Wimbledon'ın 2002 yılından bu yana uyguladığı seri başı belirleme yöntemi günlerdir yeni bir icatmış gibi hararetli bir şekilde tartışılıyor. Kopan tartışmanın nedeni, dünya 2 numarası Rafael Nadal'ın söz konusu yöntemden ötürü bu yılki Wimbledon'da 3 numaralı seri başı olarak yarışacak olması. İspanyol tenisçi, ana tabloda Novak Djokovic ve Roger Federer'den biriyle aynı yarıya düşmesini kesinleştiren bu duruma itiraz ediyor. Gelgelelim bu itirazda hiçbir haklılık payı bulunmuyor.
Her şeyden evvel Wimbledon'ın seri başlarını numaralandırırken diğer üç Grand Slam turnuvasından farklı bir yol izlemesinin gayet makul iki gerekçesi var. Bunlardan birincisi, çim kort turnuvalarının tenis takvimindeki payının sert ve toprak kort turnuvalarıyla kıyaslanmayacak kadar az olması. İkincisi ise bundan beş yıl öncesine kadar ATP 500 seviyesinde bile kendisine yer bulamayan çim zeminin dokuz Masters turnuvasının hiçbirinde tercih edilmemesi. Hâl böyleyken çim kortta düzenlenen bir Grand Slam'in kendisiyle aynı zemine sahip sınırlı sayıdaki turnuvanın önem derecesini arttırmak istemesinden daha doğal bir şey olamaz.
Nadal ve taraftarları, Wimbledon yönetiminin ATP klasmanına saygı göstermediğini öne sürüyor. Ne var ki bu yorum da gerçeği yansıtmıyor. Turnuva, iddia edildiği gibi kibirli bir yaklaşıma sahip olsaydı tenisçilerin yıl boyunca elde ettikleri puanların bir kısmı ya da tamamını göz ardı ederdi. Oysa Wimbledon, seri başlarını belirlerken yaptığı hesaplamada tenisçilerin mevcut ATP puanlarının üzerine çim kort turnuvalarından son bir yıl içinde kazandıkları puanların tamamını ve ondan önceki bir yıllık periyotta kazandıkları en yüksek puanın %75'ini ekliyor. Yani Wimbledon'ın geliştirdiği özel formülde yalnızca ATP puanları kullanılıyor.
Wimbledon'ın kadınlar turnuvasındaki seri başlarını belirlerken kullandığı sabit bir metot yok. Ancak bu durum, kadınlarda daima dünya sıralamasına sadık kaldıkları anlamına gelmiyor. Örneğin Maria Sharapova 2009'daki turnuvaya dünya 59 numarası olarak gelmiş fakat 24 numaralı seri başı olarak katılmıştı. Geçtiğimiz yılki turnuvada da dünya 183 numarası olan Serena Williams 25 numaralı seri başı olarak yarışmıştı.
Her şey bir yana, Nadal gibi büyük bir sporcunun bir Grand Slam yarı finalinde Federer veya Djokovic'le eşleşecek olmaktan dert yanması teniste hiç alışık olmadığımız türden bir mızıkçılık. Sanırım Rafa, söz konusu turlarda Mikhail Kukushkin gibi rakiplerle oynamayı düşünüyordu.

5 yorum:
hayatımda nadalcılar kadar ağlak kitle inan görmedim. bi sürü spor bir sürü lig. böylesi yok. en komiği de "esas siz öylesiniz" demeleri :))
şarapova'ya çok kızdım. yaptığı resmen sportif ahlaksızlık. sadece 5 dakika dayanıp maçı bitirebilirdi.
Katılmıyorum. Bu, çok ağır bir yorum. Kendisi de bitirmek isterdi maçı ama yapamadı. Basın toplantısında da bunu söyledi. Üçüncü sette hiçbir şey oynayamadı zaten. Acı dayanılmaz noktaya gelince bırakmak zorunda kaldı.
yapma allah aşkına.. 2-0 3-0 hatta 4-0'da çekilmek varken 5-0'ken çekilmekte en ufak iyi niyet aranmaz. sadece ayakta dur love game olsun. kayıtlara "yenildi" diye geçmemek için sportif ahlaksızlık yaptı.
Bence siz yapmayın. Sharapova kariyerindeki bir oyuncu kayıtlara geçecek 6-0'dan çekinecek öyle mi? Bu kadın, 2017 Roma'da öndeyken de maçı bıraktı. Ona ne diyeceğiz? Bir de sportif ahlaksızlık, rakibinizin sakatlıktan ötürü maçı bıraktığı bir ortamda galibiyeti dans ederek kutlamaya daha uygun bir tanımlama olur bence.
Yorum Gönder