24 Nisan 2017

Büyü Yarım Kalmasın!


 Her şerde bir hayır vardır derler. Maria Sharapova'nın son dönemde başından geçenlerin hayra yorulabilecek tek tarafıysa kortlardaki ömrünü uzatması oldu belki de. Meldonyum vakası yaşanmamış olsaydı bu yıl kariyerine nokta koyacağı bizzat menajeri tarafından açıklanan Sharapova, şimdiyse en az üç yıl daha tenis oynamanın planlarını yapıyor. Rus yıldız, Tokyo 2020'den evvel sonlandırmayı düşünmediği tenis kariyerinin son perdesini ise bu hafta Stuttgart'ta açıyor.

 Masha'nın tenis hayatı, eğer önümüzdeki üç sezon içinde önemli bir kırılma anı daha yaşanmazsa yıllar sonra üç ayrı bölüm hâlinde anlatılacaktır. Şimdiye kadar gösterime giren ilk iki bölümde, yani omuz sakatlığının öncesinde ve sonrasında oyunsal anlamda çok farklı kimliklerle karşımızdaydı Sharapova. Aslına bakarsanız çarşamba günü görücüye çıkacak serinin son filminde de yine değişik bir portre çizmesi kuvvetle muhtemel ki bunun için de ortada pek çok neden var.

 2008'de geçirdiği omuz sakatlığı, Maria'nın kişisel tarihinde çok ciddi bir dönüm noktasıydı. Çünkü o sakatlık, Rus raketin başta servisi olmak üzere pek çok silahını kullanılamaz hâle getirmişti. İyice düşen reaksiyon hızı, seri çift hata seanslarına dönüşen servis oyunları derken Masha'nın zirveye geri dönüşü bir hayli sancılı oldu ve uzun bir döneme yayıldı. Böylesi bir hengamenin içinde yitip gidebilecek oyuncu sayısının ne kadar çok olduğunu şu sıralar bizzat yaşayarak öğreniyoruz ki Maria Sharapova'nın neden diğerlerinden farklı olduğu da bu gibi örneklerle daha iyi anlaşılıyor.

 Sakatlık sonrası dönemde Sharapova için işin en ironik tarafı, ait olduğu yere kendini daha önceleri hiç de ait hissetmediği bir yerde dönmesiydi elbette. Bunun da bir numaralı sebebi yine o melun sakatlıkta gizliydi. Kendinden önceki her şeyi budayan ve yerine kendi kurallarını getiren o omuz sakatlığı, en nihayetinde Masha'yı kaçınılmaz bir değişime sürükledi. Öyle ki toprak kort artık bir buz pisti değil, savunmadaki defoları örten bir ağrı kesiciydi. Üstelik yine sakatlığın etkisiyle ultra agresif bir hücumcuya dönüşen Sharapova için riskli vuruşların kontrolü toprak zeminde daha kolaydı. İşte tüm bunlar birleşince Roland Garros, Sharapova'nın şu ana kadar en çok kazandığı Grand Slam turnuvası hâline geldi.

 Rus fenomenin çarşamba günü açacağı yeni sayfada bizi yine sürprizler bekliyor. Evvela kendini bir kez daha ispat etmek için varını yoğunu ortaya koyacaktır ki Allah rakiplerine şimdiden kolaylık versin. Fakat oyun olarak da seviye atlaması, özellikle Sven Groeneveld gibi bir ustanın elinde bir yıldan fazla bir süre sadece antrenman yapmış bir oyuncu için gayet mümkün. Zaten Groeneveld'in Sharapova üzerindeki sihirli dokunuşlarına 2015 toprak kort sezonundan yeterince aşinayız. Ancak sonrasında yaşanan türlü şanssızlıklar nedeniyle iksirin etkisi tam olarak hissedilememişti. Dileriz bundan sonra fazlasıyla hissedilir.

Hiç yorum yok: