler kullanmaktan kaçınmaları ve bu sayede return yapmanın daha kolay hâle gelmesi.
Tenisin nasıl oynanması gerektiği konusunda Nadal gibi düşünenler, iyi servis atmak dışında hiçbir özelliği olmayan oyuncular ve servis-volecilerin tenisi öldürdüğünü savunuyor. Ivo Karlovic gibi ace makinelerini izlemenin kimseye keyif vermediği bir gerçek. Ancak servis-voleciler için aynı şeyi söylemek cahilce olur. Zira servis-vole, teknik beceri gerektiren ve son derece estetik olan bir oyun tarzıdır.
Velhasıl Nadal'ın ideal tenisinde risk, agresif oyun ve winner gibi bu sporu güzelleştiren unsurların hiçbirine yer yok. Toprak kortların kralı, defansif oyun ve uzun rallilerin geçer akçe olduğu zihinsel bir boğuşmayı hayal ediyor. Bu da tenis adına tam bir distopya.
Velhasıl Nadal'ın ideal tenisinde risk, agresif oyun ve winner gibi bu sporu güzelleştiren unsurların hiçbirine yer yok. Toprak kortların kralı, defansif oyun ve uzun rallilerin geçer akçe olduğu zihinsel bir boğuşmayı hayal ediyor. Bu da tenis adına tam bir distopya.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder