Ülke olarak şaşırma duygumuzu kaybetmiş durumdayız. Çünkü memlekette olmaz denilen her şeyin bir bir olduğuna tanıklık ediyoruz. Hâl böyleyken Türkiye Tenis Federasyonunun henüz birkaç ay evvel büyük gürültü koparan bir yanlışını tekrarlaması hiçbirimize tuhaf gelmiyor.
Milli tenisçi Selin Övünç'ün maddi imkansızlıklar nedeniyle son Amerika Açık'a katılamaması kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Kendisi, aynı neden ötürü bu yılki Avustralya Açık'ta yer alamayacak. Tenis federasyonu, Selin'e her türlü maddi desteği sağlayacağı yerde onu ana tablodan katılma hakkı kazandığı Grand Slam turnuvalarına yollamamakta diretiyor.
Dünya üzerinde kendi sporcusunun kötülüğünü isteyen bir federasyona daha önce rastlanmış mıdır, bilmiyorum. Fakat şu anki Türkiye Tenis Federasyonu yönetiminin Misakımilli sınırları içerisinde tenisi baltalamaktan başka bir işe yaramadığı çok açık. Yoksa kısa süre öncesine kadar ciddi bir ivme yakalamış olan Türk tenisi bugün içler acısı bir vaziyette olmazdı.
Eskiden sporcularımızı memleketteki bozuk düzen öğütürdü. O bozukluğun mevcut siyasi iktidar döneminde arşıâlâya çıktığını söylemeye gerek yok. Bununla birlikte Selin'e yapılan kötülük, insanın aklına kin, nefret ve düşmanlık gibi duyguları getiriyor.
Görünen o ki Türk tenisinin başındakiler; kendilerine koşulsuz itaat eden ve siyasi rant sağlayan "makbul" sporcuları arzuluyor. Bu şartları karşılamadığınız müddetçe dünya 1 numarası olsanız bile umurlarında değilsiniz. Bilakis size gösterecekleri sopadan korunmanızda fayda var.
Görünen o ki Türk tenisinin başındakiler; kendilerine koşulsuz itaat eden ve siyasi rant sağlayan "makbul" sporcuları arzuluyor. Bu şartları karşılamadığınız müddetçe dünya 1 numarası olsanız bile umurlarında değilsiniz. Bilakis size gösterecekleri sopadan korunmanızda fayda var.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder