7 Temmuz 2017

Alın Size Bernard Tomic!


 Tenisin en prestijli turnuvası olan Wimbledon'ın devam ettiği şu günlerde gündemde yine tenisin haşarı çocuğu Bernard Tomic var. Vatandaşı Nick Kyrgios ile birlikte tenisin başına gelmiş en büyük belalardan biri olan bu post ergen arkadaş, Mischa Zverev'e set alamadan yenildiği ilk tur maçının ardından düzenlediği basın toplantısında malumun ilamı niteliğinde birtakım itiraflarda bulundu.

 Özetle laf olsun diye tenis oynadığını dile getiren Tomic, bununla birlikte hiçbir rahatsızlığı olmamasına rağmen sadece rakibinin ritmini bozmak için sağlık molası aldığını söyleyince turnuva yetkilileri tarafından ciddi bir para cezasına çarptırıldı. Hile yaptığını alenen beyan eden Tomic'in bu açıklamaları, raket sponsoru olan Head'in de haklı olarak kendisiyle yollarını ayırmasına sebebiyet verdi. Yani anlayacağınız, bizim Avustralyalı bir kez daha çenesinin kurbanı oldu!

 Tabii Tomic'in "Tenisi yalnızca para için oynuyorum." şeklindeki beyanatı, insanın aklına ister istemez bu arıza çocuğu birkaç yıl evvel 750 bin dolar karşılığında Türk vatandaşlığına geçirmeye çalışan aklıevvelleri getiriyor. Sahi tenis dünyasını göz ucuyla takip edenleri bile vaktiyle gülmekten yerlere yatıran bu aymazlar, Tomic'in şu sözlerinin üstüne ne düşünmüşlerdir acaba? Hoş, sokağa atmayı planladıkları para kendilerinin değil, memleketin parası olduğundan pek utandıklarını da zannetmiyorum.

 Bizimkiler kendi ikballeri uğruna devletin paralarını hunharca harcayıp sporcu devşirmekle meşgulken işini ahlakıyla yapan ülkeler o paraları altyapıya harcıyor. Örneğin nüfusu Türkiye'yle denk olan Almanya'da 9 bin kulüp, 47 bin tenis kortu ve 5 milyon 900 bin aktif tenisçi bulunuyor. Bizdeki aktif sporcu sayısıysa GSM verilerine göre 5 milyon 138 bin. Yani adamların aktif tenisçi sayısı, bizdeki aktif sporcu sayısını geçmiş durumda! Tüm bu başıbozukluğun içindeyse olan, yalnızca bu ülkenin gençliğine oluyor.