10 Ocak 2016

Geleceğin Yıldızı (Mı Acaba ?)

  
 Geleceğin Federer'i deniliyordu, kazanova oldu. Dimitrov'dan bahsediyorum elbette. Vaktiyle kendisinden olmayacak beklentiler içine girenler şimdilerde büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Oysa bu yanılgıya düşmemek için Bulgar tenisçininin kariyerinin ilk yıllarına yalnızca bir göz gezdirmek yeterliydi.

 Dimitrov'la ilgili "geleceğin yıldızı" temalı yorumlar, 2013 Madrid Masters'ta Djokovic'i yendiği maçla alevlenmişti. O galibiyet, belki o zamana kadar elde ettiği en büyük zaferdi fakat turun elit raketlerine karşı çıkardığı ilk başarılı maç değildi. 2009'da da henüz 17 yaşındayken Rafael Nadal'la oynadığı maçı final setine taşıdığında da Dimitrov için benzer yorumlar yapılıyordu. Peki aradan geçen dört yılda n'oldu ? Gelecekte büyük yıldız olacağı iddia edilen bir ismin dört senede katettiği mesafe hasbelkader Djokovic'i yenmesi mi ?

 Sadece aldığı birkaç maç sonucuna bakarak bir tenisçinin geleceğini tayin etmeye çalışmak düşülebilecek belki de en büyük hatadır. Bir oyuncunun geleceğiyle ilgili yorum yaparken dikkat edilmesi gereken husus o oyuncunun ne oynadığıdır, kimleri yendiği değil. Zira bir tenisçi eğer gelecekte gerçekten bir yıldıza dönüşecekse öncelikle kendisini yıldız yapacak bir oyuna sahip olmalıdır.

 İşin kötü yanı, tenisçilerin oyun stillerinin de çoğu zaman doğru değerlendirilmediğine şahit oluyoruz. Bir oyuncunun fileye sıklıkla gelmesi ya da maç içinde çeşitli vuruşlar denemesi onun teknik bir oyuncu olduğunu göstermiyor. Burada mühim olan, vuruşların kalitesidir. Bir kısa top alelade kullanıldığında değil, fileye yakın ve alçak düştüğünde iyi bir kısa toptur. Topa güçlü vurabilirsiniz fakat önemli olan vuruşun gücü kadar kullandığınız açı ve vuruşun karşı tarafta yarattığı etkidir.

 Kısacası bir tenisçinin neler yapabileceğini öngörebilmek için önce tenisin dinamiklerini iyi bilmek gerekiyor. Yoksa Grigor ya da Bouchard'da olduğu gibi yanılma payınız çok fazla.

Hiç yorum yok: