Doping testi pozitif çıkan bir sporcu, kamuoyu tarafından anında hileci olarak damgalanır. Gelgelelim bu damgalamanın günümüz şartlarında hiçbir geçerliliği yok. Zira yasaklı maddelerin kapsamı o kadar genişledi ki sporcuların masum bir hata sonucu dopinge bulaşma ihtimalleri oldukça yükseldi. Hâl böyleyken her doping vakasını kendi özelinde değerlendirmek gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde doping nedeniyle lisansı askıya alınan Çağla Büyükakçay'ın performans artırmaya teşebbüs ettiğini düşünmüyorum. Zaten idrarında rastlanan yasaklı maddeyi doğrudan temin etmesinin mümkün olmadığı anlaşılıyor. Dolayısıyla milli tenisçimizin kendisinden kaynaklı olmayan bir nedenden ötürü yasaklı maddeyi vücuduna almış olma ihtimali çok yüksek.
Öte yandan dünya tenisini yönetenlerin doping konusundaki sicili Çağla'nınki kadar temiz değil. Nitekim tenis çevrelerinde bir vakitler "silent ban" adında yaygın bir söylenti mevcuttu. Türkçede sessiz men cezası anlamına gelen bu kavram, doping testi pozitif çıkan bir tenisçinin cezasını gizli bir şekilde çekmesine dayanıyor. Bu senaryoda kamuoyuna sakatlık süsü verildiği iddia ediliyor.
Silent ban iddialarını alevlendiren olay 2013'te yaşandı. O yılın mayıs ayında girdiği bir doping testinin pozitif çıktığını haber alan Marin Cilic, Wimbledon ikinci turunda oynayacağı maçtan dizindeki sakatlığı gerekçe göstererek çekildi ve tenise bir süre ara verdi. Ancak Hırvat medyası, Cilic'in kortlardan uzak kalmasının asıl nedenini ortaya çıkarınca eleştiri okları Uluslararası Tenis Federasyonu ITF'ye çevrildi. O dönemki yönetmelik gereği Cilic hakkındaki resmi açıklama için yasal sürecin bitmesini bekleyen ITF, daha sonrasında oyuncuya verdiği cezayı duyurdu ama Hırvat medyasındaki haberler çıkmasaydı olay halının altına süpürülür müydü sorusu akılları kurcalamaya devam etti. Vaktiyle Fransızlar da Rafael Nadal'ın sakatlık nedeniyle uzun süre kortlardan uzak kaldığı dönemde aslında doping cezası çektiğini iddia etmişti.
ITF, 2016 yılının sonlarına doğru silent ban dedikodularına son veren bir düzenleme yaptı ve doping nedeniyle lisansı geçici olarak askıya alınan tüm oyuncuları resmi sitesinden duyuracağını ilan etti. Bu düzenleme, aynı yıl içinde dopingli çıkan Maria Sharapova'nın olayı ITF'den önce kamuoyuyla paylaşmasının ve sakatlık bahanesinin arkasına saklanmayacağını söylemesinin bir sonucuydu.
Demem o ki tenis dünyası, Çağla'da yasaklı maddeye rastlandığını öğrenmemizi sağlayan şeffaflık anlayışına henüz yeni ulaştı. Bunun için de pek çok badirenin atlatılması gerekti. Ne diyelim? Darısı günlerdir sus pus olan Türkiye Tenis Federasyonu'nun başına.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder