Her şey, Djokovic'in başında olduğu ATP Oyuncular Konseyi'nin Ocak ayındaki toplantısıyla başladı. ATP'nin mevcut CEO'sunun görevine devam edip etmemesi hususunda ortak bir karar alabilmek için düzenlenen toplantıda Kermode'un gitmesini isteyenler dörde karşı beş oyla üstün geldi. Bu gizli oylamanın basına sızması ise büyük bir gürültü kopardı.
Konseyde yaşanan gelişmeler, Avustralya Açık öncesinde düzenlenen basın toplantılarında Nadal ve Federer'e soruldu. Nadal, hiçbir şeyden haberinin olmadığını söylerken kendisini bilgilendirmeyen konsey üyelerine sitem etti. İspanyol tenisçi, "Ben, onların ayağına gitmek zorunda değilim. Bilakis Djokovic ve konseydeki diğer oyuncuların bana ulaşması gerekir. Çünkü orada bunun için bulunuyorlar." ifadelerini kullandı. Federer'in açıklamaları da Nadal'ınkilere paraleldi.
Djokovic, gelen tepkiler üzere verdiği demeçte konseydeki oylamanın basına sızmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken Kermode hakkındaki nihai kararlarını Indian Wells'in hemen öncesine ertelediklerini ve o tarihe dek herkesle görüşebileceklerini belirtti. Ne var ki Nadal, aradan geçen zamanda kimseyi aramadı. Federer ise son anda Djokovic'le konuşmak istedi ancak Sırp tenisçiden "Vaktim yok." yanıtını aldı. En nihayetinde 7 Mart günü toplanan ATP Genel Kurulu, mevcut CEO'nun sezon sonunda görevinden ayrılmasını kararlaştırdı.
Şimdi tenis kamuoyu şu sorunun yanıtı arıyor: Erkekler tenisinin gelmiş geçmiş en başarılı iki ismi olan Federer ve Nadal bu kadar kritik bir mevzuda nasıl adam yerine konmaz? Başka bir deyişle Djokovic ve onun başkanlığındaki konsey, görevini mi savsakladı yoksa bu ikilinin arkasından iş mi çevirdi?










