26 Ocak 2014

Nadal Hatayı Kendisinde Aramalı

 Stan ile Rafa arasındaki final maçıyla ilgili hak edenin kazandığından başka söylenebilecek hiçbir şey yok; çünkü Nadal'ın ikinci setteki malum molası, zaten korttaki mücadelenin fazlasıyla önüne geçti. Rakibinin içinde bulunduğu durum doğal olarak Wawrinka'yı da etkileyince bir nevi danışıklı dövüş seyrettik son iki sette. O yüzden şu maç Nadal'a gitseydi hakikatten çok yazık olurdu.

 Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Açık konuşayım, Rafael Nadal'ın tenis stilini ya da sporcu karakterini beğendiğimi söyleyemem. Sevmediğim bir oyuncu hakkında da sürekli olumsuz yazılar yazıp o oyuncuya koçum, aslanım, kaplanım diyen ergen ve maço kitleyle muhatap olmak istemiyorum. Bu sebeple kendisi hakkında mümkün mertebe yazmamaya çalışıyorum. Ancak bugün seyirci tarafından yuhalanmasıyla ilgili birkaç sözüm olacak.

 Konuyla ilgili yapılan yorumların ekseriyeti, Rafa'nın çok centilmen bir tenisçi olduğu ve dolayısıyla verilen tepkinin haksız olduğu yönünde. Fakat buradaki esas meselenin centilmenlik değil, bir fair-play meselesi olduğunu hatırlatmak gerekiyor öncelikle. Nadal'ın kariyeri boyunca aldığı yenilgilerin önemli bir bölümünün yaşadığı ve yahut yaşamadığı birtakım sakatlıklarla birlikte gündeme gelmesi artık gerçekten kabak tadı vermeye başladı. Dolayısıyla gösterilen tepkiye bu açıdan yaklaşmak lazım.

 Aynı Nadal, 2010 Wimbledon'da Philipp Petzschner'e karşı oynadığı ve elenmenin kıyısından döndüğü maçın ardından yine benzer bir mola esnasında antrenörü ve aynı zamanda amcası olan Toni Nadal'dan taktik aldığı gerekçesiyle para cezasına çarptırılmamış mıydı ? Üstelik ceza alma ihtimali kendisine ilk kez sorulduğunda esip gürleyen, yaptırıma uğrayınca da "Kurallar kurallardır." demekle yetinen yine Rafa değil miydi ?

 Özetle dünya 1 numarası eğer bugün kortu dolduran seyircilere gönül koyduysa hatayı biraz da kendisinde aramalı. 20'lik dişi çıktığı için yenildiği yönünde hakkında haberler yapılan tenisçi bizzat kendisi çünkü.

Hiç yorum yok: