Açıkçası bir kadın tenisçiye cinsel içerikli küfür etmenin ya da Rafael Nadal gibi örnek bir sporcu ve hayranları hakkında günlerce saygısız yorumlar yapmanın tenise nasıl bir renk kattığını anlayabilmiş değilim. Terbiyesizlik ve seviyesizlik, artık tenisi güzelleştiren unsurlar olarak görülüp kanıksanıyorsa ortada ciddi bir çürüme var demektir.
Tenisin kimi özellikleriyle diğer sporlardan ne kadar ayrıldığını anlatmaya lüzum yok. Bu gerçeğin idrakına varabilmek için bir tenis maçını kısa bir süre izlemek yeterli. Ancak son zamanlarda gerek tenisin küresel çaptaki yönetim organlarının izlediği politikalar gerekse de alttan gelen yozlaşmış nesil bu sporun kendine özgü kültürünü tehdit etmeye başladı. Kyrgios ve benzerleri işte bu yüzden tehlikeli.
Rafael Nadal'ın da vurguladığı üzere Kyrgios gibi kendisine, seyircilere ve rakiplerine saygı duymayan sporcuların sayıca çoğalması tenisin kendi kendini imha etmesi demektir. Zira tenis, tıpkı boks gibi sporcuların birbirlerini en seviyesiz üsluplarla aşağıladıkları bir spor dalı değildir. Kyrgios'un "Bu ahbapla oynarken kan kokusunu alabiliyorum." şeklindeki ifadesi bir tenisçiye değil, olsa olsa bir boksöre yakışacak sözlerdir.
Elbette tenisin gerginlik ve tartışmadan izole olduğu gibi komik bir iddiayı savunmuyoruz. Aynı şekilde tenis dışındaki sporları aşağılama çabası içinde de değiliz. Bilakis her spor kendi kültürüyle güzeldir. Zaten Kyrgios ile olan sorunumuz da kendisinin tenis kültürüne saldırmasından kaynaklanıyor. Yine de tenis için asıl tehdit, Kyrgios'tan ziyade bu adamı her türlü rezilliği sergilediği bir haftada Roger Federer'in 100. şampiyonluğu için hazırlanan kutlama videosunda oynatan zihniyettir.











