28 Kasım 2025

İsmet Paşa'nın Tenis Sevgisi

  Ulu Önder Atatürk'ün 1928 yılında çekilmiş bir fotoğrafı vardır. Fotoğrafta tebessüm ederken görülen Atatürk, o anı ölümsüzleştiren Cemal Işıksel'ın anlatımına göre Afgan Kralı Emanullah Han ile İsmet İnönü arasındaki tenis maçını seyretmektedir. Gelgelelim İsmet Paşa'nın tenisle olan ilişkisi bu diplomatik maçın çok ötesindedir.

 İsmet Paşa'nın 1919'dan vefat ettiği yıl olan 1973'e kadarki kişisel notları Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Defterler isimli kitapta yayımlanmıştı. Kitabı incelediğimizde yedi farklı yerde tenis kelimesinin geçtiğini görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci adamının tenis içerikli notlarında sırasıyla şunlar yazıyor:

 "3 Temmuz 1922 Pazartesi

 Akşam tenis. Mösyö Laport bana raket ve top göndermiş.

 7 Temmuz 1922 Cuma

 Akşam tayyare mektebinde tenis.

 9 Temmuz 1922 Pazar

 Akşama tenis.

 21 Temmuz 1922 Cuma

 Akşam tenis.

 24 Temmuz 1922 Pazartesi

 Akşam muvaffakiyetli tenis. İki parti.

 4 Ağustos 1922 Perşembe

 Akşam tenis. Tevfik Bey'le beraber.

 31 Mayıs 1941 Cumartesi

 Tenis maçları."

 Görüldüğü üzere İsmet Paşa, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik evresinde bile tenisi ihmal etmemiş. Kendisi, Büyük Taarruz'un hemen öncesindeki boş vakitlerini tenis oynayarak değerlendirmiş. Bu da tenisin Türkiye'ye birilerinin zannettiği gibi Hülya Avşar veya Kemal Derviş'le gelmediğini gösteriyor. Oyunun bu topraklardaki geçmişi 100 yıldan daha uzun bir süreye dayanıyor.

9 Kasım 2025

TTF'nin Dahiyane İcadı

 Geçtiğimiz yıl Türkiye Tenis Federasyonu'nun yeni başkanı olduğunda Şafak Müderrisgil ile ilgili genel bir değerlendirme yapmıştım. Kendisinin federasyon başkanlığına tenise hizmet etmek için gelmediğini, siyasi iktidarın güdümünde kalacağını ve dolayısıyla Türk tenisinin hiçbir yapısal sorununu çözemeyeceğini söylemiştim. Nitekim aradan geçen zaman, öngörülerimin tamamını haklı çıkardı.

 Şafak Hanım'ın bir yıllık görev süresindeki icraatı, saray rejiminin kendisine tanıdığı sınırlı alanda attığı bazı müspet adımlardan ibaret. Bunların haricinde yaptığı bir iş var ki günümüz Türkiye'sinin düzenini çok iyi yansıtıyor.

 Mevcut TTF yönetimi, ülkemizde düzenlenen astronomik sayıdaki tenis turnuvasına yakın zamanda bir de Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı ekledi. İsminden de anlaşılacağı üzere bizzat Cumhurbaşkanlığı tarafından himaye edilen bu turnuva geride bıraktığımız ekim ayında ilk kez düzenlendi.

 Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın hangi maksatla icat edildiği çok açık. Kişisel ikbal peşinde koşan Şafak Hanım, bu hamlesiyle kendisini TTF'ye başkan seçtiren iradeye bağlılığını bildirmiş oldu. Keşke elini korkak alıştırmasaydı da turnuvanın ismini Recep Tayyip Erdoğan Kupası koysaydı.

 TTF'nin bir önceki başkanı olan Cengiz Durmuş'un görevi bırakma nedeni siyasi iktidar tarafından üstünün çizilmesiydi. Eminim ki kendisi, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı duyunca "Bunu nasıl akıl edemedim?" diye hayıflanmıştır.