15 Şubat 2016
30 Ocak 2016
Kerber'de Olan, Sharapova'da Olmayan
Oyun stilleri itibarı ile birbirine çok benzeyen iki tenisçi düşünelim. Bunlardan biri, diğerinden birkaç gömlek üstün bir oyuncu olsun. Böyle bir senaryoda zayıf olan, güçlü olanı ancak kötü gününde yakalarsa yenebilir. O kötü günü bir türlü bulamamasından olsa gerek, Maria Sharapova da 2004'ten beri Serena Williams'a karşı galip gelemiyor. Peki aynı Serena'yı bugünkü Avustralya Açık finalinde Angelique Kerber'in devirmesine ne demeli?
Kerber, pek gösterişli bir oyuna sahip olmasa da geri çizgide makine gibi işleyen bir tenisçi. Bugün de Serena'nın hemen her vuruşunu geri püskürttü. Sürekli ekstra vuruşa zorladığı Birleşik Amerikalının basit hata sayısını şişirdi ve bu sayede şampiyonluğa ulaştı.
Sharapova, Kerber'inki ile kıyaslanmayacak kadar büyük bir kariyere sahip. Ancak kendisi, Serena'yı onun oynadığı tenisin daha alt bir sürümüyle yenmeye çalışıyor ve 12 senedir başarısız oluyor. Cephanesinde daha farklı silahlar bulunan Kerber ise bunları devreye sokarak Serena'yı alt edebiliyor.
Kerber'in bugünkü zaferiyle kadın tenisi yeni bir Grand Slam şampiyonu daha çıkarmış oldu. An itibarı ile WTA sıralamasında ilk 10'da yer alan oyuncuların tamamı, ilk 20'dekilerin ise 15'i en az bir defa slam finali görmüş. Bu istatistikler, Grand Slam finalistleri ve şampiyonlarının kadın tenisi özelinde eski ayrıcalıklarını yitirdiğini gösteriyor. Kerber'in tek turnuvalık kahraman olup olmadığını ise zaman gösterecek.
10 Ocak 2016
Grigor Dimitrov'da Yanıldınız Çünkü...
Geleceğin Roger Federer'i deniliyordu, erkekler tenisinin yeni kazanovası oldu. Evet, Grigor Dimitrov'dan bahsediyorum. Vaktiyle kendisinden olmayacak beklentiler içine girenler şimdilerde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Oysa bu duruma düşmemek için Bulgar tenisçinin kariyerinin ilk yıllarına göz atmak yeterliydi.
Dimitrov hakkındaki "geleceğin yıldızı" temalı yorumlar, 2013 yılındaki Madrid Masters'ta Novak Djokovic'i yendiği maçın ardından yüksek sesle dillendirilmeye başladı. O galibiyet, kariyerinin o zamana kadarki en büyük zaferi olsa da elit tenisçiler karşısındaki ilk başarısı değildi. Nitekim 2009'da henüz 17 yaşındayken Rafael Nadal'ı final setine zorladığında da kendisinden geleceği yıldızı olarak bahsediliyordu. Ne var ki Bulgar raket, bu sıfatı hiç hak etmediğini iki karşılaşma arasındaki dört yıllık süre içerisinde kayda değer hiçbir netice alamayarak göstermişti.
Birkaç maç veya turnuvada sergilenen parlak performans üzerinden bir tenisçinin geleceğine dair projeksiyon çizmek tenis kamuoyunun sıklıkla düştüğü bir hata. Halbuki bu tip öngörülerde en önemli kriter, söz konusu oyuncunun kimleri yendiği ya da hangi turnuvayı kazandığı değil, nasıl bir tenis oynadığı olmalıdır.
İşin kötü yanı şu ki tenisçilerin yetenek repertuvarı da çoğu zaman hatalı bir şekilde değerlendiriliyor. Örneğin bir oyuncunun fileye sıklıkla gelmesi ya da maç içinde farklı vuruşlar denemesi onun teknik kapasitesinin yüksek olduğunu göstermez. Burada mühim olan, yapılan vuruşların kalitesidir. Bir kısa top alelade kullanıldığında değil, filenin dibine düşüp alçak sektiğinde işlevseldir. Aynı şekilde rakibin rahatlıkla passing-shot üretebilmesine imkan sunan bir volenin de hiçbir kıymeti yoktur.
Velhasıl, bir tenisçinin gelecekte neler yapabileceğini öngörebilmek için önce tenisin dinamiklerini iyi bilmek gerekiyor. Yoksa Dimitrov ya da onun WTA şubesi olan Eugenie Bouchard'da olduğu gibi yanılma ihtimaliniz çok fazla.
6 Ocak 2016
Federer Yeniden İstanbul'a Gelir Mi?
We Love Tennis adlı Fransız tenis portalı, Roger Federer'in bu yıl da İstanbul Açık'a katılacağına dair bir iddia ortaya attı. Bu gelişme, bir süredir İsviçreli tenisçiyi yeniden izlemenin hayaliyle yaşayan Türk tenisseverlerde büyük bir heyecan yarattı. Ancak efsanevi raketin İstanbul'a bir kez daha gelişine engel teşkil eden önemli bir detay var.
Federer'in geçtiğimiz sezonun başında açıkladığı turnuva programında 250 puan değerinde yalnızca bir turnuva bulunuyordu. Bu da aynı seviyedeki İstanbul Açık'ı takvimine dahil etmesine olanak tanıyordu. Çünkü ATP, klasman puanlarını hesaplarken 250'lik turnuvalardaki en iyi iki sonucu dikkate alıyor. Gelgelelim İsviçreli yıldız, bu sezon için halihazırda iki adet 250 puanlık turnuvaya kaydını yaptırmış durumda. Kurallar, üçüncü bir 250'liğe katılmasını yasaklamıyor fakat bu durumda turnuvalardan biri puan açısından boşa oynanmış oluyor. Federer gibi elit oyuncular da bundan ötürü formsuzluktan muzdarip olmadıkları sürece ikiden fazla 250'lik turnuva oynamıyor.
Şahsen Federer'in İstanbul Açık'a geçen yılki katılımını bir hayli yadırgamıştım. Onun seviyesindeki bir oyuncunun normal şartlarda Madrid Masters'tan bir hafta önce herhangi bir turnuvada yarışmaması gerektiğini düşünüyordum. Ancak gerek paranın cazibesi gerekse de toprak zeminde eskisi kadar rekabetçi olmayışı, kendisini dünya gözüyle seyretmemizi sağlamıştı.
Son tahlilde Ekselansları'nın bu yıl İstanbul'a gelmesi pek mümkün görünmüyor. Yine de imkansız diye bir şey yok. Zira kendisi, son dönemde aldığı kararlarla bizi pek çok kez şaşırttı.
27 Aralık 2015
Ne Saçmalıyorsun Boris Becker?
Tenis oynadığı dönemde de şimdiki gibiydi Boris Becker. Ezeli rakibi Stefan Edberg basına asla malzeme vermezken kendisi, neredeyse her hafta bir başka skandalla gazetelerin manşetlerini süslüyordu. Bilhassa aşk hayatıyla paparazilerin gözdesi olan Alman efsane, tenisi bıraktıktan sonra durulur gibi olmuştu. En azından Novak Djokovic'in antrenörü olana kadar durum böyleydi. Şimdilerde ise reyting yapmaya kaldığı yerden devam ediyor. Fakat bu defa özel hayatıyla değil, her defasında maksadını daha çok aşan sözleriyle.
Eski Alman tenisçinin yumurtladığı son zırva, Roger Federer'in daha çok para kazanmak için duygularını sakladığına yönelik beyanı oldu. Aslında bu, Becker'in Federer ile ilgili ilk çıkışı değil. Nitekim geçmişte de Federer'in göründüğü gibi centilmen biri olmadığını söylemişti. Ancak bu son yorumu, kale alınmayacak kadar gülünç.
Madem duygularını gizleyenler daha çok para kazanıyor -ki Becker'in kurduğu cümleden bu anlaşılıyor- o hâlde kortta duygularını en çok açığa vuran isimlerden biri olan Maria Sharapova neden dünyanın en çok kazanan kadın sporcusu? Bu soruya verecek cevabı nedir acaba Becker üstadın?
Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Fakat bazıları, nedense bunu bir türlü kabul edemiyor. İnsanların bir kısmı duygularını içinde yaşamayı tercih eder, bir kısmı da olduğu gibi dışa yansıtır. Bu, kişinin yapısıyla ilgilidir. Bir tenisçiyi karakteri üzerinden eleştirecekseniz ölçütünüz dürüstlük ve sportmenlik olmalı. Yoksa Becker gibi kendinize güldürürsünüz.
23 Kasım 2015
Djokovic'e Övgü, Federer'e Saygı
Novak Djokovic'in 2015'teki performansını kelimelerle ifade edebilmek çok güç. Aynı yıl içerisinde dört Grand Slam'de üçünü, dokuz Masters turnuvasının altısını ve son olarak da ATP Finalleri'nde kazanmış bir oyuncu için ne söyleyebiliriz ki? Hiç kuşkusuz erkekler tenis tarihinin en iyi sezon performansına imza attı Sırp tenisçi.
Djokovic, kendisi adına rüya gibi geçen sezonun kapanışını dün ATP Finalleri'nde Roger Federer'i yenerek yaptı. Aslında maçın üç set üzerinden ve kapalı sert kortta oynanması İsviçreli adına galibiyet ümitlerini artırıyordu. Fakat Ekselansları, gerçek seviyesinin uzağında kalınca grup aşamasında yendiği rakibine finalde boyun eğmekten kurtulamadı. Djokovic'in ikinci servislerinden %84 oranında puan çıkarması dev randevuyu tek başına özetliyor. Federer'in bu kadar kötü bir return performansıyla rakibini yenmesine imkan yoktu.
Her büyük dominasyonda olduğu gibi burada da akılları kurcalayan tek bir soru var: Acaba Djokovic mi çok iyiydi, yoksa rakipleri mi çok kötüydü? Bu soruda ikinci şıkkı işaretleyip Sırp raketin başarısını değersizleştirmek doğru bir tutum olmaz. Zira rakiplerinin kötü görünmesinin bir sebebi de kendisinin üstün performansı. Fakat Federer'in ilerleyen yaşıyla birlikte Rafael Nadal'daki serbest düşüşün Sırp raketi zirvede yalnız bıraktığı da bir gerçek. Bu noktada bir kıyaslama yapacak olursak Djokovic'in 2011'deki oyun seviyesinin bu yılkinden daha yüksek olduğunu düşünüyorum.
Dün kötü bir maç çıkarmış olsa da Federer'in ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu bu yıl bir kez daha anladık. Zira Djokovic ATP Turu'nun üstünden dozerle geçerken bu yıkıma tek direniş kendisinden geldi. 34 yaşını deviren İsviçreli efsane, rakibine bu sezonki altı yenilgisinin üçünü tattırdı.
23 Ekim 2015
Nadal'ın Adını Koyamadığı Problemi
Rafael Nadal, kendi standartlarının bir hayli altında kaldığı bir sezonu geride bırakıyor. İspanyol tenisçinin böylesi bir dönemde basın toplantılarında yaptığı açıklamalar da bir hayli tuhaf. Kendisi, "Bu yılki olanlar benim hatam." diyor ama hatasının ne olduğunu söylemiyor, problemin adını bir türlü koyamıyor. Oysa herkesin merak ettiği şey tam da bu. Acaba Nadal'da geçici bir form düşüklüğü mü, yoksa kalıcı bir gerileme mi söz konusu?
Nadal'ın bu yıl Grand Slam'lerde aldığı sonuçlara baktığımızda iki çeyrek final, bir ikinci tur ve bir de üçüncü tur görüyoruz. Elinde avucunda düşük profilli turnuvalarda elde ettiği üç şampiyonluk bulunuyor İspanyol'un. Görünürde herhangi bir sakatlığı yokken sezon geneline yayılan bu kötü performans, akıllara oyun seviyesindeki bir gerilemeyi getiriyor. Bu sezonki anormal basit hataları ve miss-hit'leri de bu ihtimali kuvvetlendiriyor.
Mevzubahis Federer-Nadal rekabeti olduğunda pek çok kişinin üzerinde birleştiği yorumlardan biri de Nadal'ın kariyerinin Federer'inki kadar uzun ömürlü olmayacağı şeklindeydi. Buna sebep olarak İspanyol tenisçinin büyük oranda fiziksel güce dayanan oyun tarzı gösterilirdi. İşte o fiziksel güç, bu yıl çok ciddi tükeniş emareleri gösterdi. Öyle ki daha düne kadar fileye çıkan her rakibine passing shot'lar yağdıran Nadal, bu yıl Fabio Fognini gibi son derece savruk bir oyuncuya toplamda üç kez yenildi. Üstelik son yenilgisinde iki set öndeydi.
Bundan iki yıl önce de Federer, tıpkı bu yıl Nadal'ın başına geldiği gibi kariyerinin en kötü sezonlarından birini çıkarmıştı. Ancak İsviçreli, hem raketini hem de oyununu yaşına uygun bir şekilde güncelleyerek yoluna devam etti ve üç Grand Slam finali daha gördü. Oysa Nadal'ın yetenek repertuvarı takdir edersiniz ki puanları kısa tutacak bir oyuna hiç müsait değil.
Nadal gibi büyük sporcuların geleceğiyle ilgili menfi konuşmaktan her daim kaçınmak gerekir. Ancak sorun gerçekten yukarıda bahsettiğimiz gibiyse "Toprağın Ağası"ndan geçmişteki gibi şaşaalı zaferler beklemek pek akıl kârı olmayacak.
21 Eylül 2015
Sıra Dışı Bir Tenis Hikayesi
Bugün Tennis World USA isimli internet sitesine düşen bir haber...
Jesus Aparicio, İspanya'da yaşayan bir Roger Federer hayranı. 18. yaşını kutladığı gün arkadaşlarıyla bindiği arabada trafik kazası geçiriyor ve komaya giriyor. 11 yıl sonra beklenmedik bir şekilde şuuru yerine geliyor. Memleketinde ve dünyada ne olup bittiğine dair bilgiler aldıktan sonra hastanedekilere Federer'i soruyor. Emekli olduğunu düşündüğü İsviçrelinin hâlâ oynadığını ve dünya 2 numarası olduğunu öğrendiğinde ise büyük bir şok geçiriyor, hatta kendisiyle dalga geçtiklerini zannediyor.
Federer ile Djokovic arasındaki son Amerika Açık finalini izleyen Jesus sevdiği oyuncunun kaybetmiş olmasına rağmen mutlu. Zira Federer'i canlı izleyerek en büyük hayalini gerçekleştirmesi hâlâ mümkün.
13 Eylül 2015
WTA Turu Ya Da Yolgeçen Hanı
Kötü değil, çok kötü bir maçtı dün geceki Amerika Açık tek kadınlar finali. Uzun uzun bunun nedenlerini anlatmaya gerek yok. Zira finalin kaybedeni Roberta Vinci'nin backhand vuramıyor oluşu maçın kalitesi hakkında yeterince fikir veriyor.
Dün geceki mücadelenin final olduğunu bilmeyen biri, Amerika Açık'ın yeni başladığını ve henüz ilk turların oynandığını düşünebilirdi. Hiç abartmadan söylüyorum, Amerika Açık'ta elemelerde mücadele etmiş fakat ana tabloya kalamamış iki oyuncuyu getirip finalde karşılaştırsaydık emin olun dün gecekinden daha kötü bir maç çıkarmazlardı.
Söz yine dönüp dolaşıp kadınlar tenisinin içinde bulunduğu dramatik duruma geliyor. Son yıllarda Grand Slam finali oynayan oyuncu sayısında yaşanan enflasyon, WTA'nın ağlanacak hâlinin istatistiksel bir tezahürü. Peki bu durumun sebebi ne? Roberta Vinci, Sara Errani, Eugenie Bouchard ve Lucie Safarova gibi isimler nasıl oluyor da Grand Slam finali oynayabiliyor?
Öncelikle kadın tenisinin erkek tenisine oranla sürprizlere her zaman daha açık olduğunu hatırlatmakta fayda var. Kaldı ki WTA Turu'nun mevcut durumunu istisnai bir oyuncu grubuna sahip olan şu anki ATP Turu'yla kıyaslamak da büyük bir haksızlık olur. Dolayısıyla kadınlar tenisini kendi içinde değerlendirmek lazım.
Çok değil, 10 sene öncesine dek hepsi birbirinden kaliteli birçok oyuncuyu bünyesinde barındıran bir organizasyondu WTA. Serena Williams, Venus Williams, Justine Henin, Kim Clijsters, Maria Sharapova, Lindsay Davenport, Amelie Mauresmo ve Martina Hingis bir çırpıda sayabileceğimiz isimler. Peki şimdi bu kalibrede kaç isimden bahsedebiliriz WTA'da? Ben söyleyeyim, üçü geçmez.
Oyuncu kalitesinin son derece yüksek olduğu yıllarda bile sürpriz Grand Slam şampiyonları çıkabiliyordu kadınlarda. Örneğin Anastasia Myskina gibi bir isim Roland Garros'u kazanabiliyordu. Fakat şimdi deyim yerindeyse önüne gelenin Grand Slam finali oynadığı veya kazandığı bir tablo söz konusu. Çünkü onlara bu izni vermemesi gereken oyuncu sayısı çok az.
Son tahlilde kadınlar tenisinin kurtuluş reçetesi kendi bünyesinden çıkaracağı yıldızlardır. Bu, hem kaliteyi arttıracak hem de yok olan hiyerarşiyi geri getirecektir.
31 Ağustos 2015
Sharapova 2015'te Olduramadı
Maria Sharapova'nın şu ana kadarki kariyer yolculuğunda çok ilginç bir detay var. Rus tenisçi, bugüne kadarki beş Grand Slam şampiyonluğunun tamamını çift sayılı yıllarda elde etmiş. Tesadüf bu ya, tek sayılı yılların laneti 2015'te de sürdü. İlk tur maçına saatler kala Amerika Açık'tan çekildiğini açıklayan Sharapova, böylece bir sezonu daha slam şampiyonluğu kazanamadan geçirmiş oldu.
Sharapova'yı bu yıl Avustralya Açık'tan sonra neredeyse hiç tam randımanlı izleyemedik. Sezona Brisbane şampiyonluğu ve Avustralya Açık finaliyle başlayan yıldız isim, 2015'teki en iyi tenisini de bu dönemde oynadı. Indian Wells ve Miami'den yalnızca iki galibiyet çıkarabilen Rus tenisçi, formsuzluğunun üstüne birtakım şanssızlıklar da eklenince en iddialı olduğu zemin olan toprakta da ihya olamadı.
Üç yıldır şampiyonluğu kimselere bırakmadığı Stuttgart'ta daha ilk turda Angelique Kerber gibi sert bir rakiple eşleşmesi zaten fazla sayıda maç eksiği olan Masha için ciddi bir talihsizlikti. Her şeye rağmen toprak sezonunun sonlarına doğru açılan ve Roma Açık'ı kazanan Sharapova, tam ritmini bulmuş gibiyken bu sefer de gribe yakalanınca son şampiyon olarak geldiği Roland Garros'ta ancak dördüncü tura kadar ilerleyebildi.
Sharapova, bu yıl birkaç turnuva haricinde kendisinden görmeye alışık olduğumuz oyununu bir türlü korta yansıtamadı. Bu durumun en çarpıcı tezahürü ise Wimbledon'daki macerasıydı. Kendi stilinin tamamen dışında, oldukça pasif bir tenis oynayan Masha'nın yarı finale kadar ilerlemesi, iki numaralı seri başı olmasının getirdiği kura avantajı sayesindeydi.
Sharapova'yı bu yıl Avustralya Açık'tan sonra neredeyse hiç tam randımanlı izleyemedik. Sezona Brisbane şampiyonluğu ve Avustralya Açık finaliyle başlayan yıldız isim, 2015'teki en iyi tenisini de bu dönemde oynadı. Indian Wells ve Miami'den yalnızca iki galibiyet çıkarabilen Rus tenisçi, formsuzluğunun üstüne birtakım şanssızlıklar da eklenince en iddialı olduğu zemin olan toprakta da ihya olamadı.
Üç yıldır şampiyonluğu kimselere bırakmadığı Stuttgart'ta daha ilk turda Angelique Kerber gibi sert bir rakiple eşleşmesi zaten fazla sayıda maç eksiği olan Masha için ciddi bir talihsizlikti. Her şeye rağmen toprak sezonunun sonlarına doğru açılan ve Roma Açık'ı kazanan Sharapova, tam ritmini bulmuş gibiyken bu sefer de gribe yakalanınca son şampiyon olarak geldiği Roland Garros'ta ancak dördüncü tura kadar ilerleyebildi.
Sharapova, bu yıl birkaç turnuva haricinde kendisinden görmeye alışık olduğumuz oyununu bir türlü korta yansıtamadı. Bu durumun en çarpıcı tezahürü ise Wimbledon'daki macerasıydı. Kendi stilinin tamamen dışında, oldukça pasif bir tenis oynayan Masha'nın yarı finale kadar ilerlemesi, iki numaralı seri başı olmasının getirdiği kura avantajı sayesindeydi.
Kahramanımızın 2015'in kalan kısmında neler yapacağını hep birlikte göreceğiz. Bana sorarsanız Sharapova'nın bu dönemdeki asıl hedefi, oynayacağı turnuvalarla eski oyun seviyesini yakalamak ve 2016'ya pozitif bir ivme taşımak olmalıdır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
























