Oyun stilleri itibarı ile birbirine çok benzeyen iki tenisçi düşünelim. Bunlardan biri, diğerinden birkaç gömlek üstün bir oyuncu olsun. Böyle bir senaryoda zayıf olan, güçlü olanı ancak kötü gününde yakalarsa yenebilir. O kötü günü bir türlü bulamamasından olsa gerek, Maria Sharapova da 2004'ten beri Serena Williams'a karşı galip gelemiyor. Peki aynı Serena'yı bugünkü Avustralya Açık finalinde Angelique Kerber'in devirmesine ne demeli?
Kerber, pek gösterişli bir oyuna sahip olmasa da geri çizgide makine gibi işleyen bir tenisçi. Bugün de Serena'nın hemen her vuruşunu geri püskürttü. Sürekli ekstra vuruşa zorladığı Birleşik Amerikalının basit hata sayısını şişirdi ve bu sayede şampiyonluğa ulaştı.
Sharapova, Kerber'inki ile kıyaslanmayacak kadar büyük bir kariyere sahip. Ancak kendisi, Serena'yı onun oynadığı tenisin daha alt bir sürümüyle yenmeye çalışıyor ve 12 senedir başarısız oluyor. Cephanesinde daha farklı silahlar bulunan Kerber ise bunları devreye sokarak Serena'yı alt edebiliyor.
Kerber'in bugünkü zaferiyle kadın tenisi yeni bir Grand Slam şampiyonu daha çıkarmış oldu. An itibarı ile WTA sıralamasında ilk 10'da yer alan oyuncuların tamamı, ilk 20'dekilerin ise 15'i en az bir defa slam finali görmüş. Bu istatistikler, Grand Slam finalistleri ve şampiyonlarının kadın tenisi özelinde eski ayrıcalıklarını yitirdiğini gösteriyor. Kerber'in tek turnuvalık kahraman olup olmadığını ise zaman gösterecek.