3 Nisan 2017

Taktik Maktik Yok! Bam Bam Bam!


 Bir süredir Federer'i izlerken kulaklarımda kerameti kendinden menkul imparatorumuzun bu sıralar pek moda olan vecizesi yankılanıyor. Sanki aynı diyalog, her maçtan önce antrenörü Ivan Ljubicic ile kendisi arasında da geçiyormuş gibi oynuyor kortta Ekselansları. Şimdi içinizden "İyi de Federer zaten başından beri ofansif tenisçiler sınıfındaydı." diye itiraz edenler çıkabilir ama efsanenin bu sezonki oyunu bir başka ofansif. Topları o kadar erken alıyor ki rakiplerine de sadece kendi kortlarına yağmur gibi düşen winner'ları seyretmek kalıyor.

 Fatih Terim'in "Bam bam bam" diye formülize ettiği bu stil, şu ana dek Federer'e bu yılki tüm büyük kupaları kazandırdı. Dahası, ezeli rakibi Rafael Nadal karşısında kariyerinde ilk defa üst üste dört galibiyet elde etti İsviçre çikolatası. Kimileri bu galibiyetleri salt mental açıdan okuyor ama hep dediğim gibi teniste esas olan korttaki oyundur. Mental güçse korttaki oyuna bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuçtur.

 Federer'in bu yıl tedavüle giren yeni oyun tarzı, aslında Nadal gibi oyuncuların geri çizgiye ördüğü duvarı aşabilmek için en etkili yol. Ancak şu da var ki eliniz ayağınız tutuyorken de böylesi riskli bir oyun stilini tercih etmezsiniz. Nitekim Federer de ayaklarının giderek yavaşladığı, uzun dip çizgi rallilerini kaldırmasının 2013'te de tecrübe edildiği üzere pek de mümkün olmadığı bir dönemde bu dönüşüme gitti. Şimdi de bunun semeresini Rafa'ya karşı geçmişin acısını çıkararak topluyor.

 Nadal'ın şu anki seviyesiyle Roland Garros'ta şampiyon olması beni şaşırtmaz. O turnuvaya kadar nadasa çekileceğini duyuran Ekselansları ise kendisinin de belirttiği üzere tüm gücünü Wimbledon'a saklayacak. E zaten "Bam bam bam" için de daha uygun bir yer bulunamazdı.

Hiç yorum yok: