14 Mart 2019

Taht Oyunları: Fedal vs Djokovic


 Roger Federer, Rafael Nadal ve Novak Djokovic... Kariyerlerinde toplam 52 Grand Slam zaferi bulunan bu muhteşem üçlü arasında bir süredir demeç savaşları yaşanıyor. Federer ve Nadal'ın Djokovic'e karşı birlikte saf tuttuğu tartışmanın temelinde ise ATP CEO'su Chris Kermode'un geçtiğimiz günlerde görevinden azledilmesiyle sonuçlanan süreçte yaşanan bazı olaylar yatıyor.

 Her şey, Djokovic'in başında olduğu
ATP Oyuncular Konseyi'nin Ocak ayındaki toplantısıyla başladı. ATP'nin mevcut CEO'sunun görevine devam edip etmemesi hususunda ortak bir karar alabilmek için düzenlenen toplantıda Kermode'un gitmesini isteyenler dörde karşı beş oyla üstün geldi. Bu gizli oylamanın basına sızması ise büyük bir gürültü kopardı.

 Konseyde yaşanan gelişmeler, Avustralya Açık öncesinde düzenlenen basın toplantılarında Nadal ve Federer'e soruldu. Nadal, hiçbir şeyden haberinin olmadığını söylerken kendisini bilgilendirmeyen konsey üyelerine sitem etti. İspanyol tenisçi, "Ben, onların ayağına gitmek zorunda değilim. Bilakis Djokovic ve konseydeki diğer oyuncuların bana ulaşması gerekir. Çünkü orada bunun için bulunuyorlar." ifadelerini kullandı. Federer'in açıklamaları da Nadal'ınkilere paraleldi.

 Tenisin iki büyük efsanesinin kendilerini ilgilendiren bir kararla ilgili ATP Oyuncular Konseyi tarafından bilgilendirilmemiş olması büyük bir skandal. Zira konseydeki tenisçiler, bizzat meslektaşları tarafından belli bir oyuncu grubunu temsil etmeleri için seçiliyor. Örneğin Vasek Pospisil, ATP sıralaması 51'den 100'e kadarki oyunculardan sorumlu. Nitekim kendisi, temsil ettiği tenisçilere konuyla ilgili bir e-mail göndererek görevini yerine getirmiş. Sıralamanın ilk 50'sini temsil eden konsey üyelerinin de aynı şekilde Federer ve Nadal'la iletişime geçmesi gerekirdi.

 Djokovic, gelen tepkiler üzere verdiği demeçte konseydeki oylamanın basına sızmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken Kermode hakkındaki nihai kararlarını Indian Wells'in hemen öncesine ertelediklerini ve o tarihe dek herkesle görüşebileceklerini belirtti. Ne var ki Nadal, aradan geçen zamanda kimseyi aramadı. Federer ise son anda Djokovic'le konuşmak istedi ancak Sırp tenisçiden "Vaktim yok." yanıtını aldı. En nihayetinde 7 Mart günü toplanan ATP Genel Kurulu, mevcut CEO'nun sezon sonunda görevinden ayrılmasını kararlaştırdı.

 Şimdi tenis kamuoyu şu sorunun yanıtı arıyor: Erkekler tenisinin gelmiş geçmiş en başarılı iki ismi olan Federer ve Nadal bu kadar kritik bir mevzuda nasıl adam yerine konmaz? Başka bir deyişle Djokovic ve onun başkanlığındaki konsey, görevini mi savsakladı yoksa bu ikilinin arkasından iş mi çevirdi?

8 Mart 2019

ITF'nin Yeni Düzeni: Altta Kalanın Canı Çıksın


 Uluslararası Tenis Federasyonu ITF, bu sezon kendi bünyesindeki profesyonel turnuvalarda radikal değişikliklere gitti. Bu doğrultuda kadınlar ve erkekler turundaki 15 bin dolarlık turnuvalarda sıralama puanı vermemeye başladı. Ayrıca 25 bin dolarlık erkek turnuvalarında yarı finalden önce verdiği puanları kaldırdı.

 ITF seviyesindeki kadın turnuvaları beş farklı kategoride oynanıyor. Kadın tenisçiler, 15 binlikler dışındaki kategorilerin puan değerleri korununca yapılan yeni düzenlemelerden fazla etkilenmedi. Buna karşılık ITF seviyesinde yalnızca 15 bin ve 25 binlik turnuvalarda oynayabilen erkekler tenisçiler büyük bir mağduriyet yaşadı. Aralarından aşağı yukarı 1400'ü ATP sıralamasının dışına çıktı.

 Erkek tenisçiler için 15 bin dolarlık bir turnuvada şampiyon olmak 18 ATP puanı anlamına geliyordu. Aynı başarının puan değeri artık sıfır. 25 binliklerde elde edilen şampiyonlukların puan değeri ise konaklama imkanı bulunan turnuvalarda 35'ten beşe, bulunmayanlarda 27'den üçe düşürüldü. Üstelik önümüzdeki yıldan itibaren bunlar da sıfırlanacak ve ITF turnuvalarında oynayarak ATP puanı toplamak tarihe karışacak.

 Peki ITF ve ATP turları arasındaki geçiş yeni düzende nasıl sağlanacak? Bunun için 
"ITF Dünya Sıralaması" adında yepyeni bir icat çıkarıldı. Bu sıralamada üstlerde yer alan tenisçiler, ATP Challenger turnuvalarına ana tablodan ya da elemelerden katılma şansı yakalayacak. Yeri gelmişken Challenger turnuvalarındaki eleme tablosu kontenjanının bu sene 32'den dörde düşürüldüğünü hatırlatalım.

 Özetle ATP Turu'nda yarışabilecek seviyede olmayan bir tenisçi, bundan böyle kariyerini ITF turnuvalarına hapsolmuş bir şekilde sürdürecek ve belki de ATP sıralamasına hiç giremeyecek. ITF, bu düzenlemesiyle belli bir seviyenin altındaki oyuncuların ATP Turu'ndaki pastadan pay almasını neredeyse imkansız hâle getiriyor. Yani altta kalanın canı çıksın, diyor.

6 Mart 2019

Kyrgios Renk Değil Yozlaşmadır


 Nick Kyrgios hakkında kaleme aldığım son yazının ardından tenise yıllarını vermiş bazı büyüklerimizin yorumlarını hayretle okudum. Bu adamın sonuncusu geçen hafta olmak üzere şimdiye dek imza attığı sayısız skandala en büyük tepkinin onlardan gelmesini beklerdim ama yanılmışım. Meğer Kyrgios'un bu spora renk kattığını düşünen pek çok insan varmış tenis dünyasında. Bizlerse herkesi tek tip davranmaya zorlayan elitist ve faşist kimselermişiz.

 Açıkçası bir kadın tenisçiye cinsel içerikli küfür etmenin ya da Rafael Nadal gibi örnek bir sporcu ve hayranları hakkında günlerce saygısız yorumlar yapmanın tenise nasıl bir renk kattığını anlayabilmiş değilim. Terbiyesizlik ve seviyesizlik, artık tenisi güzelleştiren unsurlar olarak görülüp kanıksanıyorsa ortada ciddi bir çürüme var demektir. 

 Tenisin kimi özellikleriyle diğer sporlardan ne kadar ayrıldığını anlatmaya lüzum yok. Bu gerçeğin idrakına varabilmek için bir tenis maçını kısa bir süre izlemek yeterli. Ancak son zamanlarda gerek tenisin küresel çaptaki yönetim organlarının izlediği politikalar gerekse de alttan gelen yozlaşmış nesil bu sporun kendine özgü kültürünü tehdit etmeye başladı. Kyrgios ve benzerleri işte bu yüzden tehlikeli.

 Rafael Nadal'ın da vurguladığı üzere Kyrgios gibi kendisine, seyircilere ve rakiplerine saygı duymayan sporcuların sayıca çoğalması tenisin kendi kendini imha etmesi demektir. Zira tenis, tıpkı boks gibi sporcuların birbirlerini en seviyesiz üsluplarla aşağıladıkları bir spor dalı değildir. Kyrgios'un "Bu ahbapla oynarken kan kokusunu alabiliyorum." şeklindeki ifadesi bir tenisçiye değil, olsa olsa bir boksöre yakışacak sözlerdir.

 Elbette tenisin gerginlik ve tartışmadan izole olduğu gibi komik bir iddiayı savunmuyoruz. Aynı şekilde tenis dışındaki sporları aşağılama çabası içinde 
de değiliz. Bilakis her spor kendi kültürüyle güzeldir. Zaten Kyrgios ile olan sorunumuz da kendisinin tenis kültürüne saldırmasından kaynaklanıyor. Yine de tenis için asıl tehdit, Kyrgios'tan ziyade bu adamı her türlü rezilliği sergilediği bir haftada Roger Federer'in 100. şampiyonluğu için hazırlanan kutlama videosunda oynatan zihniyettir.

3 Mart 2019

Yedi Bela Kyrgios ve Tenisteki Çürüme


 Tenis dünyası, son birkaç günde daha önce hiç görmediği türden bir rezalete tanıklık etti. Kortların sabıka kaydı en kabarık oyuncularından Nick Kyrgios, geçtiğimiz hafta Meksika'da düzenlenen turnuvada Rafael Nadal'ı yendiği maçın ardından edepsizlikte çığır açtı. Avustralyalı tenisçi, saygıda kusur etmemesi gereken bir efsaneye günlerce hakaret yağdırdı.

 Kyrgios, şansının da yardımıyla aldığı galibiyet sonrası Instagram hesabından yaptığı paylaşımlarda Nadal'ı kastederek "Bu ahbapla oynarken kan kokusunu alabiliyorum. Yemin ederim ki bu adamın daha çok üzülmeye ihtiyacı var." ifadelerini kullandı. Meslektaşını hilekar olarak nitelendiren bir yorumu beğenmesi de cabasıydı.

 Başıbozuk Avustralyalının terbiyesizlikleri, aklı başında olan tüm tenisseverleri kendisine düşman etti. Sırasıyla Stanislas Wawrinka, John Isner ve Alexander Zverev'den ona haddini bildirmesi beklendi ama olmadı. "Yedi Bela Hüsnü" misali hepsini haklayan Kyrgios, Isner ile oynadığı yarı final maçı sırasında "Rafa fanları neredesiniz? Indian Wells'e uçak biletlerinizi alın." diye bağırarak kudurtma konusundaki hünerlerini bir kez daha sergiledi.

 Kyrgios, aslında tam da bu çağın tenisçisi. Kendisi, rant uğruna kortları sirke çevirmek için var gücüyle çalışan tenis yöneticilerine çok yakışıyor. Tıpkı saz arkadaşları Thanasi Kokkinakis ve Bernard Tomic gibi.

 Mide bulantısından kusma safhasına henüz geçmediyseniz sizin için bir de Eugenie Bouchard seçeneğimiz var. Yukarıda saydığımız isimlerin WTA şubesi olan ve yeni neslin seks sembolü olarak gösterilen bu hanımefendiye bakarak da tenisteki çürümenin boyutlarını idrak edebilirsiniz.